Osmanlı'da kayık yarışları

Konu sahibi son olarak 2619 gün önce görüldü
Osmanlı'da kayık yarışları

osmanlida-kayik-yarislari-3.jpg


19. Yüzyıl ortalarından itibaren, Osmanlı denizlerinde de görülen kayık ve kürek yarışları, giderek o derece ilgi odağı olmaya başlar ki, 1908’de Moda’da yapılan yarışlara, şehzadelerden de katılanlar olur. Dünyada oldukça erken tarihlerde düzenlenmeye başlayan kayık ve kürek yarışları, 19. Yüzyıl ortalarından itibaren, Osmanlı İmparatorluğu denizlerinde de görülür ve bir müsabaka olarak uygulanır.

İlk örneklerine Abdülaziz devrinde rastladığımız bu tür yarışların ilki, 27 Ağustos 1869’da Büyükada’da düzenlenir. Bu amaçla Büyükada’da bir müsabaka komisyonu kurulur ve Bahriye Nazırı aracılığıyla, padişahtan izin istenir; 6 Temmuz 1869 (26 Rebi’ülevvel 1286) tarihli irade ile de, yarışa müsaade edilir.

osmanlida-kayik-yarislari-1.jpg


1890'lı yıllarda Trabya'da yapılan bir sandal yarışının 'malumat' gazetesindeki fotoğrafı

osmanlida-kayik-yarislari-2.jpg


O yıllarda,Çubuklulu Sabri Bey'in '5 çifte kancabaş' kayığı,3 millik mesafeyi,24 dakika 25 saniyede alarak,birinci gelir. Bundan sonraki yarışların hangi sıklıkla yapıldığı, şimdilik bilinmemekle beraber, yaklaşık yirmi yıl sonra, 28 Ağustos 1888’de Büyükayı’da da yeniden bir kayık yarışı düzenlenir ve o sırada İstanbul’a gelmek üzere, bulunan İngiltere Kraliçesi’nin oğlu Edinburg Dükü’nün de bu müsabakaya katılması kararlaştırılır.

Bu tür yarışların İstanbul merkezli olarak, daha sonraki yıllarda da tekrar edildiği belgelerden anlaşılmaktadır. Nitekim 21 Eylül 1890’da (6 Safer 1308) Moda’da yapılan kayık yarışlarının olaysız tamamlandığı, Üsküdar kumandanı İsmail Paşa tarafından II. Abdülhamid’e bildirilmiştir.

Bu yarışların zaman zaman bazı sebeplerle tehir veya iptal edildiği de olur. Nitekim ertesi yıl, 28 Ağustos 1891’de yine Moda’da düzenlenecek olan kayık yarışı, Rum patriğinin cenaze alayına tesadüf etmesi sebebiyle, Yunan elçisi Mavrokordato’nun Hariciye Nezaretine yaptığı, müracaat üzerine, birkaç gün ertelenir ve bilahare yapılır.

Yarışın tehir edilmesindeki amaç, İstanbul’da yaşayan Ortodoks halkın da yeterince katılımını sağlamaktır. Kayık yarışları o derece ilgi ile karşılanmış olmalı ki, bir müddet sonra her sene yapılması mutat hale gelir.

Kayık yarışlarının düzenlenmesi ve eksiksiz yürütülebilmesi için, ‘Bahriye Nezareti’ yanı Denizcilik Bakanlığı yetkilidir. Nitekim 29 Ağustos 1893 (16 Safer 1311) Pazartesi günü, Kadıköy’de, Moda Burnu’nda yapılması kararlaştırılan yarışmanın uygulanması için, bir program' hazırlanır ve Bahriye Nâzırı Hasan Hüsnü Paşa, başkanlığında bir komisyon kurularak yarışın kuralları belirlenir. Bu komisyonda bulunanlar arasında, bazı yabancı askerî danışmanlar da vardır. Rauf Paşa, Mustafa Paşazade Osman Paşa, Woods Paşa, Goitz Paşa, Şurayı Devlet azalarından Said ve Abbas paşalar, Bank-ı Osmani müdürü, Noradonkiyan Efendi, Tütün Reji müdürü bunlar arasındadır.

osmanlida-kayik-yarislari-4.jpg
osmanlida-kayik-yarislari-5.jpg


Eylül 1897 tarihli 'Malumat' gazetesinde yer alan fotoğrafta,Büyükada'daki yarış ve bu yarışa katılan donanmaya ait tahlisiye sandallarının geçişi. Yarış kurallarına göre, isimleri programda kayıtlı olmayan kayık ve filikaların yarışa katılmaları mümkün değildir. Yarışa katılacak bütün sandallar özelliklerine göre gruplandırılır ve bu düzene uygun olarak, yarışacakları eşleri ile bir araya getirilir.

Tam 23 farklı yarış yapılması planlanır ve programda değişiklik yapma hakkı da Yarış Komisyonu’na verilir. Katılan tekneler, taşıdıkları küreklere göre tasnif edilirler.

Mesela, sırasıyla iki çifte tersane kayıkları, dört ve beş çifte tersane filikaları, bir ve iki çifte Kadıköy Yarış Kulübü kayıkları, Maltiz ve tahlisiye sandalları, bir çifte hususi kayıklar, birinci ve ikinci sınıf kotralar, bir çifte hususi mavna sandalları, altı çifte Tersane filikaları, harp gemileri, yelkenli sandalları, iki çifte hususî kayıklar, yarım güverteli ve güvertesiz hususî yelkenli sandallar, iki çifte mavna sandalları, üç çifte hususî kayıklar, sefaret vapurlarının dört çifteleri, üç çifte Tersane kayıkları, üç çifte futa sandallar yarışa katılacak kayıkları oluşturur.

Yarışma sonunda, birinci ve İkinciye verilecek ödüller çoğunlukla para ödülüdür. Programda ayrıca yarışın nerede ve nasıl başlayacağı, hangi güzergâhı takip ederek nereden geri döneceği de belirtilir.

osmanlida-kayik-yarislari-6.jpg


Donanmanın kürekçileri Gemilerin esas itibariyle kürekle hareket ettiği dönemlerde, küreklerin nasıl çekileceği konusunda, önceden verilen bir eğitim olmasa bile, bunun kurallarının kısa sürede öğretildiği anlaşılmaktadır. Mesela 'forsa' olarak donanmada kürek çekenlerin önceden bir deneyimi olmadığa, yine ülke genelinde vergi karşılığı kürek çekmek üzere görevlendirilenlerin donanmaya ilk katılmaları esnasında, bazı güçlükler çektikleri düşünülebilir. Ancak buna karşılık, işi kürekçilik olan ve her sene donanma ile para karşılığında kürek çekmek üzere gidenlerin olduğu da unutulmamalıdır. Böylece tecrübelilerin yanında yerleştirilmek suretiyle, kısa sürede kürekçi yetiştirildiğini de öğreniyoruz. Mesela Osmanlı donanmasında (bir bastarda minyatürü) kürekçilerin oturtulurken, 'bir forsa-bir Türk' şeklinde yerleştirilmesinin bir amacı da budur ve denizciler arasında, forsaların iyi kürek çektikleri bilinmektedir. Daha sonraki dönemlerde, hem denizciliği sevdirmek hem de halk arasında yayılmasını sağlamak için, kayıklarla kürek yarışları düzenlendiği ve belki de, 'merasim' amacı dışında, bunun ilk uygulamalarının çok eskilere gittiği anlaşılmaktadır.

Yarışın güvenlik içinde sürdürülmesi -ve denizde bir diğerinin teknesine zarar verilmesi de yasaklanır, Hatta bu maksatla, kayık ve sandallara binecek olanlarda silah bulundurulması da yasaklanır.

Çünkü önceki senelerde, tabanca ile bazı teknelerin delinmesine sebebiyet verildiği ve bu şekilde bazılarının rakiplerini geçmeye çalıştıkları anlaşılmıştır.
Bütün silahların toplatılması, Sultan Abdülhamid’in emriyle, Zaptiye Nazırı’na bildirilir. Yarışmaya da, padişah adına, Bahriye Erkân-ı Harbiye Reisi Faik Paşa’nın katılması uygun görülür. 9 Eylül 1893’te Büyükdere’de düzenlenecek olan yarışa ise, yabancı elçiliklerin maiiyyet vapurlarındaki sandallarla katılmalarının beklenmesi, Osmanlı makaralarını da harekete geçirir.

Yarışmaya gerekli ilginin gösterilmesi için, Bahriye Nezareti’nden de yeterince sandal sağlanması ve yarışın kolay ve güzel bir şekilde yürütülmesi temin edilir...
İmparatorluk başkenti olan İstanbul’da kayık yarışları ve diğer deniz eğlenceleri giderek yaygınlık kazanır ve halkın ilgi, ve katılımı artarak devam eder. Nitekim 6 Eylül 1897’de Ayastefanos’ta başlayan kayık ve sandal yarışları, Boğaziçi ve Adalar’dan gelen büyük ve küçük 30 kadar istimbot, bir o kadar kotra, 100’den fazla sandal ve kayık ile gerçekleşir; yaklaşık beş bin kişi bu eğlenceleri seyreder. Bu yarışın, özellikle yabancı erkân tarafından düzenlendiği anlaşılmaktadır.

28 Ağustos 1899’da ise, yarışlar Büyükada’da yapılır. Bu yarışa İdare-i Mahsusa ve Şirket-i Hayriye vapurlarından başka, Romanya ve Lloyd şirketlerine ait vapurlar da katılırlar.

Yolcu alarak yarış mevkiine gitmeyi kararlaştıran bu gemilerden top atılması da kararlaştırılır, Hatta Müslüman kadınlar için, ayrı bir vapur tahsis edilmesi de düşünülür ancak alışılmış bir uygulama olmadığından, vazgeçilir.
Kayık yarışlarının yapıldığı bir diğer bölge ise, Büyükada’dır. Büyükada Yat Kulübü 1901 senesinde, Bahriye Nezareti’ne müracaat ederek, yarış tertip etmek istediklerini bildirir. Bu vesile ile, deniz askerleri ile sivil sandal sahiplerinin gemicilik bilgi ve becerilerinin artırılmasına fırsat yaratılacağını öne sürer.

osmanlida-kayik-yarislari-7.jpg


Ağustos 1893'te yapılan yarışlar,dönemin Bahriye Nazırı Hasan Hüsnü Paşa tarafından yönlendirilir. Ayrıca yarışların düzenlenmesi, halkın da ekonomik durumuna katkıda bulunacağından, memnuniyet duyulmasına fırsat verecektir.

Kayık ve kürek yarışları giderek o derece ilgi görmeye başlar ki, 1906’da Moda’da yapılacak olan yarışlara, şehzadelerden katılmak isteyenler olur. 13 Eylül 1908’de yine Moda’da yapılan kayık yarışlarına ise, İbrahim Tevfik ve Burhaneddin Efendiler katılırlar ve Ertuğrul korvetine ait mızıka heyetinin de bu törenlere, katılması sağlanır.

Kürek yarışları sadece İstanbul’da değil, İzmir’de de yapılır. 1892’de bu amaçla İzmir’de, ‘Avcılar Cemiyeti’ tarafından kurulan bir komisyon ile İngiltere’nin İzmir konsolosunun işbirliği halinde bir yarış düzenlemesi düşünülür izin için İzmir Liman Reisi es-Seyyid Hafız Bilal Efendi’ye başvurularak gerekli müsaade alınır.

Kayık yarışları 13 Temmuz 1892 Çarşamba günü, üç farklı aşamada gerçekleşecektir. Birinci yarışta dört kürek, dört kürekçi ve bir dümencisi olan tenezzüh sandalları; ikinci yarışta dört kürek, iki kürekçi ve bir dümencisi bulunan İzmir limanı kayıkları, üçüncü yarışta ise dört kürek, dört kürekçisi ve dümencisi bulunan zata mahsus sandallar yarışır.

Yarışta, birinci ve İkincilere altın ve gümüş hediyeler veya para ödülü verilir. Üçüncüler ise, sadece yarışa katılma ücreti olarak ödedikleri bir mecidiye parayı geri alırlar.
Bu yarışların düzen içinde yürütülmesi görev ve yetkisi ise, İzmir Liman Reisi’ndedir.

19. Yüzyıl’ın sonlarına doğru, Olimpiyat sporları arasında görülen kayık yarışları, imparatorluğun diğer eyaletlerinde de yapılır.

Nitekim Mısır Hıdivi’nin kardeşi, 1896’da düzenlenen Olimpiyat Oyunları arasında, kayık varışlarına katılmak İçin bir tenezzüh vapuruyla Atina’ya gider.

Yine Selanik’te, 1897’de yağmurlu bir havada yapılan kayık yarışlarına Osmanlı,Avusturya, İtalya ve Hollanda devletlerinin kayıkçıları katılırlar; birinci ve ikinci yarışta Fransızlar birinci gelirken,İtalyalılar üçüncü yarışta birinci, Avusturyalılar ise üç yarışta da ikinci olurlar...

Bugün, kayık yarışlarının bu derece ilgi görmediği ortadadır; genelde dar bir çevrede yapılan ve halk için bir ilgi odağına dönüştürülemeyen kürek yarışlarının, tarihteki örnekleri de göz önünde bulundurularak, denizci kuruluşlarca benimsenmesi gerekir.
 
Geri