Pasif İçicilik ve Çocuk Sağlığı

🕒 Konu sahibi 11 saat önce aktifti
Pasif İçicilik ve Çocuk Sağlığı



Hazırlayan: Dr. Vildan Mevsim
Halk Sağlığı Uzmanı - Bornova Sağlık Grup Başkanlığı
Sigara içen kişi yalnızca kendine zarar vermekle kalmaz içtiği sigaranın dumanından etrafındaki kişiler de zarar görür. Pasif içicilik kendi istemleri dışında kişilerin kapalı alanlarda içilen sigara dumanlarını solumalarıyla ortaya çıkan durumdur.

Sigara dumanı toksik ve kanserojeniktir. insan yaşamının önemli bölümü (0;080) kapalı yerlerde geçmektedir. Kapalı ortamların da en önemli kirleticisi sigara dumanıdır. Sigara dumanı ile kirlenen kapalı ortamları normal havalandırma ya da bina içi hava filtrasyonları ile temizlemek olası değildir. Bu ortamların havalarının temizlenebilmeleri için normal filtrasyonların ventilasyonunu 200 kat daha arttırmak gereklidir. Pasif içicilikle ilgili yapılan birçok çalışmada sigara içilen ortamlarda bulunan kişilerin sigara içmeseler bile sigara içen kişiler kadar etkilendikleri ortaya konmuştur. Kişilerin sigara ile en sık karşılaştıkları kapalı ortamlar ev ve işyerleridir. Kişilerin sigaradan etkilenmeleri; ev ortamlarında ev içinde içilen sigara miktarı ile iş yaşamında ise dumanı ortamda yaşamak zorunda kaldıkları süre ile bağlantılıdır.
Çocuk daha doğmadan önce anne karnında iken sigarayla tanışmaktadır. Çalışmalarda sigaranın anne karnında solunum sisteminin yapısal oluşumunu ve işlevlerini kötü yönde etkilediği gösterilmiştir. Bu etkiler özellikle kız bebeklerde daha fazladır. Bunun nedeni olarak da sigara içen annelerde kan kortizol ve dihidroepiandrosteron düzeylerinin yükseldiği bunun da bebeklerin akciğerlerinin maskulizasyonla karşılaşmalarına neden olduğu buna bağlı olarak da daha dar hava yollarının oluştuğu gösterilmiştir. Anatomik yapı bozukluğunun yanında işlevsel olarak da bozukluklar saptanmıştır. Anne karnında sigara ile karşılaşan çocuklar bu nedenlerden dolayı doğduklarında wheezing ve astım riski ile daha çok karşı karşıyadırlar. Bu çocuklarda yaşamlarının ilk yıllarında bronşiolit ve bronşit gibi hastalıklarla karşılaşmadan bile akciğer işlevlerinde azalmalar saptanmıştır.
Doğumdan sonra öncelikle anne babanın ve belki de evdeki diğer aile büyüklerinin içtikleri sigarının dumanı ile karşılaşır. Büyüdükçe örnek aldığı erişkin davranışlarından edindiği sigara içme alışkanlığı ile yaşamını sürdürür. Çalışmalar her dört çocuktan üçünün evde sigara dumanı ile karşı karşıya kaldığını göstermiştir. Sürekli sigara içilen ortamlarda bulunan çocuklar sigara içmeyi normal davranış olarak gördüklerinden çok erken yaşta sigaraya başlamaktadırlar. Bugün dünyada sigaraya başlama yaşı 10-12'dir. Her gün yaklaşık 5.000 çocuk sigaraya başlamaktadır.
Birçok çalışma pasif içiciliğin özellikle ilk 2 yaşta akut solunum sistemi hastalığı (Iarenjit trakeit bronşit pnömoni) sıklığını arttığını göstermiştir.
Özellikle her iki ebeveynin sigara içicisi olmasının bu riski iki kat arttırdığı saptanmıştır. Sigara maruziyeti 0-11 aylık bebekleri ciddi olarak 1-4 yaş grubu çocukları ise daha az etkilemektedir.
Pasif içiciliğe bağlı pnömoni ve bronşiolit sonucu hastaneye yatma sıklığı da artmıştır. Ayrıca bu hastalıklardan hastaneye yatırılarak tedavi olma gerekliliği 5 yaşa kadar yükselmiştir. İsrail'de 10.672 bebekte yapılan bir çalışmada sigara içmeyen annelerin bebeklerinde oluşan 100 bronşit ve pnömoni olgusunun % 9.5'inin sigara içen annelerin bebeklerinin ise % 13.1 'inin hastaneye yatırılarak tedavi' edildiği saptanmıştır. Annenin içtiği sigara sayısı arttıkça bebeklerin hastaneye başvuru ve yatış sayıları da artmaktadır. Anneleri günde bir paketten fazla sigara içen bebeklerde ise hastaneye yatma oranı % 31.7 olarak bulunmuştur. Bunun yanında aileleri sigara içen çocuklarda günlük aktivitelerinin daha kısıtlandığı ve hastalık nedeniyle daha çok yatak istirahatı yapmak zorunda kaldıkları gösterilmiştir.
 
Geri