şu da bi gerçek, anne dayağının yerini hiçbir şey tutmuyor, bugüne kadar irili ufaklı çok kavgaya karıştım ama hiçbirinde o aromayı bulamadım. anne dediğin bi başka girişiyor. hem kıyamıyor hem patlatıyor. aradaki o çekimserliğinden haz duyuyorsun. eşek kadar adam oldum, hala kendimi valideye dövdüresim var.
bi keresinde kreş öğretmeni olmasından mütevellit evde sim kutuları bulmuştum-evin her yerinde gizli hazineler çıkıyordu,oyuncaklar,boyama kitapları,süsler,püsler,ıvır zıvır.. memur evi olduğu için evimiz hep renksiz gelmiştir bana. annem işten gelene kadar, babamla birlikte sağa, sola,kanepelere, halılara, evin her noktasına o simleri serpiştirmiştik. annem işten geldiğinde evin parlıyan halini görünce dellendi. babam tabi kahveye deyip, sıvışınca ihale bana kaldı. annem o akşam dinlene dinlene, arada ablamla bugün okulda ne yaptın kızım diye sohbet ede ede dövmüştü beni. tabi o arada evi de temizliyordu, aynı anda bi çok işi yapabiliyordu benim annem.