Övülmek insanı kibre sevk eder

Konu sahibi son olarak 2793 gün önce görüldü
Övülmek insanı kibre sevk eder
İftara doğru
M.SAİD ARVAS
[email protected]



Hüccet-ül İslâm İmam-ı Gazâli hazretleri buyuruyor ki: "Sana, 'ne iyi adamsın' sözü, 'ne kötü adamsın' sözünden daha sevimliyse, sen gerçekten kötü adamsın!.."

Övülmekten hoşlanmayan kimse yok gibidir. İnsanlar bu hususta dört kısma ayrılır:
Birinci kısım: Övülmekten hoşlanır, kötülenmekten üzülür. Bunu açıkça belli eder. Kendisini methedeni mükafatlandırır, teşekkür eder. Zemmedenden hoşlanmadığını; ya hareketleri ile veya sözleri ile belli eder. İnsanların çoğu bu kısımdadır... Çoğunlukla övülmekten hoşlanırız. Başkaları, tarafından beğenilmek, takdir görmek nefsin en çok hoşuna giden şeydir. Böyle olunca artık insanlar, bizim bütün isteklerimize severek koşar ve bize hizmet ederler, düşüncesi elde edilir.
İkinci kısım: Methedilmekten hoşlanır, zemmedilmekten üzülür; ama, bunu belli etmemeye çalışır, gizli kalmasını ister, utanır. Açıkça olmasa bile içinden onu methedene dua eder, diğerine ise bedduâ etmese bile dua da etmez. İnsan yaptığı işlerden, konuştuğu sözlerden takdir görüp görmediğinden tereddüt eder, övülünce bu tereddüdü geçer ve dolayısı ile zevk alır.
Bu durum insana tatlı gelse de, kendisini korkunç tehlikelere attığını fark edemez. Şöyle ki; bütün gayretini insanların gönüllerini kazanmaya verir. Kendini sevdirmek ve takdir kazanmak için riyâ yapmakla ömrünü geçirir. Söz ve hareketlerinde halkın gözüne girmek için elden gelen yaltakçılığı yapmaktan geri durmaz.
Hadis-i şerifte buyuruldu ki:
"Mal ve şöhret hırsının insana vereceği zarar, iki aç kurdun bir koyun sürüsüne vereceği zarardan daha çoktur."
Üçüncü kısım: Onu methedenle kötüleyen aynıdır. İnsanların görüşüne pek fazla önem vermez. Önemli olan Rabbimizin yanında iyi olmaktır. Bunu elde etmeye çalışır.
Birine bir suç isnat edilse; hakimin nazarında o kişi suçsuzdur, fakat bütün şehir halkı, "o suçu o işlemiştir" deseler, ne kıymeti var. Hakim, onu beraat ettirir, elini kolunu sallaya sallaya evine döner. Aksini düşünelim; Hakimin nazarında (yaptığı incelemeler ve araştırmalar sonucu) suçlu olduğu kanaâti hasıl olsa yine bütün şehir halkı deseler ki; "hayır o yapmamıştır, o böyle şeyler yapmaz." Yine bir kıymet ifade etmez. Basar cezayı, takarlar kelepçeyi eline ve hapishaneyi boylar... Bir hakimin kararı bu kadar önemli oluyorsa, bütün kâinatı yoktan var eden ve dilediği anda da yok etmeye muktedir olanın kararı nasıl önemli olmaz!..
İmam-ı Gazâli hazretlerinin güzel bir tespiti var. Buyuruyor ki:
"Sana ne iyi adamsın sözü, ne kötü adamsın sözünden daha sevimliyse, sen gerçekten kötü adamsın!"
[Haftaya devam edeceğiz inşallah...]
20.8.2015
 
"Sana ne iyi adamsın sözü, ne kötü adamsın sözünden daha sevimliyse, sen gerçekten kötü adamsın!"


Dön suratına tokat atayım. Seni pataklayayım. Bunu seni kibirden arındırmak için yapacağım :) :)
 
"Sen haklısın" demek
İftara doğru
M. Ali Demirbaş
[email protected]




Sual: Arkadaşlarımdan biri, tartışmayı kazanamayacağını anlayınca, (Haklıyken münakaşayı terk edene, Cennet vardır) hadis-i şerifini söylüyor. (Ben Cennete gitmek için susuyorum, yoksa seni perişan ederdim) diye bağırıyor. Başka bir arkadaş da, tartışmayı kazanamayacağını anlayınca, (Özür dilerim, elbette sen haklısın. Biz kimiz ki? Zaten sen hep haklı olursun) diyor. Yanındakilere göz kırparak, dalga geçtiğini anlatmaya çalışıyor. Bu iki arkadaş tartışmayı bu şekilde sonlandırmakla, Cenneti gerçekten kazanmış oluyorlar mı?
CEVAP: Tartışma sonlandırılınca, muhataba, (Gerçekten bu hakkı kabul etti. Benim doğruluğumu tasdik etti) intibaını vermeli. Muhatabımız, (Tartışmaya girdimse de, doğruyu kabul ettirdim) diye düşünmeli.
Sualdeki her iki kişi de, hakkı kabul etmiş olmuyor. Samimi olarak, (Sen haklısın) demiyorlar. Samimi olmayınca da, özür dilemeleri sırıtıyor. Karşımızdaki bizi idare etmek için öyle söylese bile, biz bunu anlayamamalıyız. İdare edildiğimiz anlaşılacak şekilde, (Özür dilerim, elbette sen doğrusun) demek daha kötüdür. Karşıdakine hakaret olur. O zaman susmak daha az zararlıdır. Yiğitlik arkadaşını üzmemektir.

İDRAR KAÇIRMAK

Sual: Elde olmadan idrar kaçırmak, Mâlikî’yi taklit edenin abdestini bozmuyor. Erkekler tuvaletten çıkınca istibra yapmazsa, elde olmadan idrar çıkabiliyor ve yine, elde olmadan mezi de gelebiliyor. Bunlar niye abdesti bozuyor?
CEVAP: Mâlikî’de, abdesti bozan şeyler, hastalıkla çıkarsa abdesti bozmaz. Mesela soğuktan veya hastalıktan mezi sızarsa abdest bozulmaz. Şehvetle sızarsa bozulur. (S. Ebediyye)
Prostat hastasının elde olmadan idrar kaçırmasıyla, yeni tuvaletten çıkıp istibra yapmayanın idrar kaçırması farklıdır. Birincisi hastalıktan dolayı, öteki ise istibra yapmadığı için idrar kaçırıyor. Yani istibra yapmayanın idrar kaçırması, hastalıktan dolayı değildir. Bunun için abdesti bozuyor. Mezi de bir hastalıktan dolayı gelirse yahut elde olmadan idrar veya yel kaçarsa, Mâlikî'de abdest bozulmaz. Ama düşünmekle gelen mezi, dört mezhepte de abdesti bozar.
 
Geri