Pandora'nın Kutusu
Πανδώρας πιθος
[μύθος] http://seagullstefanos.blogspot.com/2008/10/blog-post_26.html (Pandora’s pithos)
“Zeus kızınca Prometheus’a,[μύθος] http://seagullstefanos.blogspot.com/2008/10/blog-post_26.html (Pandora’s pithos)
kendini aldatan o sivri akıllıya,
sakladı varını yoğunu insanlardan,
o gün bugündür dertlere boğdu insanoğlunu,
Hesiodos.
Pandora efsanesi, yüzyıllardan bu yana ilgi odağı olmayı, zamana karşı giderek artan bir dirençle sürdürüyor. Her zaman koruduğu güncelliğini, Hesiodos’un gizemli ve masalsı sözlerine borçlu olduğu açık. Şair bu sözleriyle gerçekten bildiğimiz bir kutu biçemini mi, yoksa başka bir şeyi mi anlatmak istemişti? Pek çok yazı yazıldı üzerine ve pek çok filme konu oluşturdu. Bugüne dek çözümlendiği ise söylenemez. Ancak, Mısır’ı ziyareti sırasında konuştuğu bir rahip Solon’a şunları söylüyor: “Ah Solon, Solon...siz Hellenler, her zaman çocuksunuz, sizin memleketinizde hiç ihtiyar yok”.[2] Rahibin burada Solon’a anlatmak istediği, Phaeton’un, babası Helios’a ait altından yapılmış, insanın bakamayacağı derece göz kamaştırıcı ışıklar saçan ve pegasos’ların (kanatlı at) çektiği kuadrigasını (dört atlı araba),ondan habersizce alarak gökyüzünde dolaşırken, son derece hızlı giden arabayı idare edemeyip yere düşüp ölmesi hakkındaki hikâyedir.[3] Olayın aslı ise şöyle; bir gök cismi uzayda yolunu şaşırıp dünyanın atmosferine teğet geçerken, Asya’daki Magog (Mecüc) fay merkezini harekete geçirip volkanların püskürmesine, Büyük Okyanus’ta bir takım çöküntülerin oluşumuna, sürtünme sırasında kopan parçaların alev topları şeklinde yeryüzüne düşmesine ve ardından Büyük tufanın kopmasına neden olur. Mısırlı rahip bunu genel kapsamda Solon’a anlatmış. Bu gök cismi, Sümer ve Akad’larda Marduk (Tishya-Pushya-X gezegeni), Anadolu Yunan mitoslarında ise Apollon Karneios’tur.[4] Dolayısıyla Hesiodos’un, gerçeklere dayanan bir olayı, nasıl masalsı bir karaktere dönüştürerek Yunanlılara sunduğu anlaşılıyor. Tüm mitos’ların, geçmişteki kaynak bir kültürde oluşmuş gerçeklere dayandığı ortadadır. Pandora’nın kutusuyla ilgili aşağıdaki araştırma, bu savın doğruluğunu kanıtlayacak belgelerden yalnızca birini ortaya koymaktadır.
Erhat “Pandora” maddesinde şunları söylüyor: “Hesiodos’un hem ‘Theogonia’, hem de ‘İşler ve Günler’ adlı eserlerinde uzun uzadıya anlattığı Pandora efsanesi Ortadoğu ve özellikle Sami kaynaklı olsa gerek, çünkü ilk kadının yaratılışı, yani Âdem’le Havva efsanesinin Yunan mythos’una aktarılmış bir kopyasına benzer. Kadını her kötülüğün, her dert ve belanın başlangıcında görmek Yunan görüşlerine pek uymaz, nitekim Hesiodos’tan sonra bu efsaneyi işleyen pek olmamıştır. Yunan yazınında Homeros şiiri ve onun dile getirdiği iyimser, gülümser dünya görüşü ağır basmış, karamsarlığı olduğu kadar kadın düşmanlığını da silip süpürmüştür. Hesiodos’un yansıttığı akım başka çağ ve ülkelerin sanatını etkilediği içindir ki, Pandora efsanesini buraya almayı uygun gördük..”.