Özlemek

  • Kullanıcı iFt
  • Başlangıç tarihi Başlangıç tarihi
  • - Forumsal Sözlük
Konu sahibi son olarak 887 gün önce görüldü
Damarlarında yakıcı bir bekleyişin olması...
 
*Bazen yanındaykende hissettiğin.
* Bi an görmek istediğin ama o an yanında olmadığını bildiğin görünmez bir duvar.
 
"O" özlediğin kişi aklına geldikce derin bir iç çekmektir , Aklına gelincede derin bir hüzne kapılmaktır
 
cemal sureya ne guzel demis;

ozlemek ne garip
oluyorum saniyiorsun ama olmuyorsun.

kesinlikle oyle
 
meğer ne çok yanarmış canı insanın
aşka anlamlar yüklermiş sorgusuzca
susarmış insan
bir çift elin yokluğuna
özgürlüklere siper örercesine
kulak asılmayışının anlamını ararmış
cümlelerin koynunda, çırılçıplak…
kaçıp gitmelerin geride kalmaya ne kadar benzediği betimlenirmiş
katran karası, tomurcuksuz kalmalarda
adı neydi özlemek mi?

??
 
Kulağında sesinin çınlaması...Burnuna kokusunun gelmesi
 
dayanılmaz seviyedeyse eğer yer zaman düşünmeksizin böğüre böğüre ağlatabilecek durumdur.sokakta "o"nun kokusunu duyunca bile çılgına döner insan.keşke keşke burda olsa birkerecik dokunsam birkerecik baksam diye sabaha kadar uyutmayan durum.kimseciklerin yaşamasını istemediğim gönül yakan durum.
 
Eğer birini gerçekten özlüyorsanız bunu doğru ifade edebilecek cümleleri saatlerce arasanız bile yazacak hiçbir şey bulamazsınız. Çok, pek çok, en çok diye devam eden cümleler birer ölçü ifade ederler ve bunların daha çoğu da hep mümkündür. Ama gerçekten özlüyorsanız söyleyebileceğiniz hiçbir şey yoktur.. Öfke, kızgınlık, kavgalar.. Birer birer kaybolurlar ve geriye sadece o kalır. Bu sevgiden beslenen ama zamanla onun bile ötesine geçen bir duygudur. Tarifi mümkün olmayan ancak etkilerine bakarak gücünü hissedebileceğiniz bir his. Yumruk gibi takılıp kalır boğazınıza, her yerde sizinle beraberdir. Bundan kurtulmak için çabalar durursunuz ama nafile. Zaman zaman unutturur kendisini, geçer gibi olur. Sevimli bir çocuk bakışı, arkadaşlarla içilen bir kaç bardak rakı, günlük hayatın sıradan koşuşturmaları bazen o hissin üstünü örter gibi olur. Unutmazsınız ama alıştığınızı zannedersiniz. Ve yalancı bir rahatlamaya doğru kayar bünyeniz. Ama sonunda, özellikle yalnız olduğunuz bir an gerçek çırılçıplak dikiliverir karşınıza. Özlüyorsunuzdurişte, bütün o yalancı rahatlamalarınız illüzyondan başka bir şey değildir. Küçücük bir şeyle kol kola çıkar karşınıza ve ruhunuzu yeniden kanatıverir o his. Bazen bir eşya, bazen bir şarkı, ya da telefonunuzun titreşivermesi.. Zaman mekan tanımaz. Ve böyle zamanlarda insanın en zavallı halini yaşarsınız. Çaresizsinizdir, uzaklaşmak istersiniz neredeyseniz, gülümsemeye çalışırsınız ama yüzünüzdeki tebessüm yeni boyanmış beyaz bir duvarda öldürülen sivrisineğin kalıntısı gibi iğreti durur..
 
Vicdan azabı gibi dolaşırsınız insanların arasında. Kurtulmaya çalıştıkça komik durumlara düşersiniz. Karmakarışık beyniniz ve paramparça ruhunuzla oradan oraya sürüklersiniz kendinizi bir süre. Zamanla bu hareketliliğin yerini acınası bir kabullenme alır. Artık eminsinizdir, özlemek sizin kaderinizdir. Ve bununla mücadele etmekten vazgeçersiniz. Unutmaya çalışmışsınızdır ama olmamıştır. Sakinleşirsinizartık, bu belki de en acı evredir. Beklemeye başlarsınız, kimselere bir şey anlatmazsınız. Hayat etrafınızda akıp gitmeye devam eder ve kimselerin sizin acılarınızı uzun uzun dinlemekle geçirecek kadar uzun zamanı yoktur. Kelimenin tam anlamıyla yapayalnızsınızdır artık. Beklersiniz, bu bekleyişin sonu var mıdır yok mudur bunu hiç kimse bilemez. Umudunuzu hiçbir zaman yitirmediğinizden bu umut size gereken sabrı da verir. Belki de çaresizlikten kaynaklanan bir sabırdır bu bilemeyiz.. Ama siz artık sesinizi çıkarmadan bir köşede sadece güzel şeyler düşünerek özlemeye devam edersiniz.. Ve özlemenin bu hali hiçbir dilde, hiçbir kelimeyle anlatılamaz.. Eğer birini gerçekten özlüyorsanız bunu doğru ifade edebilecek cümleleri saatlerce arasanız bile yazacak hiçbir şey bulamazsınız...
 
*6 saatlik yolu O'nu bikaç saat görebilmek için göze almaktır :)

*Bir de hiç ulaşamayacağın yerdekileri özlemek vardır ki hergün acısını yaşıyorum.
 
ondaki olan şeylerin kimseye benzememesi, yüzünün her kıvrımını özlemek, ses tonunu her telefon çaldığında aramak...
 
Özlemek mi?
Sana benzeyen her şiire sarılasım geliyor.
 
Geri