öyLesıne

S
  • Kullanıcı SessizLiq
  • Başlangıç tarihi Başlangıç tarihi
  • - Üye Günlüğü
Televizyon izlemiyorum, peki neden? Aslında çok açık, dinleyin, yada okuyun!!

Genelde tv izlemem, ama sabahları hiç izlemem, bir dönem sabah şekerleri tadın da bir sürü magazin programı vardı. Tam onlardan kurtulduk derken, hop bu sefer izdivaç programları ele geçirdi gündemi. Üstelik adı sabah programı ama öğlen üçe dörde kadar sürüyor.

Bu sabah erken uyandım, tabi bir sevgilim olmadığı için gidip ona güller falan almadım, neyse, biraz televizyon izleyeyim dedim. Elime kumandayı alıp açacaktım ki odamda ki tvnin bozulduğunu anladım ve ince bir küfür savurdum, sanki bozan ben yada bizim evden biri değilmiş gibi. Sonra utandım ama, ok yaydan çıktı bir kere.

Uflaya puflaya annemin yanına gittim, baktım o saçma izdivaç programlarının izliyor, dur bir bakalım neymiş ne değilmiş diye başladım izlemeye.

İlk program;

İki tane kelli felli avukat bey, bayan bir sunucu, 30 lu yaşlarda ve 60 lı yaşlarda iki bey, oturmuşlar bir konuyu tartışıyorlar. 60 lı yaşlarda ki bey 30 lu yaşlarda ki beyin babası, ve bunun kızı 30 yerinden bıçaklanarak öldürülmüş. Bunlar şu an Fransa'da olan eski enişteden- öldürülen kızın eski kocası değil!! şüpheleniyorlar. Eski enişte canlı yayına bağlanıyor, ilk soru; Beyefendi; Kızı siz mi öldürdünüz? Yuhh yani yuhh ki ne yuhh. Ne bu ya!! Bu olay bu kadar basit mi*

Direk kanalı değiştirdim.

İkinci program; Yine bir izdivaç programı, birileri geliyor şu boyda, şu kiloda, saçı olan, işi olan vs vs.sayıyor sonra biri geliyor aha ben aradığın adamın/kadınım diyor evleniyorlar. Sunucu bunları baş göz ediyor. Biz buna halk arasında bişey diyoruz ama yeri değil.

32 Yaşında bir evlilik yapmış, bir bayan geldi sıraladı isteklerini; en fala 10 yaş büyük olsun, işi olsun, SAÇI olsun!! Bu kadar kadının hayattan beklentisi bu iş, saç.

Demekki bundan önce ki eşinin ya işi yoktu, ya şaçı!! Ben anlam veremiyorum, bir yuva kuracaksınız, ömrünüzün sonuna kadar aynı yastığa baş koyacaksınız, aradığınız özellik SAÇ!! Yahu bu adamın saçı dökülürse boşanacak mısın?
-Hakim bey biz boşanıcaz

-hımm şiddetli geçimsizlik mi?

-Hayır, saçı yok

-yaz kızım, davacının en yakın akıl hastahanesine, davalının en yakın saç ekim merkezine....

Nedir bu ya!!

Bir diğeri soruyor, içki ve sigara kullanmasın, işi olsun, yakışıklı olsun, bana sahip çıksın kollasın beni vs vs.

Şimdi soruyorum, bu hanım ablamızın karşısına; 10 tane fabrikası tonla parası olan bir bey çıksa dese ki, mal varlığımın yarısını size yapacağım, lakin ben her gün içerim, ve ayda bir de olsa Kıbrıs'a gider şansımı denerim, benimle evlenir misiniz?

Bana sakın hayır der demeyin, kesinlikle inanmam. Kısaca bu programlar tam bir saçmalık!! Bana göre demiyorum bu kez direk söylüyorum SAÇMALIK!!

Biri demiş zamanında başka bir programda duydum, döşü kıllı olsun diye al sana kıllı döş mutlu olun emi!

Yazılacak, anlatılacak o kadar çok şey var ki, insan, acaba hangisini yazsam diye düşünmekten hiç bir şey yapamıyor. Bir arkadaşımın sürekli kullandığı bir söz vardı; en kötü karar kararsızlık derdi hep. Haklıydı da.

Dün bir arkadaşımı ziyarete gittim, bu çocuk benim asker arkadaşım. Askerliğini yapmış her erkek gibi benimde sayısız askerlik anım var, lakin şimdi onları burada anlatma niyetinde değilim, beki daha sonra

Bu arkadaşım ile bir süredir görüşemiyorduk, aynı şehirde olmamıza rağmen, teknolojinin tüm imkanlarını kullanabilmemize rağmen(araba, metro, feribot, otobüsler, minibüsler) insan hayatını düşündüğümüzde uzun sayılabilecek, bir süre görüşmedik. Nedendir bilinmez.

Sonra düşünmeye başladım, neden yahu!! İki adımlık mesafede ki, çok değer verdiğin bu arkadaşını görmeye gitmiyorsun yada o neden seni görmeye gelmiyor. Şöyle bir etrafıma baktım, insanlar sürekli bir yerlere gidiyor. Onlarca insan yürüyor ve daha fazlası, motorlu araçlar ile bi yerlere gidiyor, derken başımız üzerinden bir uçak geçiyor. Yahu diyorum bu insanlar nereye gidiyor, sevdiklerini görmeye mi? Pek çoğu için cevaplıyorum, ve bu pek çoğu gerçekten pek çoğu; HAYIR
Burası büyük bir şehir, ve bu büyük şehrin getirisi olarak insanlar birbirlerini tanımıyor. Herkes birilerine selam veriyor ama kimse kimseyi tanımıyor. Çünkü insanların birbirlerini tanımak için zamanı yok, ne acı. Bir kısmı işine gidiyor, bir kısmı okuluna. Herkes daha iyi bir gelecek için bir şeylerin peşinde. Durup iki kelam edecek, bir muhabbetin belini kıracak vakitleri yok.

Eskiden beri günümüze gelen bir fotoğraf vardır; elinde fincan tutan bir çocuk, yüzünde koca bir gülümsemeyle- bir fincan tuz alabilir miyim, bizde kalmamış ta, diyerek sırıtıyor. Ne tatlı ne hoş, ama artık çoğu ebeveyn çocuğunu alt komşuya yollamıyor, çünkü her an alt komşunuzun sapık bir katil olması muhtemel. Ne kadar korkunç.

Bu kimin suçu, yada bu bir suç mu, orasını bilemem ama şu var ki bu, gerçek. Ne berbat. Birbirimizden uzaklaşıyoruz, farklılaşıyoruz, unutuyor ve unutuluyoruz. Buna mecburuz çünkü daha iyi bir gelecek için sürekli bir yerlere gitmeliyiz, birbirimiz ile sohbet edecek, hal, hatır soracak vaktimiz yok.

Artık birinin halini, hatırını sormak için bir buket çiçek alıp evine gitmek, bir fincan kahve içerek sohbet etme devri bitti. Birini mi özledin aç telefonu, göresin mi geldi aç interneti, çok komik bir fıkra mı geldi aklına yaz herhangi bir internet sitesine sonuna da xD koy oldu bitti.

Eleştirmiyorum, üzülüyorum sadece. Bende bunlardan biriyim çünkü. Dün en yakın arkadaşlarımdan birini ziyarete gittim, bir daha ne zaman giderim bilinmez. Ayrılırken şöyle bir diyalog geçti


-Neyse ben kalkayım artık, Allah'a emanet ol

-Görüşürüz kardeşim, kendine dikkat et

Görüşürüz tabi ya, neden görüşmeyelim, hele bir işleri yoluna koyalım da, geliriz. Tabi bu işler bunca senede yoluna girmediyse bundan sonra gireceği de şüpheli. İnsanoğlu bu işi hiç bitmez, eskiden sevmediğimiz birinin davetini nazikçe geri çevirmek için derdik; Kusura bakma o gün işim var, şimdi en çok sevdiğimiz insana bile diyoruz; işim var!


Sonra her ikimizde sanki bu aranın uzayacağını bilir gibi,

-konuşuruz msnde

-tabi konuşuruz

Başka neyimiz kaldı ki, ne mektup bekleyen birinin heyecanı, ne yol gözleyen birinin merakı, sadece msnmiz kaldı, onada eyw

Eskiden bir hikayem vardı, uzun uzun yazmayı planladığım. Bir gencin imkansız aşkının peşinden gidişi kilometrelerce yol, onca zaman, umut ve bekleyişten sonra, bir anlığına da olsa mutlu olma hevesiyle yanıp tutuşan ve sonunda sevdiği kıza ulaşıp, sonsuza kadar mutlu yaşayan, bir gencin hikayesi. Ama ne yaptıysam, sonunu mutlu bitiremedim. 10 yıl karşılıksız sevip, uğruna ne zorluklara katlandığı, imkansızları başardığı, onu kaybetmemek için, seviyorum bile diyemediği, en ummadığı anda aşkına karşılık bulup, mutluluğu doruğunda yaşarken bitirmeliydim bu öyküyü, daha fazla uzatmadan sona bağlamalıydım ki; bir anlık kararsızlık ile sildim attım onca yılı, emeği, sevgiyi.

Geriye ne kaldı peki; HİÇ !! Koca bir pişmanlık, alkol!! ve sigara, ya sonra yine pişmanlık, yine alkol ve sigara!!Daha fazla göz yaşı, karamsarlık ve düşsel dünyaya geçiş. Var olmayanı görme, olmayan kişiler ile uzun ve koyu sohbetler, rüzgara karşı koyamayıp sallanan perdelerden korkmalar, küllükte yanan iki sigarayı da unutup, yenisini yakmalar, delilik.


Eski bir resme bakıp, uykusuzluktan morarmış gözler ve kuruluktan çatlamış dudaklarla, sigaranın boğduğu nefesinin izin verdiği ölçüde seni seviyorum demeler, kuruyan dudaklara biraz daha alkol. Günlerdir bozulmamış, çünkü ne zamandır kullanılmamış, yatağın ucunda çıplak zeminde koca bir baş ağrısıyla uyanış. Elindeki alkolün, bir kısmı resmin üzerine dökülmüş, senin o resmi deli!! gibi kurtarmaya çalışmaya çalışan, sanki onu geri getirecekmiş gibi çaresizce çırpınan bedenin.

Yalnızlık...Her kapı. telefon çaldığında ''o'' olmadığını bildiğin halde, o diye koşarak açman, gelen kişinin sana acıyarak bakmasının ardından YOK BİR ŞEYİM!! diye çıkışman ve tekrar anlaman, evet YOK HİÇ BİR ŞEYİN!!. Kadere, kendine ağız dolusu küfür etmen, yüzünde aptal bir tebessüm ile'' o burada olsa ne de kızardı küfür etmeme diyerek yine hatırlaman, ve yine aynı oda, aynı alkol, aynı sigara ve aynı müzik... O da özlüyormuş benim bir tanem, o da üşüyormuş ben olmayınca, öyle yazıyor son mektubunda...


Bu benim 1 sene önce ki halim, acı ama gerçek. Artık fazla takmıyorum. Alışmaktan ziyade kabullendim artık. Sevdim, çok sevdim. Yıllarca sırf yanında olabileyim diye arkadaşı oldum. Ama artık dayanılmaz hale geldiğinde duygular ve yanında birini göreceğim gerçeğini de iyice anlayınca, açıldım ve gerisi teferruat, dünyanın en mutlu çifti olduk. Araya yollar girdi, uzun yollar. Çok defa yanına gittim, lakin tamamen kendi aptallığım yüzünden hayatımın en büyük ve tek aşkını kendi ellerim ile kendimden uzaklaştırdım. Neden mi? Başka biri için. Hatta o başka biriyle nişanlandım, sonra terk edildim!!!. Hak ettim ben bunu, şimdi 'o''nun hayatında başka biri varmış, üzülmedim, aksine sevindim, ''o''nun mutlu olmasına sevindim. ''O'' nu ilk gördüğüm andan beri yazıyorum işte, yazmaya da devam edeceğim
 
Şimdı Anlamadığım Bır nokta var Bu bayanLarda evde ayşe fatma aliye fadik derler burada ßaby & ßebeqsı ismını aLırLar .. oLdum oLası merak ederım neden Niçin dahamı aLımLı oLuyorLar Çok Merak edıyorum havaLarındanda GecıLmez Sokakda yüzLerine bakıLmaz orada burada resım atıp photosop yaparlar MiLLete cam acarlar Gercı Camda Suc yok cırkın heryerde cırkındır Guzelse her zaman guzeldır Desek cok cırkınsın yok yok cam şişman gosderıyor yada cam bulanık dıyorLar yapmayın böLe mıLLete cam acana kadar Sevdiğinıze kalbınızı acın yarın ne diye anlatacak cocuğuna cok merak edıyorum SizLeri evLadım ben aksam sabah chat de cam acardım özeLde LakLak yapardım herqun bırıne askım derdım dıyemı anlatacaksınız .Onuda gecdım aksam yemek sofrasına oturduğunuz vakıt Annenız evde Dort köse dolanırken aksama Ne yemek hazırLayım Derken Sizler net de Sörfmu yapacaksınız. Evde babasında yada Annesınden veya ev bıreylerınden bırılerınden nefret edenler burada egolarını tahmın etmek için hec gormedıklerı tanımadıklarına yada ne bılıyım yanyana gelmedıkleri insanlara özLedimkı hatunum balım Vesaıre Vesaıre Gıbı ıthamlarda buLunurken Annesının yada kardesının yanında yatmaya iğrenenlerde Var
 
8pn0uo3.jpg


9ns2ut2.jpg


10jy4dq6.jpg
 
insanlar neden böyle..
neden ilk adımı karşıdan beklerler..
neden hep yargılarlar..
neden kötülerler..
neden hep moral bozucu bir 'neden' ararlar..

neden mutsuz olmak için binlerce neden bulurlar..
neden karşısındaki insanları olduğu gibi kabul etmeyip kendisi nasıl davranıyorsa öyle olmasını isterler..

herkes farklı bir dünyada..
herkesin yaşam tarzları farklı..
dünyaya bakış açıları..
düşündükleri..
savundukları yargıları..
zevkleri..
onları yansıtan renkleri..

bu kadar değişiklik içinde neden kendileri gibi olmayı beklerler..


ben kimse değilim..
'O' değilim.. 'Bu' değilim.. 'Şu' değilim..

ben kendi değerlerimle farklı bir 'ben'im..
herkes farkları ile kendileridir..

işte benim arkadaşım bunu anlamıyor..
nasıl davranacağımı ne tepki vereceğimi nasıl bu söylediklerime inandıracağımı bilmiyorum..
bilmiyorum..
bilmiyorum..
bilmiyorum
 
Insanlara kendimi zorla sevdiremeyecegimi ögrendim. Yapabilecegin tek sey sevilebilecek biri olmak.
Gerisi onlara kalmis...
Insanlari ne kadar düsünürsen düsün,
Onlarin seni o kadar düsünmediklerini ögrendim.
Güven elde edebilmek için yillarin gerektigini,
Ama yok etmek için saniyelerin bile yettigini ögrendim.

Önemli olanin hayatindaki esyalarin degil,
Hayattaki kisilerin oldugunu ögrendim.
Insanin ancak 15 dakika çekici olabildigini,
Ondan sonra alisildigini ögrendim.
Kendimi karsilastirmak için baskalarinin en iyi yaptiklarini degil, Kendi
en iyi yaptiklarimi kistas almam gerektigini ögrendim.
Insanlar için olaylarin degil, onlarin daha önemli olduklarini ögrendim.

Her ne kadar ince kesersen kes,
Kestiginin her zaman iki yüzü olacagini ögrendim.
Sevdigin kisilere sevgi dolu sözler söylemen gerektigini,
Belki bunun onu son defa görüsün olabilecegini ögrendim.
Her ne kadar onu çok düsünsen de,
Yine de gidebilecegini
 
dirhem dirhem ne yaa :/

sayfan hayırlı olsun bari..
 
Hatırlıyorum Seni
Sol Tarafımın Sahibiydin Sen
Sol Tarafımda Yaşıyordun Benimle Beraber
Lunaparkta Terkedilmiş Çocukluğumdun Benim
Üstü Başı Yırtık, Gözyaşına Düşkün Bir Çocuk
Ellerimi Sahiplenince Yaşamaya Başlamıştım

Seninle Hep Çocuk Kalmak İsterdim
Ama Büyüdüm, Büyüttün Bizi
Acılarda Bizimle Büyüdü, Özlemlerde
Ayrılığıda Tatmak Varmış

İlk Önce Beni
Sonra Bu Şehri Terkedişini Unutamıyorum
Son Kez Görmek İçin, Uğurlamaya Bile Gelmiştim Seni
Tabi Senin Haberin Yok, Uzaktan Gözlüyordum Hasretini
Klasik Bir Vedadan Öteydi Bu
Normal Bir Ölümden Beter!

Sana Ait Kelimelerimi Sayarken Dudaklarım
Gözlerimden Akan Her Yaş 'Gitme' Diye Çığlıklar Atıyordu
Duymuyordun, Duymamalıydın Zaten
Bensiz Bir Hayatı Seçmiştin

İlk Vapuru Kaçırdığın Zaman
Gözlerimi Görmeni İsterdim
Gözyaşlarımdan Akan Dualar Kabul Olmuştu Sanki
Seni Birgün Daha Fazla Görebilecek
Birgün Daha Fazla Umutlanacaktım

Kolay Değil!
Her Defasında Bizi Mutluluğa Götüren Vapur
Bu Sefer Bizi Öyle Bir Vuslata Terkedecekti ki
Hiç Bir Gelişi Bizi Birleştirmeyecekti

Bu Kısa Sevinçlerimden Sonra
Gidişinin İlk Adımları Acılarımı Öyle Acıttı ki
Hiç Bir Gözyaşı Anlatamaz
Hiç Bir Duygum Kefil Olamaz

Ahh! Çocukluğum Benim!
Biliyor musun?
Sahiplendiğin Ellerimi Bırakıncaya Kadar
Hiç İnanmamıştı Yüreğim, Gideceğine! ...
— Orada, Burada, Şurada...'da



1035_440968809294212_1091256244_n.jpg
 
205383_115811795231348_704596178_n.jpg



Gecenin yarısı;
bir kitabın orta yerinden başlamak
gibiydi, seninle birlikte olmak..
Başını anlamadan sona yaklaşmak.
Sonunu okuyamadan uyuyakalmak..
Ve uyandığında kaldığın sayfayı karıştırmak.
İşte böyle birşeydi seni yaşamak…
Yarım yamalak
 
580467_143957329095257_707362422_n.jpg


396125_143709159120074_1349088407_n.jpg


427987_142885699202420_520419085_n.jpg


45762_293488440780250_456113497_n.png



Ge̶ç̶m̶i̶ş̶e̶ ̶B̶i̶r̶ ̶Ç̶i̶z̶G̶i̶ ̶Ç̶e̶k̶t̶i̶m̶.̶. ╭♥╯
' GeLeceğim Sen oL Diye !
 
Bu yol sonnsuza gidiyor artık
Bıraktığım izler sana yetecek
Ben erken terkediyorum burayı
Sen kendi kendinle kal artık
Seni benden alanlara
Gözü yaşlı koyanlara
Benden uzak olanlara sor

Bölünen bir ırmağın neresi oldun
Devrilen bir ağacın gölgesi oldun
Eskiyen yılların anısı olsun
Sen kendi kendinle kal artık
 
Geri