Panik Atak Sorunu olanlar

Konu sahibi son olarak 2613 gün önce görüldü
Merhaba arkadaşlar, Panik atak günümüzde, herkesin yaşadığı bir ruh durumudur, 7 den 70 e herkes bu sorunu çekiyordur, Bu sorunu nasıl aşıcağımıza ve bu hastalığın belirtileri ve tedavi yolları hakkında bir paylaşım alanı hazırlıyalım, Herkes konu üzerinden fikirlerini yazabilir..

PanikAtak Nedir?
Panikatak ile ilgili olarak ilk bilmeniz gereken panikatak nedir? Bu sorunun cevabını öğrendikten ve panik atağın ne olduğunu anlayabildikten sonra bu durumdan da kurtulabilirsiniz. Panikatak en kısa ve öz tabiri ile ani olarak ortaya çıkan endişe - kaygı nöbetidir. Bu endişe ve kaygı nöbeti kişinin vücudunda bazı fiziksel belirtilerle kendini gösterir, bu yüzden de çoğu zaman kişide yoğun bir korku ve rahatsızlık duygusu yaratır. Bu yoğun korku duygusu içinde kişi, çok kötü birşey olacağını, onun için sonun geldiğini, öleceğini veya kalp krizi geçireceğini düşünür. Bu şekilde yoğun bir korku içinde olan kişi doğal olarak o ortamdan kaçmak, uzaklaşmak ister, yardım alabileceği bir sağlık kuruluşuna gitmek ister. Çoğu zaman gidilen bir hastanede veya acil serviste herhangi bir girişimde bulunmaksızın bu belirtiler geçer ve kişi kendini iyi hisseder.
Panik nöbeti sırasında aşağıdaki belirtiler görülebilir. Bu belirtilerden dört tanesinin görülmesi çoğu zaman yeterli olur. Genel olarak kişiler nöbetler sırasında bu belirtilerde 7-10 arası belirti yaşamaktadırlar.
1 -Çarpıntı, kalp atımlarını duyumsama
2 - Terleme
3 - Titreme ya da sarsılma
4 -Nefes darlığı ya da boğuluyor gibi olma
5 -Soluğun kesilmesi
6 -Göğüs ağrısı ya da göğüste sıkıntı duyma
7 -Bulantı ya da karın ağrısı
8 -Baş dönmesi, sersemlik hissi, düşecekmiş ya da bayılacakmış gibi olma
9 -Derealizasyon ya da Depersonalizasyon (Dış dünya yada kendisi gerçekliğini kaybetmiş gibi hissetme).
10-Kontrolünü kaybedeceği ya da çıldıracağı korkusu
11-Ölüm korkusu
12-Uyuşma ve karıncalanma duygusu
13-Üşüme ürperme ve ateş basması

Bu konu üzerinden;
Panik atak tedavisi,
Panik atak tedavi yolları,
Panik atak tedavi,
Panik atak çözümü,
Panik atak ölüm korkusu,

Gibi konularda paylaşım yapabilirsiniz.
 
PANİK ATAK

Korkularınızdan korkmaktan vaz geçtiğinizde hayatta korkulacak bir şey olmadığını göreceksiniz. Panik Atağı kolayca yenebilirsiniz.

A – Panik atak nedir?
Ansızın, herhangi bir yerde beklenmedik şekilde ortaya çıkan yoğun kaygı, bunaltı, korku, sıkıntı karışımı nöbetlerdir. oldukça yoğun yaşanır. Kişi her şeyin sonu geldiğini kalp krizi, felç geçireceğini, dünyanın sonu geldiğini, düşüp bayılacağını, kötü şeylerin olacağını düşünür.


Koşup kaçmak hemen bir sağlık kurulusuna sığınmak ister. Bir hastaneye girmesi bir doktorla karşılaşması bile nöbetin sona ermesini sağlayabilir. Bir kişi sürekli olarak stres ve korku ile yaşadığında vücut kimyası değişir. Vücut gerilim kimyasalları üretmeye başlar. Bunların bizi ne şeklerde etkilediğini aşağıda panik bozukluklarla birlikte sık rastlanan rahatsızlıklar bölümünde görebilirsiniz. Vücut talep edilen gerilim kimyasallarını karşılayabilmek için vücudun oksijene ve belli başlı gıdalar, vitaminlere, minerallere olan ihtiyacı artar. Kötü beslenme, yoğun stres ve korku, yorgunluk bu etmenlerden ikisi ya da üçü bir araya geldiğinde bir kısır döngü yaratır ve kendini tekrar eder.
Stres, korku, iç çatışmalar, psikolojik etmen ve yatkınlıklar > gerilim kimyasal üretimi >Kötü besleme >uykusuzluk > panik atak > stres Şeklin de giden bir mekanizma işler hale gelir.B- Başlıca belirtileri nelerdir?
-Kalp çarpıntısı
-Göğüs kafesinde bası hissi ve sıkışma
-Hızlı nefes alıp verme veya nefes alamama
-Mide kasılmaları, krampları, karında ağrı, şişkinlik, gaz oluşması
-Dünyanın sonu gelmiş hissi
-Sebepsiz bir şey olacakmışçasına aniden başlayan korkular
-Ölümcül yada çözümsüz bir hastalığı olduğu korkusu
-Eller ve ayaklarda istemsiz boşalmalar hissizlik
-Terleme
-Baş dönmesi, bayılma hissi
-Farklı bir dünya aleminde yaşıyormuş gibi hissetme, bir sis perdesinden arkasından bakıyormuş hissi
-Üşüme, ürperme yada ateş basma hissi
-Korkunç bir şey olacakmış gibi hissetme

C- Panik bozuklukların beraberinde eş zamanlı olarak görülen bozukluklar

Psikolojik ve psikiyatrik

Depresyon %40-50
Agorafobi %50-70 yalnız kalmak, yalnız sokağa çıkmak, kalabalığa girmemek, Uçak, asansör, otobüs, pasaj, tünel, köprü, tiyatro gibi yerlerden duyulan korku
Sosyal fobi %10-15

Somatoform Bozukluk % 6-8 yoğun bedensel yakınmalar
Hipokondriyazıs %20-30 hastalık hastalığı,
Madde Kullanımı alkol %20-25 bunu sözde rahatlamak için çare olarak kullanırlar ve sonuç Uyuşturucu %5-10 bağımlılık halini alır.
Manik Depresif %10-12 depresyon ve tam tersi çoşma nöbetleri
Kişilik Bozuklukları %40 Obsesif-kompulsif (takıntı, temizlik hastalığı, simetri)
Kaçıngan , Paranoid, Borderline
Genel Anksiyete Bozukluğu %15-20 Aşırı kaygı

Biyolojik
Mıtral Valv Prolapsusus %40-50 Kalp kapakçığı sarkması
Troıd Bezi Anormallikleri Hipertirioidizim, Hiperparatiroidizim
İrrıtabl Kolan Sebdromu Huzursuz bağırsak sendromu psikoterapi ve hipnoz ile Çözülebilir. Anksiyete tedavisi %90 oranında etkilidir.
Akçiger Hastalıkları %8-20 astım, bronşit, anfizem, alerjik rahatsızlıklar
Migren %12-15 baş ağrısı şeklinde ortaya çıkar
Epilepsi sara nöbeti
Hipertansiyon
Feokromasitoma Böbreküstü bezi hastalığı
Vertibüler distoma kulaktaki denge fonksiyon bozukluğu

Bunları okurken siz de hissettiniz “ beden zihin ruh bir bütün olmalı ve dengede çalışmalıdır”. Birisinde yaşanan bir bozukluk diğerlerini de etkilemekte ve bozukluklara neden olmaktadır. beden mi zihinsel ve ruhsal olarak sıkıntı çekmemize neden oluyor, ruh ve zihnimiz mi bedensel rahatsızlıkları tetikliyor ve neden oluyor gibi bir soru sizinde hemen aklınıza gelmiştir. Bu derece bedensel be ruhsal rahatsızlığın bir arada görülme oranlarındaki yükseklik şunu çok net olarak açıklıyor . İnsan bir bütün her üçü de uyumlu olmak zorunda.

D- Başlamasından hemen önce bazı koşulların hazır olması gerekir.
a-Yoğun bir iş stresi, doğum, ölüm, boşanma gibi ruhsal ve duygusal olarak zorlu bir dönem yaşanmıştır.
b-Bu döneme ardından yada beraberinde beslenme düzenin iyi olmaması fiziksel olarak vücudun dirençsiz ve zayıf kalması, yorgunluk, dinleneme de eklendiğinde panik başlangıcı için uygun koşullar oluşmuş olmaktadır.
c-Başlangıcıyla birlikte belirtilere verilen dikkat (kalp çarpıntısı, hızlı nefes alıp verme) belirtilerin giderek artmasına neden olur ve süreç başlamış olur.

E- Nedenlerine ilişkin diğer bir sınıflamada DSM-IV 2e göre
-Genetik ve ailesel nedenler-Birinci derece yakınlarda görülme oranı %15-30 arasıdır. Tek yumurta ikizlerinde eş zamanlı olarak panik atak görülme oranı %30-40 olarak belirtilmiştir.

-Biyolojik Teoriler-sodyum –
-Psikodinamik Teoriler-Bilinçaltı ve bilinç arasındaki çatışmalar, bilinçaltına bastırılmış cinsellik saldırganlık, savunma gibi temel insani dürtülerin bilinç ile çatışması sosyal fobiye sebep olabileceğidir.
-Gelişimsel Teoriler-Temel dürtülerin ayrılma, savunma, kabul görme gibi erken yaşlarda paniğe ve depresyona neden olduğudur . john Bowlby sosyal fobinin bir ayrılma korkusu olduğunu söyler ve güvenle bağlanamamaktan kaynaklandığını belirtir.
-Öğrenme Kuramları-belli dış uyaranlara karşı şartlanılmış olarak öğrenilmiş savunma mekanizması olarak görür. Depresyonda da olduğu gibi yakın çevresinde gördüğü şekilde uygulama olarak nitelendirir. Örneğin :Bir şey yiyememe mide krampı ve kusma olarak depresyon yaşayan bir yakınını gören bir kişinin depresyon geçirdiğinde karşılaşacağı belirtiler birbirine çok benzer hatta birebir aynı olabilir. Hiç görmeden ve bu belirtilerden haberi olmadan depresyon geçiren aynı kişi gülme ve ağlama krizleri yada içine kapanma şeklinde yaşayabilirdi gene bu depresyonu.
-Bilişsel Modeller-Bu modelde bazı bedensel belirtileri aşırı dikkate alma, kendine odaklanma, bunları yanlış yorumlama, Bunları zihninde imajine etme ve sonrasında bendesel belirtilerde artış ve tekrar yanlış yorumlama neticesi girilen kısır döngü karşılıklı tetiklemeler olarak açıklar

F- İşleyiş mekanizması nedir? Panik atak diğer korkulardan farlı bir özellik içerir. Bu özellik panik atağın içsel bir korku olmasıdır. herhangi bir dış nedene bağlı olmaksızın bir sebep yokken durduk yere ortaya çıkmasıdır. Kişi acaba panik atak geçirir miyim rahatsızlanır mıyım diye düşünmeye başladı andan itibaren panik atağın içinde bulur kendini herhangi bir dış uyarana ihtiyaç duymaksızın ortaya çıkıverir.
Kişinin kendini dinlemesi, belirtilere kalp atışı nefes alma hızı vs dikkatini yoğunlaştırması yada tetikleyici bir düşünceyi beyninden geçirmesiyle birlikte süreç başlamış olur.
İçsel bir korku olmasına rağmen tetikleyicileri dış faktörler olabilir. Belli bir yer mesela kalabalık bir yer, bir kişi, bir olay, bir haber, bir ölüm haberi, işyeri gibi dışsal bir uyaran olabilir tetikleyici.
Yeniden başlayacağı korkusu ile birlikte başlayan korkular kaygı ve sıkıntı daha çok genişleme eğilimdedir gittikçe daha fazla sedyen korkmaya daha fazla yardım alamaya yardım alamadığı yerlerden uzaklaşmaya başlar.

G- Bilmemiz gerekenler nelerdir?
*Bir anda ortaya çıkarak yoğunlaşır ve ağır ağır kaybolur. Başlangıcında bunun farkına varıp üzerine gitmez ve bunun ortaya çıkmasına neden olan yer davranış yada tetikleyici etmenden uzak durmakta fayda vardır. Bu rahatsızlık veren ve atağı başlatan duruma yada yere daha sonra yavaş yavaş alıştırarak yaklaşmak erken dönemlerde kolaylıkla mümkün olabilir.
*Bir neden olmaksızın ortaya çıkabilir.
*Genellikle 20-30 lu yaşlarda başlangıç görülür.
*Şehirde yaşayan, boşanmış, ağır travma ve sıkıntı geçiren insanlarda görülme oranı daha fazladır.
*Ekonomik durum ya da eğitim düzeyiyle bağlantısı yoktur.
*Kadınlarda görülme oranı erkeklere oranla 2-3 kat fazladır.
*Değişken oranlarda toplumun %20-25 inde görülmektedir. yani her 4 kişiden birinde değişik ağırlıklarda panik atak mevcuttur
*Rahatsızlıkların fiziksel etkileri nedeniyle hemen hemen her bronştaki doktora farklı nedenlerle defalarca başvurmakta tahliller istemekte tedavi talep etmektedirler. Nefes sorunları, kalp rahatsızlığı, mide rahatsızlıkları, kanser korkuları ile defalarca alan doktorlarına başvurmakta yapılan tahlil ve kontroller sonucu temiz çıkmalarına karşın panik bozukluğu kabullenmemektedirler.
*İlerleyen yaşlarda başlanma oranı düşer
*İçe dönük, mükemmeliyetçi, telaşlı, aceleci, sıkıntılı insanlar daha yatkındır.
*Alkol ve madde bağımlılığı riski yüksektir. ve tersi içinde aynı durum gecerlidir.
*Devamlı baskı, stres altında olmak ağır travmalar geçirmek(aile sorunları boşanma ölüm gibi) riski arttırır
*Hayır diyememe, bağımlı kişilik yapıları, özgüven sorunu yaşayan insanlarda, iletişim sorunu yaşan (nefe öfke kzıgınlı) hislerini dışa vuramayan insanlarda, bastırılmış kimliğe sahip insanlarda ortaya ihtimali daha yüksektir.
*Depresyon geçirmiş yada geçirmekte olan, sosyal fobiye sahip insanlarda daha sık görülebilir

H- Alt Tipleri nelerdir?
a-Klasik Panik;Çarpıntı, heyecan ile başlar göğüste sıkışma, sol kolda uyuşma ve ağrı, hızlı soluk alıp verme boğazda düğümlenme kalp krizi geçiriyormuş hissi oluşur, yakınlarında kalp krizi geçirme vakası yaşanan vakalarda daha sık görülür.
b-Konifik Panik;Bilinci etkileyen tipidir. Algıda karanlık lık, etrafı ve etraftaki cisimleri algılayamama, bayılama, boşlukta olma hissi, benden ve ruhun ayrılması hissi yaşar.
c-Nonkognifik Panik;Gögüste çarpıntı baskı fenalık hissi görülür.
d-Nokturnal Panik;Ani çarpıntı ve panikle uykudan uyanır, pencereler kapılar açılır hayasızlık nefes alamama, ölüm korkusu, terleme sıkıntı ve kabuslar nedeniyle uyuyamama, uykudan kaçma yaşanır, uykusuzlukla birlikte pek çok sorunu da beraberinde getirir. Bazı kişilerde yalnız yatamama şeklinde ortaya çıkabilir.
e-Aleksitimik Panik; Aleksitimik(Duyguları için sözleri olmayanlar. Öfkelendiklerini, kızdıklarını, sevindiklerini pek de belli etmeyen, duyguların söze dökülememesi, Psikiyatrik hastalarda %30 normal insanlar % 10 oranında görülme oranına sahiptir. Sosyalleşmeyle ilişkili olduğu düşünülüyor. Yeterince ilgi ve şefkat görememiş çocukların beyninin duyguları tanıma bölümünün yeterince gelişmediği, yapısal bir anormalliğin olduğu ve bunun da aleksitimiye yol açtığı yönünde bulgular var. Eğitim düzeyiyle de çok alakalı. Eğitim düzeyi düştükçe aleksitimi artıyor, çünkü duyguları ifade edecek kelimelerimiz olmuyor.
Ailenin sosyal olması önemli. Evde, anne-baba ve çocuğun etkileşimi azaldıkça, aleksitimi oranı artacağı düşünülmektedir. ) Panikte duygularını ifade etmekte zorluk yaşayan insanlar, çok sıklıkla bu duygusal çatışmalarını bedene yansıtıyorlar, yaygın vücut ağrıları, mide belirtileri, huzursuz bağırsak sendromu. Panik ataklarda aleksitimi yaygınlığı çok yüksek oranda görülüyor. Travmaya geçirmiş, tacize uğramış, örselenmiş insanlarda da. Obezitede de yine aleksitimi oranı çok yüksek. Bu kişilerin büyük bir olasılıkla kendilerine anlattıkları bir hikaye yoktur. Çoğunlukla şaşkınlık, Nasıl yani? tepkisi verirler. Uzun yıllar en yakınındaki insanlarla sıcak bir duygusal iletişim kuramamış, Anneleri veya onlara bakanlarla aralarında yeterli derecede güvenli bir bağ oluşmamıştır.
Bu yüzden duyguları ifade edecek gerekli ortamı ta, ilk çocukluk yıllarından itibaren yakalayamamışlardır. -Genelde erkekler duygusuz olmakla suçlanırlar.
Erkekler kadınlara göre biraz daha fazla aleksitimik bulunuyor. psikoterapi yani duygular dünyasına yolculuk. İnsanın duygularıyla yüzleşmesini, duygularını fark etmesini sağlamak ve duyguların korkulacak şeyler olmadığını anlatmak gerekiyor.
f-Gastro intestinal Panik;Mide ve karında başlayan fenalık hissi, boğazda düğümlenme bulantı, şişkinlik, gaz, isal olabilir.
g-Korkusuz Panik;Korku ve anksiyete görülmez. Somatizasyon bozukluğunda olduğu gibi sürekli nöroloji, kardiyoloji uzmanlarına müracaat ederler, tahlil ve muayenelerde hiçbir olguya rastlanamaz.

I- Nasıl bir yöntem uygulamalıyız?
Bu sorunun çözümünde çoklu yöntem kullanmakta fayda görülmektedir. Çoklu yöntemden ne kastettiğimizi Şöyle açıklayalım ;

Sorunu yaşayan kişinin yapacağı çalışmalar

Hastalığınızla ilgili ayrıntılı bilgi edinin
Yürüyüş yüzme tenis gibi her gün düzenli olarak yaptığınız bir spor aktivitesi edinin
Her gün mutlaka duş alın
Uykunuz düzenleyin ve düzenli olarak tatil yaparak vücudunuzu ve zihninizi dinlendirin.
Beslenmeniz sağlıklı bir hale getirin
Kahve şeker çikolata çay ve hormonlu yiyecek ve içeklerden uzak durun
Mümkünse dah sık doğa yürüyüş ve gezileri yapın
Zevk aldığınız şeyleri belirleyin ve hobi edinin dikkatiniz ve ilginizi oraya verin
Nefes ve gevşeme egzersizleri öğrenin ve her gün düzenli olarak yapın
Otohipnoz öğrenin ve günlük hayatınızda rahatlamak ve dengeye ulaşmak için sürekli kullanın
Cinsel yaşantınızı, sosyal çevre ilişkileriniz, aile ilişkileriniz düzenleyin
Kendinizi dinlemekten vaz geçin
Kendinize sürekli olarak olumlu düşünce kalıpları belirleyin ve bu şekilde telkinler verin.
(Olumlu düşünce kalıbı -Benim kalbim hızlı çarpmayacak değil benin soluk alıp vermem, tansiyonum, şekerim kalp ritmim oldukça düzenli ben sağlıklı bir
insanım şeklinde olmalı)
Hiçbir şeyi içinize atmayın ve sıkıntınızı ve negatif enerjinizi topraklayın yada atın
Meditasyon egzersizleri öğrenin ve düzenli olarak uygulayın ve devamlılık gösterin.
 
Panik Atak Nedir?

“Panik Atak” (PA) çarpıntı, terleme, titreme, boğulma ya da nefes alamama hissi, göğüste ağrı veya sıkışma, bulantı, karın ağrısı, baş dönmesi, dengesizlik gibi bedensel duyumların olağan dışı yoğunluktahissedildiği, beraberinde kontrolünü kaybetme, delirme korkusu ya da ölüm korkusu ile karakterize bir süreçtir. Atak ani başlangıçlıdır ve genellikle hızlı bir şekilde, 10 dakika veya daha kısa bir sürede doruk noktasına ulaşır. Panik Atakları yaklaşık olarak 15-20 dakika sürelidir. Ancak bazen yalnızca 1-2 dakika, bazen de bir saatten daha uzun olabilir. Panik atağı başta fobiler olmak üzere diğer bir kısım psikiyatrik bozukluklarda da görülebilir. Ancak bunlar stres etkeni ile karşılaşma ya da karşılaşma olasılığı sonucunda ortaya çıkar.
Panik Atak Belirtileri Nelerdir?


  • Kalp çarpıntısı ya da göğüs ağrısı
  • Nefes almada güçlük
  • Bayılacakmış gibi hissetme
  • Terleme
  • Midede rahatsızlık, kusacakmış gibi hissetme
  • Vücutta titreme ve halsizlik
  • Kontrolünü kaybetme korkusu
  • Çevreyi gerçek değilmiş gibi algılama
  • Ölüm korkusu ya da aklını kaybetme korkusu
Panik Atak Hangi Sebeplerle Oluşur?


  • Zayıf beslenme alışkanlıkları, düzensiz beslenme ve katı diyetler sonucunda ortaya çıkabilecek değişken kan şekeri düzeyi atakları tetikleyebilir.
  • Aşırı sık nefes alıp verme panik belirtilerini başlatır. Stres altındayken nefes farkına varmadan sıklaşır.
  • Sindirim sorunları ve besin alerjileri paniğe sebep olabilir.
  • Antidepresan ilaçlar özellikle kullanımına başlanan ilk hafta panik atakları ortaya çıkarabilir.
  • Kafein, sigara, alkol ve bazı uyuşturucular (LSD, esrar ve kokain gibi) panik ataklara sebep olabilirler.
  • Sakinleştirici etkisi olan herhangi bir ilacı ani olarak bırakmak panik atağın ortaya çıkmasına yol açabilir.
  • Amfetamin, kortizon ve astım tedavisinde kullanılan bazı ilaçlar da panik atakları tetikleyebilir.
  • Denge, koordinasyon, işitme ve görme zorlukları kişinin stres düzeyini artırarak panik ve agorafobiyi tetikleyebilir.
  • Bedensel ağrılar panik atağı tetikleyebilir.
Panik Atak Geçer Mi? Panik Atak Nasıl Tedavi Edilir?

Panik bozukluğu tedavisi mümkün olan bir hastalıktır. Psikiyatri uzmanına başvurarak yardım alabilirsiniz. İlaç tedavileri panik bozukluğu tedavisinin temelini oluşturmaktadır.
 
Yoğun korku ve huzursuzluk durumunun olduğu, aniden başlayıp, rahatsızlığın en geç 10 dakika içinde en üst düzeye ulaştığı ve 13 adet vücutsal ve düşüncesel belirtiden, en az 4 unun varolduğu bir kaygı nöbetidir. Bu 13 belirti şunlardan oluşmaktadır:

1- çarpıntı,kalp hızında artış,kalp seslerini duyuyor gibi hissetme
2- terleme
3- titreme ve ya sarsılma hissi
4- boğulma ya da nefes alamama, nefesinin yetmediği hisleri
5- tıkanma ,soluğun kesilmesi hisleri
6- göğüste ağrı veya göğüste bir rahatsızlık hissi
7- bulantı ya da karında ağrı ya da karında bir rahatsızlık hissi
8- bas dönmesi, dengesizlik , basta sersemlik hissi ,bayılma hissi ,yere düşecek gibi olma
9- çevreyi olduğundan farklı ,sanki gerçek değil gibi hissetme ya da kendini çevredekilerden ayrılmış,olağandışı ,farklı bir şekilde algılama hali
10- kontrolünü kaybetme, delireceğini düşünme seklinde bir korku
11- o anda ,kalp krizi geçireceği ya da öleceği korkusu
12- uyuşma, hissizlik,yanma, karıncalanma hisleri
13- üşüme, ürperme ,soğuk ya da sıcak basmaları, basından aşağı kaynar su dökülmüş veya hamama girmiş gibi olma

Panik atak hangi bozukluklarda görülebilir ?
Panik bozukluğu, travma sonrası stres bozukluğu, sosyal fobi ve diğer fobiler, saplantı-zorlantı bozukluğu, madde kullanımına ya da vücutsal bir hastalığa bağlı kaygı bozukluklarında görülebilir.

Bir panik atak sebepsiz olarak aniden başlayabileceği gibi, belli bazı durum ya da ortamlarla ilişkili de olabilir. Örnek olarak korkulan bir hayvan (örümcek, kedi,köpek,fare,yılan görmek gibi), kalabalık bir ortamda bir faaliyet (konuşma, yemek yeme gibi) bir durumu takiben de başlayabilir.

Panik bozukluğu :
Yukarıda belirtilmiş olan panik ataklarının aniden,beklenmedik zamanlarda ve tekrarlayarak oluşması ve en az 1 ay sureyle bu atakların tekrarlayacağı yönünde sürekli bir kaygı, atağın sonunda olabileceğini düşündüğü şeyler (ölmek, delirmek, kalp krizi geçirmek seklinde ) ile ilgili kaygı duyma ya da bu ataklarla ilgili olarak bazı davranışlarında değişiklikler yapma seklindeki bir rahatsızlıktır. Bu rahatsızlık başka bir madde kullanımı ya da başka bir vücut ya da psikiyatrik bir rahatsızlığa bağlı değildir.

Agorafobi:
Panik bozukluğu agorafobili ya da agorafobisiz olabilmektedir. Agorafobi sözcüğü eski Yunanca dan köken almaktadır. Agora pazar yeri, toplantı yeri ,geniş meydan anlamına ,fobi ise korku anlamına gelmektedir. Kişi yalnız kalmaktan, kaçmanın ,o ortamdan uzaklaşmanın kolay olmayacağı ya da her hangi bir rahatsızlık hissetme anında yardim alamayacağı topluma acık yerlerde olmaktan korku duymaktadır.

Bu kişilerde gördüğümüz bazı ortak özellikler arasında, tek başına dışarıya çıkamama ve yanlarına başka bir kişiyi de alma , kalabalık caddelerden geçememe,kalabalık mağaza,marketlere girememe, kapalı ortamlar (tünel, köprü ve asansörler gibi) ve kapalı araçlar (metro,otobüs, uçak gibi) dan kaçınma sayılabilir. İleri aşamalarda kişiler evlerinden çıkmayı reddedip, çevrelerindekileri de kendileri gibi evde tutmaya zorlayabilirler. Sosyal ilişkiler bozulup, boşanmalara yol açabilir.

Panik Bozukluğu , Toplum ve Tedavi
Toplumda hastalığın hayat boyu görülme yaygınlığı % 1.5-3 arasında değişmekte olup, hastaların ¾ ‘unu kadınlar oluşturmaktadır. Kadınlarda % 2.1 ,erkeklerde % 0.6 oranında görülmektedir. Kişilerin 1/10′u hayatları boyunca en az bir kez panik atak geçirmekte ve bunların yaklaşık olarak 1/6’si panik bozukluğa dönüşmektedir.

Panik bozukluğunun oluşumunda gelişimsel ve çevresel faktörler:
Çocuklukta yaşanan “seperasyon (çocukluk döneminde anne-baba sevgisinin kaybı,yaptıklarının anne ve babanın kalıpları ile uygunluk göstermemesi halinde terkedilecegi korkusu) anksiyetesi”nin panik bozukluk ve agorafobi ile ilişkisi olduğu iddia edilmektedir. Panik bozukluğu hastaları ailelerinin “kendilerine düşük derecede bakim verdikleri ancak çok fazla koruyucu olduklarını” söylemektedirler. Boşanma, olum sebebiyle daha çocukken anne-babadan ayrılma yaşantıları olanlarda da panik atakları fazla görülmektedir.

Tedavi yöntemleri :

1-İlaç tedavisi: En az 2-3 ay olmak üzere ,doz yavaşça yükseltilmek üzere kullanılmalıdır. 2- Bilişsel-davranışçı tedavi: Kişiye panik atakları ile ilgili olan yanlış bilgileri ve inançları gösterilir. Vücudundaki yanlış anlayıp,algıladığı ufak hislerin kendini ölüme götürmediği ,bunların kısa sureli olduğu belirlenir. Böyle bir şey olduğunda durumu geçirmek için yapacağı şeyler gösterilir.

Hastalığın tedavisi neden önemlidir?
Vakaların % 40-80′inde majör depresyon dediğimiz tablo hastalığa eklenip,durumu ağırlaştırmaktadır. Kişilerin bahsetmemesine karsın intihar riski yüksektir. Hastaların % 20-40′inda alkol ve madde bağımlılığı görülmektedir. Kişi ilerleyen donemde eve bağımlı hale gelebilmekte ya da hastane,eczane gibi yerlere yakın olmayı yeğlemektedir. Hasta bu konuya yakın olmayan doktorları bir dolaşıp,gereksiz ya da yanlış tedaviler almaktadır. Çevresi ile iletişimi bozulan kişinin mesleki,sosyal,ailesel işlevselliği azalmaktadır.
 
1. Nedensiz olarak korkuyorum Her zamankinden daha sinirli ve endişeli olduğumu hissediyorum.
Hiç bir zaman / çok ender
Bazen
Sık Sık
Çoğunlukla / Her zaman

2. Çabuk huzurum bozuluyor veya paniğe kapılıyorum.
Hiç bir zaman / çok ender
Bazen
Sık Sık
Çoğunlukla / Her zaman

3. Her zamankinden daha sinirli ve endişeli olduğumu hissediyorum.
Hiç bir zaman / çok ender
Bazen
Sık Sık
Çoğunlukla / Her zaman

4. Kendimde uzaklaşmışım ve parçalara ayrılmışım gibi hissediyorum.
Hiç bir zaman / çok ender
Bazen
Sık Sık
Çoğunlukla / Her zaman

5. Hiçbir seyin yolunda olmadığı ve her an bir felaket olacakmış hissine kapılıyorum.
Hiç bir zaman / çok ender
Bazen
Sık Sık
Çoğunlukla / Her zaman

6. Kollarım ve bacaklarım sallanıyor ve titriyor.
Hiç bir zaman / çok ender
Bazen
Sık Sık
Çoğunlukla / Her zaman

7. Baş ağrısı,boyun ve sırt ağrısı şikayetlerim var.
Hiç bir zaman / çok ender
Bazen
Sık Sık
Çoğunlukla / Her zaman

8. Kendimi zayıf hissediyorum ve kolayca yoruluyorum.
Hiç bir zaman / çok ender
Bazen
Sık Sık
Çoğunlukla / Her zaman

9. Sakin ve rahat oturamıyorum.
Hiç bir zaman / çok ender
Bazen
Sık Sık
Çoğunlukla / Her zaman

10. Kalbimin hızlı attığını hissediyorum
Hiç bir zaman / çok ender .
Bazen
Sık Sık
Çoğunlukla / Her zaman

11. Baş dönmesi var.
Hiç bir zaman / çok ender
Bazen
Sık Sık
Çoğunlukla / Her zaman

12. Bayılıyorum ve bayılacakmışım gibi hissediyorum.
Hiç bir zaman / çok ender
Bazen
Sık Sık
Çoğunlukla / Her zaman

13. Kolaylıkla nefes alıp veremiyorum
Hiç bir zaman / çok ender
Bazen
Sık Sık
Çoğunlukla / Her zaman

14. El ve ayak parmaklarımda uyuşukluk ve sızlama hissediyorum.
Hiç bir zaman / çok ender
Bazen
Sık Sık
Çoğunlukla / Her zaman

15. Mide ağrısı ve sindirim bozukluğu şikayetim var.
Hiç bir zaman / çok ender
Bazen
Sık Sık
Çoğunlukla / Her zaman

16. Sık sık idrar yapmaya gidiyorum.
Hiç bir zaman / çok ender
Bazen
Sık Sık
Çoğunlukla / Her zaman

17. Ellerim genellikle ıslak ve terliyorum.
Hiç bir zaman / çok ender
Bazen
Sık Sık
Çoğunlukla / Her zaman

18. Yüzüme sıcak basıyor ve kızarıyor.
Hiç bir zaman / çok ender
Bazen
Sık Sık
Çoğunlukla / Her zaman

19. Gece kabuslar görüyorum.
Hiç bir zaman / çok ender
Bazen
Sık Sık
Çoğunlukla / Her zaman

20. Rahat uykuya dalamıyorum ve gece uykum bölünüyor.
Hiç bir zaman / çok ender
Bazen
Sık Sık
Çoğunlukla / Her zaman
 
Panik bozukluğunun temel özelliği, çoğu kez nedensiz başlayan panik ataklarıdır. Hasta, aniden, örneğin otobüste ya da uykusunda, yukarıda sayılan pek çok şikayeti yaşar. Şikayetler, müdahaleyle ya da müdahalesiz kısa sürede geçer. Atak şiddetli ve korkunç bir deneyim olarak hatırlanır ve bireyde “ya tekrarlarsa” kaygısını ortaya çıkarır. Hasta, yaşantısını bu kaygı çerçevesinde planlamaya çalışır. Agorafobi (kapalı yer korkusu) şikayetleri de tabloya eklenirse, kişi, atak geldiğinde yalnız ya da kaçamayacağı ortamlara girmeme; tek başına sokağa çıkmama ya da evde tek başına kalamama; camide ya da sinemada çabuk çıkabileceği yerleri tercih etme gibi günlük yaşantısını ve işlevselliğini belirgin olarak kısıtlayan davranış bozuklukları gösterir.

Bu hastalar semptomlarının şiddeti nedeniyle sıklıkla hekime başvurmalarına rağmen, çoğu kez, özellikle de atak esnasında rastlanabilen kalbin hızlı çalışması (taşikardi), tansiyon yükselmesi gibi bulgular yüzünde panik bozukluğu tanısı atlanabilir. Aslında bu hastaların şikayetlerinin “psikiyatrik” olduğuna ikna edilmeleri de güçtür.

Hastalık; göğüs ağrısı, çarpıntı vb. gibi belirtilerle seyretmesine rağmen hastalığın özünde hastanın tarif ettiği yoğun sıkıntı yer almaktadır. Sıkıntı tedavi edildiğinde diğer belirtilerde yatışacaktır.

Hastaların yaşadığı “nöbet” korku ile benzerlik göstermekte ve hastalık beyindeki korku ile ilgili merkezleri, korkacak bir şey yokken kendi kendine çalışmaya başlatmakta ve şikayetler böylece ortaya çıkmaktadır. Tekrar nöbet gelirse kaygısı ile ortaya çıkan sokağa tek başına çıkmama gibi davranışlar aslında kaygıyı artırmaktan ve kuvvetlendirmekten başka bir işe yaramazlar.

Panik bozukluğu, çoğu kez, depresyon, diğer anksiyete bozuklukları, kişilik bozuklukları ve alkol ve madde bağımlılığı ile birliktelik gösterebilir.

Atak esnasında hastanın yapması gerekenler;

Olduğu yerde kalmalı ve toplamı en fazla bir saat süren atağın geçmesini beklemelidir.

Dikkatini bulunduğu ortamdaki eşyalara vb ve sıkıntıyı kontrole yöneltmeli; fiziksel belirtilerinden uzaklaştırmaya çalışmalıdır.

Kendisine, “bu kalp krizi değil; panik atağı. Korku merkezim kendiliğinden çalışmaya başladı; yakında geçer; daha önce de geçti” gibi telkinlerde bulunmalıdır.

Aşırı derin nefes alma (hiperventilasyon) panik şikayetlerini arttırır; bu şikayeti olan hastadan “nöbet” geçene kadar bir torbaya soluması istenmelidir.

Her atak başında saate bakması ve sonlandığında ise ne kadar sürdüğünü bir yere kaydetmesi istenmelidir; saatler gibi gelen atak süresinin yalnızca dakikalar olduğunu görme sonraki ataklarda hastanın direncini arttıracaktır.

Sigara yakma, alkol alma gibi önlemlerin atağın geçmesini sağlayamayacağı gibi şiddetlendirebilecektir.

İlaç tedavisi atak sıklığı fazla olan, işlevsel kaybı yüksek olan, birlikte diğer başka bozukluklar da bulunan hastalarda düşünülür.

Bu amaçla kullanılan; benzodiyazepin’lerden Alprazolam (Xanax 0.5 ve 1 mg), SSRI’lardan Paroksetin (Seroxat veya Paxil 20 mg), Sertralin (Lustral 50 mg) geniş vaka serili araştırmalarda etkinliği kanıtlanmış olan ilaçlardır.

Bu ilaçlar bazı olgularda, tedavinin özellikle ilk haftalarında sıkıntıyı (anksiyete) arttırabilir. Bundan dolayı yarım tabletle tedaviye başlanması, yetersiz kalırsa ve tolere edilmiş ise 1-2 hafta sonra dozun tam tablete çıkılması önerilir. Olguların büyük çoğunluğunda, kısa sürede yeterli yanıt alınır.

İlaç tedavisi şikayetler kontrol altına alındıktan sonra 8-12 ay devam ettirilmelidir. Panik bozukluğunun % 30-90’ı ilaç tedavisi sonlandırıldığında nüks etmektedir. Tedavisi kesilecek hastalar yüksek nüks olasılığı hakkında uyarılmalıdır.
 
81155.jpg


Uzmanlar, panik atak hastalığının tedavisinde iyi beslenmenin önemine dikkat çekti.

rbalist Gürkaş konu ile ilgili yaptığı açıklamada, "Günümüzde çok sık olarak karşılaşılan hastalıklardan bir tanesi olan Panik atak hastalığı. Kontrol altına alınamıyan Sıkıntı, Korku, Endişe ve Kaygı bozukluğundan kaynaklanan psikolojik bir hastalıktır.

Bunlara etki eden sebeplerin başında sosyo ekonomik şartlar, Aile içi geçimsizlik ve monoton bir yaşam tarzının olmasıdır. İçe kapanık ve duygularını dışa vuramayan kişilerde bu hastalık daha çok sık rastlanmaktadır.Bu tür rahatsızlıkta olan kişilerin vakit kaybetmeden öncelikle bir psikolojik destek almalarında büyük yarar vardır.

Erkeklere oranla kadınlarda daha sık rastlanılan panikatak hastalığı, ruhsal baskı ve yüklenmeler sonucu üreme organlarının görevlerini engellemekte ve bununla birlikte yumurtlama olmamaktadır. Sağlıklı bir şekilde karar verme yeteneğinin azalması sonucu olarak kişi kendine karşı özgüvenini yitirmekte ve içe dönük bir yaşantı sürdürmektedir. Yalnız kalma korkusu ile gelişen ölüm korkusu olayları panik atak nöbetlerin oluşumuna neden olmaktadır" dedi.

Panik atak hastalığında alınması gereken besinlerin dikkatle seçilmesi gerektiğine dikkat çeken Gürkaş, "Lifli gıda tüketimi ve meyveler bol miktarda alınmalı, az ve sık yemek yenilmeli, özellikle bakliyat ürünleri tüketilmeli, çay, kahve ve asit içeren içecekler alınmamalı gün içerisinde en az 2 lt su tüketimi yapılmalı, Şekerli gıda alımlarını azaltılmalı ve tuz ve yağ tüketimine dikkat edilmeli.

Güne başlarken 2 adet karanfili çiğnemeyi ihmal etmeyin, gün içerisinde Mayıs Papatyası Çayı, Yoğurt otu Bitki Çayı ve Mercanköşk bitki çayı tüketimi dönüşümlü olarak yapıldığında yatıştırıcı etkileri sayesinde tüm sinir sistemini iyi bir biçimde etkileyerek kişinin kendisini daha iyi hissetmesini sağlar.

Ayrıca Ginko Biloba 1 tatlı kaşığı,Sarı Kantaron Çiçeği 1 yemek kaşığı,Kedi Otu 1 tatlı kaşığı, Rezene 1 çay kaşığı, Ginseng 1 tatlı kaşığı, Harnup 1 adt, Karabaş Otu 1 yemek kaşığı, Melisa 1 yemek kaşığı, Biberiye 1 tatlı kaşığı 2 lt suya ilave edilir. 1 kaynar getirilip günde 3 sefer aç karnına 1 bardak içilir. Uygulanacak bu kürde alınacak psikolojik tedavinin yanında oldukça faydalıdır" şeklinde konuştu.
 
Ölüm Korkusu

Hale kanım o gün çok sevinçliydi yıllardır ABD' de olan oğlunu karşılamaya gidiyordu ,fakat yolda birden bire başının döndüğünü, uyuştuğunu, terlediğini ve kalbinin küt-küt atığını hissetti. Hemen arabasını sağa çekti, sıkıntı duydu ve o an artık "yaşamım buraya kadar "diye düşünüp, Allah'a dua etmeye başladı. Hemen eşini aradı. 15 dakika sonra rahatlamıştı. Eşi de gelince daha da rahatlamıştı. Eşi de gelince güven içinde hava yolluna doğru gittiler. Fakat o günden sonra hep benzeri bir nöbet yaşayıp öleceğinden korkmaya başladı...

Ölüm korkusu çok evrensel ve insani bir duygu. Yaşadığını, var olduğunu ve varolduğunun' da farkında olan ve bir gün öleceğini bilen tek varlık insandır...Dolayısıyla ölmek ve ölüm gerçeği bir çoğumuza acı ve mutsuzluk verir.

İnsanoğlu öleceğini bilse de yaşama güdüsü ve arzusu ağır bastığından ölüme uzak durmak ister.Bundandır ki "yabancıların ölümü" bizi çok etkilemez, ne zamanki en yakınımızdan birilerini kaybederiz, işte o zaman; ölümün bize doğru geldiğini hissederiz. Artık bizimde ölebileceğimiz ve sevdiğimiz, bağlı bulunduğumuz her şeyin sonu olduğunu "anlamsız" olduğunu düşünmeye başlarız. Hata bir süre neşemiz kaçar, yaşama küsebiliriz "mademki ölüm var, her şey bom boş, bu koşuşmaca, bu çaba ne için ?" diye yaşamı sorgulamaya başlarız.

Göz yaşı döktüğümüz ölümlerde aynı zamanda kendi ölümümüze de ağlarız... Yaşamı bırakıp gitmenin acı gerçeğine hüzünleniriz...

Ölümü insana hatırlatan ve korkmasına sebep olan nedenler nelerdir ?

-Hale hanım gibi her 5 insandan birinin yaşadığı panik ataklar.

-Bir yakınını kaybetme.

-Ciddi trafik kazası geçirmek.

-Ciddi fiziksel bir hastalık yaşama,tedavi görmek.

-Ölümle tehdit edilme, korkutulma

-Takıntılı kişilik yapısından dolayı ölümü takıntı haline getirmek.

-Paranoid-Paranoyak insanların öldürülme korkusu olabilir.

-Ajanlar tarafından takip edilen insanlarda

-Deprem,sel ve diğer afetler geçiren insanların bir kısmında da ölüm korkusu olabilir.

-Ağır işkence altında olan insanlar.



Ölümün en çok korku haline geldiği hastalık "Panik bozukluktur"

Panik atak yaşayanlar ; isterse yüzüncü atağını yaşasın ve doksan dokuz atağında ölmediğini de bilsin ; "Bu sefer öleceğim" diye düşünür. Çünkü o an beynin oksijen ve kanlanma miktarı azaldığından zihinsel bulanıklık yaşanabilir ve irtibat kopabilir. Yabancılaşma duygusu yaşanır...

Panik ataklı insanlarımız bu yüzden ölüm, kaza, cinayet,intihar davranışı gibi haberleri duymak görmek istemezler, ölümü hatırlatacak her şeyden uzak durmaya çalışırlar...

Bazı panikli insanlar ölümü bu kadar yakın hissedince " dünyaya ait " bazı zevklerden vazgeçerler. Örneğin alkolü bırakma , çapkınlıktan vazgeçme gibi.

Bazılarında dine yöneliş başlar 5 vakit namaz kılmaya başlayan olur.

Kadın Panik ataklılar tesettüre girmeye ve namaz kılmaya başlar.

Böylece islam kültüründe olan " Hesap verme gününe " hazırlıklı olunur ve ölüm korkusu hafiflemeye başlar. Çünkü bir çok hastada öldükten sonra " ceza görme korkusu" vardır. Bu nedenle zaman varken " öteki dünya ya " hazırlıklara başlanır...

Panik ataklara bağlı bu korkular ilaç ve psikoterapi ile düzelir.

Diğer ölüm korkularında da nedenine yönelik tedavi yapmak gerekir.

Ölüm korkusuna biraz felsefik yaklaşırsak ; Evrende her şey zıddıyla bilinir. İyi-Kötü, Ak-Kara gibi ölümde yaşamın zıddıdır. Fakat yaşamı anlamlı ve önemli kılan bir gerçektir. İçimizde devamlı ve ölümsüz olma arzusu yatar. Ölümsüz bir hayat tek düze ve sıkıcı olurdu. Yaşamı anlamlı kılan ölümdür.

Yaşamın kalitesini artıran ölüm gerçeğidir.

İnsanları insanlaştıran ; hırsını, bencilliğini, öfkesini yatıştıran ölüm gerçeğidir.
İnsanoğlu dünyaya ağlayarak gelir,öldüğünde ise ardından ağlayanlar bırakarak gider. İnsanların yaşadığı süre içerisinde ölüm gerçeğini içselleştirmesi kabul etmesi gerekir. Her canlı ölümlüdür, her ölüm yeni bir başlangıç ve doğuştur. Çürüyen her canlı başka bir canlıya hayat enerjisi olmakta ve o bedende yaşamaktadır. Aslında hiçbir şey yok olmuyor. Sadece şekil değiştiriyor. Onun için ölümü de bir farklı frekansta yaşamaya geçiş olarak değerlendirmek gerekir.
 
Panik atak yaşayanların en çok sordukları:

‘’Kriz anında ölebilir miyim?’’sorusudur. Panik atak ;nöbetler halinde ve beklenmedik bir anda gelebilir.Kriz anında kişinin yoğun olarak yaşadığı sıkıntı(anksiyete-kaygı-korku)öyle yüksek boyuta varır ki ,kişi o an öleceğini hisseder.

Panik atak krizinde kişiler ‘’ölüyorum beni biran önce acile götürün’’diye feryat ederler.Bir kısmı(özellikle ilk defa yaşayanlar) etrafındakilere vasiyetini söyler. Çünkü;’’o an’’yaşamla ölüm arasındaki o ince çizgide ve ölüme yakın durmaktadırlar.Panik atak yaşamayanlar bu durumu anlayamazlar.’’Ne var canım hepimiz bir gün öleceğiz.’’Şeklinde konuşur ve panik ataklıları ‘’sinir’’ ederler.Panik atak esnasında yaşanan ölüm korkusu,’’normal yaşamda’’hep kendimizden uzak tuttuğumuz ölümden ve ölüm korkusundan çok çok farklıdır.’’Damdan düşmeyen.’’bunu anlayamaz.Çünkü aynı duyguyu paylaşanlar daha iyi anlaşırlar.İnsanoğlu bir gün yaşamının son bulacağının farkındadır.Ölüm yaşamın zıddıdır.Ölümü uzaklaştırmak için sürekli yaşama sarılır ve kendimizi’’var kılarız.’’Yaşamsal faaliyetlerimiz ve yaşamın canlılığı’’Ölüm gerçeğini’’bizden uzak tutar.Sürekli ölümü hatırlarsak karamsarlığa düşer ve dünya hayatını boş verebiliriz.

Panik atak,kendimizden hep uzak tutmaya çalıştığımız ölümü bize hatırlatan,bizi sarsan bir durumdur.Çoğunlukla dünyada sonsuza kadar yaşama arzusu ve inancıyla yaşarız.Bu inancımızın panik atakla sarsılması ciddi bir travmadır.



Bir çok insan,o bitmeyecek ömrümüzün bitebileceğini panik atakla anlar.Bu yüzden yaşamda ciddi değişiklikler yapılır.
Örnekler:

Gece yaşamı olanlar,daha sade bir yaşama geçerler.

Alkol kullanan bir çok panik ataklı alkolü bırakır.

- Bayanların bir kısmı ‘’tesettüre’’girer,namaz kılmaya başlar.Tedaviyle düzelen bazı bayanlar ,örtülerini çıkartıp eski yaşamlarına dönerler.

Erkeklerinde bir kısmı dini yaşama yönelir.

Çapkınlık yapan erkekler’’tek eşliliğe’’ döner.

Koruyucu özelliği olduğuna inanılan duaları içeren muskalar özellikle ‘’cevşen’’taşınmaya başlanır.

Sağlıklı beslenme ve sağlığına en üst düzeyde dikkat etme davranışı gelişir.

İhmal edilen eş-dost akrabalarla daha sık görüşülür.Kalbini kırdığı insanlardan özür dilenir.’’Helallik’’alınır.

Ölüm tehlikesine karşı,acil durumlarda hemen yardım alınabilecek insanlara sığınılır ve yardım talep edilir.

Bu insanlar cep telefonlarında en önce aranacaklar listesine kaydedilir.

Özellikle doktor ve hastane telefonları adresleri ajandaya kaydedilir.

Hastane ve doktorlara yakın olmak (Ev kiralamak,satın almak) istenir.

Doktorlardan panik atak dan ölmeyeceklerine dair garantiler alınır.

Ölümü hatırlatan ‘’Sela’’dan korkulur.(ölen birinin cenaze namazına davet için cami minarelerinden okunan çağrı…)ve bunu duymama yolları aranılır.

Medyadaki ölüm haberlerine bakılmaz ve dinlemekten,izlemekten kaçınılır.

Cenaze arabalarından korkulur,kaçınılır. Ölen birisi,en yakını olsa dahi bazen cenazesine gidilemez.

Bazen kuran okunması ölümü hatırlattığından istenmez ve böyle ortamlardan kaçınılır.(Ülkemizde Kuranın hasta üzerinde ve mezarlıklarda okunmasının sevap olduğu gibi bir anlayış olduğundan;bazıları için ölümü çağrıştırdığından, Kuran okunmasından ve dinlenmesinden kaçınılır.)

Noktürnal panik(gece gelen panik)yaşayanlar,uykuda ölürüm endişesiyle gece uyumaz,tan yeri ağarıp,aydınlık olunca uyurlar.Gece yanlızlık,yardım alamamak gibi kaygılarla kişi kendisini uyutmaz.Gündüz nasıl olsa herkes uyanık olduğundan ,daha rahat uyunur...

Panik krizi anında kullanabileceği düşüncesiyle yanında;ilaç,su,alkol,yiyecek benzeri ‘’güvence nesneleri ‘’taşınır.

Sürekli yanında birilerinin bulunması istenir.

Kapalı,kalabalık mekanlara girilemez,toplu taşıma araçlarına binilemez .zorunlu durumlarda taksiye binilir.Çünkü taksiyi istediği yerde durdurabilme rahatlığı vardır.



Panik atak yaşayanların sorduğu soruyu tekrar soralım.

‘’Panik atak geçirdiğim sırada ölecek gibi oluyorum,canım çıkıyor,ruhum bedenimden ayrılıyor,gerçekten ölebilir miyim ?’’

Bu soruya kısaca ve tek kelimeyle ‘’HAYIR’’deyip,panik ataklıları rahatlatıp,ardından geniş açıklamasını yapalım.

Panik atak sırasında neden ölüm hissi oluşur ?

Panik atak’’ yanlış bir alarm ‘’olayıdır.Normalde organizma bir tehdit,tehlike karşısında uyarılınca,beyin gerekli yerlere sinyaller gönderir.Böbreküstü bezlerimizden strese tepki olarak adrenalin ve kortizon hormonları salınır.’’Alarm’’olağanüstü bir durumdur.Dokuların daha çok glikoza,enerjiye ihtiyacı vardır.

Vücut tehlikeye karşı ya savaşacak mücadele edecek,yada ‘’tabanları yağlayıp’’kaçacaklar.Her iki durum içinde kaslarımıza daha çok kan pompalanması gerekir.Bunun için kalbimiz normalde dakikada 70-80 atıyorsa,100-120-140 bazen daha fazla atması gerekiyor.

Panik atak da ortada görünen bir tehlike,tehdit yoktur.Beyindeki ‘’ alarm merkezi’’ yanlışlıkla devreye girmiştir.Adrenalinin etkisiyle damarlar kasılır,tansiyon yükselir,kalp atışları artar,ağzımız kurur,sarsılır,titreriz.Bazen soğuk,bazen sıcak terleriz,ateşler basar,başımız dönebilir.Boğazımız düğümlenir,nefes alamayacak gibi oluruz.Midemiz bulanır,tuvalete gitme isteği duyarız…

Beyin damarları büzüldüğünden,beyinin ihtiyacı olan oksijen ve şeker miktarı azalır.Bir an beynimiz,algılarımız bulanıklaşır kendimize,çevreye yabancılaşma yaşarız.Bir taraftan da beynimizin bulanıklaşması bizi bir an yaşamdan koparır.İşte bu durumda ‘’eyvah gidiyoruz bu alemden’’diye panik yaşarız.

Şiddetli yaşanan ilk panik krizinde genellikle çok büyük bir telaş,korku feryat vardır.Vasiyette bulunmada çoğunlukla bu krizde olur.Kişi daha sonra benzer ataklar yaşadıkça bu korkusu bir nebze azalır ama yok olmaz.

İlk panik ataktan sonra,’’acaba yine yaşar mıyım’’ diye kişide hep bir beklenti korkusu gelişir.Bu tıpkı idama mahkum bir insanın idam gününü beklemesi gibi bir’’işkencedir’’

Pek tabii ki,bütün bunlar tedavi olmamış panik ataklı insanların yaşadıklarıdır.tedaviyle beraber bütün korktu ve kaygılar yok olup gitmektedir.

Bir çok hastamız hep şunu söylemiştir;’’Dr. Bey belki onlarca,yüzlerce panik atak geçirdim.Hiç birinde ölmedim,ama her yeni bir nöbet girişiminde bu sefer ölebilirim diye hissediyorum.Bu ne ilginç bir durum….’’

Gerçekten panik atak çok ilginç bir süreçtir.Zamanla kişi atakların kötü bir duruma yol açmadığını,ölmediğini öğrenir.buna rağmen ‘’mantıksız’’bulsa da bir anlam veremese de ,atak sırasında çektiği acı,ızdırab ömründen dakikalar,saatler götürmektedir.

Hatta bazı panik ataklılar ölmekten korkmakla beraber;bu çektikleri acı ve işkenceden dolayı ‘’ ölsem daha iyi olur diye düşünebiliyor.

Tekrar ifade edelim ki,panik atak! Yaşayanlar tam olarak birbirlerini anlarlar.’’Dışarıdan’’birilerinin anlaması mümkün değildir.Önerimiz,’’en azından’’panik ataklıları dinleyin,hak verin,anlayış gösterin,yardımcı olmaya çalışın destek olun.

Panik ataklılar hassas,duygusal,kırılgan insanlardır.Asla onlara ‘’kafaya takma,bir şeyin yok,bizde bir gün ölmeyecek miyiz,bu kadarda korku olmaz ki canım…’’demeyin.onların kırılganlığını ve öfkesini çekmeyin.Hele hele ‘’seninde başına gelsin de o zaman beni anlarsın’’şeklinde bedduasını asla almayın.



Hastalarımıza’’ölümün nesi sizi korkutmaktadır?sizin için ölüm ne anlama geliyor?’’diye sık, sık sormaktayım.Herkesin farklı bir cevabı olabiliyor.Örnekler;



-Ben ölürsem çocuklarıma kim bakacak?onların perişan olmasından korkuyorum.Onları büyütüp meslek sahibi etmek,evlendirmek istiyorum.Onun içinde ölmek istemiyorum.

-Daha yapacak çok işlerim var, yarım bırakmak istemiyorum.

-Sahip olduklarımı,varlıklarımı terk etmek istemiyorum,bu bana acı veriyor.

-Çok sıkıntı çektim,biraz rahat ve huzur görmek istiyorum.

-Günahkarım,Allah için bir şey yapmadım öbür dünyada cehenneme gitmekten korkuyorum.

-İbadetlerimi eksik yapıyorum,kendimi düzeltmek öyle gitmek istiyorum.

-Mezarlık ve toprak altında olmak korkunç geliyor,hele böceklere,hayvanlara yem olmak çok acı veriyor bana…

-Ölümle yok olacağımı düşünüyorum.buna katlanamıyorum.



Bu duygular içerisinde iken çocuklarına ve yakınlarına acınarak bakılır,sık sık ağlanabilir.

Panik atak’ın bize hatırlattığı ölümü yok edebilir miyiz?

Ölüm yaşamın zıddıdır.İnsanoğlu aslında ölümü içinde barındıran bir varlıktır.’’Hayat varsa ölüm yok,ölüm varsa hayat yoktur.’’

Ölümün ne zaman olacağı belli değildir.

Belli olsaydı ne olurdu?Nasıl davranırdık?Neler yapardık?

Madem’’kabir kapısı kapanmıyor,ölüm öldürülmüyor’’o halde her canlı gibi insanda bir gün ,vakti saati geldiğinde ölecektir.Belki de yaşamı anlamlı kılan ölüm gerçeğidir.Çünkü evrende her şey zıddıyla var ve bir güzellik mana taşır.Fakirlik olmadan zenginliğin ;acı olmadan mutluluğun,karanlık olmadan aydınlığın değeri ne kadar anlaşılır? Panik atağa bağlı bu aşırı ölüm korkusu normal ölüm korkusuna çekmek için tabi ki psikiyatrik bir tedaviye ihtiyaç vardır.

Panik atak tedavisi hiçbir bağımlılık yapmayan ve yan etkisi çok ,çok az olan ilaçlarla tedavi edilmektedir.Ayrıca kişinin durumuna göre psikoterapi yapılmaktadır.Terapilerde şunlar konuşulur:korku ve kaygıların köklerine inilir.Yanlış inanç ve davranışlar varsa onların düzeltilmesi sağlanır.Yani kişinin kendisini çözmesine,analiz etmesine,kendiyle yüzleşmesine yardımcı olunur.Aynı zamanda sorunlarla ve paniklerle baş etme yöntemleri öğretilir.

Ölüm korkusunun yaşamımızı dar etmesine müsaade etmemeliyiz.Bir yandan ilaçla tedavi olurken bir yandan da terapilerle ölüm korkusunu,bu krizi lehimize çevirmenin yollarını bulmalıyız.

Madem ölümü yok edemiyoruz öncelikle onu kabul edelim.Ondan kaçmak yada inkar etmek sorunumuzu çözmüyor.Hiç ölmeyecekmiş gibi yaşama sarılalım,yarın ölecekmiş gibide insanca ve doğanın bir parçası bilinciyle hareket edelim.Doğru,dürüst,kibar,yardımsever,adaletli,temiz,tertipli,saygılı, çalışkan,üretken insanlar olalım.

Yaşamın hakkını verelim ama’’hak yemeyelim’’.

Başta kendimizi sevip,kendimizle barışık olalım.İnsanları koşulsuz sevip,saygı duyalım.Bitkileri,hayvanları sevip ,saygı duyalım.Bitkileri,hayvanları sevip,değer verelim,imkanımız varsa evimizde, işyerimizde onlarla iç içe yaşayalım.Doğayla bütünleşelim.

Çevremizi temiz tutalım,yeşili,denizi tahrip etmeyelim.Etrafımızı canlı,güzel,estetik tutarsak yaşam ölüme galip gelir,ölümün yüzü soğuk ve çirkindir.Var oldukça güzel giyinip,bakımımıza özen

gösterelim.Oturduğumuz,yaşadığımız,çalıştığımız mekanları temiz,estetik ve güzel dizayn edelim.

Soframıza özen gösterelim özellikle mevsimsel beslenmeye ve faydalı gıdalara yönelelim.Soframızda bir sohbet,tören havasında bulunalım.İmkan ölçüsünde en iyi araç ve gereçleri kullanalım.

Bu ölüm korkusu vesilesiyle kendimizi arındıralım.Yani ölüm korkusu’’bir işe yarasın’’kendimizce vicdan muhasebesi yapalım.Kötü,çirkin huylarımızdan kurtulmak için çaba sarf edelim.

Yapmak istediklerimizi listeleyip en basitinden hemen icraata geçelim. O hep ertelediğimiz hayallerimizi pratiğe aktaralım.

Maddi manevi imkanlarımızı doğru dürüst,akıllı,faydalı işlerde kullanmaya başlayalım.Sevgi ve mutluluğun çoğalmasına katkıda bulunalım.Akrabalarımızı,dostlarımızı arayalım,ziyaret edelim.Onlara hediyeler alalım.muhtaç olanların ihtiyaçlarını giderelim.Maddi bir şeyimiz yoksa yüzümüzdeki tebessüm eksik olmasın.

Ölümlü dünyada ölmeyecek izler,anılar bırakmaya çalışmalıyız.

Ölüm bir yokluk mudur?

Ölümle tamamen yok olunacağı düşüncesi insanlarda paniği artırmaktadır.

Doğada hiçbir şey yok olmuyor.

Sonbahar dökülen yapraklar,ölen bitki ve canlılar ilkbahardaki dirilişin ‘’yakıtı’’oluyorlar.Doğada asla israf yoktur.’’Tesadüfe tesadüf edilmez.’’Öyle bir akıllı dizayn ve program var ki,insanı hayrete,takdire ve güvene sevk etmektedir.

İnsanoğlu da diğer canlılar gibi toprağa karışır.Zaten bütün atomları,elementleri doğadan gelmiştir ve yine doğaya ‘’ana yurduna’’dönmektedir.burada diğer canlıların yaşaması için gerekli olan enerjiyi ve atomları onlara devreder.Yani insanın atomları bir bitkide,bir hayvanda,bir insanda yine var olmaya devam eder.Asla yok olmaz.

Bedenimiz ruhumuza giydirilen bir elbisedir,elbisenin çıkarılması veya değişmesiyle ruhumuza bir şey olmaz.

İnsan ölümsüzlük ve ebedi yaşama arzusu varsa,bu sebepsiz değildir.Bunun mutlaka karşılığı olmalı…

Bu dünya, bir canlı ve organizma gibi sınırlı bir ömre sahiptir.Bilim adamları dünyamızında bir doğuşu,oluşu olduğunu ve yaşlanıp öleceğini söylemektedirler.

Peki dünya yok olacak mı?Bana göre hayır.Evrende tesadüf olmadığına göre dünya da başka bir aleme dönüşecek ve o alem içerisinde başka bir şekilde varlığını sürdürecektir.İşte insan da küllerinden yeniden doğan ANKA kuşu misali, yok olmayan atomlarından ve genetik kodundan yeniden doğacaktır.Nerede?Yeni kurulan ve her şeyiyle farklı olan bir alemde.Peki bu alem neresi?

Herkes kendi yaşam anlayışı ve değerler sistemi içerisinde söz konusu aleme bir cevap verebilir.

İnsanlık tarihi boyunca;’’semavi dinler’’ öncesinde,özellikle eski mısırda yaşam hep öbür dünyada yeniden doğma ve yaşama göre kurulmuştur.

Mısır’a gidenler piramitleri,kral mezarlarını,eski tapınakları görenler bunu çok iyi görmüşlerdir.

Mumyalama olayı, eşyalarını beraberlerinde mezarlarına koymaları ve mezarlarını bir ev gibi dizayn etmeleri hep tekrar dirilme ve yaşama felsefesinden doğmuştur…

Hiristiyanlık,Yahudilik ve İslamiyet de de ölümden sonra diriliş ve yeni bir yaşam vardır.

Peki bu istediğimiz bir şeyse niye ölümden bu kadar korkuyoruz?

Bana göre din öğretisi ve Tanrı kavramı,çoğunlukla cezalandırıcı bir üslupla bizlere aktarıldı.

Bunun ilk temeli evlerimizde atılmaktadır.Yemeğini yemeyen çocuğa’’Allah baba’’kızar veya yaramazlık yapıp,söz dinlemediğimizde vs.’’!Allah taş eder,cehennemde yakar..’’şeklinde konuşulur.Çocukların belleğinde Allah hep korkulacak ve çekinilecek bir imge olarak yer alır:

Temel din eğitiminin verildiği kurumlarda ve ibadethanelerde de;hangi davranışımız karşılığı ne şekilde ödül ya da ceza göreceğimiz şeklinde bilgiler aktarılır.Ama çoğunlukla korkutulur ve cezalar abartılır ki,insanlar dinden soğumasın.

Oysaki,dinler insanların mutluluğu için bir araçtır.Maalesef cahil din adamları ve siyasal amaçlı insanlar ve ideolojiler insanı din için bir araç haline getirdi.

Oysaki dinde zorlama olmaz.irade esastır.Bireyin özgür iradesiyle dinini seçmesi ve istediği şekilde,anladığı şekilde dinini yaşaması gerekir.Birilerinin dinin koruyuculuğuna yada jandarmalığına soyunması dinin özüne terstir.Din Allah dan gelmişse en büyük,esas koruyucu zaten o dur.Kimin haddine ‘’Kraldan fazla kralcı’’kesilmeye...

Aslında bu tarz insanlar kendi yetersizlik ve güçsüzlüklerini kapatmak için,dini değerleri kalkan olarak kullanırlar.Birçoğu bunun farkında bile değildir…Birey olamayan insanlar daha güçlü değerlere sarılarak o değerlerle kimlik ve kişilik kazanırlar.Kişi ‘’birey’’olmadan ‘’biz’’olmuşsa çok katı olur.Hoşgörüsü olmaz.Çünkü onun söylediklerine, değerlerine karşı yapılan her eleştiri,kendisine yapılmış gibi algılanır ve çok sert tepki gösterirler...”Bilgi-Düşünce sahibi olmadan fikir sahibi olanlar” katı tutum sergilerler.

Diğer yandan insanlar üzerinde egemenlik kurmak ve onları yönetmek isteyenlerde’’kutsal değerleri’’kullanırlar.

İnsanları dinle korkutarak kendilerine çekmeye çalışırlar.

Dolayısıyla gerek cehalet,gerek art niyetle olsun; Tanrı ve din kavramı sevgiyle özdeşleşeceğine, korku ve ceza ile özdeşleştirilmiştir.

Ölümden ve sonrasında ne olacağından aşırı korkunun bir kaynağı da işte bunlardır.

Oysaki dini metinlere baktığımızda evrenin aşkla,sevgiyle yaratıldığını ve yoğrulduğu ifade edilir.

Bir annenin evladına olan sevgi ve şefkatinin’’milyonlarca’’daha fazlası Tanrı tarafından kullarına gösterilmektedir.

Dünyada ve evrende insanoğlunun ve diğer canlıların yaşaması için gerekli olan her şeyi hazır sunan,önümüze seren Tanrının sevgi,merhamet,şefkat ve koruyuculuğundan şüphe edilir mi?



Pek tabii ki bu ifadelerim ,dini inançları olan insanlara yöneliktir. Dine inanmayan birisinin ölüm korkusunu yenmek için dine inanması gerekmez.Diğer yandan dini inancı olan insanda panikatak yaşayabilir.Hiç kimsenin bir ayrıcalığı yoktur.İnancı olanların bir kısmı: “...Nasıl olurda inandığım halde ben panikatak oluyorum,ölümden korkuyorum ?”diye suçluluk yaşarlar.Hatta bu yüzden etrafına hastalığını söylemeyip,doktora gelmeyen onlarca hasta vardır.



Panikatak nöbetine bağlı ölüm korkusunun dinle imanla alakası yoktur.Dinlide dinsizde bu korkuyu yaşayabilir. Bu çok normal, insani bir duygudur.Herkeste ortak bir tepki ve davranış olduğuna göre ,bu tamamen panikatağın yaşattığı bir olaydır.


Bazı dindar panikataklılarda Tanrı nezdinde farklı yerleri oldukları inancını taşırlar. Panikatakla ölüm korkusu ve bazı kaçınma davranışları ortaya çıkınca şaşkınlık yaşanır. “Tanrı nasıl bu korkuyu yaşamama müsaade ediyor?” diye sorgulama ve hayal kırıklığı yaşanır…Bu şekilde düşünenler farkında olarak ya da olmayarak Tanrıdan imtiyaz talep etmektedirler. Oysa dinler tarihine bakılacak olunursa, “Tanrının elçileri-peygamberleri”,en büyük acıları yaşamışlardır.Dünyanın bir imtihan meydanı olduğu anlayışı dinlerde esastır…

Sonuçta, panikatağa bağlı ölüm korkusu normal ölüm korkusundan çok farklı ve şiddetlidir.



Tedaviyle bunu yenmek mümkündür.



Bu vesile ile hayatı anlamlı kılan ölüm gerçeğiyle yüzleşip, insana yaraşır bir yaşamı elde etmeliyiz.
 
855420110202070314710.jpg



Son yılların en moda hastalıklarından panik atak, artık gençleri ve hatta çocukları bile etkiliyor. Uzmanlara göre, erken teşhis edilebildiğinde agorafobi, depresyon ve madde kullanımı gibi hastalıkların görülme riski de azalıyor.

Bursa Dörtçelik Çocuk Hastanesi Başhekimi, Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. İsmail Özcan, "Artan psikolojik rahatsızlıkların başında gelen panik atak; çocuk ve ergenlerde kalp çarpıntısı, nefes darlığı gibi belirtilerle kendini hissettiriyor. Hastalığın, beklenmedik zamanlarda ortaya çıktığını görüyoruz." dedi.

Hastalığın, teşhis ve tedavi edilmemesi durumunda panik bozukluğu ve yol açtığı olumsuzlukların ciddi sonuçlar doğuracağını belirten Özcan, panik atakın kişinin ilişkilerini, okul durumunu veya normal gelişimini bozabildiğini söyledi. Panik bozukluğu olan çocukların, panik atak geçirmeseler bile sürekli kaygı duymaya başlayacaklarını vurgulayan Özcan, şunları kaydetti:

"Panik bozukluğu olan çocuk ve ergenlerde ağır depresyon gelişebilir ve intihar riski artabilir. Kaygıyı azaltmak amacıyla panik bozukluğu olan ergenler, alkol veya uyuşturucuya başvurabilir. Aşırı korkulu olma, çok kötü bir şey olacak duygusu, kalbin hızlı bir şekilde çarpması, sersemlik veya baş dönmesi, titreme veya sarsılmalar, gerçek dışılık hissi, ölüm korkusu, kontrolü veya aklını kaybetme korkusu; panik atak belirtileridir. Panik bozukluğun teşhisi zordur. Çocuğun birçok fiziksel muayene ve testten geçmesine gerek var. Ancak doğru bir şekilde değerlendirilmesi ve teşhis edilmesi durumunda panik bozukluk, çoğunlukla tedaviye iyi yanıt verir."
 
Panik Atağı Tetikleyen Yiyecekler

358_1.jpg



Panik atağı tetikleyen yiyecekler
o Koyu çay
o Kahve
o Kolalı içecekler
o Alkol
o Aşırı sigara içimi
o Uyarıcı maddeler
o Aşırı yemek yemek
o Özellikle tatlı yiyecekler bunlar kan şekerini aniden yükseltir . Doğrudan glikoz içeren yiyecekler kan şekerini aniden yükselttiğinden şekeri düşüren insülin hormonunu aşırı salgılatır ve kan şekerini aniden düşürüp paniğe sebep olabilir .
o Yemeklerden sonra hemen uyumak özellikle ağır yemeklerden sonra
o Aşırı ve hızlı kilo vermek rejim yapmak bu durum vücut kimyasını bozarak paniğe , depresyona yol açabilir . Ayda en fazla iki üç kilo verecek şekilde diyet yapılmalıdır .
o Düzensiz ve tek yönlü beslenmek
o Uzun süre aç kalmak
o Vitaminden yoksun yiyeceklerle beslenmek
o Kilo vermek amaçlı iştah kesici ilaçlar istemeden paniğe veya ağır depresyona sebep olabilmektedir .
 
Ataklar sırasındaki çarpıntı, terleme, ateş basması, tansiyon yükselmesi ve nefes darlığı, hormonların fizyolojik etkilerinden. Ancak bu belirtiler, beyinde ciddi bir hastalık olarak algılanıyor.
Yeme-içme davranışları, panik ataklarla yakından ilgili. Örneğin uzun süre aç kalmak, kan şekerini düşürüyor. Düşen şekeri normal seviyeye çıkarmak için böbreküstü bezlerinden adrenalin, kortizol ve büyüme hormonları salgılanıyor. Bu hormonlar depolarımızdaki yağlardan, proteinlerden şeker üretmeye çalışıyor. Bu arada çarpıntı, ağız kuruluğu, terleme, sinirlilik ortaya çıkıyor. Kişi bu durumu, panik atak zannediyor.
Korkuyla beraber adrenalin daha da yükseliyor ve gerçek panik başlıyor. Öte yandan, yemek sonrası alınan gıdaların hazmı için ‘mide fabrikasının’ daha çok enerjiye gereksinimi oluyor. Bu enerji, kanla sağlanıyor. İstirahat durumundaki çalışmasını terk eden kalp, hızlanmaya ve daha çok kan pompalamaya başlıyor. Kalpteki çarpıntı, ‘atak başladı’ olarak algılanıyor.
Ayrıca doğrudan glikoz içeren yiyecekler kan şekerini aniden yükselttiğinden şekeri düşüren insülin hormonu, aşırı salgılanıyor ve kan şekerini aniden düşürüp paniğe sebep olabiliyor.
Nasıl beslenmeli?
- Panik atağı tetikleyici yiyecek ve içeceklerden kaçınılmalı.
- Günde 3 öğün yerine 5 öğün ama az az yemek tercih edilmeli.
- Mevsime uygun beslenilmeli.
- Mevsiminde ıspanak, pırasa, muz, brokoli, kereviz, enginar yenmeli. Özellikle sebze yemeklerini az pişirip vitaminlerinin azalmasına engel olunmalı.
- Günde toplam 8-10 bardak arası su, soda, taze sıkılmış meyve suyu içilmeli.
- Bitkisel çaylar ihmal edilmemeli. Panik atak ve kaygı giderici özelliği olan melisa, papatya çaylarından günde üç fincan içilmeli.
- Çay tiryakileri günde 5-6 bardağı geçmemeli ve açık çay içmeli. Panik ataklar kontrol altına alındıktan sonra günde bir tane kahve içilebilir.
- Günde 5 adet değişik ve özellikle mevsimindeki meyvelerden yenmeli.
- Meyve ve tatlılar, yemekten iki saat önce ya da sonra tüketilmeli. Sütlü veya meyveli tatlıları tercih etmek daha doğru.
- Omega-3 ve Omega-6 bakımından zengin olan orkinos, somon balıklarından yenmeli. Bunlar, sinir sistemi hücrelerinin zar yapısını güçlendirerek iletinin sağlıklı olmasını sağlar ve vücut direncini artırır. Balık sevmeyen veya bulamayanlar her gün bir yemek kaşığı keten tohumu yiyebilir.
- B vitaminlerinin sinir sistemini güçlendirdiği ve beyindeki serotonini artırdığı, adet öncesi gerilimi azalttığı biliniyor. Bu nedenle kepekli buğday ekmeği, mercimek, nohut, fasulye, bezelye yemekte fayda var.

Atağı tetikleyen yiyecek ve içecekler
- Koyu çay
- Kahve Kolalı içecekler
- Alkol (başlangıçta rahatlatır, sonraları paniği artırır)
- Sigara
- Aşırı yemek yemek.
 
ben panik atagim yuzunden senelerce pskiloglard surundum hic bir sekilde faydasi olmadi
 
Sanırım başlıyor bendede :(
 
Rabbııımm düşmanımın başına vermesin geldi mi boku yedin

746921a764948a2df84e79f49439855a.gif
 
Geri