Heryerin karla kaplı olduğu bir kış günüymüş.. Kraliçe LaL , sarayın pencerelerinden birinin arkasında bir yandan nakış işliyor, bir yandan da hayal kuruyormuş. Derken birden parmağına iğne batmış ve gergefin üzerine üç damla kan damlamış.
Kraliçe LaL kan damlalarına bakar bakmaz ''Çocuğum kız olursa teni kar gibi ak, yanakları kan gibi al, saçları da pencerenin çerçevesi gibi kapkara olsun'' diye geçirmiş içinden..
Bu olaydan kısa bir süre sonra Kraliçe LaL bir kız çocuğu getirmiş dünyaya..Kızı tıpkı içinden geçirdiği gibiymiş. Ona Pamuk Prenses Külüstür adını vermişler.. Ne yazık ki kraliçe LaL doğumdan birkaç saat sonra ölmüş
Bir yıl sonra Kral Yek..! yeniden evlenmiş. Yeni Kraliçe La mariposa çok güzel bir kadınmış.Güzelliğine güzelmiş ama bir o kadar da kibirliymiş.Kendisinden daha güzel birinin olabileceği düşüncesine bile tahammül edemezmiş. Odasında sihirli bir aynası varmış. Hergün o aynanın karşısına geçer , saatlerce kendisini seyreder ve sonunda;
-Ayna ayna söyle bana
En güzel kim bu dünayada?
Diye sorarmış. Ayna ExdiabLo da ''Sizsiniz La mariposa Kraliçem'' dermiş.
Fakat Pamuk Prenses Külüstür ondört yaşına geldiğinde bir gün ayna ExdiabLo şöyle demiş;
-Güzelsiniz Kraliçe La mariposa 'm ama Pamuk Prenses Külüstür sizden daha güzel, demiş..
Kraliçe La mariposa bunu duyunca çok kızmış.Öfkesinden ne uyku girmiş gözüne
ne de bir lokma yemek yiyebilmiş günlerce..''Ne yapmalı ne etmeli'' diye düşünüp durmuş.Sonra kararını vermiş ve sarayın avcısı Oggy 'yi huzuruna çağırmış.
-Pamuk Prenses Külüstür 'ü ormana götür ve orada öldür. Öldürdüğüne kanıt olarak da kalbiyle ciğerini sök bana getir, demiş.
Avcı Oggy Pamuk Prenses Külüstür 'ü ormana götürmüş, bıçağını çekmiş. Fakat Pamuk Prenses Külüstür 'ün ağladığını görünce ona kıyamamış. Pamuk Prenses Külüstür ağaçların arasına dalıp gözden kaybolurken, ''Ben yapamadım ama hava kararıncaya kadar bir ayı veya bir kurt benim yapamadığımı yapar nasıl olsa'' demiş..
Yoldan geçen bir yabandomuzu çıkmış avcı Oggy nin karşısına..O da hayvanı oracıkta öldürmüş, kabiyle ciğerini söküp Kraliçe La mariposa 'ya götürmüş..
Ama Pamuk Prenses Külüstür 'ü avcının düşündüğü gibi ne bir ayı ne de bir kurt yemiş.Akşam olup hava kararınca dağların ardında küçük bir eve gelmiş.Kapısını çalmış,açan olmamış. Cesaretini toplayıp içeri girmiş.
İçeride üzeri yenmeye hazır yiyeceklerle dolu yedi küçük tabağın bulunduğu yedi küçük sandalyeli uzun bir masa varmış, duvar dibinde de yedi yatak diziliymiş.Beklemiş beklemiş ama kimse gelmemiş.Çok aç ve çok yorgun olduğu için daha fazla bekleyememiş, her tabaktan bir kaşık yemek almış ve yedi yataktan yedincisine yatıp uykuya dalmış.
Biraz sonra evin sahipleri eve dönmüşler. Dağların derinliklerinde bulunan bir gümüş madeninde çalışan yedi cücelermiş bunlar : No Pasaran , Sonsuz , malumatfuruş , @Henry Chinaski , Levent , Sükût , Çiçi_yabgu ymuş adları..
Pamuk Prenses Külüstür 'ü görünce ''Ne kadar güzel bir kız!'' demişler.
Sabah olup uyandığında Pamuk Prenses Külüstür cüceleri görünce önce çok korkmuş ama kısa bir süre sonra onlardan bir kötülük gelmeyeceğini , onların çok iyi insanlar olduklarını anlamış. Yedi Cüceler Pamuk Prenses Külüstür 'den evlerini çekip çevirmelerini istemişler, o da hemen kabul etmiş.
''Hoşçakal'' demişler yedi cüceler işe giderlerken. ''Kapıyı kimseye açma eğer üvey annen burada olduğunu öğrenirse seni tekrar öldürmeye kalkar
'' demişler.
Bir gün Kraliçe La mariposa tekrar ayna ExdiabLo 'nun karşısına geçmiş. Tekrar aynı soruyu sormuş. Ayna ExdiabLo ;
-Güzelsin Kraliçem, buraların en güzeli sizsiniz.. Ama ne var ki yüksek dağların ardında Cücelerin küçük şirin evindeki Pamuk Prenses Külüstür dünyalar güzeli..
Bunu duyar duymaz Kraliçe La mariposa hemen kolları sıvamış. Yaşlı bir satıcı kadın kılığına bürünmüş ve elinde içi kurdele dolu bir tablayla dağlara doğru çıkmış yola..
Cücelerin evine varınca ''Kurdelelerim var, harika kudeleler!'' diye seslenerek kapııyı çalmış.Kimin geldiğine bakmak için pencereye çıkan Pamuk Prenses Külüstür kudeleleri görünce içi gitmiş. Bunda ne kötülük olabilir ki diye düşünerek kapıyı açmış.
“Bunu mu beğendin güzelim?” demiş Kraliçe La mariposa kurdeleyi Pamuk Prenses Külüstür 'ün boynuna takarken. Sonra kurdeleyi sıktıkça sıkmış, ta ki Pamuk Prenses ölü gibi boylu boyunca yere uzanana kadar.
O gece yedi cüceler Pamuk Prenses’i o halde bulmuşlar. Kurdeleyi kesmişler ve Pamuk Prenses hayata dönmüş tekrar. Böylece Kraliçe La mariposa nın elinden ikinci kez kurtulmuş Pamuk Prenses Külüstür ..
Ertesi sabah Kraliçe aynasının karşısına geçmiş yeniden. Aynadan Pamuk Prenses’in hâlâ yaşadığı haberini alır almaz hemen kılık değiştirmiş ve bir kez daha dağların yolunu tutmuş.
“Taraklarım var, harika taraklar!” diye seslenmiş cücelerin evinin kapısında. Pamuk Prenses yaşlı kadının elinde tuttuğu tarafı görünce başına gelenleri unutuvermiş. Kapıyı açmış.
“Saçların ne güzel, bırak ben tarayayım,” demiş Kraliçe La mariposa . Ama tarak zehirliymiş, başına değer değmez Pamuk Prenses Külüstür ölü gibi yere uzanmış. O gece yedi cüceler saçından tarağı almışlar ve Pamuk Prenses yeniden hayata dönmüş. Böylece Kraliçe’nin elinden üçüncü kez kurtulmuş Pamuk Prenses.
Ertesi gün Kraliçe aynasının karşısına geçince, Pamuk Prenses’in hâlâ yaşadığını öğrenmiş. Öfkesi burnunda, bu kez en büyülü iksirini hazırlayıp bir elmanın yarısına sürmüş. Sonra da yaşlı bir dilenci kılığına girip yola koyulmuş.
“Güzel kızıma tatlı bir elma benden, armağan,” demiş Kraliçe La mariposa, pencereden bakan Pamuk Prenses’e. “Pencereden de verebilirim, kapıyı açmana gerek yok.”
“Kötü diye mi almıyorsun yoksa,” demiş Kraliçe, Pamuk Prenses’in kararsız olduğunu görünce. Sonra da zehirsiz tarafından ısırmış ve, “Al bak harika!” diyerek uzatmış, yanakları gibi al al elmayı Pamuk Prenses’e.
Pamuk Prenses Külüstür elmayı zehirli tarafından ısırır ısırmaz cansız yere uzanmış.
Kraliçe pencereden içeri, Pamuk Prenses’e bakmış. “Nihayet senden kurtuldum, artık dünyanın en güzeli benim,” demiş. Oradan doğruca saraya gitmiş. Erkesi gün ayna ExdiabLo ya kimin en güzel olduğunu sorduğunda ayna, “Sizsiniz Kraliçem,” deyince dünyalar onun olmuş.
Bu sefer cücelerden hiçbiri Pamuk Prenses’i uyandıramamış ölüm uykusundan. Aradan üç gün geçmiş, bütün umutlarını kaybetmişler. Fakat nedense Pamuk Prenses Külüstür hiç de ölü gibi durmuyormuş. O yüzden yedi cüceler onu gömmemişler ve camdan bir tabut içine koymuşlar, tabutu da yüksek bir tepenin en tepesine yerleştirmişler.
Günlerden bir gün cüceleri ziyarete gelen Prens Hatrım Kalır oradan geçerken camdan tabutun içinde Pamuk Prenses Külüstür 'ü görmüş ve hemen ona âşık olmuş.
“Onu sarayıma götürmeme izin verin,” diye yalvarmış Prens Hatrım Kalır
Yedi cüceler ona acımışlar ve izin vermişler. Prens Hatrım Kalır 'ın uşakları tabutu kaldırırken Pamuk Prenses’in boğazına takılmış olan zehirli elma parçası pat düşmüş ağzından. Pamuk Prenses doğrulmuş nerede olduğunu anlamadan, gözünü açmış, yakışıklı Prensi karşısında görmüş. Görür görmez ona âşık olmuş. Birkaç hafta sonra nişanlanmışlar.
Derken düğün günü gelip çatmış. Düğüne çağrılanlar arasında Pamuk Prenses’in üvey annesi de varmış. Üvey annesi sarayın salonuna girer girmez Pamuk Prenses’i tanımış, ama bu sefer bir şey yapmaya fırsat bulamamış. Çünkü Prens Hatrım Kalır 'ın adamları Kraliçe’yi hemen yakalamış, Prens de onu artık kötülük yapamayacağı uzak bir ülkeye sürgün etmiş. O günden sonra Pamuk Prenses Külüstür güzeliğinin yanı sıra mutluluğuyla da ün salmış
Onlar ermişler muratlarına biz çıkalım kerevetlerine..:kiki:
(Bir Not: Masalda geçen karakterleri affınıza sığınarak kendim kurguladım, herhangi bir ima yoktur. Rahatsız olan arkadaşlar olursa düzenleyebilirim)
Kraliçe LaL kan damlalarına bakar bakmaz ''Çocuğum kız olursa teni kar gibi ak, yanakları kan gibi al, saçları da pencerenin çerçevesi gibi kapkara olsun'' diye geçirmiş içinden..
Bu olaydan kısa bir süre sonra Kraliçe LaL bir kız çocuğu getirmiş dünyaya..Kızı tıpkı içinden geçirdiği gibiymiş. Ona Pamuk Prenses Külüstür adını vermişler.. Ne yazık ki kraliçe LaL doğumdan birkaç saat sonra ölmüş
Bir yıl sonra Kral Yek..! yeniden evlenmiş. Yeni Kraliçe La mariposa çok güzel bir kadınmış.Güzelliğine güzelmiş ama bir o kadar da kibirliymiş.Kendisinden daha güzel birinin olabileceği düşüncesine bile tahammül edemezmiş. Odasında sihirli bir aynası varmış. Hergün o aynanın karşısına geçer , saatlerce kendisini seyreder ve sonunda;
-Ayna ayna söyle bana
En güzel kim bu dünayada?
Diye sorarmış. Ayna ExdiabLo da ''Sizsiniz La mariposa Kraliçem'' dermiş.
Fakat Pamuk Prenses Külüstür ondört yaşına geldiğinde bir gün ayna ExdiabLo şöyle demiş;
-Güzelsiniz Kraliçe La mariposa 'm ama Pamuk Prenses Külüstür sizden daha güzel, demiş..
Kraliçe La mariposa bunu duyunca çok kızmış.Öfkesinden ne uyku girmiş gözüne
-Pamuk Prenses Külüstür 'ü ormana götür ve orada öldür. Öldürdüğüne kanıt olarak da kalbiyle ciğerini sök bana getir, demiş.
Avcı Oggy Pamuk Prenses Külüstür 'ü ormana götürmüş, bıçağını çekmiş. Fakat Pamuk Prenses Külüstür 'ün ağladığını görünce ona kıyamamış. Pamuk Prenses Külüstür ağaçların arasına dalıp gözden kaybolurken, ''Ben yapamadım ama hava kararıncaya kadar bir ayı veya bir kurt benim yapamadığımı yapar nasıl olsa'' demiş..
Yoldan geçen bir yabandomuzu çıkmış avcı Oggy nin karşısına..O da hayvanı oracıkta öldürmüş, kabiyle ciğerini söküp Kraliçe La mariposa 'ya götürmüş..
Ama Pamuk Prenses Külüstür 'ü avcının düşündüğü gibi ne bir ayı ne de bir kurt yemiş.Akşam olup hava kararınca dağların ardında küçük bir eve gelmiş.Kapısını çalmış,açan olmamış. Cesaretini toplayıp içeri girmiş.
İçeride üzeri yenmeye hazır yiyeceklerle dolu yedi küçük tabağın bulunduğu yedi küçük sandalyeli uzun bir masa varmış, duvar dibinde de yedi yatak diziliymiş.Beklemiş beklemiş ama kimse gelmemiş.Çok aç ve çok yorgun olduğu için daha fazla bekleyememiş, her tabaktan bir kaşık yemek almış ve yedi yataktan yedincisine yatıp uykuya dalmış.
Biraz sonra evin sahipleri eve dönmüşler. Dağların derinliklerinde bulunan bir gümüş madeninde çalışan yedi cücelermiş bunlar : No Pasaran , Sonsuz , malumatfuruş , @Henry Chinaski , Levent , Sükût , Çiçi_yabgu ymuş adları..
Pamuk Prenses Külüstür 'ü görünce ''Ne kadar güzel bir kız!'' demişler.
Sabah olup uyandığında Pamuk Prenses Külüstür cüceleri görünce önce çok korkmuş ama kısa bir süre sonra onlardan bir kötülük gelmeyeceğini , onların çok iyi insanlar olduklarını anlamış. Yedi Cüceler Pamuk Prenses Külüstür 'den evlerini çekip çevirmelerini istemişler, o da hemen kabul etmiş.
''Hoşçakal'' demişler yedi cüceler işe giderlerken. ''Kapıyı kimseye açma eğer üvey annen burada olduğunu öğrenirse seni tekrar öldürmeye kalkar
Bir gün Kraliçe La mariposa tekrar ayna ExdiabLo 'nun karşısına geçmiş. Tekrar aynı soruyu sormuş. Ayna ExdiabLo ;
-Güzelsin Kraliçem, buraların en güzeli sizsiniz.. Ama ne var ki yüksek dağların ardında Cücelerin küçük şirin evindeki Pamuk Prenses Külüstür dünyalar güzeli..
Bunu duyar duymaz Kraliçe La mariposa hemen kolları sıvamış. Yaşlı bir satıcı kadın kılığına bürünmüş ve elinde içi kurdele dolu bir tablayla dağlara doğru çıkmış yola..
Cücelerin evine varınca ''Kurdelelerim var, harika kudeleler!'' diye seslenerek kapııyı çalmış.Kimin geldiğine bakmak için pencereye çıkan Pamuk Prenses Külüstür kudeleleri görünce içi gitmiş. Bunda ne kötülük olabilir ki diye düşünerek kapıyı açmış.
“Bunu mu beğendin güzelim?” demiş Kraliçe La mariposa kurdeleyi Pamuk Prenses Külüstür 'ün boynuna takarken. Sonra kurdeleyi sıktıkça sıkmış, ta ki Pamuk Prenses ölü gibi boylu boyunca yere uzanana kadar.
O gece yedi cüceler Pamuk Prenses’i o halde bulmuşlar. Kurdeleyi kesmişler ve Pamuk Prenses hayata dönmüş tekrar. Böylece Kraliçe La mariposa nın elinden ikinci kez kurtulmuş Pamuk Prenses Külüstür ..
Ertesi sabah Kraliçe aynasının karşısına geçmiş yeniden. Aynadan Pamuk Prenses’in hâlâ yaşadığı haberini alır almaz hemen kılık değiştirmiş ve bir kez daha dağların yolunu tutmuş.
“Taraklarım var, harika taraklar!” diye seslenmiş cücelerin evinin kapısında. Pamuk Prenses yaşlı kadının elinde tuttuğu tarafı görünce başına gelenleri unutuvermiş. Kapıyı açmış.
“Saçların ne güzel, bırak ben tarayayım,” demiş Kraliçe La mariposa . Ama tarak zehirliymiş, başına değer değmez Pamuk Prenses Külüstür ölü gibi yere uzanmış. O gece yedi cüceler saçından tarağı almışlar ve Pamuk Prenses yeniden hayata dönmüş. Böylece Kraliçe’nin elinden üçüncü kez kurtulmuş Pamuk Prenses.
Ertesi gün Kraliçe aynasının karşısına geçince, Pamuk Prenses’in hâlâ yaşadığını öğrenmiş. Öfkesi burnunda, bu kez en büyülü iksirini hazırlayıp bir elmanın yarısına sürmüş. Sonra da yaşlı bir dilenci kılığına girip yola koyulmuş.
“Güzel kızıma tatlı bir elma benden, armağan,” demiş Kraliçe La mariposa, pencereden bakan Pamuk Prenses’e. “Pencereden de verebilirim, kapıyı açmana gerek yok.”
“Kötü diye mi almıyorsun yoksa,” demiş Kraliçe, Pamuk Prenses’in kararsız olduğunu görünce. Sonra da zehirsiz tarafından ısırmış ve, “Al bak harika!” diyerek uzatmış, yanakları gibi al al elmayı Pamuk Prenses’e.
Pamuk Prenses Külüstür elmayı zehirli tarafından ısırır ısırmaz cansız yere uzanmış.
Kraliçe pencereden içeri, Pamuk Prenses’e bakmış. “Nihayet senden kurtuldum, artık dünyanın en güzeli benim,” demiş. Oradan doğruca saraya gitmiş. Erkesi gün ayna ExdiabLo ya kimin en güzel olduğunu sorduğunda ayna, “Sizsiniz Kraliçem,” deyince dünyalar onun olmuş.
Bu sefer cücelerden hiçbiri Pamuk Prenses’i uyandıramamış ölüm uykusundan. Aradan üç gün geçmiş, bütün umutlarını kaybetmişler. Fakat nedense Pamuk Prenses Külüstür hiç de ölü gibi durmuyormuş. O yüzden yedi cüceler onu gömmemişler ve camdan bir tabut içine koymuşlar, tabutu da yüksek bir tepenin en tepesine yerleştirmişler.
Günlerden bir gün cüceleri ziyarete gelen Prens Hatrım Kalır oradan geçerken camdan tabutun içinde Pamuk Prenses Külüstür 'ü görmüş ve hemen ona âşık olmuş.
“Onu sarayıma götürmeme izin verin,” diye yalvarmış Prens Hatrım Kalır
Yedi cüceler ona acımışlar ve izin vermişler. Prens Hatrım Kalır 'ın uşakları tabutu kaldırırken Pamuk Prenses’in boğazına takılmış olan zehirli elma parçası pat düşmüş ağzından. Pamuk Prenses doğrulmuş nerede olduğunu anlamadan, gözünü açmış, yakışıklı Prensi karşısında görmüş. Görür görmez ona âşık olmuş. Birkaç hafta sonra nişanlanmışlar.
Derken düğün günü gelip çatmış. Düğüne çağrılanlar arasında Pamuk Prenses’in üvey annesi de varmış. Üvey annesi sarayın salonuna girer girmez Pamuk Prenses’i tanımış, ama bu sefer bir şey yapmaya fırsat bulamamış. Çünkü Prens Hatrım Kalır 'ın adamları Kraliçe’yi hemen yakalamış, Prens de onu artık kötülük yapamayacağı uzak bir ülkeye sürgün etmiş. O günden sonra Pamuk Prenses Külüstür güzeliğinin yanı sıra mutluluğuyla da ün salmış
Onlar ermişler muratlarına biz çıkalım kerevetlerine..:kiki:
(Bir Not: Masalda geçen karakterleri affınıza sığınarak kendim kurguladım, herhangi bir ima yoktur. Rahatsız olan arkadaşlar olursa düzenleyebilirim)