Futbolcu
Gümüş Üye
-
- Katılım
- Ekim 25, 2016
-
- Mesajlar
- 7,739
-
- Tepkime puanı
- 77
-
- Puanları
- 303
-
- Yaş
- 46
-
- Konum
- SAMSUN
Bakkaldan eve gelene kadar ekmeğin bütün kıtır yerlerini koparıp yemek
Ağzını tıka basa leblebi tozuyla doldurup karşındakinin yüzüne yaklaşarak
''papaz'' demek
-Demir parmaklığı olan evlerin önünden geçerken eldeki çubukla parmaklıktan
tırrrrrrrrrrrrrrrrrkkk sesleri çıkarıp ev sahiplerini rahatsız etmek.
-Perdeden perdeye uçarak tarzancılık oynamak ve kopan korniş yüzünden
anneden hafif yollu sopa yemek.
-Masanın altına uzay gemisi Atılgan'ı çizip uzaycılık oynamak,çiğnenmiş
ekmekiçiyle sivri kulak yapıp Mistit Sıpak olmak.
-Karlı havalarda sınıfa gizlice kartopu sokup ön sırada oturanların
önlüğünden içeri kaydırmak
-Kertenkele yakalamak ve boynuna ip bağlayıp arkadaşlarının yanında
gezdirerek hava atmak
-Küçük yeşil kurbağayı kibrit kutusunun içine koyduktan sonra paketleyip
kızlara hediye etmek.
-Evin içine çadır kurup kızılderilicilik oynamak.
-Buzdolabının ışığının dolap kapalıyken de yanıp yanmadığını anlamak için
bıçakla dolap kapısının lastiklerini sökmek.
-Oluklu saçtan çatısı olan çay bahçelerinin çatısına taş atıp taşın çatıdan
yuvarlanırken çıkardığı sesleri dinlemek.
-Mutluyken şarlo veya penguen gibi yürümek.Hatta orangutan takliti yapmak.
-Kalkıp gitmelerine yakın misafirlerin papuçlarının bağcıklarını kör
düğümlemek.
-Yanlış numara çevirip arayanlara ''yanlış numara'' demeyip sesini
kalınlaştırarak ''Buyrun,ben Ahmet''diyerek karşı tarafla dalga geçmek
-Apartmanların kapı zillerini veya taksi duraklarının elektirik
direklerindeki çağrı zillerini çalıp kaçmak.
-Kedinin dört ayak üstüne düşüp düşmediğini görmek için kediyi balkondan
atmak.
-Dişleriyle gazoz açmak,kolayı çalkalayıp ona buna püskürtmek.
-Kafayı balkon demirleri arasına,parmakları şişeye veya musluğa sıkıştırmak.
-Aynjı anda çekirdek yiyip çiklet çiğnemek ve çürüdükten sonra sakızı
onun-bunun saçlarına yapıştırmak.
-Balkona gizlenip gelene geçene su tabancasıyla su püskürtmek veya nişan alıp
tükürmek.
Genelde mahalle bakkallarında (gerçi o zamanlar üç M li Migroslar, büyük marketler, gross marketler de yoktu pek) plastik, dandik ve renkli ambalajlar içersinde tüketiciye sunulurdu ki bunun tüketicileri 5-10 yaş arası tüm çocuklardı.
Okullarda ise pipet yardımıyla arkadaşlarımızın suratına üfleyip gülme krizlerine girerdik.
Zaten yanında mutlaka ya dondurma kaşığı tarzında küçük bir kaşık ya da pipet verirlerdi.
Bunu yerken boğulma tehlikemiz de söz konusu olsa, asla yemekten vazgeçmez ve en ufak bir dikkatsizlikte öksürük krizine tutulabilirdik.
Damağımıza yapışması ise umrumuzda değildi, çünkü nasılsa eriyip gidiyordu.
Tek başına değil de bir arkadaşımızla yeme eylemini gerçekleştirdiğimiz takdirde, ya bizden ya arkadaşımızdan aşağıdaki teklifin gelmesi şart gibi birşeydi, olmazsa olmazdı:
"Pişttt hadi Yusuf desene bi"
Tabi ki bu mevzunun içersinde bahsi geçen "Yusuf" un leblebi tozunu yerken zikredilmesinin, bu tozun mucidi olduğundan değil de, isminde geçen S ve F harfleri yüzünden olduğunu büyüdükten sonra öğrenecektim
Hatırlayan var mı bu tadı?
Ağzını tıka basa leblebi tozuyla doldurup karşındakinin yüzüne yaklaşarak
''papaz'' demek
-Demir parmaklığı olan evlerin önünden geçerken eldeki çubukla parmaklıktan
tırrrrrrrrrrrrrrrrrkkk sesleri çıkarıp ev sahiplerini rahatsız etmek.
-Perdeden perdeye uçarak tarzancılık oynamak ve kopan korniş yüzünden
anneden hafif yollu sopa yemek.
-Masanın altına uzay gemisi Atılgan'ı çizip uzaycılık oynamak,çiğnenmiş
ekmekiçiyle sivri kulak yapıp Mistit Sıpak olmak.
-Karlı havalarda sınıfa gizlice kartopu sokup ön sırada oturanların
önlüğünden içeri kaydırmak
-Kertenkele yakalamak ve boynuna ip bağlayıp arkadaşlarının yanında
gezdirerek hava atmak
-Küçük yeşil kurbağayı kibrit kutusunun içine koyduktan sonra paketleyip
kızlara hediye etmek.
-Evin içine çadır kurup kızılderilicilik oynamak.
-Buzdolabının ışığının dolap kapalıyken de yanıp yanmadığını anlamak için
bıçakla dolap kapısının lastiklerini sökmek.
-Oluklu saçtan çatısı olan çay bahçelerinin çatısına taş atıp taşın çatıdan
yuvarlanırken çıkardığı sesleri dinlemek.
-Mutluyken şarlo veya penguen gibi yürümek.Hatta orangutan takliti yapmak.
-Kalkıp gitmelerine yakın misafirlerin papuçlarının bağcıklarını kör
düğümlemek.
-Yanlış numara çevirip arayanlara ''yanlış numara'' demeyip sesini
kalınlaştırarak ''Buyrun,ben Ahmet''diyerek karşı tarafla dalga geçmek
-Apartmanların kapı zillerini veya taksi duraklarının elektirik
direklerindeki çağrı zillerini çalıp kaçmak.
-Kedinin dört ayak üstüne düşüp düşmediğini görmek için kediyi balkondan
atmak.
-Dişleriyle gazoz açmak,kolayı çalkalayıp ona buna püskürtmek.
-Kafayı balkon demirleri arasına,parmakları şişeye veya musluğa sıkıştırmak.
-Aynjı anda çekirdek yiyip çiklet çiğnemek ve çürüdükten sonra sakızı
onun-bunun saçlarına yapıştırmak.
-Balkona gizlenip gelene geçene su tabancasıyla su püskürtmek veya nişan alıp
tükürmek.
Genelde mahalle bakkallarında (gerçi o zamanlar üç M li Migroslar, büyük marketler, gross marketler de yoktu pek) plastik, dandik ve renkli ambalajlar içersinde tüketiciye sunulurdu ki bunun tüketicileri 5-10 yaş arası tüm çocuklardı.
Okullarda ise pipet yardımıyla arkadaşlarımızın suratına üfleyip gülme krizlerine girerdik.
Zaten yanında mutlaka ya dondurma kaşığı tarzında küçük bir kaşık ya da pipet verirlerdi.
Bunu yerken boğulma tehlikemiz de söz konusu olsa, asla yemekten vazgeçmez ve en ufak bir dikkatsizlikte öksürük krizine tutulabilirdik.
Damağımıza yapışması ise umrumuzda değildi, çünkü nasılsa eriyip gidiyordu.
Tek başına değil de bir arkadaşımızla yeme eylemini gerçekleştirdiğimiz takdirde, ya bizden ya arkadaşımızdan aşağıdaki teklifin gelmesi şart gibi birşeydi, olmazsa olmazdı:
"Pişttt hadi Yusuf desene bi"
Tabi ki bu mevzunun içersinde bahsi geçen "Yusuf" un leblebi tozunu yerken zikredilmesinin, bu tozun mucidi olduğundan değil de, isminde geçen S ve F harfleri yüzünden olduğunu büyüdükten sonra öğrenecektim
Hatırlayan var mı bu tadı?