Osmanlı'da Ermenlerin dağılımı ve dış devletlerin müdahalesi
Ermeni tarihçileri, menşelerini Hazret-i Nuh’un oğlu Yasef’e bağlarlar. Ermeni tarihinin başlangıcını da Babil Kulesi’nin yıkılışı olarak kabul etmişlerdir. (1) Ermeniler’in Karadeniz, Gürcistan, güneyde Akdeniz, Suriye ve Mezapotamya, Doğuda İran ve Hazar Denizi, Batıda ise Anadolu ve Akdeniz’le çevrili sahada ilk yerleşimleri M.Ö. yedinci yüzyıllara kadar dayanmaktadır. (2)
Bizans hakimiyetindeki Anadolu’da vuku bulan Selçuklu fetih ve yerleşme hare*ketlerinden önce Ermeniler’in yaşadıkları bölgede Bizans İmparatorluğu’na tâbi Ermeni Bagratuni ailesi yönetimdeydi. Tarihte ilk Türk - Ermeni ilişkisi ise Çağrı Bey’in Doğu Anadolu’ya yaptığı seferle gerçekleşmiştir. Esasen bu sefer, 1015 -1021 yılları arasında gerçekleştirilmiş bir keşif seferi mahiyetindedir. Ve bu sefer sırasında mahfuz ve müs*tahkem kaleler dışında Vaspurakan Ermeni bölgesi Selçuklular’ın eline geçmiştir. (3) Fatih Sultan Mehmed İstanbul’u alınca Ermeni Patriği Ovakim’i Bursa’dan İstanbul’a getirerek Rum Patrikhanesi yanında bir de Ermeni Patrikhanesi tesisine me*mur eder. Bu tarihten Osmanlı - Rus harbine kadar Osmanlı İmparatorluğunda bir Ermeni meselesi söz konusu değildir. Hatta Osmanlı İmparatorluğu’nda çeşitli azınlıklara olan itimadın kaybolması, Ermeniler’e devlet memuriyetlerinin en üst kademelerine kadar yükselebilme imkanı sağlamıştır ve Ermeniler sadık teba olarak nitelendirilmişlerdir. (4) Abdülhamid. Han Ermeniler’in Saray ile münasebetleri hakkında şunları anlatmaktadır:
‘ ‘Babam Sultan Mecid zamanında bilirim; kilercilere varıncaya kadar Ermeni idi. Hassa Hâzinesi’nde Artin Paşalar, Gümüş Gerdanlar vardı. Eski bir aile bilirim, validemin terzisi idi.
Adeta Harem Ağalığı vazifesi onlara verilmişti. Bütün vüzera ve küberâ konak*larında Ayvazlar mutemetler onlardı. Pederim her hafta Gümüş Gerdanlar ailesine gider orada yemek yerdi. Onlar da gelirler Harem-i Hümayun’da kalırlar yatarlardı. (5)
Ermeni meselesi, Osmanlı - Rus harbi sonrasında, Ruslar’ın işgal ettikleri yerlerde yaşayan Ermeniler’i kışkırtmasıyla başlamıştır. Ayestefanos ve Berlin Muahedeleri’nde Ermeniler’le ilgili ıslahat hükümleri de yer almaktaydı. Bu durumda İngiltere, Rusya ve diğer Avrupa devletlerinin Osmanlı içişlerine müdahalelerini beraberinde getirmişti. Çünkü kendilerini azınlıkların hamisi sayan bu devletler bu konuda yapılacak ıslahat*larda da kendilerini tek yetkili mercî görüyorlardı. Halbuki Rusya kendi içerisinde ba*rındırdığı Ermeni azınlığa o güne kadar görülmemiş eziyetler yapmaktaydı. Hatta Anadolu’dan Rusya’ya göçüp de burada gördüğü zulümler neticesinde tekrar Anadolu’ya dönmek için müracat eden Ermeniler de vardı. (6) AlmanyalI Prof. Dr.Supan’ın neşretmiş olduğu bir eserde Rusya Ermeniler’i hakkında yeterli bilgi veril*mektedir. Bu eserde, Rusya’da yaşayan Ermeniler’in % 20 nisbetinde olmasına rağmen Doğu Anadolu’da Ermeniler’in ancak tüm nüfusa oranla % 13 nisbetinde bulunduğu (7) gösterilmekle muhtemel bir ıslahatın, netice itibariyle Devlet-i Aliyye’den ziyade Rusya ile daha yakından alakalı olduğu işaret edilmektedir. Enver Ziya Karal’ın Osmanlı Tarihi’nde yer alan bilgilerde Erzurum, Bitlis, Harput, Diyarbakır, Erzincan ve Harran şehirlerinde yaşayan Ermeniler’in % 39 nisbetinde olduğu kayıtlıysa da Prof. Supan’ın eserine göre buralardaki Ermeni yüzdesi en iyimser rakamlarla bile % 30’u bulmamak*tadır.
“Bu eserin yazılabilmesi için müracat olunan kaynaklar şimdiye kadar bilinen ve mevcut olan resmî malumattan başka Rusya’nın Dersaadet Sabık Ateşemiliter’i olan General tarafından bu maddeye dair geçen sene Petersburg’a gönderilen resmî büyük bir rapor ile Rusya Şûrayı Devlet azasından Mösyö Saydliç ’in eserlerinden ve birde Osmanlı Duyûnu Umûmiyesi baş katibi tarafından Vilâyât-ı Şahane’nin istatistiğine dair yayın*lanan eserden ibarettir.” (8)
Aynı eserde, İngiltere’nin, Osmanlı Devleti’ne hangi gözle baktığını göstermesi açısından aşağıdaki metin düşündürücüdür:
“Dr. Supan’ın eserine esas olan General’in raporundaki maddelerin büyük bir kısmı Sabık İngiltere Dersaadet Ateşemiliteri tarafından toplanılan bilgilere dayandı*rılmakta olup bu da nüfus miktarını nüfus defterlerindeki miktardan % 25 kadar fazla göstermektedir. Zira kendi fıkrince gerek İslâm ve gerekse hıristiyan ahaliden ekserisi askerlik hizmetinden veya buna mukabil nakdi bedelden kurtulmak için asıl nüfusunu gizlemektedir. (9)
1880 senesinde bu İngiltere Ateşemiliteri ’nin verdiği bilgilere göre Erzurum, Bitlis, Van, Diyarbakır, Mamuret” ül-Aziz, Sivas, Trabzon, Halep ve Adana vilayetlerinde nüfus dağılımı şu şekilde gösterilmekterdir:
Genel Nüfus: 5.786.250 Müslüman: 4.523.750 Ermeni: 908.250 Muhtelif Mez*hepler: 353.750
1890’da yani on sene sonra Duyunu Umumiye Başkatibi tarafından tertip olunan eserde yukarıda saydığımız dokuz vilayet için nüfus dağılımı ise şu şekildedir:
Genel Nüfus: 5.924.125 Müslüman: 4.463.250 Ermeni: 838.125 Muhtelif Mez.: 632.750
Bu istatistiklere rağmen 1880 senesinde İstanbul Ermeni Patrikhanesi genel def*terinde 7 vilayet {Erzurum, Van, Bitlis, Mamuret’ül-Aziz, Diyarbakır-, Sivas, Halep) için nüfus dağılımı şu şekilde gösterilmiştir:
Genel Nüfus: 1.831.290 Müslüman: 776.500 Ermeni: 780.750 Muhtelif Mez: 274.000
Burada da görüleceği üzere Müslüman nüfus bahsi geçen diğer eserlerdeki mik*tarının dörtte biri kadardır. Bu durumun açıklasıyla ilgili olarak mezkur eserde şu bilgiler verilmektedir:
‘ ‘İki bilgi kaynağı arasındaki bu büyük farktan dolayı 7 Eylül 1880 tarihinde resmen verilen nüfus cetvellerini büyük devletlerin sefirleri sahih olarak telakkî edemeyecek*lerini ortak bir beyanname ile Bâb-ı Alîye tebliğ ettiler. Bunun üzerine gerçekleştirilen
geniş çaplı bir araştırmada, patrikhanenin Hıristiyan ahaliyi tamamıyla gösterdiği halde Müslümanlardan yalnız Hıristiyanlarla karışık olarak sakin bulunanları katetmiş olduğu ortaya çıkarmıştır. Patrikhane’nin bundan maksadı, yabancı devletlere İslâm nüfusunu Hıristiyanlarınkinden az göstermek olduğu açıktır.”
Büyük devletlerin, azınlıkların nüfusu ve hakları üzerindeki hassasiyetleri genel*likle emperyalist düşünce ve çıkarlarını tatmin etmekten öte fazla bir anlam taşıma*maktadır. Bu durum Kaptan Norman’ın yazmış olduğu eserde çeşitli şekillerde dile getirilmektedir:
“Bu Ermeni ihtilalinin mahiyeti İstanbul’da tam bir açıklık ve sıhhatle anlaşılmış*tır. Hınçak komitesinin feryadı ‘ ‘ya hürriyet ya ölüm’ ’ olup hürriyet ve selamet, Londra ve Newyork şehirlerinde bulunan komitelerin hisselerine ve ölüm dahi Anadolu içeri*sindeki fukara köylülerin hisselerine isabet etmiştir. Zeytun asileri İngiltere ve Amerika’nın maddi yardımları sayesinde silahlanmışlardır.”
‘ ‘Bundan tahminen altı sene önce İngilizce bir haber gazetesinde Dr. Lain imzasıyla muharrer olarak neşr ve ilan edilen özel bir makalede, merkezi Zeytun mevkii olmak üzere Anadolu’nun orta göbeğinde bir Ermeni vilayet-i muhtaresi teşkilinden ve son*raları düşecek fırsatlardan istifadeyle bir Ermeni kraliyeti vücuda getirilerek Hazar De*nizi ile Akdeniz arasında bulunan memleket ve beldelerin emniyet ve asayiş ve sıhhatini kefalet eden bir hükümet idaresi altına alınmasından bahsolunmuş idi. Yukarıda zik*redilen Dr. Lain Ermeni Hmçak komitesinin bir havarisi idiği ve geçen son beş sene zarfında Anadolu’nun her tarafından dökülen kanın mesuliyeti mezkur Hınçak komi*tesine aid ve raci olduğu sabit olmuşken Hınçaklar’ın vaki hareketlerinin İngilizler na*zarında masumane görünmesi garib bir durumdur.” 10
Bu ve buna benzer bir çok yazıda da olayların, tamamiyle emperyalist güçlerin kışkırtma ve teşvikleri ile meydana geldiği, Ermeni muhtar vilayeti ve kraliyet düşün*cesinin sadece bir maceradan ibaret olduğu açıkça gösterilmektedir. Azınlıklar meselesi tarihimizde devamlı kurcalanan ve üzerinden çıkar sağlanan bir durumda bulunagelmiştir.
Ermeniler’in Anadolu topraklarına Türkler’den önce yerleşmiş olması da fazla bir önem taşımamaktadır. Çünkü herhangi bir toprakta yaşayan insanlar o bölgeye ilk defa gelip yerleşmiş kimseler değildir. Hem Selçuklular’dan bu yana Ermeniler üzerinde hiçbir asimilasyon teşebbüsüne girişilmemiş ve Osmanlı döneminde de en rahat yaşayan ve yöre halkından kat kat zengin olan millet yine Ermeni milleti olmuştur. Fakat Amerika örneğini göz önünde bulunduracak olursak azınlıklar havariliği ve insan hakları savu*nuculuğu maskesinin geri tarafını da rahatlıkla görebileceğiz demektir. Amerika yerli*lerini ve bilhassa Kızılderili kabilelerini müzelik konumuna getiren bu insanlar acaba hangi hakların savunucularıdır?'01ayın bir başka yönünü sergilemek için aşağıdaki me*tinler calib-i dikkat olsa gerektir:
“Hariciye Nazırı Arifi Paşa’dan Paris ve Berlin Büyükelçilikleri’ne Paris, Berlin ve Cenevre’de kurulan Ermeni derneklerinin birbirleriyle irtibatlı oldukları, Erivan ve Erzurum’daki olayların Cenevre’den gönderilen talimatla yapıldığı, araştırmaların ya*pılarak bildirilmesi.” (II)
17 Ekim 1883
“İngiltere Büyükelçiliği’nden Hariciye Nezareti’ne Kiliselere saldın yapıldığı yolunda hükümete yapılan başvuru ve İngiltere’nin Hıristiyanları koruma girişimi...” (12)
25 Ekim 1883
Bu iki belge, tarafların olaylara yaklaşımım ve konunun kendilerini ilgilendiren yönlerinin üzerinde hassasiyet gösterdiklerini açıkça göstermektedir. Fakat müdahaleci güçler daima diğer devletleri hırpalamakla onlara gözdağı vermekte kendi meseleleri gündeme geldiği zaman ise dış tepkileri, iç işlerine müdahale olarak görmektedirler. Bu, “hak güçlünündür,, mantığının net bir şekilde tezahürüdür. Bütün bu olumsuz tavırlara rağmen bazı müşahitler, gerçeği olduğu gibi göstermeye çalışmışlardır. Bunlardan İstanbul’da ve Türkiye’de elli yıl ömür geçirmiş olan George Washbom, İngitere’nin Ermeni dava*sındaki rolünü şu suretle açıklamaktadır.
“Ermeniler’in durumu, bilhassa Anadolu’nun içerisinde, Berlin kongresinden sonra gittikçe fenalaşmaya başlamıştı. Bu durumdan İngiliz politikasının sorumluluk hissesi büyüktür. İngiltere, Ermenilerin haklarını savunmaya, onlar için ıslahat temin etmeye koyulmuş ve Ermeniler’i muhtar bir Ermenistan eyaletinin kurulacağı fikriyle tahrik etmiştir.” (13)
Büyük devletlerin Ermeni olaylarına ilk müdahalesi 1880 senesinde gerçekleşmiş*ti. Bu bölgede yabancı devletlerce de yapılan nüfus araştırmaları bu tarihlere rastlamakta olup bütün bu bilgi ve belgeler ışığında Ermeni meselesinin tamamen suni bir mesele olduğunu ve meselede direk sorumlu olan devletin Osmanlı Devleti’nden ziyade em*peryalist düşüncedeki devletlerin olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz. Ermeni soykırımı iddialarının daha uzun yıllar gündemde tutulacağını ve bu meselenin ikiyüzlülükle umacı gibi ikide bir karşımıza çıkarılacağını bilmekteyiz. Asıl şayanı hayret olan bu durum olmayıp, Türkiye’nin ve Türk basınının mesele karşısında gösterdiği tepkilerdir. Ta*sarının Amerikan Senatosu ’ndan geçmemiş olması ne etkin bir lobi faaliyeti gösterdi*ğimizle nede Türkiye’nin gücüyle açıklanabilir. Senatodaki oy dağılımı olsa olsa açık bir alayın ifadesi olabilir.
Erzurum, Bitlis, Van, Diyarbakır, Mamuret'ül Aziz Sivas, Trabzon, Halep, Adana ve Ankara Vilayat-ı Şahanesi'nin Nüfus Cedvelidir.
Vilâyâtve Sathiye Şâire YÜZDE
Sancak Km. Murabba Islâm Ermeni Hristiyaniye Musevi Yekun İslam Ermeni
Ermeniler’in en ziyade bulunduğu 10 vilayet hakkında Prof. Dr. Supan’ın düzen*lemiş olduğu layihaya ilişik olan nüfus cetvelinden şu neticeler çıkarılmaktadır:
1-) Osmanlı vilayetlerinin hiçbirinde Ermeniler nüfus miktarı itibarıyla Müslümanlar’a üstünlük sağlayamamıştır.
2- )Cetvelde zikrolunan 10 vilayetteki toplam nüfusun % 74’ü İslâm ve % 13’ü ise Ermeni ’dir.
3-) İlk sekiz vilayetin 25 sancağından yalnız ikisinde Ermeniler Müslümanlar’dan ziyadededir.
4-) Kazalara gelince, mezkur 25 sancağa tabi 125 kazadan ancak 9 kazada Ermeniler’in miktarı, kendilerine en müsaid olarak tertip edilmiş olan cetvellere nazaran Müslümanlar’dan fazladır. Halife Efendi’miz döneminde Osmanlı vilayetlerinde genel nüfus anbean artmakta olduğu gibi her taraftan Müslüman muhacirlerde Osmanlı vilayet ve şehirlerine göç etmektedir. Bu sebebe binaen yakında bu dokuz kazada da Müslümanların nüfusu artarak Ermeniler’e miktarca üstünlük sağlayacağı şüphesizdir.
OSMANLI MEMLEKETLERİNE HEM HUDUD BULUNAN RUSYA MEMLEKETLERİ DAHİLİNDE ERMENİLER’İN DAĞILIŞI
Rusya Şurayı Devlet azasından Mösyö Saydliç’in derin bir araştırma ile elde ettiği bilgilere göre Tiflis, Erivan, Kars Dağıstan Elizabethpol, Batum ve civar, memleket*lerinde genel nüfus 4.782.458 olup 958.371 ’i Ermeni olmakla Rusya’da Ermeniler % 20 nisbetinde olduğu halde zikrolunan Osmanlı vilayetlerinde ancak % 13 kadardır.
Dipnotlar:
1- Esat Uraz, Tarihte Ermeniler ve Ermeni meselesi, Ankara, 1950. sh. 89
2- Esat Uraz’a a.g.e sh. gg
3- Prof. Dr Ali Sevim, Selçuklu - Ermeni ilişkileri, Ankara, 1983, sh. 11
4- Bu durumun tesbiti için Başkanlık Osmanlı Arşivi’nde sicilli Ahval defterlerine bakınız:
5- Enver Ziya Karal, Osmanlı Tarihi, cilt 8, Ankara, 1988, T.T.K.Basımevi sh. 127
6- Bu durumla ilgili olarak Yıldız Sadaret Resmî Maruzat evrakına müracat edilebilir.
7- Ek tabloda yer alan yekûn İslâm ve Ermeni yüzdeleri.
8- Memalik-i Mahruse-i Şahane’de ve Hamdudud Bulunan Rusya Memaliki’nde Ermeniler’ in Miktarı ve Sûret-i Inkisamlarma Dair Malumat-ı Istatistikiye. I.Ü. Kütüphanesi T.Y. 9042 sh.l
9- Aynı eser sh.l
10- Aynı eser sh.2
11- Yıldız Esas Evrakı, Kısım: 35, Ev. No: 334, Zarf: 50, Karton 97, HNA 72131/93
12- Yıldız Esas Evrakı, HNA, End. s-1, Karton 602-2
13- Enver Ziya Karal, Osmanlı Tarihi. Sh. 131
Ermeni tarihçileri, menşelerini Hazret-i Nuh’un oğlu Yasef’e bağlarlar. Ermeni tarihinin başlangıcını da Babil Kulesi’nin yıkılışı olarak kabul etmişlerdir. (1) Ermeniler’in Karadeniz, Gürcistan, güneyde Akdeniz, Suriye ve Mezapotamya, Doğuda İran ve Hazar Denizi, Batıda ise Anadolu ve Akdeniz’le çevrili sahada ilk yerleşimleri M.Ö. yedinci yüzyıllara kadar dayanmaktadır. (2)
Bizans hakimiyetindeki Anadolu’da vuku bulan Selçuklu fetih ve yerleşme hare*ketlerinden önce Ermeniler’in yaşadıkları bölgede Bizans İmparatorluğu’na tâbi Ermeni Bagratuni ailesi yönetimdeydi. Tarihte ilk Türk - Ermeni ilişkisi ise Çağrı Bey’in Doğu Anadolu’ya yaptığı seferle gerçekleşmiştir. Esasen bu sefer, 1015 -1021 yılları arasında gerçekleştirilmiş bir keşif seferi mahiyetindedir. Ve bu sefer sırasında mahfuz ve müs*tahkem kaleler dışında Vaspurakan Ermeni bölgesi Selçuklular’ın eline geçmiştir. (3) Fatih Sultan Mehmed İstanbul’u alınca Ermeni Patriği Ovakim’i Bursa’dan İstanbul’a getirerek Rum Patrikhanesi yanında bir de Ermeni Patrikhanesi tesisine me*mur eder. Bu tarihten Osmanlı - Rus harbine kadar Osmanlı İmparatorluğunda bir Ermeni meselesi söz konusu değildir. Hatta Osmanlı İmparatorluğu’nda çeşitli azınlıklara olan itimadın kaybolması, Ermeniler’e devlet memuriyetlerinin en üst kademelerine kadar yükselebilme imkanı sağlamıştır ve Ermeniler sadık teba olarak nitelendirilmişlerdir. (4) Abdülhamid. Han Ermeniler’in Saray ile münasebetleri hakkında şunları anlatmaktadır:
‘ ‘Babam Sultan Mecid zamanında bilirim; kilercilere varıncaya kadar Ermeni idi. Hassa Hâzinesi’nde Artin Paşalar, Gümüş Gerdanlar vardı. Eski bir aile bilirim, validemin terzisi idi.
Adeta Harem Ağalığı vazifesi onlara verilmişti. Bütün vüzera ve küberâ konak*larında Ayvazlar mutemetler onlardı. Pederim her hafta Gümüş Gerdanlar ailesine gider orada yemek yerdi. Onlar da gelirler Harem-i Hümayun’da kalırlar yatarlardı. (5)
Ermeni meselesi, Osmanlı - Rus harbi sonrasında, Ruslar’ın işgal ettikleri yerlerde yaşayan Ermeniler’i kışkırtmasıyla başlamıştır. Ayestefanos ve Berlin Muahedeleri’nde Ermeniler’le ilgili ıslahat hükümleri de yer almaktaydı. Bu durumda İngiltere, Rusya ve diğer Avrupa devletlerinin Osmanlı içişlerine müdahalelerini beraberinde getirmişti. Çünkü kendilerini azınlıkların hamisi sayan bu devletler bu konuda yapılacak ıslahat*larda da kendilerini tek yetkili mercî görüyorlardı. Halbuki Rusya kendi içerisinde ba*rındırdığı Ermeni azınlığa o güne kadar görülmemiş eziyetler yapmaktaydı. Hatta Anadolu’dan Rusya’ya göçüp de burada gördüğü zulümler neticesinde tekrar Anadolu’ya dönmek için müracat eden Ermeniler de vardı. (6) AlmanyalI Prof. Dr.Supan’ın neşretmiş olduğu bir eserde Rusya Ermeniler’i hakkında yeterli bilgi veril*mektedir. Bu eserde, Rusya’da yaşayan Ermeniler’in % 20 nisbetinde olmasına rağmen Doğu Anadolu’da Ermeniler’in ancak tüm nüfusa oranla % 13 nisbetinde bulunduğu (7) gösterilmekle muhtemel bir ıslahatın, netice itibariyle Devlet-i Aliyye’den ziyade Rusya ile daha yakından alakalı olduğu işaret edilmektedir. Enver Ziya Karal’ın Osmanlı Tarihi’nde yer alan bilgilerde Erzurum, Bitlis, Harput, Diyarbakır, Erzincan ve Harran şehirlerinde yaşayan Ermeniler’in % 39 nisbetinde olduğu kayıtlıysa da Prof. Supan’ın eserine göre buralardaki Ermeni yüzdesi en iyimser rakamlarla bile % 30’u bulmamak*tadır.
“Bu eserin yazılabilmesi için müracat olunan kaynaklar şimdiye kadar bilinen ve mevcut olan resmî malumattan başka Rusya’nın Dersaadet Sabık Ateşemiliter’i olan General tarafından bu maddeye dair geçen sene Petersburg’a gönderilen resmî büyük bir rapor ile Rusya Şûrayı Devlet azasından Mösyö Saydliç ’in eserlerinden ve birde Osmanlı Duyûnu Umûmiyesi baş katibi tarafından Vilâyât-ı Şahane’nin istatistiğine dair yayın*lanan eserden ibarettir.” (8)
Aynı eserde, İngiltere’nin, Osmanlı Devleti’ne hangi gözle baktığını göstermesi açısından aşağıdaki metin düşündürücüdür:
“Dr. Supan’ın eserine esas olan General’in raporundaki maddelerin büyük bir kısmı Sabık İngiltere Dersaadet Ateşemiliteri tarafından toplanılan bilgilere dayandı*rılmakta olup bu da nüfus miktarını nüfus defterlerindeki miktardan % 25 kadar fazla göstermektedir. Zira kendi fıkrince gerek İslâm ve gerekse hıristiyan ahaliden ekserisi askerlik hizmetinden veya buna mukabil nakdi bedelden kurtulmak için asıl nüfusunu gizlemektedir. (9)
1880 senesinde bu İngiltere Ateşemiliteri ’nin verdiği bilgilere göre Erzurum, Bitlis, Van, Diyarbakır, Mamuret” ül-Aziz, Sivas, Trabzon, Halep ve Adana vilayetlerinde nüfus dağılımı şu şekilde gösterilmekterdir:
Genel Nüfus: 5.786.250 Müslüman: 4.523.750 Ermeni: 908.250 Muhtelif Mez*hepler: 353.750
1890’da yani on sene sonra Duyunu Umumiye Başkatibi tarafından tertip olunan eserde yukarıda saydığımız dokuz vilayet için nüfus dağılımı ise şu şekildedir:
Genel Nüfus: 5.924.125 Müslüman: 4.463.250 Ermeni: 838.125 Muhtelif Mez.: 632.750
Bu istatistiklere rağmen 1880 senesinde İstanbul Ermeni Patrikhanesi genel def*terinde 7 vilayet {Erzurum, Van, Bitlis, Mamuret’ül-Aziz, Diyarbakır-, Sivas, Halep) için nüfus dağılımı şu şekilde gösterilmiştir:
Genel Nüfus: 1.831.290 Müslüman: 776.500 Ermeni: 780.750 Muhtelif Mez: 274.000
Burada da görüleceği üzere Müslüman nüfus bahsi geçen diğer eserlerdeki mik*tarının dörtte biri kadardır. Bu durumun açıklasıyla ilgili olarak mezkur eserde şu bilgiler verilmektedir:
‘ ‘İki bilgi kaynağı arasındaki bu büyük farktan dolayı 7 Eylül 1880 tarihinde resmen verilen nüfus cetvellerini büyük devletlerin sefirleri sahih olarak telakkî edemeyecek*lerini ortak bir beyanname ile Bâb-ı Alîye tebliğ ettiler. Bunun üzerine gerçekleştirilen
geniş çaplı bir araştırmada, patrikhanenin Hıristiyan ahaliyi tamamıyla gösterdiği halde Müslümanlardan yalnız Hıristiyanlarla karışık olarak sakin bulunanları katetmiş olduğu ortaya çıkarmıştır. Patrikhane’nin bundan maksadı, yabancı devletlere İslâm nüfusunu Hıristiyanlarınkinden az göstermek olduğu açıktır.”
Büyük devletlerin, azınlıkların nüfusu ve hakları üzerindeki hassasiyetleri genel*likle emperyalist düşünce ve çıkarlarını tatmin etmekten öte fazla bir anlam taşıma*maktadır. Bu durum Kaptan Norman’ın yazmış olduğu eserde çeşitli şekillerde dile getirilmektedir:
“Bu Ermeni ihtilalinin mahiyeti İstanbul’da tam bir açıklık ve sıhhatle anlaşılmış*tır. Hınçak komitesinin feryadı ‘ ‘ya hürriyet ya ölüm’ ’ olup hürriyet ve selamet, Londra ve Newyork şehirlerinde bulunan komitelerin hisselerine ve ölüm dahi Anadolu içeri*sindeki fukara köylülerin hisselerine isabet etmiştir. Zeytun asileri İngiltere ve Amerika’nın maddi yardımları sayesinde silahlanmışlardır.”
‘ ‘Bundan tahminen altı sene önce İngilizce bir haber gazetesinde Dr. Lain imzasıyla muharrer olarak neşr ve ilan edilen özel bir makalede, merkezi Zeytun mevkii olmak üzere Anadolu’nun orta göbeğinde bir Ermeni vilayet-i muhtaresi teşkilinden ve son*raları düşecek fırsatlardan istifadeyle bir Ermeni kraliyeti vücuda getirilerek Hazar De*nizi ile Akdeniz arasında bulunan memleket ve beldelerin emniyet ve asayiş ve sıhhatini kefalet eden bir hükümet idaresi altına alınmasından bahsolunmuş idi. Yukarıda zik*redilen Dr. Lain Ermeni Hmçak komitesinin bir havarisi idiği ve geçen son beş sene zarfında Anadolu’nun her tarafından dökülen kanın mesuliyeti mezkur Hınçak komi*tesine aid ve raci olduğu sabit olmuşken Hınçaklar’ın vaki hareketlerinin İngilizler na*zarında masumane görünmesi garib bir durumdur.” 10
Bu ve buna benzer bir çok yazıda da olayların, tamamiyle emperyalist güçlerin kışkırtma ve teşvikleri ile meydana geldiği, Ermeni muhtar vilayeti ve kraliyet düşün*cesinin sadece bir maceradan ibaret olduğu açıkça gösterilmektedir. Azınlıklar meselesi tarihimizde devamlı kurcalanan ve üzerinden çıkar sağlanan bir durumda bulunagelmiştir.
Ermeniler’in Anadolu topraklarına Türkler’den önce yerleşmiş olması da fazla bir önem taşımamaktadır. Çünkü herhangi bir toprakta yaşayan insanlar o bölgeye ilk defa gelip yerleşmiş kimseler değildir. Hem Selçuklular’dan bu yana Ermeniler üzerinde hiçbir asimilasyon teşebbüsüne girişilmemiş ve Osmanlı döneminde de en rahat yaşayan ve yöre halkından kat kat zengin olan millet yine Ermeni milleti olmuştur. Fakat Amerika örneğini göz önünde bulunduracak olursak azınlıklar havariliği ve insan hakları savu*nuculuğu maskesinin geri tarafını da rahatlıkla görebileceğiz demektir. Amerika yerli*lerini ve bilhassa Kızılderili kabilelerini müzelik konumuna getiren bu insanlar acaba hangi hakların savunucularıdır?'01ayın bir başka yönünü sergilemek için aşağıdaki me*tinler calib-i dikkat olsa gerektir:
“Hariciye Nazırı Arifi Paşa’dan Paris ve Berlin Büyükelçilikleri’ne Paris, Berlin ve Cenevre’de kurulan Ermeni derneklerinin birbirleriyle irtibatlı oldukları, Erivan ve Erzurum’daki olayların Cenevre’den gönderilen talimatla yapıldığı, araştırmaların ya*pılarak bildirilmesi.” (II)
17 Ekim 1883
“İngiltere Büyükelçiliği’nden Hariciye Nezareti’ne Kiliselere saldın yapıldığı yolunda hükümete yapılan başvuru ve İngiltere’nin Hıristiyanları koruma girişimi...” (12)
25 Ekim 1883
Bu iki belge, tarafların olaylara yaklaşımım ve konunun kendilerini ilgilendiren yönlerinin üzerinde hassasiyet gösterdiklerini açıkça göstermektedir. Fakat müdahaleci güçler daima diğer devletleri hırpalamakla onlara gözdağı vermekte kendi meseleleri gündeme geldiği zaman ise dış tepkileri, iç işlerine müdahale olarak görmektedirler. Bu, “hak güçlünündür,, mantığının net bir şekilde tezahürüdür. Bütün bu olumsuz tavırlara rağmen bazı müşahitler, gerçeği olduğu gibi göstermeye çalışmışlardır. Bunlardan İstanbul’da ve Türkiye’de elli yıl ömür geçirmiş olan George Washbom, İngitere’nin Ermeni dava*sındaki rolünü şu suretle açıklamaktadır.
“Ermeniler’in durumu, bilhassa Anadolu’nun içerisinde, Berlin kongresinden sonra gittikçe fenalaşmaya başlamıştı. Bu durumdan İngiliz politikasının sorumluluk hissesi büyüktür. İngiltere, Ermenilerin haklarını savunmaya, onlar için ıslahat temin etmeye koyulmuş ve Ermeniler’i muhtar bir Ermenistan eyaletinin kurulacağı fikriyle tahrik etmiştir.” (13)
Büyük devletlerin Ermeni olaylarına ilk müdahalesi 1880 senesinde gerçekleşmiş*ti. Bu bölgede yabancı devletlerce de yapılan nüfus araştırmaları bu tarihlere rastlamakta olup bütün bu bilgi ve belgeler ışığında Ermeni meselesinin tamamen suni bir mesele olduğunu ve meselede direk sorumlu olan devletin Osmanlı Devleti’nden ziyade em*peryalist düşüncedeki devletlerin olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz. Ermeni soykırımı iddialarının daha uzun yıllar gündemde tutulacağını ve bu meselenin ikiyüzlülükle umacı gibi ikide bir karşımıza çıkarılacağını bilmekteyiz. Asıl şayanı hayret olan bu durum olmayıp, Türkiye’nin ve Türk basınının mesele karşısında gösterdiği tepkilerdir. Ta*sarının Amerikan Senatosu ’ndan geçmemiş olması ne etkin bir lobi faaliyeti gösterdi*ğimizle nede Türkiye’nin gücüyle açıklanabilir. Senatodaki oy dağılımı olsa olsa açık bir alayın ifadesi olabilir.
Erzurum, Bitlis, Van, Diyarbakır, Mamuret'ül Aziz Sivas, Trabzon, Halep, Adana ve Ankara Vilayat-ı Şahanesi'nin Nüfus Cedvelidir.
(Dr. Süpan'ın eserinden müstahreçtir)
Esâmi-i Misâha-i Mezâhib-iVilâyâtve Sathiye Şâire YÜZDE
Sancak Km. Murabba Islâm Ermeni Hristiyaniye Musevi Yekun İslam Ermeni
1) Erzurum
20,2
Erzurum
22,6
Erzincan
16,3
Bayezid
—
41.471
20,0
2) Bitlis
33,0
Muş
—
66.752
44,8
Genç
—
52.397
19,6
Siirt
—
64.448
29,9
Bitlis
30,4
3) Van
18,6
Van
—
61.000
50,0
Hakkari
—
180.000
5,0
4) Diyarbakır
16,8
Diyarbakır
—
99.690
22,5
Ergani
—
107.432
13,5
Mardin
—
121.522
14,8
5) Mamuretül Aziz
12,1
Harput
-r-
249.706
15,3
Malatya
--
200.080
7,5
Dersim
--
55.160
12,1
6) Sivas
15,7
Sivas
11,6
Tokat
18,7
Amasya
—
198.000
19,5
Karahisar-ı Şarki
23,4
7) Trabzon
4,5
Trabzon
4,8
Samsun
5,9
Lazistan
3,2
Gümüşhane
—
118.770
1,7
8) Halep
4,9
Halep
5,1
M araş
6,7
Urfa
4,5
9) Adana
24,1
Kozan
46,8
Cebel-i Bereket
29,1
Adana
29,1
İçel
10,5
Yozgat
İU
Kayseri
23,1
Kırşehir
1,3
Ankara
266.541
94,1 5,0 YEKÛN
555.470
5.160.000
13,6
76.720
467.249120.466
3683
5575
596.973
78,320,2
Erzurum
—
254.30675.443
973
2849
333.571
76,222,6
Erzincan
—
171.47234.518
2.710
2.158
210.858
81,316,3
Bayezid
—
41.471
10.505
—
568
52.544
78,920,0
2) Bitlis
29.850
254.000131.390
9.372
3.863
398.625
63,733,0
Muş
—
66.752
55.365
372
970
123.459
54,144,8
Genç
—
52.397
12.964
—
836
66.197
79,119,6
Siirt
—
64.448
30.152
5.050
1.092
100.742
63,929,9
Bitlis
—
70.40332.909
3.950
965
108.227
65,030,4
3) Van
47.700
241.00079.998
98.002
11.000
430.000
56,018,6
Van
—
61.000
64.998
1.002
3.000
130.000
46,950,0
Hakkari
—
180.000
150.000
97.000
8.000
300.000
60,05,0
4) Diyarbakır
46.800
328.64479.129
53.420
10.269
471.462
69,716,8
Diyarbakır
—
99.690
32.373
8.576
3.284
143.923
69,322,5
Ergani
—
107.432
18.150
5.530
3.405
134.517
79,813,5
Mardin
—
121.522
28.606
39.314
3.580
193.022
62,714,8
5) Mamuretül Aziz
37.800
504.94669.718
650
—
575.314
87,812,1
Harput
-r-
249.706
45.348
650
—
295.704
84,415,3
Malatya
--
200.080
16.200
—
—
216.280
92,57,5
Dersim
--
55.160
8.170
—
—
63.330
87,112,1
6) Sivas
83.700
839.514170.433
76.068
440
1.086.455
77,515,7
Sivas
—
451.21463.868
31.933
—
947.015
82,511,6
Tokat
—
151.80037.919
12.681
400
202.800
74,818,7
Amasya
—
198.000
50.600
11.000
—
259.600
76,319,5
Karahisar-ı Şarki
—
38.50018.046
20.454
—
77.000
50,023,4
7) Trabzon
31.300
806.70047,200
193.400
400
1.047.700
77,04,5
Trabzon
—
334.97521.435
91.180
110
447.700
74,84,8
Samsun
—
214.13518.465
77.150
250
310.000
69,15,9
Lazistan
—
138.8205.100
16.040
40
160.000
86,73,2
Gümüşhane
—
118.770
2.200
9.030
—
130.000
91,41,7
8) Halep
78.600
792.44949.032
134.2777
20.000
995.758
79,64,9
Halep
—
465.34630.476
87.333
19.265
602.420
77,25,1
M araş
—
134.43812.119
32.928
368
179.853
74,76,7
Urfa
—
122.6656.437
14.016
367
143.485
85,54,5
9) Adana
40.000
162.40097.450
71.539
72.050
403.439
40,224,1
Kozan
—
32.00028.084
—
—
60.084
53,246,8
Cebel-i Bereket
—
69.90069.366
47.539
51.270
63.473
29,329,1
Adana
—
69.90069.366
47.539
51.270
174.602
29,329,1
İçel
—
—60.500
24.000
20.780
105.280
57,4—
10) Ankara83.000
763.11994.298
34.009
1.475
892.901
85,510,5
Yozgat
—
242.98931.041
4.870
997
279.897
86,8İU
Kayseri
—
136.59048.693
25.449
—
210.732
64,823,1
Kırşehir
—
116.999346
1.794
—
119.139
98,21,3
Ankara
266.541
14218
1.896
478
283.13394,194,1 5,0 YEKÛN
555.470
5.160.000
939.000
674.000
125.000
6.898.000
74,813,6
Ermeniler’in en ziyade bulunduğu 10 vilayet hakkında Prof. Dr. Supan’ın düzen*lemiş olduğu layihaya ilişik olan nüfus cetvelinden şu neticeler çıkarılmaktadır:
1-) Osmanlı vilayetlerinin hiçbirinde Ermeniler nüfus miktarı itibarıyla Müslümanlar’a üstünlük sağlayamamıştır.
2- )Cetvelde zikrolunan 10 vilayetteki toplam nüfusun % 74’ü İslâm ve % 13’ü ise Ermeni ’dir.
3-) İlk sekiz vilayetin 25 sancağından yalnız ikisinde Ermeniler Müslümanlar’dan ziyadededir.
4-) Kazalara gelince, mezkur 25 sancağa tabi 125 kazadan ancak 9 kazada Ermeniler’in miktarı, kendilerine en müsaid olarak tertip edilmiş olan cetvellere nazaran Müslümanlar’dan fazladır. Halife Efendi’miz döneminde Osmanlı vilayetlerinde genel nüfus anbean artmakta olduğu gibi her taraftan Müslüman muhacirlerde Osmanlı vilayet ve şehirlerine göç etmektedir. Bu sebebe binaen yakında bu dokuz kazada da Müslümanların nüfusu artarak Ermeniler’e miktarca üstünlük sağlayacağı şüphesizdir.
OSMANLI MEMLEKETLERİNE HEM HUDUD BULUNAN RUSYA MEMLEKETLERİ DAHİLİNDE ERMENİLER’İN DAĞILIŞI
Rusya Şurayı Devlet azasından Mösyö Saydliç’in derin bir araştırma ile elde ettiği bilgilere göre Tiflis, Erivan, Kars Dağıstan Elizabethpol, Batum ve civar, memleket*lerinde genel nüfus 4.782.458 olup 958.371 ’i Ermeni olmakla Rusya’da Ermeniler % 20 nisbetinde olduğu halde zikrolunan Osmanlı vilayetlerinde ancak % 13 kadardır.
Dipnotlar:
1- Esat Uraz, Tarihte Ermeniler ve Ermeni meselesi, Ankara, 1950. sh. 89
2- Esat Uraz’a a.g.e sh. gg
3- Prof. Dr Ali Sevim, Selçuklu - Ermeni ilişkileri, Ankara, 1983, sh. 11
4- Bu durumun tesbiti için Başkanlık Osmanlı Arşivi’nde sicilli Ahval defterlerine bakınız:
5- Enver Ziya Karal, Osmanlı Tarihi, cilt 8, Ankara, 1988, T.T.K.Basımevi sh. 127
6- Bu durumla ilgili olarak Yıldız Sadaret Resmî Maruzat evrakına müracat edilebilir.
7- Ek tabloda yer alan yekûn İslâm ve Ermeni yüzdeleri.
8- Memalik-i Mahruse-i Şahane’de ve Hamdudud Bulunan Rusya Memaliki’nde Ermeniler’ in Miktarı ve Sûret-i Inkisamlarma Dair Malumat-ı Istatistikiye. I.Ü. Kütüphanesi T.Y. 9042 sh.l
9- Aynı eser sh.l
10- Aynı eser sh.2
11- Yıldız Esas Evrakı, Kısım: 35, Ev. No: 334, Zarf: 50, Karton 97, HNA 72131/93
12- Yıldız Esas Evrakı, HNA, End. s-1, Karton 602-2
13- Enver Ziya Karal, Osmanlı Tarihi. Sh. 131