P300

Konu sahibi son olarak 1822 gün önce görüldü
P300
Gelişimsel disleksi ve DEHB olanlarda P300 yanıtının daha düşük veya daha geç olduğu ileri sürülmüştür.
Disleksiklerde fonolojik görevler esnasında beyin aktivitesi
Rumsey (1992) deneklerin kafiye görevi sergilediği, 14 disleksik ve 14 normal deneğin alındığı bir PET çalışması yapmıştır. Kafiye görevleri fonolojik farkındalığın bazı yönlerini araştırmak için uygulanmıştır. Böyle bir görevi başarmak için denekler kelimenin sonundaki ses formuna konsantre olmalı ve onları kısa süreli bellekte tutarak fonolojik benzerliğine göre karşılaştırmalıdır. Böyle bir görevi başarmak özellikle yetişkin disleksikler için zordur. Çünkü onlar eksikliklerini kompanze etmek için görsel ortografik mekanizmalara başvururlar. Örneğin shoe/toe gibi kelime çiftleri ortografik olarak benzerdir ancak head/said gibi kelime çiftleri ortografik olarak benzer değildir ve bu tür kelimeler çoğu disleksik için özellikle kafa karıştırıcıdır ve hata oranı yüksektir. Bu çalışmada bu tür kelime çiftlerinden kasıtlı olarak kaçınılmıştır. Çalışmada temel olarak disleksiklerin sol temporo-paryetal bölgelerini aktive etmede başarısız oldukları ortaya çıkmıştır. Dahası disleksiklerin sol alt ve sağ ön frontal bölgelerinde göreceli deakvasyon olduğu, disleksik olmayanların aynı bölgelerinde anlamlı olmayan bir aktivite artışı olduğu ortaya çıkmıştır. Son olarak disleksiklerin sağ orta temporal bölgesinde aktivasyon olduğu görülmüştür. Bu sonuçlardan hareketle yazarlar dislekside sol temporal kortekste disfonksiyon olduğu ve bu defektin, disleksiklerin çekirdek fonolojik kusuru ile ilişkili olduğu yorumuna ulaşmışlardır.
Paulesu (1996) PET ile disleksiklerde ilk kez tüm beyin tarama ve voxel tabanlı analizini yapmıştır. Bu çalışmada kullanılan paradigma ile kafiye ve bellek durumunda karşılaştırma yapılmıştır. Deneklerin, ekranda peşpeşe bir an gösterilen altı harfi hatırlaması ve bu harfleri, çalışma belleğinin klasik modelinde farzedilen işitsel fonolojik depolarına koymak için kısık sesle telaffuz etmeleri gerekmektedir. Normal bireylerde her iki durumda da aktive olurken paryetal operkulum aktivasyonu belleğe spesifiktir. Plaseu 5 kontrol ile karşılaştırdığında, 5 kişilik disleksik grubun spesifik aktivasyon paternini göstermiştir. Bellek görevi sırasında kontrol grubunun geniş bir perisilvian bölge aktivasyonuna karşın, disleksiklerin sadece inferior paryetal korteksinde kan akımının arttığını, oysa kafiye görevinde vakaların sadece perisilvian alanın ön bölümünü (Broca alanı) aktive ettiklerini bulmuştur. Her iki görevde de genel bulgu insular kortekste ( sulkus lateralisin derinliğindeki korteks bölümü) aktivasyon olmamasıydı. Bu, araştırmacıların, disleksiklerde dil alanlarının ön ve arka zonları arasında bağlantı hatası olabileceği şeklinde yorumlamasına yol açtı. İnsular korteksteki bozulmuş aktivasyon bulguları daha sonra tekrarlanamadı. Benzer şekilde sonraki çalışmalar Broca alanının çevresinde aktivite azalmasından çok aktivite artması olduğunu buldular. Fakat sol süperior temporal bölgede azalmış aktivasyon son dönemdeki çalışmalarda elde edilen bulgularla tutarlı idi. Hatalı bağlantı hipotezi Horwitz’in yaptığı bir çalışma ile ilave güven kazandı. Bu çalışmada disleksiklerde özellikle angüler girusun birlikte aktive edilmesinde başarısızlık olduğu görüldü.
Elieza (2005) çalışmasında voxel by voxel tabanlı volümetrik analizler yaparak disleksiklerin sol temporal lobunun orta ve alt giruslarında gri cevher azalması olduğunu, normal kontroller ve disleksiklerin oluşturduğu kombine grupta kafiye karar verme görevindeki başarı ile bilateral olarak orta ve alt frontal girus ile orta temporal girusun aktivitesinin artışı arasında korelasyon olduğunu buldu. Sonuçta, disleksinin, fonolojik işleme ile ilgili olan kompleks frontotemporal ağda yapısal gri cevher defisiti olduğunu ileri sürmüştür.
Disleksiklerde okuma sırasında beynin fonksiyonel anatomisi
Bu alanda üç çeşit çalışma vardır. Bunlardan birincisi PET ile yapılan ikincisi fMRI, ve üçüncüsü de magnetoensefalogram ile yapılanlardır.
Rumsey (1997) bir PET çalışmasında voxel tabanlı tüm beyin tarama yöntemi ile 17 sağ elini kullanan disleksik ile 14 kontrolü karşılaştırmıştır. Çalışmanın ana amacı okumadaki ortografik ve fonolojik işlemedeki farklılıkları göstermektir. Çalışmada iki farklı paradigma kullanılmıştır. Birincisi sesli okumadır. Bu paradigmada katılanlardan sahte kelimeleri (tahminen fonolojik işlemeye dayanır) ve kelime olmayan harf dizilimlerini ( ortografik beceri gerektirir) sesli olarak okumaları istenmiştir. İkinci paradigma ise karar verme görevidir. İlk aşamada katılımcılar iki tane kelime veya kelime olmayan harf dizilimini ya fonolojik kurala göre okuyacak (kelime olmayanlardan hangisinin okunuşunun gerçek kelimeye benzediğine karar verecek), ya da ortografik kurala göre okuyacak (aynı kelimenin eş sesli formlarından hangisi doğru olarak seslendirildiğine karar verecek. ). Aktive edilen toplam beyin hacmindeki iki grup arasındaki farklılıkların ( disleksiklerde daha fazla beyin dokusu aktive edilmiştir.) yanı sıra tek anlamlı değişiklik sol posterior temporal/ inferior paryetal alanlarda sesli okuma paradigmasında azalmış aktivasyon ve alışılmadık bir deaktivasyon görülmüştür. Rumsey (1999) aynı deneyde sol angüler girusta okuma becerileriyle paralel bir aktivasyon artışı olduğunu bulmuşlar.
Shaywitz (1998) fMRI ile normal bireylerde ortografik görevlere oranla fonolojik görevlerde temporal bölgenin arka kısımlarında (Brodmann’ın 21? Nolu alanı), supramarjinal ve angular girusta (Brodmann’ın 39 ve 40 nolu alanı) ve inferior lateral temporal bölgede (Brodmann’ın 37 nolu alanı) fazla aktivasyon olduğunu, disleksiklerde ise durumun tersine döndüğünü yani, fonolojik ve ortografik görevlerde ön tarafın arka taraftan daha fazla aktive olduğunu bulmuşlardır. Yazarlar disleksiklerdeki arka taraftaki hipo aktivasyonu fonolojik işlemedeki bozukluğa, ön taraftaki aktivasyon artışını ise disleksiklerin fonolojik analiz çıktısındaki artmış efor gereksinimine bağlı olduğu yorumunu yapmışlardır.
Salmelin (1996) magneto ensefalogram ile yaptığı bir çalışmada normal grubun kelimenin sunumundan 180 ms sonra sol inferior temporo-oksipital bölgesinin aktive olduğunu, disleksiklerin aynı bölgesinin aktive olmadığını bulmuşlardır. Bunun dışında 6 disleksikten 4’ünde 400 ms içinde sol inferior frontal alanda aktivasyon görülürken kontrol grubundan hiç kimsede böyle bir bulguya rastlanmamıştır.
Bu çalışmalardan elde edilen bulgulara diğer metotlarla elde edilen sonuçların tamamlayıcısı olarak bakılabilir. Örneğin inferior temporo-oksipital bölgenin aktivasyonu önceki çalışmalarda elde edilen Brodmann’ın 37 nolu alanının aktivasyonunu anımsatmaktadır. Bu bölge aktivasyonu kelimenin sunumundan 180 ms sonra gibi erken bir zamanda olduğu için, olasılıkla bu aktivasyon erken görsel işlemenin veya herhangi bir bilinçli algılamadan önce gerçekleşen acil fonolojik işlemenin bir göstergesi olabilir. Disleksikler bu bölgeyi aktive edemedikleri için ya global kelime formunun algılanmasının erken operasyonun başaramıyorlar ya da acil fonolojik çıkarımda başarısız oluyorlar. Diğer yandan Broca alanındaki ( Brodmann’ın 44 ve 45 nolu alanıdır) anormal aktivite, yanlış algılanan bir görsel kelime formunun, kompansatuar olarak sessiz artikülasyonundan kaynaklanmaktadır. Böylece bu sonuçlar okumanın akış süresinde, önceden disfonksiyonel olduğundan şüphelenilen iki bölge hakkında bilgi sağlamıştır ve onların rolünün yorumuna katkıda bulunmuştur.
Brunswick (1999) PET ile, sesli ve sessiz okuma yaptırarak disleksik ve normal yetişkinlerde yaptığı bir araştırmada benzer sonuçlara ulaşmıştır. Her iki okuma durumunda da disleksiklerin sol bazal temporal lob (37 nolu alan) ve sol frontal operculumunun kontrollere göre daha az aktive olduğunu bulmuşlardır. Disleksiklerde azalmış aktivite gösteren bölgenin 20 mm lateralinde fazla aktivasyon gösteren bir premotor bölge görüldü. Bu bulgu disleksiklerde Broca alanının öğrenme bozukluğu için en önemli bölgelerden biri olduğunu göstermektedir.
Brunswick’in çalışmasına paralel olarak yapılan ve bir çalışmada (J. F. Demonet) kontrollerde disleksiklere göre daha fazla aktive olan tek alanın sol inferior temporal bölgenin, tam olarak temporal lobun lateral ve mesial yüzlerinin birleştiği yer olduğu görülmüştür. Bu bölge servis yapmak için ideal bir bölgedir. Yazılı kelimelerin görsel özelliklerini işleme (özellikle daha mesial extrastriate korteks), kompleks görsel işleme ile ilgili diğer temporo oksipital bölgeler, grafemi foneme çevirmeye yarayan orta ve üst temporal giruslardaki daha dorsal dil alanları hep bu bölgenin yakınındadır.
 
Geri