Yorgunum ve üşüyorum. Sensizlikte çöktüm yıkıldım. Gözyaşlarımla boğuşuyorum. Yine düştün aklıma kar tanesi gibi. Peşine koptu yüreğimde yangın yeri. Ve karşıma çıktı o kirli, kayıplarla dolu mazi. Hatalarım yüzüme vuruldu bir defa daha.
Herkese bir bahane uydurup durdum. Söyleyemedim gecenin üçünde uyanış sebebimi. Sabahın altısında dikilişimi. Diyemedim sebebinin sen olduğunu. Bahaneler öne sürdüm hep. Uykumun hafif oluşuna başka hikayeler anlattım durdum. Deşmesinler istedim yaramı. Yüreğimde ki kanayan yarayı. Atamadım aklımdan bunca yıldır. Gidişin çok koydu be gülüm. O nasıl bir gidişti öyle. Yakıştımı sana. Karşımda hakaret etseydin, istemiyorum deseydin, vursaydın, kırsaydın ama böyle gitmeseydin. Severek sevdiğini söyleyerek gittin. Sana bir kez olsun gözlerine bakarak seni seviyorum diyemeden gittin. Son kez olsun sarılamadan, öpemeden gittin.
Kader dedim. İçime gömmek istedim. Sığmadın, sığamadın içime. Ve bir anda toz oldun gittin. Öyle bir gittin ki son kez duyamadım sesini. Gidişini bile hiç tanımadığım biri söyledi. Başın sağ olsun dediğinde dilim tutuldu. Gönderdiğin CD'yi açtım. Defalarca dinledim. O kadar tatlı aşkım, sevgilim diyordun ki gidişini kabullenemedim. Seni çok seviyorum dediğinde yüreğime hançer indi. O kadar içten duydum ki bu lafı, sesinde ki o hasta titreme kulaklarımda yankılandı yıllardır. Ve sen beni arkada bırakıp gittin.
Ben sensiz yarım kaldım be gülüm. Koptum o günden sonra herkesten. Çekildim bir köşeye. Seninle gülüşümde gitti. Annene sorduğum da son anını beni görmek istediğini dile getirmişsin. Yetişemedim, gelemedim. Affet bile diyemiyorum şimdi. Baban güldüğünü söyledi son anında. Ben ise kalkamadım uzun süre mezarının başından. Ve kurtulamadım bu yalnızlığımdan.
Denedim, çok denedim. Ama olmadı, olamadı kimseyle. Bulamadım sendeki sevgiyi hiç kimsede. Göremedim o ışıldayan gözleri, göremedim o güzelliği. Yok senin kadar seni seviyorum lafını tatlı diyebilen.
Ama sözümü tuttum sana karşı. Jole sürmeyi bıraktım saçıma. Bana hediye ettiğin o ilk şapkadan sonra çıkmadı kafamdan şapka.
Dün rüyamda gördüm seni. Kızıl saçlarınla o çok sevdiğin mavi elbisen ile duruyordun karşımda. Yüzüme bakıp gülüyordun. Gülümseyerek karşılık verdim bende sana. Koştum sana doğru, koştukça uzaklaştın sanki. Dahada hızlandım ve tam seni tutacakken düştüm bir anda uçurumdan. O kadar sert yere çarptım ki bir anda uyanıverdim. Ter su içinde ne yapacağımı bilemedim. Burnumdan kan geldi biraz. Sanki gerçekten düşmüş gibiydim. Göz yaşlarım durmadı yine. Pencereyi açtım, sigaramı yaktım. Üfledikçe nefesi ağladım. Ağladıkça üfledim. Ve farkettim ki Pelin ben sende bulduğum o aşkı özledim ...
Mustafa KURT
Herkese bir bahane uydurup durdum. Söyleyemedim gecenin üçünde uyanış sebebimi. Sabahın altısında dikilişimi. Diyemedim sebebinin sen olduğunu. Bahaneler öne sürdüm hep. Uykumun hafif oluşuna başka hikayeler anlattım durdum. Deşmesinler istedim yaramı. Yüreğimde ki kanayan yarayı. Atamadım aklımdan bunca yıldır. Gidişin çok koydu be gülüm. O nasıl bir gidişti öyle. Yakıştımı sana. Karşımda hakaret etseydin, istemiyorum deseydin, vursaydın, kırsaydın ama böyle gitmeseydin. Severek sevdiğini söyleyerek gittin. Sana bir kez olsun gözlerine bakarak seni seviyorum diyemeden gittin. Son kez olsun sarılamadan, öpemeden gittin.
Kader dedim. İçime gömmek istedim. Sığmadın, sığamadın içime. Ve bir anda toz oldun gittin. Öyle bir gittin ki son kez duyamadım sesini. Gidişini bile hiç tanımadığım biri söyledi. Başın sağ olsun dediğinde dilim tutuldu. Gönderdiğin CD'yi açtım. Defalarca dinledim. O kadar tatlı aşkım, sevgilim diyordun ki gidişini kabullenemedim. Seni çok seviyorum dediğinde yüreğime hançer indi. O kadar içten duydum ki bu lafı, sesinde ki o hasta titreme kulaklarımda yankılandı yıllardır. Ve sen beni arkada bırakıp gittin.
Ben sensiz yarım kaldım be gülüm. Koptum o günden sonra herkesten. Çekildim bir köşeye. Seninle gülüşümde gitti. Annene sorduğum da son anını beni görmek istediğini dile getirmişsin. Yetişemedim, gelemedim. Affet bile diyemiyorum şimdi. Baban güldüğünü söyledi son anında. Ben ise kalkamadım uzun süre mezarının başından. Ve kurtulamadım bu yalnızlığımdan.
Denedim, çok denedim. Ama olmadı, olamadı kimseyle. Bulamadım sendeki sevgiyi hiç kimsede. Göremedim o ışıldayan gözleri, göremedim o güzelliği. Yok senin kadar seni seviyorum lafını tatlı diyebilen.
Ama sözümü tuttum sana karşı. Jole sürmeyi bıraktım saçıma. Bana hediye ettiğin o ilk şapkadan sonra çıkmadı kafamdan şapka.
Dün rüyamda gördüm seni. Kızıl saçlarınla o çok sevdiğin mavi elbisen ile duruyordun karşımda. Yüzüme bakıp gülüyordun. Gülümseyerek karşılık verdim bende sana. Koştum sana doğru, koştukça uzaklaştın sanki. Dahada hızlandım ve tam seni tutacakken düştüm bir anda uçurumdan. O kadar sert yere çarptım ki bir anda uyanıverdim. Ter su içinde ne yapacağımı bilemedim. Burnumdan kan geldi biraz. Sanki gerçekten düşmüş gibiydim. Göz yaşlarım durmadı yine. Pencereyi açtım, sigaramı yaktım. Üfledikçe nefesi ağladım. Ağladıkça üfledim. Ve farkettim ki Pelin ben sende bulduğum o aşkı özledim ...
Mustafa KURT