Öyle içimdesin ki.

Konu sahibi son olarak 1885 gün önce görüldü
Öyle içimdesin ki. Yanağımda dolaşan rüzgardan daha gerçek dokunuşların. Küçük, ürkek, kesik dokunuşlarınla, belki de her zamankinden daha yanımdasın. Yani öylesine, o kadar bensin ki. Ah nasıl anlatsam. Boşuna bu çabalarım, doğru kelimeleri aramalarım. Ne kitaplar yazıyor, ne de sözlüklerde karşılığı var.

Yalnızca hissediyor insan, yaşıyor. Kelimeler eksik, kelimeler yaralı. Kelimeler cılız.

Taşımıyor, anlatmıyor, tanımlamıyor bu duyguyu. Ben de. Çok başka bir şey. Sevginin ortasında, derin acılar hisseder mi insan? Aydınlık gülümsemelerin içine, hüznü yerleştirir mi durup dururken? Gözlerine buğu, diline sitem, yüreğine burukluk, çöreklenir kalır mı asırlarca?

Gelmeyeceğini bildiği mektup için, posta kutusunu hep aynı heyecanla açar mı? Dedim ya, başka bir şey bu. Ne kadar yalnızsam, o kadar seninleyim şu günlerde. Belki de en başta, tutup seni en derinlere koydum diye oldu bunlar. Kimseler ulaşmasın diye, kimselerin bilmediği, bulamayacağı yollara götürdüm seni. En derinlerde tuttum. Bana sakladım. Derine, hep daha derine.

Seni yapayalnız, bir tek bana bıraktım. Paylaşamadım yanlış yaptım. Sana ulaşan yolları kaybettim diye bütün bu şaşkınlıklar. Kendimi oradan oraya vurmam. Sağımda, solumda, ne zaman dikildiğini bilmediğim duvarlara çarpmam, hiç görmediğim çukurlarla boğuşmam. Denizlerin, gürültüyle gelip vurduğu dehlizlerin, acılı duvarları gibiyim.

Duvarlarım yosunlu, duvarlarım kaygan, duvarlarımdan hiç tükenmeyen sular sızıyor. Tutunamıyorum. Renklerim, gün içinde değişiyor. Soluyorum, soğuyorum. Güneş ulaşmıyor içerilerime. Küfleniyorum, yaşlanıyorum. Yalnızlıklar peşimde. Dokunduğum her ıslak duvardan, pis kokulu bir yalnızlık bulaşıyor üstüme. Biliyorum, bütün bunlar, hep benim suçum.

Seni sakladığım yere ulaşamaz oldum. Yollar, gitgide uzadı ve karıştı. Ümidimi ısıtacak, parlatacak, kımıldatacak bir şeylere ihtiyacım var. Ah onun ne olduğunu biliyorum. Sonu sana geliyor her cümlenin. Her şeyin başında içinde ve sonundasın. Bu değişmiyor. Öyle içimdesin ki. Birden aklıma geldi, tuttum sana bir mektup yazdım dün.

Çok mutluydum. Gün içinde neler yaptığımı, nelere kızıp, nelerle mutlu olduğumu, tek tek anlattım. Mevsimlerin ve insanların nasıl karışık ve beklenmedik olduklarını yazdım.

"Yine zamansız yağmurlar" dedim, "Daha önce, hiç bu kadar zayıf değildi güneş ışınları" dedim, "Gerçekten buradaki şarkıları hiç öğrenmeyecek, bilmeyecek, söylemeyecek misin?" dedim. Çok uzun bir mektup oldu. Başından sonuna kadar okudum.

Neler yazmışım diye merakımdan.

Sonra çekmecemden bir zarf çıkarıp, adını yazdım. Büyük harflerle, yalnızca adını. Adresini bilsem gönderir miydim, bilmiyorum. Mektup cebimde. Cebim yüreğime yakın. Yüreğim sende. Sen yüreğime yakın. Öyleyse mektup sende.

Can Dündar
 
Uçurumun kenarındaki küçük kızım...


Anneme dönüyorum;yorgun yüzündeki masmavi gözlerine bakarak;
"Burdan atlasam canım acır mı anne?" diyorum...

"Olmaz.." diyor."Ben yanındayken sana birşey olmaz,izin vermem!"

Şimdi yine uçurumun kenarındayım...
Bu sefer yalnız..
Annemin yüzündeki yorgunluğu miras edinip kendime;
uzun uzun bakıyorum uçuruma..

"SusuyoruM!"

Hayallerim geliyor gözlerimin önüne...
Karşılığını beklemeden tüm gücümle sevdiklerim!

En zor zamanlarında yanında olduklarım ve hiçbir zor zamanımda;
Yanımda bulamadıklarım!

Yüzümü rüzgara veriyorum...
Kollarımı iki yana açıp soruyorum;


"Buradan atlasam canım acır mı anne?"

Sen duymasan da bu soruyu,ben cevabı biliyorum...
Ne atlayabiliyorum;ne kalabiliyorum..!

Uçurumun kenarında dizlerimin üzerine çöküp ağlıyorum...

Sana,yalnızlığıma,yaşadıklarıma...


"Canım zaten acıyor anne;
Atlayayım mı?"
 

O kadar da önemli değildir bırakıp gitmeler,
arkalarında doldurulması
mümkün olmayan boşluklar bırakılmasaydı eğer.
Dayanılması o kadar da zor değildir, büyük ayrılıklar bile,
en güzel yerde başlatılsaydı eğer.
Utanılacak bir şey değildir ağlamak,
yürekten süzülüp geliyorsa gözyaşı eğer
Yüz kızartıcı bir suç değildir hırsızlık,
çalınan birinin kalbiyse eğer.
Korkulacak bir yanı yoktur aşkların,
insan bütün derilerden soyunabilseydi eğer.
O kadar da yürek burkmazdı alışılmış bir ses,
hiçbir zaman duyulmasaydı eğer.
Daha çabuk unuturdu belki su sızdırmayan sarılmalar,
kara sevdayla sarıp sarmalanmasalardı eğer.
Belirsizliğe yelken açardı iri ela gözler zamanla,
öylesine delice bakmasalardı eğer.
Çabuk unutulurdu ıslak bir öpücüğün yakıcı tadı belki de
kalp, göğüs kafesine o kadar yüklenmeseydi eğer.
Yerini başka şeyler alabilirdi uzun gece sohbetlerinin,
son sigara yudum yudum paylaşılmasaydı eğer.
Düşlere bile kar yağmazdı hiçbir zaman,
meydan savaşlarında korkular, aşkı ağır yaralamasaydı eğer.
Su gibi akıp geçerdi hiç geçmeyecekmiş gibi duran zaman,
beklemeye değecek olan gelecekse sonunda eğer.
Rengi bile solardı düşlerdeki saçların zamanla,
tanımsız kokuları yastıklara yapışıp kalmasaydı eğer.
O büyük, o görkemli son, ölüm bile anlamını yitirirdi,
yaşanılası her şey yaşanmış olsaydı eğer.
O kadar da çekilmez olmazdı yalnızlıklar,
son umut ışığı da sönmemiş olsaydı eğer.
Bu kadar da ısıtmazdı belki de bahar güneşleri,
her kaybedişin ardından hayat yeniden başlamasaydı eğer.
Kahvaltıdan da önce sigaraya sarılmak şart olmazdı belki de,
dev bir özlem dalgası meydan okumasaydı eğer.
Anılarda kalırdı belki de zamanla ince bel,
namussuz çay bile ince belli bardaktan verilmeseydi eğer.
Uykusuzluklar yıkıp geçmezdi, kısacık kestirmelerin ardından,
dokunulası ipek ten bir o kadar uzakta olmasaydı eğer.
Issız bir yuva bile cennete dönüşebilirdi belki de,
sıcak bir gülüşle ısıtılsaydı eğer.
Yoksul düşmezdi yıllanmış şarap tadındaki şiirler böylesine,
kulağına okunacak biri olsaydı eğer.
İnanmak mümkün olmazdı her aşkın bağrında bir ayrılık gizlendiğine belki de,
kartvizitinde ´onca ayrılığın birinci dereceden failidir´ denmeseydi eğer.
Gerçekten boynunu bükmezdi papatyalar,
ihanetinden onlar da payını almasaydı eğer.
Issızlığa teslim olmazdı sahiller,
Kendi belirsiz sahillerinde amaçsız gezintilerle avunmaya kalkmamış olsaydın eğer.
Sen gittikten sonra yalnız kalacağım.
Yalnız kalmaktan korkmuyorum da,
ya canım ellerini tutmak isterse...
Evet Sevgili,
Kim özlerdi avuç içlerinin ter kokusunu,
kim uzanmak isterdi ince parmaklarına,
mazilerinde görkemli bir yaşanmışlığa tanıklık etmiş olmasalardı eğer!!


Can YÜCEL
 
Öncesi sonsuz bir bilinmezlikmiş
Yoksul tenhalıklarım
Bereketsiz yoz toprağım
Gün görmemiş ışığa küskün düşlerim




Özümde doğduğunu gördüm güneşi
Ürküten gecelerin ayla sevişmesiymiş camlarda oynaşan karaltılar
Kollarındaki sayıklayan sarhoş arsız yetim duygularım
Günden çalınmış ışıltılarda sızdı
Çelikten kale kapıları düşlere aralandı




Sen ruhunda aşk yazılım
Dokun gözlerimde gömülü hayaline
Acı yaşanmışlığın karargâhında her pusuda kendini saklamış tutkularım düşer ayaklarına
Soluğun öperken titrek üşümüş duyguların alnından
Aşk uyanır sırılsıklam kan ter içinde korkuların suskuların döşeğinden




Sokulur ruhundaki çocuğun dudaklarındaki elma şekeri gülüşlerine
Hani diyorum aklımda kaldı hep tadı
Bana da bir yer versen kalsam gamzelerinde
Uzağındaki yaşam karanlık bir sahne tek kişilik oyun için beni beklemekte
Düşürme kirpiklerinden
Yıkama alnındaki adı
Git deme
Terk ettirme bana beni
 
14actc5.jpg




Gözlerinden anladım gideceksin
O güzel günleri bir anda sileceksin
Beni hiç mi sevmedin hiç mi değer vermedin ?
Sus söyleme ! söyleme

ej7inq.jpg



Sen yoksan ne doğan gün ne batan gün
Ne de dünya umrumda değil
Sen yoksan ne doğan gün ne batan gün
Ne de dünya umrumda değil



Hani çok sevmiştin sen beni hani
hani büyük sevdan bitti mi
Yüreğim sana yandı yanmaz olaydı
Ağla ağla yan şimdi !

j9aa7d.jpg


Yalnızlık değil inan acı gelen
Sensizlik ağır yokluğun deli eden
Beni hiç mi sevmedin hiç mi değer vermedin
Sus söyleme ! söyleme

152ixi1.jpg


Hani çok sevmiştin sen beni hani
hani büyük sevdan bitti mi
Yüreğim sana yandı yanmaz olaydı
Ağla ağla yan şimdi !

 
Taş olsan dile gelirdin.!
İşte öylesine sevmiştim… Susacak kadar bile yanımda değilmişsin, geç fark ettim…

Paşa gönlüm isterse severim, zorlama istersem sevdiririm… Diyeceksin ki nereye kadar bu havalar,
kim takar,
devran dönene kadar!!

Artık ne gözlerim,ne gülüşüm,ne ellerim ne de kalbim senin..Artık hepsi benim!
ve
Benim için giden gider, gittiği gün biter!!!!!

Ne denilebilir ki bu durumda..
sadece bakışlar vardır geride hatırlanacak olan yıllar sonra.
kimin kime ne dediği önemsizdir artık.
bir zamanlar en güzel sözleri söyleyen dudaklar artık mühürlenmiştir iki taraf içinde.
yapılacak en iyi şey
susmaktır..
 
gitme sevdiğim...
bırakırsan beni karanlıklara dayanamaz yüreğim...
nefes alamaz sensiz...
giderken görürse gözlerim seni
bir daha göremez senli güzellikleri...
bir bıçak saplanır yüreğime...
bir daha sevemez yüreğim ne yaşamayı nede seni...
gitme sevdiğim...
ağır yaralı bir hastayım sevdana
bırakıp gidersen beni...
bir daha bulamam benliğimi...
tutuklu kalırım karanlıklara...
esir olurum ölüme...
gitme sevdiğim...
bırakma beni..
 
ben hergece aklımda hayalinlekoydum başımı yastığa
isminle yumdum gözlerimi
'SEN'li rüyalara
hergece uyumadan önce bir yürekten dulara döküldü senin için...
dilekler
dilendi...
hayaller kuruldu içinde SEN'in olduğun
ben hergüne
senin isminle uyandım...
açtığımda gözlerimi temenniler yükseldi içimde güzel
birgün geçirmen için
ben her sabaha güneşsiz uyandım
yanımda olmadığın için
sofradan aç kalktım ya O açsa diye
düşünerek
sen öyle bir sevdaydın
ki benim için;parça parça olsada yürek geçemiyordu senden
kırsanda döksende yine yanıktı
sana
ben
hep belkilerle umutla bekledim yollarını
her an çıkıp kolumdan tutup
sarılacakmışsın gibi yürüdüm yollarda
her geçişimde O yoldan aradı gözlerim
seni
Gizli
...Gizli...
her çalan teLefona
sen diye koştum...
her mesaja senmişsin gibi sevindim
ben hep deliler
gibi seni sevdim
olmasanda hayatımda seninmişim
gibi başım önümde emin adımlarla yürüdüm yolları
ben her konuda seni...her anıda ismini
zikrettim...
sen bir tutkuydun
benim için...
erişilmez bir hayaldin...
ben hep sevdim
seni...
sen bilmesende bunları, ben hep seveceğim seni..
 
bitti mi herşey unutabildin mi beni ???
silebildin mi içinden benliğimi ???
söküp alabildinmi gözlerinden gözlerimi ???
hadiii söyleee !!!
unuttun mu beniii ???
bitti mi ???
haklısın...
Bir rüyaydı değil mi ???
hadii şimdi parçala yüreğimi
aL aşkını içimdende
uyandır beni...
 
Belkide ellerine yakışanen güssel takıdır ellerim...
Hiçdüşündünmü bu
ihtimaLi..
Belki tek
gerçeğinimdir...
Belki tek sevenin...
Belki yüreği aşkınla yana tek deliyimdir..
Belki
tekimdir bi çok konuda
Gönül sayfanda
Belkide yalanımdır
senin için...
Yada kuşluk vakti görülen sıcakbir rüya...

Belki sonunumdur
Belki de sağlam bir adımımdır
güssel bir başlangıca
Belki sebebinimdir
Belkide yapmaktan korktuğun bir doğru..
Belki korkularınımdır...

Yada korkularına arka çıkan bir güven
Belki
gözyaşınımdır...
Belkide gözyaşlarını akıtmaktan çekinmediğin tek omuz...
Sen kararver esmerim...
NeYiM SeNiN iÇiN
???

 
Geri