Osmanlı neden amerikaya gitmedi?

Konu sahibi son olarak 2611 gün önce görüldü
Osmanlı devleti batıya olan ilgisinden dolayı Amerikayı keşfetmemesi diye bir sorunsal vardır kaldı ki kanuni o dönemde en iyi denizcilere sahip olduğu halde bunu yapamamış. Belki de tenezzül etmemiştir.
 
Keşfetmekten bahsettim akıllı bıdık.
 
bende amerikaya gitmek için sağlam geminin olması gerektiğini söyledim canım daha akdenizde bocalayan bi gemiyle bırak amerikaya rusyaya zor gidersin
 
Anladım peki osmanlı değilmiydi amerikaya vergi bağlayan? e zaten kanuni değilmiydi Kristofu komutandan bile saymayan.
 
Belki de o dönemlerde Amerika tehdit olarak görülmüyordu. Daha ciddi ve sınırlara daha yakın düşmanlar vardı. Zaten yeteri kadar genişleyen sınırlar kontrol altında tutulamadığı için duraklama ve çöküş gerçekleşti bir de Amerikayı ele geçirip oranın idaresi ve güvenliğiyle uğraşmanın mantığı yoktu.
 
Belki de o dönemlerde Amerika tehdit olarak görülmüyordu. Daha ciddi ve sınırlara daha yakın düşmanlar vardı. Zaten yeteri kadar genişleyen sınırlar kontrol altında tutulamadığı için duraklama ve çöküş gerçekleşti bir de Amerikayı ele geçirip oranın idaresi ve güvenliğiyle uğraşmanın mantığı yoktu.

Kardeşim başlıktan dolayı yanlış anladın sanırım bende sorun. ben neden amerika kıtasını keşfedemedi dedim.
 
Osmanlı Devleti' nin Amerika yı neden keşfe çıkmadığını tam olarak bilemeyiz. Fakat Osmanlı Devleti sınırlarını en geniş duruma getirmişti zaten. Osmanlı Devleti ' nin duraklama nedenleri arasında devletin artık doğal sınırlarına ulaştığı belirtilmektedir. Bununla beraber bilim ve teknoloji alanında başlayan gerilemeler, savaşlarda alınan mağlubiyetler Osmanlı Devleti ni mevcut sınırları içinde kalmaya hatta bu sınırları korumaya zorlamıştır.

Osmanlı Devleti nin donanmasındaki gemiler okyanuslar dalgalarına dayanıklı gemiler değildi. Bu nedenle Kanuni Sultan Süleyman zamanında dört kez yapılan Hint Seferlerinden net bir sonuç elde edilememiştir. Osmanlı Devleti'nin Amerika' ya gidebilmesi için Atlas Okyanusunu geçmesi gerekiyordu. Eğer Osmanlı Devleti Viyana' yı geçebilseydi tüm Avrupaya hakim olcak ve Portekizlilerle Venediklilerden elde ettiği gemi teknolojisiyle ecdadımız belkide Amerika Kıtasınada gidebilecekti.
 
Kardeşim başlıktan dolayı yanlış anladın sanırım bende sorun. ben neden amerika kıtasını keşfedemedi dedim.
Onun da cevabı içinde zaten. Sınırları kontrol edebileceğinin üzerindeydi ve donanma ne kadar başarılı olursa olsun keşfi tamamlayacak sağlamlık ve kapasitede değildi. Macera aramanın mantığı yoktu.
 
Biliyorum Amerikalıların akdenize gelip. buralarda osmanlıda bulunan korsanlara yenilmesinden bahsediyorum. hatta bir yerde okumuştum çok uçuk miktarda vergi vermiş padişahın elini öpmüşler. yani osmanlıda bulunan denizcilerin amerikalı denizcilerden kat ve kat yetenekliyken sadece güçsüz gemiye bağlamak mı gerekir bunu?
 
Biliyorum Amerikalıların akdenize gelip. buralarda osmanlıda bulunan korsanlara yenilmesinden bahsediyorum. hatta bir yerde okumuştum çok uçuk miktarda vergi vermiş padişahın elini öpmüşler. yani osmanlıda bulunan denizcilerin amerikalı denizcilerden kat ve kat yetenekliyken sadece güçsüz gemiye bağlamak mı gerekir bunu?

sen anadoluda türk birliğini sağlayana kadar adamlar amerikayı keşfetti.
 
Osmanlı'nın yatırımını denizciliğe yapmaması bu yöndeki kültürünün zayıflığını da gösteriyor. Denizciliğe yatırımı riskli ve ya gereksiz görülmüş de olabilirler. İki kıtaya yayılmanın verdiği güven ile daha fazlasının gereği olmadığı düşünülmüş de olabilir. Tabi bunlar hep varsayım akıl yürütmece falan zira osmanlı denildiğinde aklıma sülümanın seksi sakallarından başka bir şey gelmiyor. İzleyici de değilim ama bunu yani sülümanı iki kez izlemişliğim var ve ben onda okyanusa kıyım olsun azmini görmüştüm fakat olmayınca da olmuyor. Ya öyle işte. .p
 
İlk olarak Osmanlı devleti Avrupa'daki yenilik hareketlerini takip etmedi(edemedi)diye biliriz bunun sebebi olarak,bunun en büyük sebebi ise Osmanlı gücüne çok güveniyordu ve hiç bir zaman bu gücünü kaybetmeyeceğini düşünüyordu.Kendisini Avrupa'da olan gelişmelerden soyutlamıştı.Bir diğer sebep ise Osmanlı'nın denizlerde Avrupa kadar güçlü olamaması.Özellikle Okyanuslara dayanıklı gemileri bulunmuyordu.Ayrıca Avrupa'da yıkılan batıl inançlar Osmanlı'da devam etmekte idi.Ayrıca belirtmekte yarar var ki Osmanlı'nın en büyük,dünyanın en ünlü denizcilerinden lan Piri Reis'in idamıyla Osmanlı'nın denizlerdeki gücü daha hızlı tükenmeye başladı.Bir diğer nokta ise Osmanlı Coğrafi keşiflerden çok o dönemde Doğunun en zengin bölgelerinden olan Hindistan'a yönelmişti ve buraya özellikle Kanuni çok fazla önem veriyordu.O dönemin denizci devletlerinden özellikle İtalyan devletleri,Portekiz ve İspanya denizcilikte çok ileriydi,o yüzden zaten Güney Amerika'da Portekizce ve İspanyolca yaygın :) Son olarak diğer arkadşaların dediği gibi Osmanlı artık çok fazla sınırlara ulaşmıştı ve yeni yerler fetetmekten çok elindekini tutabilme ve elindekini tüketmeye başladı diyebiliriz :)
 
Osmanlı yönetiminin Fatih'ten itibaren Türkleri yönetimden dışlaması sonucu Akdeniz'de üstün bir deniz gücüne sahip olan Türk korsanlarını da rahatsız etmiştir. Turgut Reis donanmanın başına geçirilmemiş denizcilikten bihaber devşirmeler bu göreve laik görülmüşler, Malta kuşatması bu zihniyetin acemice kararları sonucu olarak yanlış icra edilmiş Turgut Reis beklenilmemiş, kuşatma çok geniş bir cepheden yapıldığından surda gedik açmak zorlaşmıştır. Turgut reis gelir gelmez tek bir noktaya odaklanmış ve surda gedik açmışsa da surların önünde şehit düşmüştür.
Turgut Reis'in şehit düşmesi donanmanın moralini bozmuş ve bu kuşatma sonuçsuz kalmıştır. Türk insanına güvenmeyen I. Selim ve oğlu Kanuni ve de ondan sonra gelen tüm Padişahlar aynı yolu izlemişlerdir.

Akdeniz'i Türk gölü yapan Turgut Reis ve onun gibiler sırf Türk olduklarından horlanılıp devlet yönetiminden uzak tutabilmek için Cezayir valiliği ile görevlendiriliyor ise Osmanlı'nın içine düşürüldüğü durumu anlamak zor olmasa gerek..Böyle bir Osmanlı'nın değil Amerika'ya gitmek Akdeniz'de kendi donanmasını koruyamamsı bile başlıbaşına trajı komik bir hadisedir.
 
Osmanlı devleti batıya olan ilgisinden dolayı Amerikayı keşfetmemesi diye bir sorunsal vardır kaldı ki kanuni o dönemde en iyi denizcilere sahip olduğu halde bunu yapamamış. Belki de tenezzül etmemiştir.
Latin Amerika’nın İslam’la tanışması 12. yüzyıla kadar dayanır. Amerika’yı Kolomb değil 1178’de Müslümanlar keşfetti. 1178'te Müslüman denizciler Amerika kıtasına ulaşmıştı. Kristof Kolomb anılarında Küba kıyılarında dağın tepesinde bir caminin varlığından bahseder. Yani Kolomb daha Amerika kıtasını keşfetmeden İslam dini kıtada inkişaf etmiş, yayılmıştı.
Yaa işte böyle, Batılılar her şeyi örtüyor sonra da kendine mal ediyor.
Ortaçağ Hristiyan Avrupasın'da Batı altına edip nasıl temizleneceğini bilmezken İslam dünyası bilginleri yıldızların açı ve mesafelerini ölçüyordu.
 
Dünyaca ünlü Harvard Üniversitesi eski profesörü ve ABD Bilim Sanat Akademisi üyesi Barry Fell'in çalışmaları, Hazreti Ali ve Hazreti Osman döneminde Müslümanların Amerika'ya ulaştığını ve burada denizcilik okulları açtığını gösteriyor. Prof. Fell, ABD'nin Nevada, Colorado, New Mexico ve Indiana eyaletlerinde 7. ve 8. yüzyıllarda açılmış Müslüman okulları olduğunu, arkeolojik kazılarda ortaya çıkan bulgulara dayandırıyor. Batı Amerika'nın el değmemiş bölgelerinde kayalar üzerinde bulunan yazılar, çizimler ve tablolar, o zamanlar uygulanan ilk ve orta düzeydeki Müslüman eğitim sisteminin kalıntıları. Bu belgeler, kuzey Afrika Arapçasının eski kûfî Arap harfleriyle yazımından oluşmakta, okuma-yazma, aritmetik, din, tarih, coğrafya, matematik, astronomi ve denizcilik konularını kapsamakta. Nevada'daki kazılarda bulunan bir kaya üzerindeki "Allah'ın adıyla" yazısı ve "Muhammed Nabiyallah" yani "Muhammed (sav) Allah'ın elçisidir" yazılı taş 7. yüzyılda kullanılan bir çeşit kûfî yazısıdır

ABD'deki İslam izleri ile ilgili bir diğer çarpıcı bilgi ise şu: Rahip Thaddeus Mason Harris, 1787'de Massachussets eyaletindeki Boston'da, Malden'dan Cambridge'e doğru giderken bugün 16 numaralı yol olarak adlandırılan bölgede yol yapımı için çalışan işçilerin kazı yaparken bazı paralar bulduklarını görür. İşçiler o metalleri kıymetsiz zannedip ondan da bir avuç almasını ister. O da aldığı paraları Harvard College (bugünkü Harvard Üniversitesi) kütüphanesine incelenmek üzere gönderir. Resim 6'daki bu paraların 9. ve 10. yüzyıllara ait Semerkand dirhemleri olduğu inceleme sonucu ortaya çıkar. Dirhemlerin üzerinde "La ilahe illallah, Muhammedun Resulullah ve Bismillah" yazılıdır.
"Modern haritaları Avrupalıların yaptığı bilgisi tamamen yanlıştır. Modern haritalar ilk olarak İslam dünyasında yapıldı. 18. Yy'a kadar Avrupa'da enlem-boylam derecesine dayanan harita yapma geleneği yoktu. Bunu İslam dünyasından öğrenmişler ama uzun yıllar doğru tatbik edememişlerdir."
 
dünyaca ünlü bilim adamlarımızdan Prof. Dr. Fuat Sezgin. Halen Almanya'nın Frankfurt kentinde yaşayan ve Goethe Üniversitesi Arap ve İslam Tarihi Bilimleri Enstitüsü Başkanlığını yapan Sezgin, yanlış bilgilerin insanlığa yayıldığını söyledi.

Prof. Dr. Sezgin, AA'ya yaptığı değerlendirmede şöyle dedi: “İslam coğrafyası üzerinde 26 yıl çalıştım ve fikirler geliştirdim. Amerika'yı Kolomb'dan önce Müslümanların keşfettiğini yazdım.

Müslümanların Amerika'ya ulaştıklarına yüzde yüz eminim. Hatta Müslümanlar birkaç yüz sene Amerika'nın haritasını yapmakla uğraştı. Şu an kullanılan Afrika, Asya ve Avrupa'ya ilişkin tüm dünya haritaları, Müslümanlar tarafından yapıldı. Vasco da Gama da Müslümanlara ait haritalarla Hindistan'a ulaşabildi.”

Sadece Prof. Dr. Sezgin değil. Prof. Barry Fell ve Prof. Brent Kennedy gibi Amerikalı bilim adamlarının benzer görüşleri var. Tarih ve Düşünce dergisi, Kasım 2005 sayısında Amerika'nın Müslümanlar tarafından keşfedildiğini kapak konusu yapmıştı. Araştırmacı Yazar Uğur Yıldırım'ın kaleme aldığı makalede, özetle şu bilgilere yer verilmişti:

Müslümanlar öğretti: Amerika kıtasını Kristof Kolomb'un keşfettiği söylenir. Oysa Kolomb'un oğlu, Avrupa'nın batı istikametinde de deniz yoluyla gidilebileceğinin imkân dahilinde olduğunu babasının Cenova'ya gelen Müslüman gemicilerden öğrendiğini nakletmişti.

Önce İspanya'ya ulaştılar: Prof. Brent Kennedy, dedelerinin İngiliz ve İrlandalı olduğunu zannediyordu. Akdeniz Anemisi hastalığına yakalanınca şüphelendi ve köklerinin Lübnan'dan Türkiye'ye ve Doğu Afrika'ya kadar uzandığını öğrendi.

Defalarca Türkiye'ye geldi. 7. yüzyılda Arap ve Berberî askerlerden oluşan Müslüman ordusunun İspanya'yı ele geçirip buradan Amerika'ya göç ettiklerini savundu.

Dilleri aynı: Dil âlimleri Kolomb'dan evvelki zamanlarda Kızılderililerin dillerinde Arapça asıllı kelimelerin bulunduğunu ortaya çıkardı. Kolomb, Küba kıyılarında havlamayan köpekler görmüştür ki, bunlar da Batı Afrika cinsi köpeklerdi. Yani eski dünya ile yeni dünya arasında seyrüsefer ilk olarak Müslümanlar tarafından kurulmuştu.

Paralarda Kelime-i Tevhid: 1787'de Boston'da işçiler kazı yaparken bazı paralar buldu. Harvard Üniversitesi'nde incelenen paraların 9. ve 10. yüzyıllara ait Semerkand dirhemleri olduğu ortaya çıktı. Dirhemlerin üzerinde “La ilahe illallah, Muhammedun Resulullah ve Bismillah” yazılıydı.

Allah'ın adıyla: Nevada'daki kazılarda bir kaya üzerinde 7. yüzyılda kullanılan kûfî yazı ile “Allah'ın adıyla”, “Muhammed Nebiyallah” “Şeytan bütün yalanların kaynağıdır' yazıları tespit edildi. ABD Bilim Sanat Akademisi üyesi Prof. Barry Fell'e göre burada 7. ve 8. yüzyıllarda Müslümanlar yaşıyordu.

Denizcilik okulu kurdular: Kaliforniya Üniversitesi'nden arkeologlar Prof. Robert Heizer ve Prof. Martin Baumhoff yaptığı kazılarda Nevada'da İslam ve bilimin özellikle denizciliğin okutulduğu bir okulun varlığını tespit etti. Yani Hazreti Osman ve Hazreti Ali döneminde Müslümanlar, Amerika kıtasında denizcilik dersi veriyordu.

Keşfe başladılar: Arap tarihçi ve coğrafyacı Mesudî (ö.956) “Müslümanlar Hazreti Muhammed'in vefatından 15 sene sonra Hazreti Osman devrinde İspanya'ya girdikleri zaman, önlerine nihayetsiz Atlantik Okyanusu çıktı. Hemen keşiflere başladılar” diye yazdı.

Mısırdaki Türk isimleri: Tahıllardan mısır batı Afrika kıyılarından hacılar vasıtasıyla Mısır'a getirilmiş, oradan Türklerle tanışmıştı.

Bunlar Kristof Kolomb'dan önce cereyan etmişti. Mısır, Avrupa dillerine Grano Turco (İtalyanca), Triticum Turcicum (Hollandaca), Trigo de Turkina (İspanyolca), Turkish Heude (İsveçce), Turkie Cornes (Fransızca) ve nihayet Türkishes Korn (Almanca) şeklinde söylendi.

Geri dönmediler: Memlükler dönemi tarihçilerinden İbn Fazlullah el-Ömerî, Mesâlik el-Ebsâr isimli eserinde Mısır prensinin 3 bin kayıkla bir daha dönmemek üzere Amerika'yı keşfe çıktığını yazdı.
 
Çünkü öyle bi derdi yoktu osmanlının.O zamanlarda bilinen dünyanın büyük kısmına hükmediyodu.Çoğrafi keşif hareketleri başlayınca hint seferleri yaptı sadece o da tam tutmayınca sonradan vazgeçti.Mevcut ticaret yollarını tekrar hareketlendirmeye çalıştık o da tam olmadı.
 
Geri