Peki Aşk Niçin ?

  • Kullanıcı iFt
  • Başlangıç tarihi Başlangıç tarihi
  • - Forum Meydanı
Konu sahibi son olarak 887 gün önce görüldü
Durum
Üzgünüz bu konu cevaplar için kapatılmıştır...
İnsanlardan bazıları Allah’tan başkasını Allah’a denk tanrılar edinir de onları Allah’ı sever gibi severler.” (Bakara sûresi, 165’ten…)


Bazen diyorum ki, kendime; insanın kalbine bu aşk, Allah ile diğerlerini/masivasını ayırabilmesi için verilmiş. Yani bir ayıraç gibi aşk. Bir turnusol kağıdı adeta. Hangi nesneyi severseniz sevin Allah’tan gayrı, aşk ile tarttığınızda hep yükü hafif geliyor. Allah’ın o olmadığını ve O’ndan gayrısının da Allah olamayacağını anlıyorsunuz.


Nasıl tarif etsem size? Aşkta öyle bir açlık var ki, Allah’tan gayrısıyla doyabilecek gibi değil. Bir beşeri sevmek mi? Belki sadece yol yordam öğrenme o. Kalbin çalıştığını farketme. Onda kalmak ise takılmaların en kötüsü. Belki takılmak da değil yalnız, düşmek… Düpedüz düşmek. Aşkta takılmak diye birşey yok. Ya çıkıyorsun ya düşüyorsun. Ârâf’ı yok. Âraf’ta olduğunu düşünenler, aslında düşenlerdir.


Neyi seversen sev. Aslında sen, onu, mükemmel bulduğun için yapıyorsun bunu. Yoksa da tahayyül ediyor, düşlüyorsun. Fakat mahlûkatta mükemmellik nerede var? Hangimizde olabilir? Neyin üzerine birazcık eğilsen üstüne kusuru bulaşıyor. Neye çok yaklaşsan aslında uzaklaşıyorsun. Çünkü yaklaştıkça ona, aslında ondan uzaklaşmak için nedenlerin artıyor. Kusur, insanın imzası ve mirası. Onsuz var olamıyor. Hal böyleyken, insan böylesine kusurluyken, bir kusursuzu sevmeye yönelik verilmiş şu açlık, yani aşk, nasıl bir beşerde tatmin olabilir? Yalnız bundan anlamaz mısın ki, aşk bir ayıraçtır aslında. Masivasını, Allah’tan ayırır. Sana da—eğer uyanık olursan—ayırttırır.


Mesela âşık ister ki, maşuk her daim cevap versin iltifatlarına. Gözü hep onda olsun ve belki ondan başkasında olmasın. Bir insan taşıyabilir mi bu yükü Allah aşkına? Hangi insan tüm vaktini, bir diğerine, bir diğerinin kalbine yönelik yaşabilir? Hangi aciz beşer, maşukunun her iltifat ettiği anda ona istediği şekilde cevap verebilir? Aşk hep karşılık ister. İnsanda var mı böyle bir özellik? Yok! Ki bu yüzden âşıkların yüzde doksandokuzu şu beşeri aşklardan şikayet ediyorlar. Tatmin olmayan hislerinin açlığını çekiyorlar. Ya anlamıyorlar yahut anlaşılmıyorlar. İkisinden birisinden hep şekva ediyorlar.
Bazı oluyor, bir ömrünü adadığın insan sana ihanet ediyor. Bazı oluyor, sana bir ömrünü adayana sen gamsızca ihanet ediyorsun. Hainlik senin kem bir meziyetin. Onunla yaşıyorsun. Böyle bir kem meziyet saklanırken sinende, sen nasıl kendini aşka layık görüyor ve dahi kendindeki aşkın muhatabı olarak kendin gibileri seçiyorsun? Bu yollu her çaban, bir tatlı sarhoşluğun ardından, sert bir uyanışla neticeleniyor. Tekrar be tekrar tokatını da yiyorsun. Kalp Allah’ı arıyor, sen tecellisiyle avunuyorsun. Tecelliler nankör değil senin gibi. Seni tokatlıyor.


Boşa dememiş Derviş Yunus; “Aşkın pazarında canlar satılır. Satarım canımı, alan bulunmaz!” diye. Senin bu aşkın pazarında sattığın canın fiyatını ancak Allah verir. Eğer canının kıymetini, gerçek kıymetini bilir isen. Odur ki, her dua ettiğinde varlığını sana hissettirir. Odur ki, ne kadar çok seversen sev, o sevgiyi hakeder ve zaten etmiştir. Odur ki, ettiğin iltifatların altında ezilmez, hatta hepsinin üstünde tasvir edemediğin bir hüsnün kokusunu/haberini verir.
Yani neye baksan, ne etsen—sendeki şu acelecilik, şu suretperestlik bir kenarda kalır ise—aşkının muhatabı Allah’tır. Ki hüsnünün sonuna varılmayan, hep gidilen yol, bitmeyen serüven, Allah’tır. Onun tefekküründen çıkan marifetullahtır. Ne işin var yaşlanan, yaşadıkça güzelliği kaybeden, bilindikçe silinen, yaklaşıldıkça kaçılan mahlûkatın arasında? Boşver bunları. Kalbini yapman çok zor, anlarım. Ama bari fikrinin yüzünü Allah’a çevir. Kimbilir, belki arkadaşları da onun yolundan giderler. Tefekkür bir davettir. Bakarsın ardından aşk da gelir.
 
Durum
Üzgünüz bu konu cevaplar için kapatılmıştır...
Geri