AÖF 3. Sınıf Para Teorisi ve Politikası Ders Notları

  • Kullanıcı TıLsıM
  • Başlangıç tarihi Başlangıç tarihi
  • - Açıköğretim Fakültesi
Konu sahibi son olarak 3073 gün önce görüldü
PARANIN TANIMI

İktisatçılar parayı (ya da aynı anlama gelmek üzere para arzını), “satın alınan mal ve hizmetlerin bedelinin karşı tarafa aktarılmasında ya da borçların geri ödenmesinde genel kabul gören her şey” biçiminde tanımlarlar.Çek yazılabilen mevduat hesaplarının temel özelliği, istendiği anda bankadan çekilebilen, yani istendiği anda nakde dönüştürülebilen türden mevduat olmasıdır.Servet sadece sahip olunan para miktarı değil, sahip olunan tahviller, hisse senetleri, değerli tablolar, toprak, mobilyalar, arabalar, mücevherler ve evler gibi diğer varlıkları da kapsar.

Gelir bir akım değişkendir, paraysa bir stok değişkendir. Bu nedenle kimi zaman, para arzı yerine, aynı anlama gelmek üzere, “para stoku” deyimi de kullanılmaktadır.

PARANIN FONKSİYONLARI
Bir ekonomide para olarak kabul edilen şey, ister bir midye kabuğu, ister bir kaya parçası, ister altın, isterse bir kağıt parçası olsun üç temel fonksiyonu yerine getirmelidir: Değişim aracı olma, hesap birimi olma ve değer muhafaza aracı olma. Bu üç fonksiyondan değişim aracı olma fonksiyonu parayı, tahvil, hisse senedi ve konut gibi diğer varlıklardan ayırmaya yaramaktadır.

Değişim Aracı Olma
Günümüz ekonomilerinde, piyasalarda gerçekleştirilen tüm işlemlerde kullanılan nakit ya da çek biçimindeki para, bir değişim aracıdır. Bir diğer deyişle, satın alınan mal ve hizmetlerin bedelinin ödenmesinde nakit ya da çek biçimindeki para kullanılmaktadır. Değişim aracı olarak paranın kullanılması, mal ve hizmetlerin el değiştirmesi sırasında harcanan zamanı ortadan kaldırması nedeniyle ekonomik etkinliği arttırmaktadır.

Bir nesnenin değişim aracı olarak kullanılabilmesi için bazı özelliklere sahip olması gerekir:
• Standart olmalıdır; bu sayede değeri kolayca öğrenilebilir,
• Geni. ölçüde kabul görmelidir; bu sayede takas›n getirdiği işlem maliyetleri azaltılabilir,
• Bölünebilir olmalıdır; bu sayede değişimi gerçekleştirmek kolaylaşır,
• Taşıması kolay olmalıdır; bu sayede risk azaltılabilir,
• Çabuk deforme olmamalıdır; bu sayede uzun süre kullanılabilir,
• Kolay taklit edilememelidir; bu sayede söz konusu değişim aracına olan güven arttırılabilir.

Hesap Birimi Olma
Paranın üstlendiği ikinci fonksiyon hesap birimi olması, yani ekonomik değerlerin ölçümü amacıyla kullanılmasıdır.

62495199.jpg

Değer Muhafaza Aracı Olma
Para, zaman içerisinde satın alma gücünün elde tutulmasını sağladığı için, aynı zamanda bir değer muhafaza aracı olarak da işlev görür.( Değer muhafaza amacıyla kullanılabilecek tek araç para değildir. Tahviller, hisse senetleri, konut, toprak ya da mücevherat da değer biriktirmek amacıyla kullanılabilir.)
Likidite, bir varlığın bir değişim aracına dönüştürülmesindeki nispi kolaylık ve sürat olarak tanımlanabilir. Likidite bir varlıkta bulunması arzulanan bir kavramdır.Bir değişim aracı olması nedeniyle para, tüm varlıklar içinde en likit olanıdır, yani bir satın alma işlemini gerçekleştirebilmek için paranın bir başka şeye dönüştürülmesine gerek yoktur. Örneğin; evinizi sattığınız zaman komisyoncuya satış bedeli üzerinden, belirli oranda, bir komisyon ödemek zorunda kalabilirsiniz.

PARANIN GELİŞİMİ

Değerli madenlerden ya da değeri olan diğer metallerden meydana gelen para sistemine mal para adı verilmektedir. İlk çağlardan başlayarak birkaç yüzyıl öncesine kadar, mal para bir değişim aracı olarak işlev görmüştür. Değerli madenlere bağlı olarak çalışan bir ödeme sistemindeki en büyük sorun, bu tür paranın çok ağır olması ve bir yerden bir başka yere nakliyesinin sorun yaratmasıdır. Şüphesiz bu orunlardan birisi de nakliye sırasında gerçekleşebilecek bir soygun tehlikesidir.
Senyoraj: İktisat literatüründe para basma tekeline sahip olunması nedeniyle elde edilen bu gelir senyoraj olarak adlandırılır.
Gresham Yasası: Kötü para iyi parayı piyasadan uzaklaştırır.
İtibari Para: Altın ya da gümüş gibi değerli madenlere dönüştürülebilen kağıt paranın geçirdiği bir önemli değişim de itibari paraya geçiştir. İtibari para devlet tarafından yasal ödeme aracı olarak çıkartılmış olan (yani ödemelerde yasal olarak kabul edilmesi gereken) ve değerli bir madene dönüştürülemeyen kağıt paradır.
Çek kullanımı sayesinde kağıt paranın çalınma tehlikesi ortadan kalkmış ve paranın nakledilmesi sorunu büyük ölçüde azalmıştır. Ancak çekle ödeme sisteminin getirdiği bir takım sorunlar da vardır. Örneğin; çeklerin tahsili vakit alabilmekte ve bu nedenle çekle gerçekleştirilen işlemlerin maliyeti yüksek olabilmektedir. Bilgisayarların gelişimi ve modern iletişim teknolojisinin kullanımıyla birlikte ödeme sisteminin daha iyi organize edilmesi gündeme gelmiştir. Örneğin; tüm ödemelerin elektronik iletişim olanaklarının kullanılmasıyla gerçekleştirildiği, Elektronik Fon Transferi (EFT) olarak bilinen sisteme geçişle söz konusu maliyetler büyük ölçüde ortadan kalkabilir.
EFT sistemi, kağıda dayalı bir ödeme sistemi (kağıt para ve çek gibi) ile karşılaştırıldığında çok daha etkin bir sistem olmasına karşın, bazı faktörler kağıda dayalı sistemin tamamıyla ortadan kalkmasına engel olmaktadır. Kağıda dayalı ödemelerde,ödeme karşılığında alınan makbuz, sahtekarlığa engel olan önemli bir unsurdur.

PARA MİKTARININ ÖLÇÜLMESİ
T.C. Merkez Bankası’nın Para Arzı Tanımları

Dar Tanımlı Para Arzı (M1): Dolaşımdaki nakit, ticari bankalardaki vadesiz mevduatlar (resmi mevduatlar ve bankalararası mevduat hariç) ve T.C. Merkez Bankası’ndaki mevduat miktarlarının toplamıdır.
46845876.jpg


Dolaşımdaki Nakit Miktarı: Emisyon hacminden bankaların kasalarında bulunan TL miktarının çıkarılmasıyla elde edilmektedir.
66907427.jpg


Geniş Tanımlı Para Arzı (M2): M1 para arzına bankalardaki vadeli mevduatlar ve mevduat sertifikalarının ilave edilmesiyle bulunmaktadır.
60657096.jpg


Nakit İkamesi: Ekonomide yerli para yerine yabancı para kullanımının yaygınlaşması şeklinde tanımlanan bu süreç, bankacılık sisteminde bulunan yabancı para hesapları nın da para miktarına dahil edilmesini gerekli kılmıştır.
Bankacılık sisteminde bulunan döviz tevdiat hesaplarını FX ile ifade edersek, M2Y tanımını ;

Ülkemizde son dönemde kullanılmaya başlanan bir diğer para arzı tanımı TC Merkez Bankası tarafından son yıllarda gündeme getirilen ve M2YR adı verilen tanımlamadır. Bu tanımlamada merkez bankası likiditesi yüksek varlıkların büyüklüğünü belirlemek istemekte ve M2Y tanımına repo işlemlerinden sağlanan fonları (RP) ilave etmektedir:

M2YR - M2Y + RP

M3A = M2 + Bankalardaki Resmi Mevduat
M3 = M3A + Merkez Bankasındaki Diğer Mevduat
M3Y= M3 + Yurtiçi Yerleşiklerin Döviz Tevdiat Hesapları
L = M3Y + Repo hesaplan + Varlığa Dayalı Menkul Kıymetler + Pasta Çekleri + Özel Finans Kurumlarındaki Katılım Payları + Yatırım Fonları
L:Toplam likit varlıkları ifade eder.
 
ÜNİTE 2

Bankaların Kaydi Para Yaratma Süreci

BİR TİCARİ İŞLETME OLARAK BANKA

Bir banka, daha doğru bir deyişle mevduat kabul eden bir finansal aracı kurum, üstlendiği fonksiyonları yerine getirirken para yaratan bir kurumdur. Bankalar tarafından yaratılan paraya kaydi para ya da mevduat parası adı verilmektedir.

Bir bankanın nasıl çalıştığını anlayabilmenin en iyi yolu, bu kuruluşun faaliyetlerinin sonuçlarını yansıtan temel mali tablo niteliğindeki bilançosunu incelemektir.
Örneğin; aşağıda yer alan bilanço, temsili bir X bankasının belirli bir yıl sonundaki bilançosunun toplulaştırılmış ve özetlenmiş halini ifade etsin. Bilançonun sağ tarafı, yani pasifi bu bankanın hangi kaynaklardan fon sağladığını, bir diğer deyişle fon kaynak yapısını ifade etmektedir. Bilançonun sol tarafı, yani aktifi ise çeşitli kaynaklardan elde edilen fonların nasıl kullanıldığını, bir diğer deyişle fon kullanım yapısını ifade etmektedir.

68428998.jpg

Rezervler: Bankanın kasasındaki parayla merkez bankası ve diğer bankalardaki vadesiz mevduatlarının toplamı ifade edilmekte ve bu miktar rezervler olarak adlandırılmaktadır.
Kısmi Rezerv Bankacılığı: Bankalar mevduatlarından çok daha düşük bir miktarı karşılık olarak ellerinde tutmalardır.
Mutlak Rezerv Bankacılığı: Mevduat borçlarına eşit miktarda rezerv bulundurmasıdır.
50957173.jpg


22374248.jpg


Banka: Bir aracı kurum olarak, fon fazlası olan ekonomik birimlerden fon açığı bulunan ekonomik birimlere fon transfer edilmesine aracılık ederek, ekonomide yatırımların ve verimliliğin artmasına katkıda bulunmaktadırlar.Bankalar, zorunlu ve serbest rezerv olmak üzere, ellerinde iki tür rezerv bulundururlar.
Serbest Rezervler: Ani mevduat çıkışlarını karşılamak ve kârlı yatırım fırsatlarını değerlendirebilmek amacıyla bir emniyet unsuru olarak bankaların ellerinde bulundurdukları rezervlerdir.
Zorunlu Rezervler: Bankaların yasalar gereği tutmak zorunda oldukları rezervleri ifade etmektedir. Ticari bankalar ya da daha genel anlamıyla mevduat toplayan kurumlar, sahip oldukları mevduatların, merkez bankası tarafından belirlenen bir oranına karşılık gelen miktarı, zorunlu rezerv olarak bulundurmakla yükümlüdürler. Zorunlu rezerv oranı olarak adlandırılan bu oran, genellikle, ülke merkez bankası tarafından belirlenmekte, uygulama ilkeleriyse ülkeden ülkeye farklılıklar gösterebilmektedir.
Toplam Rezervler: Bankaların kredi olarak vermeyerek ellerinde bulundurdukları fonları ifade ettiği için, mevduat kredi akımından bir sızıntı olarak değerlendirilmelidir.

MEVDUAT YARATILMASI


 
ÜNİTE-3

Para Arzının Belirlenmesi

PARA ARZININ BELİRLENME MEKANİZMASI
Merkez Bankasının Modele Dahil Edilmesi

Merkez bankaları, her ülkede yürürlükte olan yasal düzenlemelerdeki farklılıklara karşın, genellikle dört yolla para yaratırlar:
• Uluslararası rezervler (altın, döviz gibi) karşılığında,
• Bankacılık sistemine verilen krediler karşılığında,
• Kamu kesimine açılan krediler karşılığında,
• Açık piyasa işlemleri aracılığıyla.

Parasal taban (baz para): Bir merkez bankası tarafından, uluslararası rezervler (altın, döviz gibi) karşılığında; bankacılık sistemine verilen krediler karşılığında; kamu kesimine açılan krediler karşılığında ve açık piyasa işlemleri aracılığıyla yaratılan paradır.

Parasal tabanın kaynakları arasında, üzerinde durulması gereken ilk kalem, kamu kesimine verilen krediler karşılığında yaratılan paradır. Finansal sistemin ve finansal piyasaların, yeterince gelişmemiş olduğu gelişmekte olan ülkelerde, kamu kesiminin nakit ihtiyacını karşılayabilmesi için geliştirilen bu yöntem, uygulamada, kamu kesimi bütçe açığını kapatmak amacıyla kullanılan bir yöntem haline gelmiştir. 2001 yılında TC Merkez Bankası Kanununda yapılan değişiklikle bu yol ortadan kaldırılmış ve TC Merkez Bankasının Hazine’ye kredi veremeyeceği hükmü getirilerek, TC Merkez Bankasının bağımsızlığı konusunda önemli bir adım atılmıştır. Bu nedenle, günümüzde, TC Merkez Bankasının parasal taban yaratma yolları arasında, “kamu kesimine verilen krediler karşılığında” opsiyonu yer almamaktadır.
Merkez bankasının, tahvil ve bono piyasasında, devlete ait menkul kıymetleri alıp satması anlamına gelen açık piyasa işlemleri günümüzde, merkez bankaları nın en önemli para yaratma tekniğidir ve merkez bankalarının elindeki en esnek para politikası aracı niteliğindedir. Merkez bankası, piyasada alım yaptığı zaman, bunun karşılığında piyasaya rezerv arz etmekte, satış yaptığındaysa piyasadan rezerv çekmektedir.
Merkez bankasının parasal taban yaratması para arzı sürecinin bir cephesini (kaynak ya da arz cephesini) ifade eder. Çünkü; arz edilen parasal taban, ekonomik birimler tarafından, bir şeklide kullanılmaktadır. Öncelikle, yaratılan parasal tabanın bir kısmı halkın elinde nakit olarak bulunmaktadır. Hatırlarsanız, bu büyüklüğü, daha önce dolaşımdaki nakit (C) olarak adlandırmıştık. Öte yandan, arz edilen parasal tabanın di¤er kısmıda bankalar tarafından rezerv (R) olarak tutulmaktadır. Hatırlarsanız, bankaların rezervlerinin zorunlu ve serbest rezervlerden oluştuğunu ifade etmiştik. Ekonomik birimler tarafından nakit, bankalar tarafından rezerv olarak tutulan miktarların toplamı bize, yine parasal tabanı verecektir. Parasal tabanın bu şekilde hesaplanması, “kullanıma göre parasal taban” olarak adlandırılmakta ve parasal talebi ifade etmektedir. Buna göre, parasal tabanı B ile gösterirsek,
B = C + R

Parasal Taban ve Para Arzı


42788571.jpg



PARA ARZINI BELİRLEYEN FAKTÖRLER

1. Nakit Tercih Oranı

Halk, bankacılık sisteminde ne kadar vadesiz mevduat, buna karşılık, elinde ne kadar nakit tutacağına karar verirken, para çarpanını ve dolayısıyla para arzını etkiler. Çünkü; nakit tercih oranını, dolaşımdaki nakit miktarının vadesiz mevduatlara oranlanmasıyla yani, c= C/DD formülü yardımıyla hesaplıyoruz. Buna göre, örneğin, bankamatikten nakit çekerken “50 milyon TL mi çekeyim, yoksa 75 milyon TL mi?” kararını verdiğinizde ülkedeki para arzı üzerinde etkili olursunuz ve sizin bu kararınızı etkileyen tüm faktörler nakit tercih oranını etkileyen faktörlerdir. Bu nedenle, halkın alış verişlerde nakit kullanmayı tercih etmesi, nakit tercih oranının yüksek düzeyde belirlenmesine yol açar.
Para arzının belirlenme sürecinde rol oynayan diğer parametreler sabitken, (c)’nine artması para çarpanının değerini ve para arzını azaltır. Öte yandan, halkın alış verişlerde nakit yerine, örneğin; kredi kartı kullanmaya başlaması durumunda (c) oranı düşer ve para çarpanının değeri yükselir. Bu nedenle, nakit tercih oranıyla para çarpanı arasında ters yönlü bir ilişki söz konusudur.
 
Nakit tercih oranını etkileyen çok sayıda faktörden söz etmek mümkündür.Bunlar arasında gelir düzeyi, enflasyon oranı, vadesiz mevduatlara ödenen faiz oranı, banka panikleri ve yasal olmayan faaliyetler sayılabilir.
a) GELİR DÜZEYİ: Gelir düzeyi yükseldikçe, nakit tercih oranı azalma yönünde değişim gösterir.
b) ENFLASYON ORANI: Ülkede enflasyon oranı ne kadar yüksekse nakit tercih oranının yüksek bir düzeyde gerçekleşmesine neden olur.
c) VADESİZ MEVDUAT FAİZ ORANI: Vadesiz mevduat faiz oranı arttıkça elde nakit tutmanın fırsat maliyeti de artacak ve elde tutulan nakit miktarı azalacaktır. Bu da nakit tercih oranının azalmasına neden olur.
d) FİNANSAL İSTİKRARSIZLIK: Finansal sistemde istikrarsızlık yaşanması ve bankacılık sisteminde iflasların yaşanması olasılığı, halkın bankacılık sistemindeki mevduatlarını çözmesine ve dolayısıyla nakit tercih oranının artmasına neden olur.
e) YASAL OLAMAYAN FAALİYETLER VE KAYIT DIŞI EKONOMİ: Yasal olmayan faaliyetler ve kayıt dışı ekonomi nakit kullanımını gerektirdiği için, bu tür faaliyetlerin yaygın olduğu ekonomilerde nakit tercih oranı da yüksek düzeylerde seyreder.
Vadeli Mevduat Tercih Oranı
Halkın vadeli mevduatlarla vadesiz mevduatlar arasındaki tercihini yansıtan vadeli mevduat tercih oranı,
t=TD/DD
Bu eşitliğe göre, ekonomik birimlerin tercihleri vadeli mevduat lehine değiştikçe, vadeli mevduat tercih oranı artma yönünde değişim gösterecektir. Vadeli mevduat tercih oranıyla para çarpanı arasındaki ilişki para arzının kapsamına bağlıdır. Eğer geçerli para arzı tanımı olarak M1 kullanılırsa vadeli mevduat tercih oranıyla m1 arasında ters yönlü, M2 kullanılırsa vadeli mevduat tercih oranıyla m2 arasında doğru yönlü bir ilişki söz konusudur.

Ekonomik birimlerin vadeli ve vadesiz mevduatlar arasındaki tercihini etkileyen en önemli faktör vadeli mevduatlara ödenen faiz oranıdır. Bunun yanında, alternatif tasarruf araçlarının getirileri, finansal sisteme duyulan güven gibi faktörler de vadeli mevduat tercih oranını etkileyen faktörler arasında sayılabilir.
a) Vadeli Mevduat : Vadeli mevduat faiz oranında gerçekleşen artışlar sonrasında, bankacılık sisteminin vadeli mevduat hacminde ve vadeli mevduat tercih oranında bir artış beklenir. Bunun tersi bir durumda, vadeli mevduat tercih oranının düşme yönünde bir eğilim sergileyeceği açıktır.
b) Alternatif Tasarruf Araçlarının Getirileri: Alternatiflerin vadeli mevduatlara göre nispi getirisinde ortaya çıkacak artış, vadeli mevduat talebinin azalmasına ve vadeli mevduat tercih oranının düşmesine yol açar.
c) Finansal Sisteme Duyulan Güven: Ülkede sık sık yaşanan krizler sonucu, bankacılık sistemine duyulan güven erozyona uğramışsa vadeli mevduat hacminde bir çözülme beklenebilir. Öte yandan,yaşanan bir banka paniği de halkın bankacılık sisteminden hızla fon çekmeye başlamasına yol açacağı için, vadeli mevduat tercih oranında ani bir düşüş ortaya çıkabilir.

Serbest Rezerv Oranı

Bankacılık sisteminin, para arzının belirlenme mekanizmasındaki etkisi elinde bulundurduğu serbest rezervler aracılığıyla gerçekleşmektedir. Bankacılık sisteminin elindeki serbest rezervlerin vadesiz mevduatlara oranlanmasıyla bulunan, yani,
e=ER/DD
eşitliği aracılığıyla hesaplanan serbest rezerv oranıyla para çarpanları (m1 ve m2) arasında ters yönlü bir ilişki söz konusudur. Serbest rezerv oranı yükseldikçe çarpanın değeri düşer, serbest rezerv oranı düştükçe para çarpanının değeri artar.

Serbest rezerv oranını etkileyen faktörler arasında; piyasa faiz oranını, mevduat çıkışlarındaki düzenliliği, rezerv borçlanmanın maliyetini ve finansal sistemdeki istikrarı sayabiliriz.
a) Piyasa Faiz Oranı: Bir banka açısından, elde serbest rezerv bulundurmanın fırsat maliyeti, kaybedilen faizdir. Piyasa faiz oranlarında (yani kredilere uygulanan ve menkul kıymetlere ödenen faiz oranlarında)meydana gelen artışlar, bankanın katlandığı fırsat maliyetinin de artmasına yol açar.Bu da bankanın daha düşük düzeyde serbest rezerv bulundurmasına ve serbest rezerv oranının düşmesine neden olur.
b) Mevduat Çıkışlarındaki Düzenliliği: Bankaların karşılaştığı mevduat giriş ve çıkışları, dengesiz bir seyir izliyorsa ya da banka mevduat çıkışlarında bir hızlanma bekliyorsa yukarıda sözü edilen maliyetlerden kurtulmak için, serbest rezerv miktarını arttıracak ve serbest rezerv oranı yükselecektir. Bir diğer deyişle, beklenen mevduat çıkışlarıyla serbest rezerv oranı arasında doğru yönlü bir ilişki söz konusudur.
c) Rezerv Borçlanmanın Maliyeti: Bankaların rezerv borçlanabileceği iki kaynaktan söz edilebilir: Bankalararası (interbank) piyasa ve merkez bankası. Bankalararası piyasadan borçlanmanın maliyeti, gecelik (overnight veya O/N) faiz olarak adlandırılırken, merkez bankasının bankacılık sitemine kullandırdığı krediler reeskont kredisi, bu kredilere uygulan faiz oranı da reeskont oranı olarak adlandırılır. Gecelik faiz oranında ve reeskont oranında ortaya çıkacak artışlar, bankaların rezerv borçlanma maliyetlerini arttıracağı için, bankalar serbest rezerv tutmayı tercih edeceklerdir. Bu da serbest rezerv oranının artmasına neden olur.
d) Finansal Sistemdeki İstikrar: Serbest rezerv oranını etkileyen bir diğer faktör finansal sistemdeki istikrardır. istikrarsız bir finansal sistemde serbest rezerv oranı daha yüksek bir düzeyde gerçekleşir.

Zorunlu Rezerv Oranları

Zorunlu rezerv oranlarını belirleme yetkisi tamamıyla merkez bankasına aittir. Merkez bankası, alacağı tek taraflı kararla zorunlu rezerv oranlarında, uygun gördüğü dönemlerde değişiklik yapabilir. Zorunlu rezerv oranlarıyla para çarpanı arasında ters yönlü bir ilişki söz konusudur. Örneğin; merkez bankası zorunlu rezerv oranlarını yükselttiği zaman, diğer parametreler sabitken, para çarpanının değeri düşer ve para arzı azalır:


Günümüzde merkez bankaları, para arzını etkilemek amacıyla zorunlu rezerv oranlarına çok nadir müracaat etmektedirler.

Parasal Taban
Merkez bankasının karar ve tercihlerini para arzına yansıtabilecek bir diğer değişken parasal tabandır. Merkez bankası, para arzında bir artış hedefliyorsa para çarpan sabitken, yapması gereken şey parasal tabanı arttırmaktır.
Bunun için elindeki uluslararası rezervlerin miktarını arttırabilir, bankacılık sistemine daha fazla reeskont kredisi kullandırabilmek için gerekli düzenlemeleri yapabilir (reeskont oranını düşürmek gibi), kamu kesimine daha fazla kredi açabilir.
Bunun dışında kullanılabilecek bir diğer yol, günümüz merkez bankalarının kullandığı temel yol olan açık piyasa işlemleridir. Merkez bankası, piyasadan tahvil satın alarak, dolaşımdaki nakit miktarını ve banka rezervlerini arttırabilir. Bu da parasal tabanda artış anlamına gelir. Para çarpan› sabitken, parasal tabanda meydana gelen artış para arzını da arttırır.


Para arzı üzerinde kontrol sağlayabilmek için, merkez bankaları, çarpanı dolaylı yollardan etkileyebilmekte, parasal tabanıysa direkt olarak kullanabilmektedirler.Parasal tabanı değiştirmek amacıyla kullanılan en etkin araçsa açık piyasa işlemleridir.

PARA ARZI EĞRİSİ

Yukarıda yaptığımız analize göre para arzı; parasal taban, nakit tercih oranı, serbest rezerv oranı, vadeli mevduat tercih oranı ve zorunlu rezerv oranları tarafından belirlenmektedir. Bu değişkenlerden parasal taban ve zorunlu rezerv oranları, merkez bankası tarafından, serbest rezerv oranı, bankalar tarafından, nakit ve vadeli mevduat tercih oranlarıysa mevduat sahipleri tarafından belirlenmektedir.
Faiz oranlarının para arzını belirleyen değişkenler üzerindeki etkileri konusunda,iktisatçılar arasında anlaşmazlık söz konusu olduğu için, bu bölümde iki farklı görüşü ele alacağız.

Dışsal Para Arzı
Dışsal para arzı: Para çarpanında yer alan ve halkın tercihleriyle bankaların tercihlerini yansıtan parametrelerin faiz oranlarından etkilenmediğine inanılıyorsa dışsal para arzı söz konusudur.

İçsel Para Arzı

İçsel Para Arzı: Para çarpanında yer alan ve halkın tercihleriyle bankaların tercihlerini yansıtan parametrelerin faiz oranlarından etkilendiği savunuluyorsa içsel para arzı söz konusudur.
 
Geri