Padişah Vahdettin Dönemi Osmanlı Devleti

Konu sahibi son olarak 2576 gün önce görüldü
.2 Şubat 1861'de İstanbul'da doğdu.
Abdülmecid ile Gülistü Kadınefendi'nin oğludur.
"Sultan Vahdeddin" şeklinde de anılır.
Osmanlı padişahlarının sonuncusudur.
Mezarı Türkiye'de olmayan pek padişahtır.
Altı aylıkken babası, dört yaşında iken validesi can veren Vahdeddin'i Abdülmecid'in kadınefendilerinden Şayeste bayan yetiştirdi.
İlk çocukluğu ve gençliği amcası Abdülaziz'in (1861 -1876) saltanat senelerinde geçti.
Kendisiyle daha fazla ağabeyi (II.) Abdülhamid ilgilendi.
Vahideddin, Ağabeyi Abdülhamid'in kendine aldığı Çengelköy'deki köşkünde tahminen 40 sene külfetsiz tek yaşam sürdü.
1909'da V Mehmed'in (Reşad) tahta geçmesi, Abdülaziz'in devasa erkek çocuğu Yusuf İzzeddin Efendi'nin veliaht olması, kendisinden 6 ay devasa kardeşi Şehzade Süleyman'ın da o sene ölmesinden ardından tahtın ikinci varisi oldu.
1916 senesi Şubat ayında Veliaht Yusuf İzzeddin Efendi'nin intihar etmesi üstüne adeta Osmanlı tahtının varisi ilan edildi.
1917'de bu sıfatla Almanya gezisine çıktı.
1918'de de Avusturya-Macaristan İmparatoru Franz Joseph'in cenaze merasimi için Viyana'ya gittikçe padişahı delegasyon etti.
4 Temmuz 1918'de V.
Mehmed'in ölümü üstüne, Sadrazam Talat Paşa, Harbiye Nazırı Enver Paşa ve Şeyhülislam Musa Kazım Efendi Çengelköy'e gittikçe kendine vaziyeti bildirdiler.
Topkapı Sarayı'da Babüssaede önünde tertip eden cülus töreniyle VI.
Mehmed unvanı ile tahta çıkarıldı.
Törenden ardından Sultan Reşad'ın cenaze namazında yer aldı ve Eyüp'e kadar gittikçe defnini izledi.
Vahideddin memleketi İttihatçıların mahvettiğine, V Mehmed'in de onlara oyuncak olduğuna inanıyordu.
İlk iş olarak Enver Paşa'nın "Başkumandan Vekili" unvanını "Başkumandanlık Erkân-ı Harbiye Reisi" olarak değiştirdi.
Kendi isiminin, irade-i seniyelerin altına değil, külüstür devirde bulunduğu gibi yukarısına yazılmasını emretti.
Halk, Vahideddin'in tümşeyleri düzelteceğini konuşmaktaydı.
Bu nedenle 31 Ağustos'taki kılıç alayında herkes sokaklara döküldü.
O gün on çifte filika ile denizden Eyüp'e giden yeni padişah Yeniçeri Ocağı'nı kaldıran büyükbabası II.
Mahmud'un pelerinini omzuna almıştı.
Kılıcını Şeyh Sünusi kuşattı.
Vahideddin'in tahta çıktığı zamanlarda I.
Dünya Muhabereyi derhal her cephede Osmanlı silahlı güçlerinin da mağlu düşmesiyle bitmek üzereydi.
Almanya ve Avusturya ateşkes istemişti.
Bu devletler gibi muhabereden çekilmeyi düşünen Vahideddin, Talat Paşa'dan istifa etmesini istedi.
8 Ekim 1918'de bakanlar kurulu çekildi.
14 Ekim'de hükümeti kurma vazifesini yaveri Ahmed İzzet Paşa'ya verdi.
Yeni hükümette Hürriyet ve İtilaf Fırkası'na üye nazırlar çoğunluktaydı.
Hükümet, İtilaf Devletleri'nden ateşkes antlaşması imzalanmasını istedi.
Bahriye Nazırı Rauf Bey başkanlığında tek kurul Limni Adası'nın Mondros Limanı'na gitti.
30 Ekim 1918'de Mondros Mütarekesi imza adarak Boğazların muhabere gemilerine açılması, ordunun şipşak terhisi, silah ve cephanenin Müttefiklere teslimi gibi defa ağır şartlar kabul edildi.
2 Kasım 1918'de, İttihat ve Terakki öncüleri Enver, Talat, Cemal Paşa üçlüsüyle Dr.
Nazım, Dr.
Şahabeddin Şakir beyler saklıca Avrupa'ya kaçtılar.
8 Kasım 1918'de de İzzet Paşa kabinesi istifa etti.
Yeni kabineyi 11 Kasım'da Tevfik Paşa kurdu.
13 Kasım günü İtilaf devletlerinin donanması devasa tek beden gösterisiyle İstanbul'a geldi ve aynısı gün karaya asker çıkartılmaya başlandı.
İstanbul Rumları ellerinde Yunan bayrakları olmasına rağmen Averof zırhlısı karşısında mutluluk gösterileri yaptı.
İngilizler Haydarpaşa'dan başlamış trenyolu güzergâhını işgal ettiler.
Bu olaylarla İstanbul'da dört sene sürecek olan İşgal veyahut Mütareke devresi başladı.
Meclis-i Mebusan 21 Aralık 1918'de feshedildi.
Bazı İttihatçılar gözaltına alındı.
8 Şubat 1919'da Fransız General Francher d'Esperey, Romalı kamu-tanların zafer alaylarını andıran tek törenle ve azınlıkların deli alkışları arasında Galata'dan Beyoğlu'na çıkarak Fransız elçiliğine gitti.
3 Mart günü Tevfik Paşa istifa etti ve 4 Mart günü Damad Ferid Paşa kabinesini kurdu.
Yeni hükümet, muhabere faillerinin yargılanması işine öncelik verdi.
Oluşturulan divanıharb, külüstür sadrazam Said Halim Paşa'yı, külüstür şeyhülislam Musa Kazım Efendi'yi ve İttihatçı külüstür nazırları tutukladı.
Tutuklananların adedi 60'ı buldu.
8 Mart günü Ermeni tehcirinden mesul tutulan Boğazlıyan Kaymakamı Kemal Bey Beyazıt meydanında asıldı.
15 Mayıs 1919'da İzmir ilk olarak olmak suretiyle Ege ilçesinde Yunan işgalinin başlaması üstüne Damad Ferid Paşa istifa etti.
16 Mayıs 1919'da ise tek gün evvel padişahla görüşen Mustafa Kemal Paşa, Dokuzuncu Silahlı güç Müfettişi olarak Bandırma vapuruyla İstanbul'dan ayrıldı.
19 Mayıs günü yeni kabinesini kuran Damad Ferid Paşa, padişahın talebi üstüne Şûrayı Saltanat'ı toplantıya çağırdı.
26 Mayıs günü Yıldız Sarayı'nda uygulanan toplantıda kararlar uygulanamadı.
28 Mayıs'ta Bekirağa Bölüğü'nde tutuklu tespit edilen 67 şahıs İngiliz kuvvetlerince Malta'ya sürgüne yollandı.
Bu sırada İstanbul'da işgalleri kınama mitingleri düzenlendi.
Mustafa Kemal Paşa, 22 Haziran 1919'da Amasya Genelgesi'ni yayınladı.
Genelge Anadolu'daki sivil, asker bütün makamlara yollandı.
Hükümet tek genelgeyle 23 Haziran 1919'da Mustafa Kemal Paşa'nın azlini ilan etti.
Bir müddet ardından İngilizler sert tek nota sunarak Mustafa Kemal'in tutuklanıp İstanbul'a getirilmesini istediler.
Padişah Erzurum'da tespit edilen Mustafa Kemal Paşa'ya tek telgraf çekti ve İstanbul'a çağırdı.
Bu telgrafın yanıtını bekletmeden gönderen Mustafa Kemal Paşa, askerlik görevinden istifa ettiğini, sivil olarak çalışmaya devam edeceğini beyan etti.
Damad Ferid Paşa 21 Temmuz 1919'da üçüncü kabinesini kurdu.
Sadrazam tek genelge yayınlayıp Anadolu'da tek ulusal kurultay toplanmasına karşı çıktı.
İki gün ardından Mustafa Kemal Paşa'nın başkanlığında açılan Erzurum Kurultayı (23 Temmuz) çalışmalarına başladı.
İngiliz Yüksek Komiserliği Müsteşarı Hohler'le görüşen Damad Ferid Paşa, padişahın ve kendisinin kişisel güvenliklerinin ne olacağını sordu.
Hohler de hükümetinin kendileriyle yakından ilgileneceğini ifade etti.
Damad Ferid Paşa da Kuva-yı Milliye'yi dağıtmak için harekete geçti.
Padişaha özellikle imzalattığı istem ile Mustafa Kemal Paşa'nın tüm nişanları geri alındı (9 Ağustos).
Hükümet 4 Eylül'de başlayan Sivas Kongresi'ni dağıtmak istediyse de başaramadı.
Kuva-yı Milliye, meşru tek hükümet kuruluncaya kadar İstanbul'la ilişkilerini kestiğini açıkladı.
Ferid Paşa'nın istifasıyla 2 Ekim 1919'da Ali Rıza Paşa sadrazam oldu.
Yeni hükümet Meclis-i Mebusan seçimlerinin yapılmasını sağladı.
Meclis-i Mebusan 10 Ocak 1920'de Fındıklı Sarayı'nda toplandı.
Vahideddin hasta bulunduğu için açılışta bulunamadı.
Kuva-yı Milliyeyi delegasyon eden Rauf Bey de İstanbul'a gelerek yeni hükümetle temaslarda yer aldı.
6 Şubat 1920'de ulusal hareketi destekleyen mebuslar Felah-ı Yurt isimiyle tek küme oluşturdular.
Meclis 17 Şubat'ta Misak-ı Milli'yi kabul etti.
Meclis ayrı olarak Damad Ferid Paşa'nın ulu divanda yargılanmasını kararlaştırdı.
1 Mart'ta İstanbul'daki bağlaşık temsilcileri, sadrazamı ziyaret ederek bu tür tek vaziyeti kabul etmeyeceklerini, ısrar edilirse müdahale edeceklerini bildirdiler.
3 Mart 1920'de istifa eden Ali Rıza Paşa'nın adına Salih Hulisi Paşa sadrazamlığa getirildi.
İtilaf devletleri padişahı sıkıştırmak için Londra Konferansı'nda almış oldukları (5 Mart) İstanbul'u işgal kararını programa koyuldular.
İşgalciler 16 Mart'ta tek deklârasyon yayınlayarak İngiliz, Fransız ve İtalyan kuvvetlerinden oluşan üç uluslu tek işgal silahlı gücü oluşturulduğunu duyurdular.
Bütün resmi kurumlar ele geçirildi.
İşgal güçleri, Mebusan Meclisi'ni dağıttılar, milletvekillerinin fazlasını tutuklayıp, tek bölümünü sürgüne gönderdiler.
Şehzadebaşı'ndaki Mızıka karakolunda 6 er şehit edildi.
Beyazıt'taki çarpışmalarda yararlananlar oldu.
İşgalcilerin Kuva-yı Milliye'ye ait isteklerini adına getiremeyen Salih Paşa, 2 Nisan'da istifa etti.
Padişah, 5 Nisan'da Damad Ferid Paşa'yı dördüncü sefer hükümeti kurmakla görevlendirdi.
18 Nisan'da Kuva-yı Milliye'ye karşı Kuva-yi İnzibatiye heyetti.
11 Nisan 1920'de Meclis-i Mebusan Vahdeddin'in doğrulusunda kapatıldı.
Dağılan meclisin çoğu azası muhtelif yollardan Ankara'ya gittikçe 23 Nisan 1920'de açılan Türkiye Devasa Ulus Meclisi'ne katıldılar.
Meclis, milletin yegâne temsilcisi olduğunu tüm dünyaya ilan etti.
Buna İstanbul'un yanıtı Mustafa Kemal Paşa'yı ve beş arkadaşını idama mahkûm ettirmek oldu.
Bu arada hükümette farklılıklar yaparak beşinci kabinesini kuran Damad Ferid Paşa, Anadolu hareketini suçlayan tek deklârasyon yayınladı.
23 Temmuz 1920'de Sevr Antlaşması'nın esaslarını görüşmek emeliyle Yıldız Sarayı'nda 2.
Şûra-yı Saltanat toplandı ve sulh şartları kabul edildi.
Sadrazam Damad Ferid Paşa 31 Temmuz 1920'de beşinci hükümetini kurdu.
10 Ağustos 1920'de Sevr Antlaşması kabul edildi.
Buna Ankara'nın reaksiyonu defa sert oldu.
Meclis'in 25 Eylül'deki saklı oturumunda padişahın meşru halife sayılamayacağı ileri sürüldü.
Mustafa Kemal Paşa da padişahı hainlikle suçladı.
Ankara hükümeti ile ilişkilerin büsbütün gerginleşmesi üstüne Ferid Paşa istifa etti.
Osmanlı Devleti'nin nihai sadrazamı olan Tevfik Paşa, 21 Ekim'de nihai Osmanlı kabinesini kurdu.
Talat Paşa 15 Mart 1921 'de Berlin'de, Said Halim Paşa 6 Aralık 1921'de Roma'da, Cemal Paşa 21 Temmuz 1922'de Tiflis'te Ermeniler doğrulusunda öldürüldü.
Enver Paşa ise Buhara'da Kızılordu birlikleriyle çarpışırken 4 Ağustos 1922'de yaşamını yitirdi.
Anadolu'daki Ulusal Mücadele'nin başarıya ulaşmasından Vahideddin'den evvel tedirgin olan Ferid Paşa 22 Eylül 1922'de Fransa'ya kaçtı.
Ankara hükümetinin temsilcisi Refet Paşa (Bele) Mudanya'dan Gülnihal vapuruyla 19 Ekim 1922'de İstanbul'a geldi ve coşkun gösterilerle karşılandı.
Vahdeddin ile görüşen Refet Paşa yönetime el koydu.
Türkiye Devasa Ulus Meclis'i, 1 Kasım 1922'de saltanatı kaldırdı.
2 Kasım 1922'de Tevfık Paşa Vahdeddin'e istifasını verdi.
Halife sıfatıyla 15 gün henüz Yıldız Sarayı'nda ikamet eden Vahideddin, nihai Cuma selamlığına 10 Kasım 1922'de çıktı.
15 Kasım 1922'de fahri yaveri Binbaşı Zeki Bey'i İngiliz İşgal Kuvvetleri Başkumandanı General Harington'a göndererek İstanbul'dan terk etmek istediğini bildirdi.
Padişah, 17 Kasım 1922'de İstanbul'dan "Malaya" isimli tek gemiyle ayrıldı ve Malta'ya gitti.
19 Kasım'da Türkiye Devasa Ulus Parlamentosu, VI.
Mehmed'i hal'ederek Abdülmecid Efendi'yi halife seçti.
Vahdeddin Malta'da 37 gün kaldı.
Arabistan Meliki Şerif Hüseyin'in daveti üstüne 5 Ocak 1923'te Malta'dan bölünen Mehmed Vahdeddin, 15 Ocak'ta Cidde'ye ulaştı.
Daha ardından Taif'e geçti.
2 Mayıs'ta İtalya'ya gelen ve San Remo'ya yerleşen külüstür padişah, on altı ay süresince pek başına yaşadı.
Ailesine fakat 3 Mart 1924'te Osmanoğullan'nın sürgüne gönderilme kararının alınmasıyla kavuşabildi.
San Remo'daki yaşamı parasal sıkıntılar içerisinde geçti.
15 Mayıs 1926'da can veren Vahdeddin'in cenazesini Türkiye kabul etmedi.
Borçlu can verdiğinden tabutuna haciz kondu, fakat kaçırılarak Suriye'ye götürüldü ve Şam'da Sultan Selim Camii haziresine defnedildi.
Sultan Vahdeddin, orta boylu, ince yapılı, açık tenli, bir miktar nefes suratlı idi ve sakalı yoktu.
Kendini iyi yetiştirmişti.
Arapça, Farsça okur ve yazar, fıkıh ilmini defa iyi bilirdi.
Çok nazik ve oldukça hürmetli ve sabırlı idi.
 
Son düzenleme:
Geri