Oruç ve imsakiye (1)

Konu sahibi son olarak 2792 gün önce görüldü
İbâdetlerin kabul olması için, doğru vakitlerinde yapılması şarttır.

İslâm âlimleri ve İslâm astronomi mütehassısları, kıymetli kitâblarında, namaz ve oruc vakitlerinin tayinine âid hesâb usûlünü ve kâidelerini bildirmişlerdir. Bu usûl ve kâideler, asırlardan beri kullanılagelmiştir. Tereddüde, şübheye düşülecek hiçbir husus bırakmamışlardır.
Oruc ve namaz vakitlerinin bugünki gibi farklı farklı bildirilmesi durumunda, doğru vakitlere göre ibâdetlerimizi yapmamız îcâb ettiği, İslâm âlimlerininin buyurdukları şübhesiz bir kâide ve hükümdür. Doğru tekdir. Ölçüsü de, İslâm âlimlerinin buyurdukları usûl ve kâidelerdir. Bu usûl ve kâidelere uygun hesâbların yapılması halinde, aynı neticelerin çıkacağı da, ilmî bir hakîkattir.
İbâdetlerin vakitlerini tayin ve tesbit etmek, yani anlayıp anlatmak, din bilgisi ile olur. Fıkh âlimleri, müctehidlerin bildirdiklerini (Fıkh) kitâblarında yazmışlardır.

Namazın sahîh olması için, hem vaktinde kılmak ve hem de vaktinde kıldığını bilmek, şübhe etmemek lâzımdır ve farzdır. İbni Âbidîn'in (Redd-ül-muhtâr)ının, Matbaa-yı âmire hicrî 1307 baskısının, 342. sayfasında ve bunun Ahmed Davudoğlu tercümesinin 2. cildinin 40. sayfasında ve (Feth-ul-kadîr)de bir fıkh kâidesi yazılıdır: (Namazın sahîh olması için, vakti girdikten sonra kılınması ve vaktinde kılındığını bilmek şarttır. Vaktin girdiğinden şübhe ederek kılıp, sonra vaktinde kılmış olduğunu anlarsa, bu namazı sahîh olmaz).

Din işlerinde islâm âlimlerinin ve astronomi mütehassısının tasdîk etdiği nemâz vaktlerini değişdirmemelidir.
 
rasko,mumkunse eve bir tane imsakiye getir,anladık sen dinsizsin de ben oruç açacam cnms,takip edeyim.xd
 
1983 tarihinden sonra görülen imsâki değişikliklerin iki nedeninden birincisi fecr için -19˚ esas alınmaması, ikincisi ise temkin zamanından ihtiyat zannedilerek vazgeçilmesi olmuştur.

a) İrtifa ile ilgili aksama;

Sabah namazının vakti, dört mezhepte de, (leyl-i şer'î) sonunda, yâni (Fecr-i sâdık) denilen beyazlığın şarktaki üfk-ı zâhirî hattının bir noktasında görülmesinden, (leyl-i şemsî)nin sonuna, yâni güneşin üst kenârının, o mahaldeki üfk-ı zâhirî hattından doğuncaya kadardır. Beyazlık, üst kenârı bir mahallin üfk-ı zâhirî hattına 19 derece yaklaşınca, bir noktada görülür. Oruç da bu vakit başlar.

Daha sonra, irtifâ' -18 olunca, beyazlık bu üfuk hattı üzerine yayılır. Sabah namazını bu vakit kılmak ihtiyâtlı olur.
Şimdi, oruç tutmaya bu vakitlerden sonra başlıyanların orucları sahih olmamaktadır.

1983 senesinden beri, ba’zı takvîmcilerin, Avrupa kitâblarına uyarak, imsâk vaktlerini, -16 dereceden hesâb etdikleri görülüyor. Bu takvîmlere uyanlar, sahûr yemeğini, islâm âlimlerinin yazdıkları vaktlerden 15-20 dakîka sonraya kadar yiyorlar. Bunların orucları hiç sahîh olmuyor.

(Rıyâd-un-nâsıhîn)de diyor ki: (Bekara sûresindeki bir âyet-i kerîmede meâlen (2/187), (Beyâz iplik siyâhdan ayırd edilinceye kadar yiyiniz, içiniz!) buyurulmuşdur. Bu ipliklerin, gündüzün beyâzlığı ile gecenin siyâhlığı olduklarını anlatmak için, dahâ sonra (Fecrin) kelimesi nâzil oldu. Gündüzün beyâzlığı ile gecenin siyâhlığı, iplik gibi birbirinden ayrılınca, oruca başlanacağı anlaşıldı) -19˚ buradan gelmekdedir.

.(Mecma’ul-enhür)de ve (Hindiyye)de diyor ki, (Hanefî mezhebi âlimlerinin çoğuna göre, üfkun bir yerinde beyâzlık başlayınca, (İmsâk vakti)olup, oruca başlanır. Bundan [15] dakîka sonra beyâzlık üfk üzerine ip gibi yayılınca, sabâh nemâzı vakti başlar. Böyle yapmak ihtiyâtlı olur.[Ya’nî, tedbirli, iyi olur]).

Ramezânın, bayramın ve hac zemânının gelmesini ve iftâr ve nemâz vaktlerini anlamakda ve bütün din işlerinde, mezhebsizlerin sözlerine uymak câiz değildir.]

İbni Âbidîn, dördüncü cild, üçyüzbirinci sahîfede, kâdî, ya’nî hâkimleri anlatırken buyuruyor ki, (Fâsıkın müftî olması uygun değildir. Bunun verdiği fetvâlara güvenilmez. Çünki fetvâ vermek, din işlerindendir. Din işlerinde fâsıkın sözü kabûl edilmez. Diğer üç mezhebde de böyledir. Böyle müftîlere birşey sormak câiz değildir.


Kırmızılığın yayılması, güneşin üst kenârı, üfk-ı zâhirî hattına 16 derece yaklaşıncadır. Fecr ve imsak vakti için -16 derece irtifâ'ı kabûl etmek, islâm âlimlerine uymamak olur.

Avrupalılar, bu vakte fecr diyorlar.Müslümanların, din işlerinde, hıristiyânlara değil, islâm âlimlerine uyması lâzımdır.

Ayeti kerimede geçen siyah iplikle beyaz ipliğin birbirini ayırmasını beklemek gerekse idi yaşlılar bu ayrımı yapmak için öğleye kadar yerlerdi ki ancak ayırsınlar. Din işlerinde İslam alimlerinin bildirdikleri esas alınmaz ise hem ibadetler sahih olmaz hem de bu konuda yetkili olmayan her kişi fikir üretir. Abdülaziz BAYINDIR bu işi daha ileri götürerek -9 irtifaya kadar orucun yenebileceğinden bahsederek meşhur olmaya çalışmıştır. ((Bayındır sapığı, “Seher vakti, Güneş ufkun 18 derece altına gelince başlar. Uzak yıldızlar kaybolur. Astronomlar gözlemi bırakırlar. Bu saatte sahur yemeği yenir. Güneşin doğu ufkuna -9 derece yaklaşınca sabah namazı vakti girer ve oruç yasakları başlar.” Demekdedir.))
 
b) Temkin zamanının kaldırılması;
1983 senesine kadar, Türkiyede temkin zamanını ve güneşin ufkun altındaki irtifâ’larını (yükseklik açılarını) kimse değiştirmemiş, bütün Âlimler, Velîler, Şeyh-ülislâmlar, Müftîler, bütün müslümânlar, asrlar boyunca namazlarını şer’î vaktlerinde kılmışlar ve oruclarına şer’î vakitlerinde başlamışlardır. Şimdi de, bütün Müslümanların bu icmâ-i müslimînden ayrılmamaları lâzımdır.



(Kedûsî)nin (İrtifâ’ risâlesi)ni terceme eden, Fâtih medresesi ders-i âmlarından, ya’nî islâm ilmleri ordinaryüs profesörü Hezargradlı Hasen Şevkı efendi, dokuzuncu bâbında, imsâk vaktini bulmağı bildirince diyor ki, (Bulduğumuz imsâk vaktleri temkinsizdir. [Ya’nî güneşin merkezinin gurûbî sâate göre, hakîkî üfka -19 derece irtifâ’a yaklaşdığı [riyâdî] vaktdir.] Oruc tutacak kimsenin, bundan iki temkin mikdârı [onbeş dakîka] evvel imsâk etmesi lâzımdır. Böylece, orucu fâsid olmakdan kurtulur.)

İstanbulda temkin sekiz dakîka hesâb edilmekde, ihtiyâten on dakîka kabûl olunmakdadır. Ahmed Ziyâ beğ de, (Rub’-ı dâire ile bulunan hakîkî fecr vaktinden temkinin iki misli çıkarıldıkdan sonra, ezânî şer’î imsâk vakti başlar) diyor.

İki temkinden birisi, hakîkî vakti şer’î vakte çevirmek içindir. İkincisi, gurûbî sâati, ezânîye çevirmek içindir.

Bunun için, Osmânlı âlimlerinin zemânında, meselâ Osmânlı âlimlerinin en yüksek makâmı olan (Meşîhat-i islâmiyye)nin hâzırladığı 1334 [m. 1916] senesinin (İlmiyye sâlnâmesi) ismindeki takvîmde ve 1982 ye kadar hâzırlanan takvîmlerin hepsinde ve İstanbul üniversitesi Kandilli rasadhânesinin 1958 târîh ve 14 sayılı (Evkat-ı şer’ıyye) kitâbında imsâk vaktleri, hakîkî vaktlerinden iki temkin zemânı evvel başlamakdadır. Oruca, bu takvîmlerdeki şer’î imsâk vaktinden beş dakîka bile sonra başlayanın orucu sahîh olmaz.



Temkîn Zamânı: Herhangi bir namazın, astronomik formüllerle, hakîkî ufka göre bulunan vaktinden (astronomik hesâbla bulunan vaktinden), doğru vakit olan şer’î vaktini bulmak için “Temkin Müddeti” kullanılır. Yani, Temkin Müddeti: Hakîkî ufka göre, astronomik formüllerle bulunan vakitleri, İslâm âlimlerinin eserlerinde namaz vakitleri için buyurdukları, semâ küresindeki alâmetlerin olduğu, şer'î vakitlere getiren müddettir.


Namaz vakitleri hesâbında mutlaka, zarûrî olarak kullanılması gereken temkinin lügat ma’nâsına bakarak, bunu bir ihtiyat zamanı zan etmek ve efkâr-ı umûmiyeyi bu şekilde şartlandırmak da doğru değildir.
Yani irtifaları şer’i ufuklara göre düşünmek temkin olmaktadır. Vazgeçilebilecek bir zaman dilimi değildir.

İbni Âbidîn, oruclunun yapması müstehab olan şeyleri bildirirken ve Tahtâvî (Merâkıl-felâh) hâşiyesinde, nemâz vaktlerinde diyorlar ki, (Bir kimse, güneşin üst kenârının, zâhirî üfuk hattından gurûb etdiğini görmedikçe iftâr yapamaz. Alçakda bulunan kimse, gurûbu dahâ önce görünce, yüksekdekinden önce iftâr yapar. Güneşin üfk-ı zâhirî hattından gurûbunu göremiyenler için gurûb, şarkdaki tepelerin kararmasıdır.) Ya’nî şer’î üfukdan olan gurûbdur. Nemâz vaktleri ve iftâr yapmak hesâb edilirken, (Temkin) kullanmak, ya’nî irtifâ’ları şer’î üfuklara göre düşünmek lâzım olduğu, buradan anlaşılmakdadır.
 
Lan Gamer Cuma gecesi kalkıyoz dimi? İlk gün kurtlar kuşlar bile tutar derdi babaannem, babaanneler yalan söyler mi olum?​
 


dün öğlenden beri yemek yemedim ben başladım galiba :nee:

Aferim :alkis: İşte Ramazan'ı adeta günler öncesinden süzümseyen içselleştiren ve derinselleştiren (burası çok mühim) gerçek bir mümin...

Allah kabul eylesin.​
 
Geri