Osmanlı Tarihçilerinin Gözünden ‘Timur’ ve ‘Altınordu’ Meselesinin Aslı

Konu sahibi son olarak 4382 gün önce görüldü
Osmanlı tarihçileri Timur’u adaletten yoksun, zalim bir şahıs olarak gösterirken, Yıldırım’ı da kibir ve gurura kapılmakla, devlet ileri gelenlerinin nasihatlerini dinlememekle suçlarlar. Tarihçiler mensup oldukları devleti yıkılmanın eşiğine getiren Timur hakkında zaman zaman ağır ifadeler kullanmakla beraber, bu hadisede Yıldırım’ı hatalı bularak, hadiseyi izlediği merkeziyetçi siyaset sebebiyle ulema ve bazı nüfuz gruplarını incittiği için ona verilmiş ilahi bir ceza olarak görmüşlerdir. Yıldırım’ı da suçlamakla beraber tarihçiler, olumsuz bir Timur imajı çizmişler ve bu görüşleri daha sonraki yazarlar tarafından da benimsenmiştir. XIX. Yüzyıldan itibaren milliyetçi fikirlerin Türkiye’de yaygınlaşması ile Timur’a bakış biraz müspetleşmişse de (olumlu hale gelmişse de), genellikle Osmanlı gözüyle bakılmaya devam edildiği için Timur’un imajı hala olumsuzdur.

Tarihçiler genellikle Timur’u, Altınordu Devleti’ne vurduğu darbeler yüzünden Rusların güçlenmesine sebep olduğu, Osmanlılara vurduğu darbe sebebiyle de Anadolu birliğinin kurulmasına engel olduğu ve İstanbul’un alınmasını 50 yıl geciktirdiği için sevmezler. Müslüman Türk devletlerinin birbirlerini boşu boşuna yıprattığını belirtirler. Bu hadiselere Osmanlı gözü ile bakıldığından bu neticeye ulaşılması normaldir. Halbuki Türk tarihine göz atıldığında büyük savaşların çoğunun Türk devletlerinin kendi arasında meydana geldiği görülür. Göktürklerle Türgişler arasında meydana gelen ve ilk defa iki büyük Türk devletinin karşılaşması olan Bolçu savaşlarından itibaren Türk devletleri bir çok defa harp meydanlarında karşılaştılar. Gaznelilerle Selçuklular Dandanakan’da, Osmanlılarla Akkoyunlular Otlukbeli’nde, Osmanlılarla Safeviler Çaldıran’da, Osmanlılarla Memlükler Mercidabık ve Reydaniye’de savaştılar.

Altınordu Meselesi

Timur, Altınordu tahtına geçmesi için Toktamış’a yardım etmişti. Ancak Harezm ve Güney Azerbaycan bölgelerine kimin hakim olacağı meselesinden iki devlet 1391’de Kunduzca ve 1395’te Terek’te savaştı. Her iki savaşta da büyük mağlubiyet alan Altınordu, eski gücünü kaybettiği için bundan istifade eden Moskova Knezliği de yavaş yavaş büyüdü. Altınordu zayıfladıktan sonra 85 yıl daha ayakta kaldı. Yıkılmadan önce Ahmed Han’ın Moskova seferinde, bu şehri alabilecek güce sahipti. Ancak bu sıralarda Altınordu-Lehistan/Litvanya ittifakı, Moskova-Kırım Hanlığı ittifakı ile mücadele ediyordu. Osmanlı İmparatorluğu da, Kırım Hanlığı sebebiyle Altınordu’yu desteklemediği gibi karşı ittifaka da yardım etmekteydi. Ahmed Han’ın 1480 Moskova seferi, Kırım Hanı’nın o seferdeyken başkentine saldırması sebebiyle başarısız olmuş ve bu seferin ardından Altınordu Devleti, Kırım’dan yediği diğer darbelerle tarih sahnesinden çekilmiştir. Altınordu’nun bu trajik ortadan kalkışına dikkat edilirse, bunda Kırım Hanlığı ve dolayısıyla Osmanlı İmparatorluğu’nun da rolü olduğu görülür.

Erhan Afyoncu – Osmanlının Hayaleti
 
Türk ve Müslüman devletler arasında her zaman mücadele olmuştur. Sadece Osmanlı-Timur ya da Osmanlı-Altınorda değil. Öncesi de var.


 
Türk ve Müslüman devletler arasında her zaman mücadele olmuştur. Sadece Osmanlı-Timur ya da Osmanlı-Altınorda değil. Öncesi de var.


Malesef doğru.Bence bu savaşlarda hep kaybeden Türkler olmuştur ama törede dünya haimiyetini gerekiriyordu.Hemen hemen tüm Türk devletlerinde bu anlayış vardır.Savaşmak yerine birleşme olsa idi belki çok farklı olurdu .
 
Malesef doğru.Bence bu savaşlarda hep kaybeden Türkler olmuştur ama törede dünya haimiyetini gerekiriyordu.Hemen hemen tüm Türk devletlerinde bu anlayış vardır.Savaşmak yerine birleşme olsa idi belki çok farklı olurdu .

Bu sadece bizim milletimizde yok, her millet arasında gerçekleşmiş. Bizdekinde cihan hakimiyeti düşüncesi ağır bastığından, her zaman birbirlerine rakip olmuşlar. Bunun önüne geçmek mümkün değil zaten. Kimse elinden gücünden vazgeçmek istemez.
 


Bu sadece bizim milletimizde yok, her millet arasında gerçekleşmiş. Bizdekinde cihan hakimiyeti düşüncesi ağır bastığından, her zaman birbirlerine rakip olmuşlar. Bunun önüne geçmek mümkün değil zaten. Kimse elinden gücünden vazgeçmek istemez.
Bu açıdan devletler tıpkı insanlar gibidir,daima daha fazlasını ister,daima büyümek ister diyebiliriz.Evet diğer uluslarda da bu var ama kendi arasında en fazla savaşan millette biziz :)
 
Bu topraklar Mezopotamya ilk kardeş kanının döküldüğü topraklar. Birbirimizi kırmamızın sebebi de budur belkide, lanetli topraklardayız.
 
Geri