Osmanlıda Yenileşme Hareketleri

Konu sahibi son olarak 2578 gün önce görüldü
TANZİMAT FERMANI (TANZİMAT- HAYRİYE) (GÜLHANE HATT-I HÜMAYUNU) - 3 KASIM 1839
- Tanzimat Fermanını, Londra elçiliğinden Dışişleri Bakanlığına kazançlan " Mustafa Reşit Paşa " hazırlamıştır.
- Ferman, Topkapı sarayının Gülhane bahçesinde, padişah, sadrazam, ecnebi devletlerin elçileri, patrikler, devasa devlet memurları önünde "Mustafa Reşit Paşa " doğrulusunda okunmuştur.
Yeniçeri Ocağı'nın bozulmaya başlaması hasebiyle Sultan II.
Mahmud döneminde başlayan yenilik hareketleri ve Sultan Abdülmecid'in tahta çıkar çıkmaz ıslahat hareketine devam etmek amacında olduğunu göstermesi Osmanlı Devlet yapısındaki değişimin başlangıcıydı.
Sadrazam Mustafa Reşid Pasa, Gülhane Hatt-i Hümayununu Padişah yerine kaleme almış; devlet ve fert arasındaki ilişkilerde devletin modernleştirilmesi emeline dayanan esas ilkeler kabul ve ilan edilmiştir.
Tanzimat Fermanı'nın tam metni şöyledir ;
Herkesin bildiği gibi, devletimizde, kurulusundan ardından Kuran'ın ulu hükümlerine ve şeriat yasalarına tam uyulduğundan, ülkemizin kuvveti ve tüm tab'asinin refah ve mutluluğu en yüksek noktaya çıkmıştı.
Ancak, surat elli sene var ki, birbirlerini seyreden karışıklıklar ve muhtelif nedenlerle şeriata ve ulu yasalara uyulmadığından önceki kuvvet ve refah, tam tersine zayıflık ve fakirliğe dönüştü.
Oysa, şeriat kanunları ile yönetilmeyen tek ülkenin varlığını sürdürebilmesinin imkansızlığı açık seçik ortadadır.

Tahta geçen neşeli günden bu yana tüm çabalarımız, hep ülkenin kalkınması, ahalimiz ve fakirlimizin refahı emeline yönelik oldu.
Eğer, ulu devletimize dahil ülkelerin coğrafi konumu, bereketli toprakları ve halkının kabiliyetleri göz önünde tutularak ihtiyaç duyulan girişimler yapılırsa, ulu Tanrı'nın yardımı ile, beş-on senede kalkınabileceğimiz soz götürmez.
Ulu Tanrı'nın yardımına ve Peygamberimiz hazretlerinin ruha niyetine sığınarak, ulu devletimizin ve ülkemizin iyi tek biçimde yönetilmesi için bundan bu tür kimi yeni yasalar çıkarılması ihtiyaç duyulan görüldü.

Söz hususu yasaların medyada can güvenliği; irk, namus ve malin korunması; vergi toplanması; halkın askere alınıp silah altında tutulma müddeti gibi hususlar gelmektedir.
Söyle ki; Dünyada can, ırz ve namustan henüz değerli birsek yoktur.
Bir insan bunları tehlikede görünce, yaradılıştan kötü olmasa dahi, canini ve namusunu savunmak için olmadık çarelere başvurur.
Bunun devlet ve memlekete zarar vereceği açıktır.
Buna mukabil, can ve namustan güvenilir olan tek kimse sadakat ve doğruluktan bölünmez, isi ve kuvveti ile devletine ve milletine faydalı gerçekleşir.
Mal güvenliğinin bulunmadığı yerde ise kimse devlet ve ulusuna ısınamaz, vatanının artmasıyla ilgilenmez, hep korku ve elem içerisinde yasar.
Buna mukabil, malından, mülkünden güvenilir bulunmadığı vakit hep kendisi isi ve isinin genişletilmesi ile uğraşır.
Devlet ve ulus çabası, yurt sevgisi kendisinde her sabah artar.

Vergi içeriğine gelince: Tek devlet, ülkesini savunmak için askere ve ihtiyaç duyulan başka masraflara muhtaçtır.
Bu, para ile gerçekleşir.
Para, tabladan toplanacak vergiler ile oluştuğundan bunun en iyi şeklinde toplanması lazım olur.

Evvelce gelir sanılmış olan "yeddi vahit" belasından ülkemiz ham dolsun, kurtulmuşsa da yıkıcı tek formül olup asla faydalı netice doğurmamış olan iltizam usulü hala devam ediyor.
Bu, ülkenin politik islerini ve parasal konularını tek erkeğin keyfine, hem de cebir ve zulmüne teslim etmek demektir.
Bu erkek iyi tek insan değilse hep kendisi menfaatine bakar, tüm davranışlarında kötülüğe, zulme yönelir.
Bu nedenle, ülkemiz insanlarının her biri için, malına ve gelirine göre tek verginin saptanması ve kimseden bundan çok birsek alınmaması lazım olur.
Yüce devletimizin karada ve denizdeki askeri masrafları ile başka masrafları yasalarla tespit edilip sınırlandırılmalı ve program ona göre yapılmalıdır.
Askerlik de, yukarıda belirtildiği gibi, ehemmiyetli konulardan bir tanesidir.
Ülkenin savunması için asker vermek halkın baslıca borcudur.
Fakat, tek memleketin sahip olunan nüfusuna bakılmaksızın, şuana kadar yapıldığı gibi, kiminden tahammülünden defa, kiminden az asker alınması hem düzesizliğe; hem tarım, ticaret ve bayındırlık işerinin kötü gitmesine; hem hayat boyu askerlik bıkkınlığa; hatta nüfusun azalmasına yol açar.
Bu nedenle, her memleketten alıncak asker miktarı için makul formül konulmalı ve dört ya da beş sene görev için sıra usulsü getirilmelidir.
Bunlar yapılmadıkça devletin kuvvetlenip gelişmesi, huzur ve asayişin sağlanması olası olmaz.
Bütün bunların desteği yukarıda izah eden hususlardır.

Bu nedenle, bundan bu tür suç isleyenlerin vaziyetleri şeriat kanunları gereğince açıkça incelenip tek karara bağlanmadıkça kimse ile ilgili, açık ya da saklı, idam ve zehirleme prosedürü uygulanmayacaktır.
Hiç kimse, başkasının ırz ve namusuna saldırmayacaktır.
Herkes malına, mülküne tam sahip olacak, bunları dilediği gibi kullanacak, bunu yapar iken de devlet büyüklerinin müdahalesine uğramayacaktır.
Birinin suçlulugunun saptanmasi durumunda mirasçilarin o isle ilgileri bulunmayacagindan suçlunun mallari elinden alinip varisleri kalıt hakkindan mahrum birakilmayacaklardir.
Yüce devletimizin tab'asi Müslümanlarla başka uluslar bu haklardan tam yararlanacaklardir.
Can, irz, namus ve mal konularinda, ülkemizin bütün halkına şeriat kanunları gereğince garanti verilmiştir.
Öbür konularda da oybirliği ile hüküm verilmesi için, Parlamentosu Ahkam-i Adliye azaları gerek görüldükçe artırılacaktır.
Yüce devletimizin bakanları ile ileri gelenleri belirli zamanlarda orada toplanarak, görüşlerini çekinmeden açıkça söyleyeceklerdir.
Can, mal güvenliğine ve vergilerin saptanmasına ilişkin yasalar bu tür hazırlanacaktır.

Askerlikle alakalı konular Baba-i Seraskeri Dar-i Şurası'nda görüşülüp karara bağlandıktan ardından edebiyete dek uygulanmaları için tasdik edilmek emeliyle tarafıma gönderilecektir.
Söz hususu yasalar sırf din, devlet, ülke ve ulusu kalkındırmak emeli ile çıkarılacaklarından bunlara tam uyacağımıza yemin ederiz.
Bu hususta, Hırka-i Şerife odasında, bütün din adamları ile bakanların hazır bulunacakları tek sırada yemin edecektir.

Din kişiyi ve vezirlerden yasalara marjinal hareket edenlerin, kanıtlanacak suçlarına göre, rütbelerine ve hatır ve göçüle bakılmaksızın cezalandırılmaları için kalifiye ceza kanunu çıkarılacaktır.
Memurlara kafi aylık bağlanmış olup, daha bağlanmış olanlarınkiler de belirlenecektir.
Bu yolla da, şeriata marjinal olan ve ülkenin gerilemesinde başrolü oynayan rüşvet belası kuvvetli tek kanun ile ortadan kaldırılmış olacaktır.
Bütün bu kabul edilen hususlar külüstür hükümlerin tümden değiştirilmesi demek olacağından işbu fermanımız İstanbul halkına ve ülkemiz halkına duyurulacaktır.
Bundan farklı, arkadaş devletlerin de bu yönetimin edebiyete dek uygulanmasına şahit olmaları için fermanımız, İstanbul'daki bütün büyükelçilere adeta bildirilecektir.

Tanrı hepimizi basarili kilsin; yasalara uymayanlar Tanrı'nın lanetine uğrasın ve hayatları süresince ferah suratı görmesin.
Amin.
İlanının Sebepleri :
- Avrupalıların içişlerimize karışmasını engellemek
- Halkın sosyal bünyesinde yenilikler yaparak çağdaşlaşmayı sağlamak
- Mısır valisi M.li Paşaya karşı Avrupalı devletlerin desteğini sağlamak
Önemi : Tanzimat fermanıyla Osmanlılara " Yasa " kuvveti girmiş oluyordu.
Esaslı neticesi, Tanzimat devresi aydın tarzı yetiştirerek eğitimde vermiştir.
 
Son düzenleme:
Geri