Pedofili

J
  • Kullanıcı Jigsaw
  • Başlangıç tarihi Başlangıç tarihi
  • - Forumsal Sözlük
*Yaşını başını almış bir insanın çocukları cinsel obje olarak görmesi/ çocuklardan cinsel haz alması.

Bkz. *Çocuklarda kapansın
*Çocuklar bayramda el öpmesin,çocuklara bayramda sarılmayın.

Diyen zat-ı muhteremlerin sahip olduğunu düşündüğüm durum.
 
memleketimizde bolca bulunan subyanci kartlasmis amcalarin tipta ki adi.
 
"Kadınlarınızdan âdetten kesilmiş olanlarla, henüz âdet görmeyenler hususunda tereddüt ederseniz, onların bekleme süresi üç aydır. Hamile olanların bekleme süresi ise, doğum yapmalarıyla sona erer. Kim Allah'a karşı gelmekten sakınırsa, Allah ona işinde bir kolaylık verir."
Kur'an, 65:4

Bu başlık altında yukarıdaki ayetin çözümlemesi yapılabilir. Öncelikle iddet kavramını açıklayalım:

İddet/İddet Süresi: İslam inancında bir kadının boşanma ya da ölüm nedeniyle kocasından ayrılmasından sonra yeniden evlenebilmesi için geçmesi gereken zamana denir. Bu süre kadının hamile olup, olmadığının anlaşılması için boşanma sonrası üç âdet döneminin geçmesini kapsar.

Ayette, "henüz âdet görmeyenler" kelimesi buluğ çağına ermemiş kadınları ifade etmektedir; devamında ise bu kapsamda değerlendirilebilecek birinden boşanıldığı takdirde iddet süresinin üç ay olduğundan bahsedilmiştir. Dolayısıyla buluğ çağına ermemiş biriyle evlenmek, cinsel ilişkiye girmek Kur'an tarafından meşru kılınmıştır.

"Ey iman edenler! Mü'min kadınları nikahlayıp, sonra onlara dokunmadan (cinsel ilişkide bulunmadan) kendilerini boşadığınızda, onlar üzerinde sizin sayacağınız bir iddet hakkınız yoktur. Bu durumda onlara mut'a verin ve kendilerini güzel bir şekilde bırakın."
Kur’an, 33:49

"Evlenme edimi, evlat edinme yahut koruma maksadıyla yapılmıştır" argümanına karşı, bu ayette bahsedilen "evlendikten sonra hiç cinsel ilişkide bulunulmayan eşten boşanıldığı takdirde, iddet süresinin geçerli olmayacağı" vurgusu ile yine bir önceki ayetteki üç aylık süre kıyaslandığında, yine İslam'ın pedofiliyi caiz olarak gördüğü sonucu pekiştirilebilir.
 
Evvela, “Yetimleri evlenme/erginlik çağına varıncaya kadar gözetip deneyin. Akılca olgunlaştıklarını görürseniz mallarını kendilerine teslim edin. Büyüyünce ellerine alacakları düşüncesiyle o malları israfla tüketmeyin. İhtiyacı olmayan veli, yetim malına tenezzül etmesin. Muhtaç olan ise meşrû sûrette, ihtiyaç ve emeğine uygun olarak yararlansın. Onlara mallarını teslim ettiğinizde bunu şahitlerle tesbit ettirin. Allah hesab sorandır ve O’nun hesap sorması kâfidir.” (Nisa, 4/6) mealindeki ayet, genel olarak kızların evlenmeleri ile ilgili değildir.

Bu surenin 2. ayetinde yetimlerin malları kendilerine verilmesi emredilmiş, burada ise, o malların ne zaman verileceğine dair açıklama getirilmiştir. Nitekim burada mallarının kendilerine verilmesi için iki şart söz konusu edilmiştir: Erginlik ve Rüşd.

Ayette yer alan “BELEĞU’N-NİKAH” ifadesinin “Erginlik çağına ulaşma” anlamına geldiğine fakihler arasında ittifak vardır. Erginlik alameti beş tanedir. Bunlardan üçü erkekler ile kadınlar arasından ortaktır. Bunlar: İhtilam, belli yaşa ulaşmak (15, 18 vs.) ve etekte kılların çıkması. Bunlardan ikisi kadınlara özeldir: Aybaşı ve gebelik. (Razi, ilgili ayetin tefsiri)

Rüşd ise, Hanefi ve Şafii alimleri arasında farklılık arz etmekle beraber, genel olarak akıllı olmanın yanında alış-veriş işlerini yapabilecek maharete sahip olmak manasına gelir. (Razi, a.y)

- Bu farklı anlayışın bir sonucu olarak, Şafii alimleri, bir kimse kendi yarar ve zararını fark edecek durumda olmadığı takdirde, 25 yaşında dahi olsa malı kendisine teslim edilmeyecektir. İmam Muhammed ve Ebu Yusuf da bu görüştedir.

Hanefi mezhebinin ünlü fıkıh alimi Ebubekir er-Razi’ye göre, kişinin rüşdü, onun akıllı olması anlamına gelir. Şayet bir kimse akıl-balığ olduktan sonra, kâr-zararını fark etmezse bile 25 yaşından sonra malı kendisine teslim edilir. (Razi, a.y)

Özetle diyebiliriz ki, bu ayette erginlik çağına gelmeden kadınların evlenmelerinin caiz olmadığına dair bir ifade içermemektedir. Burada sadece yetimler hukukuna dair ifadeler söz konusudur. Çünkü “yetim” kavramı, kişinin erginlik çağından önceki konumunu ifade etmektedir.

- “Kadınlarınızdan âdetten kesilenlerin iddetinde tereddüt ederseniz, onların iddet süreleri üç aydır. Henüz âdet görmeyenlerin de süreleri böyledir. Hamile olan kadınların iddetleri, çocuklarını doğurdukları vakit biter. Kim Allah’ı sayıp O’na karşı gelmekten korunursa, Allah onun işinde bir kolaylık verir.” (Talak, 65/4) mealindeki ayette ise, bir kızın çocuk yaşta evlendirilebileceğine, özellikle kendisiyle cinsel ilişkiye girilebileceğine dair bir ifade söz konusu değildir.

Bu sebeple, Talak suresinin ilgili 4. ayetinin yorumuna dayanarak 5 yaşı civarında olan bir kız çocuğunu evlendirmeye zorlamak ne İslamidir, ne de insanidir. Formel hukuk açısından bir bebeğin de ebeveyn gibi mücbir veliler tarafından nikahının kıyılması caiz olabilir. Ancak bir bebeğin cinsel ilişkiye gireceğini düşünmek, akıllı insanların işi değildir.

Bu ayette meal olarak yer alan “Henüz âdet görmeyenlerin de (iddet) süreleri böyledir.” ifadesinden örneğin, beş yaşı anlamak mümkün değildir. Çünkü burada konu, evlenmiş olup da henüz aybaşı görmemiş kadınlar söz konusudur.

Bugün, bilimsel çalışmalar yapan uzmanların verdiği bilgiyi göre, kızlarda ortalama ergenlik yaşı 10.5. Adet kanamasının başlangıcı ise yine ortalama 12.5 yaştır. Yine yapılan bilimsel araştırmalara göre, kız çocuklarında ilk adet kanamasının en geç 14 yaşında başlaması gerekir. Bir de buna nadir veya ender olan istisnai halleri de dikkate alınabilir. O halde, ayette yer alan “Henüz âdet görmeyenlerin de (iddet) süreleri böyledir” mealindeki ifadeden 12-15 veya daha fazla bir yaşı anlamak neden makul olmasın!

Çünkü ortalama hayız yaşı 12,5 ise, bunun -istisnalarda- en fazla yaşının 15-20’yi de geçecek bir yaş olarak değerlendirmekte dini, akli ve ilmi kriterler açısından hiç bir sakınca yoktur. Zira hükümler herkesi kapsayacak şekilde olur.

O halde, hiç hayız görmemiş bir kızın yaşının ortalama 12-13 olarak kabul edebileceğimiz gibi, bunu -ender de olsa- hormonal olarak sağlıklı olmadığından adet görmeye başlamamış 20 yaşın üstündeki kızları da içine alan bir ifade olduğunu da kabul edebiliriz. Nitekim uzmanların bildirdiğine göre, kuzey ülkelerde ilk adet yaşı 16-17’lere kadar çıkabiliyor.

- Bizim kanaatimize göre, bu ayeti böyle anlamakta hiç bir sakınca yoktur. Üstelik insani değerler bakımından realitelere daha da uygundur. Ve konumuz olan bu iki ayet arasında herhangi bir çelişki de söz konusu değildir.

Çünkü Nisa 6. ayette (aslında bütün yetimler için söz konusu olmakla beraber, o günkü problemin kaynağı olanlar yetim kızlar olduğu için onlara vurgu yapılarak şöyle denilmiştir:) yetim kızlara mallarının teslim edilebilmesi için onların âkil-bâliğ-reşid olmalarının gereğine işaret edilmiştir.

Talak 4. ayette ise, (ister küçük ister büyük olsun, herhangi bir sebepten ötürü, bir şekilde) henüz aybaşı halini yaşamamış kızların durumuna açıklık getirilmiştir.
 
Katil kadar tehlikeli gordugun varliklardir. Kendilerini ''safligi seven'' olarak adlandirirlar.Cocuklara yaklasmalarinin baslica sebebleri (kendilerine gore) safliga ve temizlige olan ust duzey sevgi. Akil sagligi yerinde degil diye hapishane'den salinan bir cok pedofili var. Yine toplum icine karisirlar ve ayni seyler tekrarlanir. Keske hadim edilseler.
 
Kastrasyon yapılmasını ve ya idam olmasını istediğim tek suçlu profili.
 
Bknz. Sapkınlık
Çocukluklarına inilmesi gerektiğini düşündüğüm vakalar.
Ne yazık ki ülkemizde almış başını giden olay.
Normal ve tam bir psikolojik ruh hali olmadığını düşündüğüm organizmalar.
Kastrasyon bile bir çözüm değil sanki.
 
kastrasyon ne ya ben cahılım belki anlamıom.

Pedofili, bana dünyanın sonunu geldiğini hatırlatan ve bu tip girişimleri olanların da kazığa oturtulmak suretiyle öldürülmesi gerektiğini düşündüren sapkınlık.
 
Geri