Osmanlı'da Siyasi Rejim

Konu sahibi son olarak 2577 gün önce görüldü
Osmanlı İmparatorluğu'nun politik ve adli rejimi, daha fazla tek sentez kaliteyi taşır.
Osmanlı Devleti, her şeyden evvel tek Türk ve İslam Devleti'dir.
Bir istikametiyle de İslamiyet evveli Türk Devletleri yapısının izlerini taşır.
Eski Türk Devletlerinde, politik yapılanmanın en ehemmiyetli unsurlarından biri kenttir.
Bu bağımsız tek şeklinde aşiretler durumunda yaşam sürdüren halkın, sulh içerisinde kalmasını sağlar.
Osmanlı'da federatif tek yapı görülmekle beraber bazı yerlerde de bu şehir yapısına rastlanmaktadır.
Zamanla, yönetim merkezileşti ve hükümdarlar, doğaüstü tek kaynaktan gelme vasıflarını aldılar.
Hükümdarlara "padişah-ı cihan" ismi verildi.
Bu hükümdar, salt kişisel üniversal ve mukaddes tek kimliğe kavuştu ve bunun gerektirdiği adli statüye sahip oldu.
Bütün sosyal ve politik yaşamın hakimi, düzenleyicisi olan en yüksek uzuv durumuna geldi.
Osmanlı'nın yapısını büyük oranda meydana getiren İslam Dini ve bunun esasları, getirdiği yeni müesseseler dışında, dinde de bazı değişiklklere yol açtı.
Hükümdar, Tanrı'nın tahta çıkardığı değil onun yeryüzündeki temsilcisiydi.
Meşrutiyete kadar görülen politik ve adli müesseselerin ana kaynakları olan külüstür Türk Devlet Sistemi ve İslam Dini İlkeleri yanısıra, oranla ikinci derece rol oynayan faktörler de vardı.
Bunlar Bizans, Selçuklu ve Külüstür İran Medeniyeti Devletleri'ydi.
Osmanlı'nın Bizans'ın kalıtçısı bulunduğu söylenir, ama ilk Osmanlı yöneticilerinin Anadolu Selçukluları, Karaman Germiyan gibi asal haysiyetiyle Türk-İslam Sistemi'nden gelmiş bulunduğu ve Osmanlı'nın bu düzenin meydaan getirdiği tek politik ve adli düzene mevcut tek gerçektir.
Osmanlı Devleti'nin politik rejimi iki devreye ayrılır:
Mutlak Hükümdarlık Dönemi
Bu dönemde, devlet kudreti ve esas yetkiler, hükümdarda toplanmaktaydı.
Yasama, yürütme ve yargı hükümdardaydı.
Osmanlı Devleti'nde görevler kaynaşmaktaydı.
Yani padişaha bağlı veziriazam, vezirler, sancak beyi ve beylerbeyi bu arada birer kumandandı.
Yönetim merkeziyetçidir.
Bazı köy ve semtler dışında günümüz manasıyla yerel yönetimler kurulamamıştır.
Merkeziyetçi ve mutlakiyetçi Osmanlı Devlet düzeninde, politik rejimin dayandığı sosyal yapı, salt hükümdarlık döneminde kimi farklılıklara uğramıştır.
Kuruluşundan kısa bir müddet ardından Osmanlı Devleti, tek askeri toprak devleti görünümü gösterir.Halk başka bir deyişle reaya, pasif ve kapalı tek ekonomi düzenindedir.16.
yüzyıldan ardından Batı Ülkelerinin genel gelişim çizgisi dışında kalan ve gerilemeye başlayan Osmanlı Devleti, Doğu'nun kendisine özgü feodal yapısına bürünmüştür.
Meşruti Monarşi Dönemi
Bu devreye meydan veren Tanzimat Devri ile politik rejim, Batı kurumlarının tesiri altına girer.
Mutlak hükümdarlık esnasında Osmanlı Devleti'nin dış ülkelerle olan ilişkileri, sürekli elçiliklerle yürütülmemiş; daimi elçilik usulü, 3.
Selim saatinde ıslahat haraketlerinin yoğunlaşmaya başladığı dönemde (1794) heyetmiştir.
Tanzimat ve Islahat Fermanlarıyla başlayan bu Batı tesiri devresi, Osmanlı politik ve adli rejimini devasa çapta tesiri altına almış ve müesseselerde ikilik baş göstermektedir.
Meşrutiyet Dönemi'ni hukuken başlatan 1876 Anayasası, Osmanlı Devleti politik rejiminde ehemmiyetli tek adıma geçişi başlatmıştır.
Anayasa, yeniden tek padişah iradesi olmakla ve bu sebepten de tek ferman anayasa kabul edilmekle beraber, hükümdarın yetkilerini sınırlamış ve halka da delegasyon yetkisi vermiştir.
Gerçi hükümdarın üstün kuvvet ve yetkileri devam etmekteydi ama eskisi gibi, hudutları padişahın insafına bağlı değildi.
Artık ortada uyulması lüzumlenen kimi adli hususlar vardı ve bununla birlikte bundan sonra Osmanlı, ne tek laik ne de tam teokratık devletti.
İkinci Meşrutiyet'i hazırlayan da yeniden 1876 Anayasası'dır.
Bu dönemde, yasama kuvveti ile yürütme kuvveti henüz realite tek şeklinde ayrılmıştır.
Bununla birlikte padişahın azalan nüfuz ve yetkileri adına, halkın temsilcileri ve bundan dolayı iradesi değil, belirlenmiş tek politik tesis ya da kümelerin iradeleri geçmiştir.
Halife Sultan'ın geçiçi de olsa salt iradesinin ilk kez sınırlanışı Senedi-i İttifak ile meydana gelmiştir.
Bundan ardından, muhtelif iç ve dış faktörler, hükümdarın kendisi kendisini sınırlaması sonucunu doğuran Islahat ve Tanzimat Fermanlarının orataya çıkmasını sağlamıştır.
Başlangıçta epey yalın görünen politik ve adli tertip, Tanzimat'tan ardından epey komplike ve süregelen müesseselerde ilerlemeye başlamıştır.
Fakat Osmanlı'nın politik ve adli rejiminin bellibaşlı öğeyi, tüm ilerlemelere karşın İslami din öğeleri meydana gelmiştir.

 
Son düzenleme:
Geri