pasaj

Konu sahibi son olarak 303 gün önce görüldü
okuduğum kitaplardan pasajlar paylaşıcam burada. belki arada bi şeyler de yazarım.

"İhtiyaç duyduğumuz şeyleri istememiz insanca bir davranıştır, yalnızca gerekli olanı değil, arzulanır bulduğumuz şeyleri istemek de insancadır. Hastalıklı olan, gerekli olan ile arzulanır olanı aynı şiddetle arzu etmek, kusursuzluk özlemi yüzünden, ekmeksiz kalmış gibi acı çekmektir. Romantizm hastalığı budur işte: Sanki sahip olmanın bir yolu varmış gibi Ay’a göz dikmek."
 
Ne zaman ki bi masa
Kış ışığı alsa,
ben bi hışımla perdeyi açar
Masayı herkesten evvel kaparım...
-bu esnada evde....-
Annemin yemekler mutfakta
Mis kokulu buhar yapar,
Ananem boş odalarda
Yitip giden gençliğini arar,
Komşunun kız peşinde ananemin,
Pamuk saçlarını tarar.
-bu esnada paralelimizdeki sokakta....-
Babam esnaf, dükkanında
Müşkülpesent müşteriye bakar,
Müşteri sünnettendir der
Pek de acımasız pazarlık yapar,
Lastikleri zincirli şoför bozuntusu
Yayalara çamurlu kar atar...
-bu esnada uzaklarda....-
Ateşin başında yalnız bi Eskimo
turist çaya tek şeker atar,
Sömürgeci alçaklar
Afrikalı yerlinin madeni kapar,
Falanca köyde fena bir ağa
Irgatlara sebepsiz kaş çatar,
Amerikada bir mültecinin
Saat başı ücreti anca bir dolar..
-bu esnada içimin derinlerinde....-
Soğuk hava pek yaman olur
Düşüncelerime hep seni katar,
Korkularım beni rahat bırakmaz
Geceleri kıçımda yatar,
Seninse gönlün hovarda
Elini hep benden başkası tutar...

instagram'da çok severek takip ettiğim bi hesaptan aldım bunu. o kadar hoşuma gitti ki her gün bi kere mutlaka okuyorum. :p
 
"Sevmek zor geliyor. Alışmamışım yoruluyorum. Her an sevdiğimi düşünemiyorum. Bazen atlıyorum. Boşluklar oluyor. Bunları boş sözlerle doldurmaya çalışıyorum. Oysa ben her an sana bakmak, bir sözünü kaçırmamak; bir kıpırdanışını, yüzünün her an değişen bütün gölgelerini izlemek, her an yeni sözler bulup söylemek istiyorum. Her mevsimde, her gittiğimiz yerde, insanlarla ve insanlarsız, aşkın değişen yansımalarını görmek istiyorum. Bütün bunlar beni yoruyor. Sen orada duruyorsun ve beni seyrediyorsun sadece. Senin için sevmek, su içmek gibi rahat bir eylem. Ben, her an uyanık olmalıyım."
 
[YOUTUBE]DUtVcH50hmI[/YOUTUBE]

kadıköy'de doğduğum için üstüme alınıyorum, teşekkürler dilek hanımcıım :ask
 
"öteki dünyadakine değil, bu dünyadaki sonsuz hayata inanıyorum. öyle anlar vardır ki, onlara eriştiğinizde zaman bir anda durur, yerini sonsuzluğa bırakır."

[youtube]hLIdJw_heXA[/youtube]
 
kenk sırf araya salça olayım da akış bozulsun diye yazıyorum
 
evi silip süpürürken şunu düşündüm, bu ev üç kişi için gereğinden fazla büyük. o yüzden allah viledayı icat edenden razı olsun. tamam belki bir yazının icadı, bir tekerlek, belki bir telefon değil ama yine de saygıyı hak ediyor.
iyi ki erkek kardeşim ya da abim yok bu arada. çünkü ben onun arkasını toplamayı kabul etmeyeceğim için evde sürekli bir kaos olacaktı. annem sürekli tembelliğimden şikayet edecekti. arkasını toplamam gerektiğini iddia edecekti, çünkü annem ataerkil zihniyeti kafasında bitirebilmiş değil henüz. neyse ben ona biraz bandista dinleteceğim, zihnindeki eril tahakkümü yıkacağım inşş.
sene 2012, fem'deyim. sınıf komple kız, ders geometri, hepimiz okul çıkışı etüte geliyoruz ve patlamak üzereyiz. konu benzerlik, allah canımı alsa o an daha iyi yani. hoca bi an durdu, sınıfa döndü ve dedi ki "keşke sınıfta birkaç erkek olsaydı ya, ne kadar sıkıcı geçiyo dersler. arada dersi kaynatırlardı da eğlenirdik" sldkjdfkdj evet beylerin bu hayattaki misyonu kadınları eğlendirmek olmalı, onlara zulmetmek değil^^
şaka maka kabul etmek gerekirse erkeklerin olmadığı bi dünya baya sıkıcı olurdu, ama arada ev işlerine yardım etseler fena olmazdı.
 
...
Paslanmış demir bir kapı açılır
Küf tutmuş kilitler gıcırdarken
Ta karanlıklar içinde birden
Bir türkü gibi yükselirsin sen
Fısıldarım sana yıllarca içimde biriken
Söyleyemediğim ateşten kelimeleri
Şuuraltım patlamış bir bomba gibi
Saçar ortalığa zamanın
Ağaran saçın toz toprağını
Bana ne Paris'ten
Newyork'tan Londra'dan
Moskova'dan Pekin'den
Senin yanında
Bütün türedi uygarlıklar umurumda mı?

...
 
spotify rastgele haggard çalınca, lise birinci sınıfa ışınlandım. sabahın altı buçuğunda kalkıp okula giderken yolda dinliyodum. uncular yokuşu'ndaki pastane bitez'in ponçik sahibi, acaba hâlâ dükkanı sabahın altı buçuğunda mı açıyorsun? acaba poğaçaların hâlâ o kadar lezzetli mi? acaba dükkanı her sabah birlikte açtığın beni ve arkadaşımı özlüyo musun? çünkü biz seni ve poğaçalarını baya özlüyoruz. o poğaçaların üzerine yumurta sürüşün, çörek otu serpişin ve sevimli esnaf muhabbetin hâlâ aklımda. poğaçanın 20 dakikada piştiğini senden öğrendim ama senden sonra öyle güzel poğaça yemedim. :p
belki kötüyüm, karanlığım biraz, trolüm ama işte böyle lisede poğaça aldığım esnafı bile bir anda hatırlayıp özleyebilecek kadar ponçik de bi kalbe sahibim. işte bu benim lanetim. ben hayatıma giren herkesi zaman zaman hatırlayıp, özleyip, hüzünlenmekle lanetlenmiş olabilirim.
sonuç: dünyanın en güzel poğaçası uncular'daki bitez'de yapılıyodu seneleer önce. bence hâlâ öyledir. yolunuz düşerse yiyin, beğenirseniz bana da haber verin. :p

okuyosanız da şunun eşliğinde okuyunuz pls:

[YOUTUBE]sXQrHgGNA8Q[/YOUTUBE]
 
"Oysa ben öylelerini biliyorum ki, görünüş kendilerinden yana, ama gerçekte hiç de vefalı ve içten değiller. Bir adam tanıdım, kafasız bir kadına yaşamının yirmi yılını verdi, her şeyi feda etti ona, dostlarını, emeğini, dürüstlüğünü bile, ama bir akşam, kadını hiç sevmemiş olduğunu anladı. Canı sıkılıyordu, hepsi bu, insanların çoğu gibi canı sıkılıyordu. Böylece karmaşa ve dram dolu bir yaşam yaratmıştı kendine. Bir olayın olması gerek, insan bağlantılarından çoğunun açıklaması işte bu. Bir olayın olması gerek, hatta aşksız bir köleliğin, hatta savaşın ya da ölümün bile. O halde yaşasın ölü gömme törenleri!​"
 
arkadaşlar hiç üniversite sınavından önce kimliğinizi kaybettiniz mi? babanız "kimliğini nası kaybedersin salaq, seneye tekrar girersin artık" deyip ufak çaplı bir kalp krizi geçirmenize neden oldu mu? "neyse sınav zaten sözeldi, sözelci değilim -çünkü neden sözelci olayım?- öylesine girecektim" deyip sınava girmekten vazgeçtiniz mi? sonra kimliğinizi bulup "hadi gireyim bari" diye düşündünüz mü? sınav günü sınıfta, hemen yan sıranızda yıllaaaardır görmediğiniz ve hiç haber alamadığınız eski kankinize denk geldiniz mi? eski kankiniz "sınav çıkışında beni mutlaka bekle" dedi mi? sınavdan sizden önce çıktı mı? beklemesin diye aceleyle sınavdan çıktığınızda sizi beklemeyip gittiğine şahit oldunuz mu? ben oldum lan.
 
65g023.png
 
[YOUTUBE]FBJanGEwDaQ[/YOUTUBE]

bir çizgi film jeneriği için fazla güzelmiş ya bunun sözleri. okurken gözyaşlarına boğuldum şerefsizler.
 
Geri