Uzun bir süredir otobüs, minibüs vs gibi toplu taşıma araçlarını kullanmıyor olsam da uzun bir süre boyunca bu şekilde ulaşımımı sağladığımı da görmeden gelemem. Evet, hatırımda kaldığı kadarıyla şehrin en işlek olan durağına gelip boş yerler olacağının ve oturacak bir yerler bulabileceğimi hissetmenin verdiği hazzı hatırlıyorum. Cesur Yürek'te Mell Gibson'un "Freedoooooom" diye haykırdığı anlardaki duygulardandı. Kalabalıkta giriş kapısının hemen üst basamağında ayakta beklerken üç çocuklu bir ablanın binmeye çalıştığı andaki yaşadığım kabusu hatırlıyorum. "Lütfen binme, bir sonraki boştur belki, çocuklar da var yazık hem" diyen iç sesime de kulak vermemişti ablamız. Ve özellikle Adana'da yaşadığım yıllar boyunca, yaz aylarında o otobüslerde aldığım kokuyu bir mühendis olarak hiçbir kimyasal tepkimeden alamadım. Ne menem şeymiş o arkadaş, anlatılmaz, yaşanır.