folie a deux
Bronz Üye
-
- Katılım
- Mayıs 3, 2019
-
- Mesajlar
- 2,602
-
- Tepkime puanı
- 1,695
-
- Puanları
- 349
Nasıl başarıyordun bilmiyorum ama;
Hiçbir şeyin önemi olmadığı anların arasına denk geliyordun hep.
Bir anlamsızlığın, çöküşün.
Yeni sünnet olmuş küçük çocuğa zorla giydirilen, bol gelen kıyafet gibi.
Etime değiyordu yalnızlığım.
Etimi delip geçiyordu yokluğun.
Gidişinle milli acılar edinmişim sanki.
Vatan saymış, kutsalım gibi bakmışım.
Ne ahmakmışım..
Elime bir benzin bidonu alıp yakmak isterdim kendimi.
Tüm bunlardan haberin olmadan;
Kendinle gururlanmanı sağlamadan.
Haber kanallarında geçseydi mesela adım.
Bir delinin kendini yakışı diye anılmayı çok isterdim.
Kendini suçlaman için değil,
İnsan olduğunu görmek istediğim için.
Boş bir mezar mıydı kalbin bilmiyorum ama;
Atıp atmadığını hissetmek istediğim için..
Belkide...
Belkide gözbebeklerinden alev diye fırladığımı görmek için.
Sana değmek için...
Uzuvlarım kesildi sanki.
Yalnızlar servisinde ağır kanamalıyım.
İki kulağım sağır, dilim lal..
Keşke..
Keşke dediğin gibi hoş kalabilseydim.
Hiç şiir yazmaz, bütün iyi dileklerini kalbime sindirtmeyi başarabilseydim.
Türkçe, Farsça, Latince, Kürtçe..
Tüm kavgamı unutsaydım şu dünyanın tüm lisanlarında.
Biraz, biraz insan olduğumu hatırlasaydım hiç değilse.
Acının her dile aynı damardan geçtiğini bilmeden,
Hafızamı kaybetmek isterdim sen de..
Elimi her havaya kaldırışım, bir vedanın habercisi olmasaydı işte.
Bir kereden bir şey olmaz deme!
Hep boşluğundan tutup durdum.
Hiç yoktun.
O kadar yoktun ki,
İçimdeki hakimin yargısız infazına eğildi başım.
Aktı yaşım.
Ahımı aldı, doymasın dudaklarına yaşın.
Artık hiç olamayacak kadar hiçkimseyim.
Bir bilinmezliğin ortasında,
Oltasına takılan son balık misali,
Düştüğüm kovadan çıkmak için tüm çabam!
Tükendim, kılcallarıma kadar kan revanım.
Senden arda kalanım.
Sen, içimde son kalanım!
Sağıma soluma her çarpışım,
İçimdeki yaranı kaşır durur.
Bağışla..
İçimde acımana mani olamadım.
Rüzgar.
Hiçbir şeyin önemi olmadığı anların arasına denk geliyordun hep.
Bir anlamsızlığın, çöküşün.
Yeni sünnet olmuş küçük çocuğa zorla giydirilen, bol gelen kıyafet gibi.
Etime değiyordu yalnızlığım.
Etimi delip geçiyordu yokluğun.
Gidişinle milli acılar edinmişim sanki.
Vatan saymış, kutsalım gibi bakmışım.
Ne ahmakmışım..
Elime bir benzin bidonu alıp yakmak isterdim kendimi.
Tüm bunlardan haberin olmadan;
Kendinle gururlanmanı sağlamadan.
Haber kanallarında geçseydi mesela adım.
Bir delinin kendini yakışı diye anılmayı çok isterdim.
Kendini suçlaman için değil,
İnsan olduğunu görmek istediğim için.
Boş bir mezar mıydı kalbin bilmiyorum ama;
Atıp atmadığını hissetmek istediğim için..
Belkide...
Belkide gözbebeklerinden alev diye fırladığımı görmek için.
Sana değmek için...
Uzuvlarım kesildi sanki.
Yalnızlar servisinde ağır kanamalıyım.
İki kulağım sağır, dilim lal..
Keşke..
Keşke dediğin gibi hoş kalabilseydim.
Hiç şiir yazmaz, bütün iyi dileklerini kalbime sindirtmeyi başarabilseydim.
Türkçe, Farsça, Latince, Kürtçe..
Tüm kavgamı unutsaydım şu dünyanın tüm lisanlarında.
Biraz, biraz insan olduğumu hatırlasaydım hiç değilse.
Acının her dile aynı damardan geçtiğini bilmeden,
Hafızamı kaybetmek isterdim sen de..
Elimi her havaya kaldırışım, bir vedanın habercisi olmasaydı işte.
Bir kereden bir şey olmaz deme!
Hep boşluğundan tutup durdum.
Hiç yoktun.
O kadar yoktun ki,
İçimdeki hakimin yargısız infazına eğildi başım.
Aktı yaşım.
Ahımı aldı, doymasın dudaklarına yaşın.
Artık hiç olamayacak kadar hiçkimseyim.
Bir bilinmezliğin ortasında,
Oltasına takılan son balık misali,
Düştüğüm kovadan çıkmak için tüm çabam!
Tükendim, kılcallarıma kadar kan revanım.
Senden arda kalanım.
Sen, içimde son kalanım!
Sağıma soluma her çarpışım,
İçimdeki yaranı kaşır durur.
Bağışla..
İçimde acımana mani olamadım.
Rüzgar.