Bu konu ile ilgili upuzun bir makale yazmıştım bir zamanlar, insanların beğenisi de baya almıştı. O makaleyi yazarken tam da özür dilemek ve kabul etmek arasındaki ikilemle boğuşuyordum, insanların kafamdaki düşünceleri nasıl değerlendirir edasıyla yazmıştım, oysa ki iki şeyin arasındaki en ince nüans kişilerle olan samimiyetimizin ne derecede olması, ne durumda nasıl değerlendirirsek bize ne ne kazandırır, ne kaybettirir kısımlarını çok sağlıklı düşünmek gerekir. Geri dönüşü olmayan hataların özrü ne kadar samimi olabilir ki? Hatasız kul olmaz safsatasıyla bunu örtbas etmeye çalışanları da asla samimi bulmuyorum.. Özür dilerken bile yanlışımızın ne denli boyutta büyük olduğunu biliyorsak iyice kafamızda mukayese ediyorsak, özür dilenmelidir diye düşünüyorum. İki kelimenin arkasına saklanarak insanların geniş geniş, yüzsüzce davranılmasını da etik bulmuyorum..
Demem şu; durumun vehametine göre değerlendirilip özür dilenmeli ya da kabul edilmelidir. Tekerrür edecek bir potansiyel var ise, hiç bulaşmayın derim. Kimse yarın yaşayacağımızın taahhütünü vermediği gibi, hataların da, pişmanlıkların da veremez. Unutmamak gerekir ki; İkinci şanslar, ikinci hatanın yolunu açmanıza neden olabilir. =)