Aleyna1
Gümüş Üye
-
- Katılım
- Ekim 13, 2014
-
- Mesajlar
- 5,966
-
- Tepkime puanı
- 212
-
- Puanları
- 318
Orta Çağ demek cehalet demektir!
Aslında tam da öyle değil, bakmayın Orta Çağ’ın anlatıldığı filmlerde insanların cehaletten kırıldığına, Cambridge, Oxford gibi üniversitelerin, Machiavelli, Dante gibi düşünürlerin hepsinin temeli Orta Çağ.
Roma İmparatorluğunun çöküşünün ardından İtalyan Rönesansına kadar büyük bir kültürel ve ekonomik çöküş yaşandı, bu yüzden Orta Çağ “Karanlık Çağ” olarak anılır.
Orta Çağ’ın “karanlık çağ” olarak adlandırıldığı çok az belge mevcuttur ve onlarda da Karanlık Çağ kavramı bu dönemin çok iyi bilinmediğine, gizemine karşılık gelecek şekilde kullanılmıştır. Yani karanlık çağ aslında o dönemin kötülüğünü, vahşetini, cahilliğini anlatmak için değil, bilinmez olduğunu vurgulamak için kullanılmıştır. Ancak popüler kültür işte her şeyi yanlış anlamakta üstüne yok.
Orta Çağ’da insanların hepsi dünyanın düz olduğunu inanıyordu.
Her ne kadar o dönemde bilim ve eğitim büyük oranda kilisenin kontrolünde olsa da gayet cesur ve yürekli bilim insanları vardı ve onlar dünyanın yuvarlak olduğunu savunuyor hatta çevresi konusunda tahminler bile yapıyorlardı. Yani herkes dünyanın yuvarlak olduğuna inanıyordu diyemeyiz, kaldı ki bugün bile hala TV’lerde dünya dönmüyor, yuvarlak değildir vb zırvaları savunanları görmüyor muyuz?
Dünya’nın evrenin merkezi olduğuna inanıyorlardı.
Kopernik bu dönemde çürüttü bu inanışı, Gallileo’nun engizisyon ile mücadelesini de unutmayalım.
Kadınlara hayvan muamelesi yapılıyordu.
Kadın hakları çok iyi seviyedeydi demek mümkün değil, ancak sandığınıldığı gibi kadınların hayvan muamelesi gördüğünü söylemek de doğru değil. Avrupa’yı homojen olarak düşünmek bugün olduğu gibi mümkün değil ancak geniş bir kısmında kadınların sabah akşam zulüm gördüğünü söylemek yanlış olur.
Orta Çağ’da her yerde vahşet vardı.
Tarihin herhangi başka bir diliminde Orta Çağ’dan daha az vahşet vardı demek mümkün değil. O zamanlarda ve öncesinde dünyanın her yeri kuralsız ve medeniyetten yoksundu. Ancak Orta Çağ’a özgü özel bir vahşetten bahsedebilecek kanıtlar yok elimizde.
Köylüler eşek gibi çalışıyordu.
Köylü olmak bugün bile zorken Orta Çağ’da köylüler çok rahattı diyecek değiliz. Ancak köylüler o zaman da eğlenmesini, kendine vakit ayırmasını biliyordu. Dama, satranç gibi oyunların kökeni Orta Çağ’dır.
Pis pis kokarlardı, asla yıkanmazlardı.
Orta Çağ’da yıkanmayan insan ortalaması bugünkünden fazla değildi. Mesela Orta Çağ’dan günümüze gelen şu Fransız özdeyişine bir bakalım: Avlanmak, oynamak, yıkanmak, içmek - Yaşamak budur! Gördüğünüz gibi adamlar yıkanmayı ilk dörde koymuş.
Yiyecek yoktu, insanlar açlıktan kırılıyordu.
Elbette Orta Çağ’da kıtlık ve kuraklık vardı, ama bugün yok mu? Bugün açlıktan ve susuzluktan ölen insan sayısı Orta Çağ’a kıyasla çok daha fazla. Açlık insanlığın kurtulamadığı sorunların başında geliyor
Ölüm cezaları çok yaygındı.
Günümüzden hiç de farkı yoktu. Bugün Amerika, İran, Kuzey Kore, Çin çok sayıda idama ev sahipliği yapıyor. Orta Çağ’ın tek farkı idam yöntemlerinin biraz vahşi olması olabilir.
Kilise gerçeklerin öğrenilmesini istemiyor onları kilit altında tutuyordu.
Bunun için çalıştıklarını söyleyebiliriz ama yukarıda bahsedildiği gibi gayet de bilim yayıyorlardı.
35 yaşını gören kendini şanslı sayıyordu!
Ortalama yaşam ömrünün kısa olduğunu söylemek yanlış olmaz. Ancak 35 yaş sadece bir ortalama, gayet uzun yaşayan insanlar da vardı.
Vikingler boynuzlu miğferler kullanırdı.
19. yüzyıl İskandinav sanatçılarının fantezisinden ibaret bir durum. Vikinglerin böyle miğferleri yoktu.
Prima Nocte!!
Yani “ilk gece”, Lordların, köylüler evlendiğinde, eşleriyle ilk geceyi birlikte geçirme hakkı. Tek bir satır kanıt yoktur bunun hakkında. Ya çok iyi imha ettiler ya da yalan!
Deli manyak işkence aletleri keşif dönemiydi Orta Çağ.
Akla bir çırpıda gelen o vahşi işkence aletlerinin çoğu Orta Çağ’dan sonra ortaya çıkmıştır. Ha işkence yok muydu? Elbette vardı, bugün yok mu?
İnsanlar su kirli olduğu için şarap ve bira içerdi.
Bilakis şarabı ve birayı sulandırmayı severlerdi.
Domatesin zehirli olduğuna inanırlardı.
Domates Avrupa’ya 16. yüzyıla kadar giriş yapmamıştır
İnsanlar elleriyle yemek yerdi.
Çoğunlukla doğru diyebiliriz ama genelleştirme yapmak olası değil. Çünkü o dönemden kalma birçok tahta çatal kaşık mevcuttur.
Her yerde meşaleler vardı.
Elektrik yoktu, meşale kullanıyorlardı ama sandığınız kadar yaygın değil. Zaten bir meşalenin ortalama yanma süresi 1 saatten daha uzun değildi.
Aslında tam da öyle değil, bakmayın Orta Çağ’ın anlatıldığı filmlerde insanların cehaletten kırıldığına, Cambridge, Oxford gibi üniversitelerin, Machiavelli, Dante gibi düşünürlerin hepsinin temeli Orta Çağ.
Roma İmparatorluğunun çöküşünün ardından İtalyan Rönesansına kadar büyük bir kültürel ve ekonomik çöküş yaşandı, bu yüzden Orta Çağ “Karanlık Çağ” olarak anılır.
Orta Çağ’ın “karanlık çağ” olarak adlandırıldığı çok az belge mevcuttur ve onlarda da Karanlık Çağ kavramı bu dönemin çok iyi bilinmediğine, gizemine karşılık gelecek şekilde kullanılmıştır. Yani karanlık çağ aslında o dönemin kötülüğünü, vahşetini, cahilliğini anlatmak için değil, bilinmez olduğunu vurgulamak için kullanılmıştır. Ancak popüler kültür işte her şeyi yanlış anlamakta üstüne yok.
Orta Çağ’da insanların hepsi dünyanın düz olduğunu inanıyordu.
Her ne kadar o dönemde bilim ve eğitim büyük oranda kilisenin kontrolünde olsa da gayet cesur ve yürekli bilim insanları vardı ve onlar dünyanın yuvarlak olduğunu savunuyor hatta çevresi konusunda tahminler bile yapıyorlardı. Yani herkes dünyanın yuvarlak olduğuna inanıyordu diyemeyiz, kaldı ki bugün bile hala TV’lerde dünya dönmüyor, yuvarlak değildir vb zırvaları savunanları görmüyor muyuz?
Dünya’nın evrenin merkezi olduğuna inanıyorlardı.
Kopernik bu dönemde çürüttü bu inanışı, Gallileo’nun engizisyon ile mücadelesini de unutmayalım.
Kadınlara hayvan muamelesi yapılıyordu.
Kadın hakları çok iyi seviyedeydi demek mümkün değil, ancak sandığınıldığı gibi kadınların hayvan muamelesi gördüğünü söylemek de doğru değil. Avrupa’yı homojen olarak düşünmek bugün olduğu gibi mümkün değil ancak geniş bir kısmında kadınların sabah akşam zulüm gördüğünü söylemek yanlış olur.
Orta Çağ’da her yerde vahşet vardı.
Tarihin herhangi başka bir diliminde Orta Çağ’dan daha az vahşet vardı demek mümkün değil. O zamanlarda ve öncesinde dünyanın her yeri kuralsız ve medeniyetten yoksundu. Ancak Orta Çağ’a özgü özel bir vahşetten bahsedebilecek kanıtlar yok elimizde.
Köylüler eşek gibi çalışıyordu.
Köylü olmak bugün bile zorken Orta Çağ’da köylüler çok rahattı diyecek değiliz. Ancak köylüler o zaman da eğlenmesini, kendine vakit ayırmasını biliyordu. Dama, satranç gibi oyunların kökeni Orta Çağ’dır.
Pis pis kokarlardı, asla yıkanmazlardı.
Orta Çağ’da yıkanmayan insan ortalaması bugünkünden fazla değildi. Mesela Orta Çağ’dan günümüze gelen şu Fransız özdeyişine bir bakalım: Avlanmak, oynamak, yıkanmak, içmek - Yaşamak budur! Gördüğünüz gibi adamlar yıkanmayı ilk dörde koymuş.
Yiyecek yoktu, insanlar açlıktan kırılıyordu.
Elbette Orta Çağ’da kıtlık ve kuraklık vardı, ama bugün yok mu? Bugün açlıktan ve susuzluktan ölen insan sayısı Orta Çağ’a kıyasla çok daha fazla. Açlık insanlığın kurtulamadığı sorunların başında geliyor
Ölüm cezaları çok yaygındı.
Günümüzden hiç de farkı yoktu. Bugün Amerika, İran, Kuzey Kore, Çin çok sayıda idama ev sahipliği yapıyor. Orta Çağ’ın tek farkı idam yöntemlerinin biraz vahşi olması olabilir.
Kilise gerçeklerin öğrenilmesini istemiyor onları kilit altında tutuyordu.
Bunun için çalıştıklarını söyleyebiliriz ama yukarıda bahsedildiği gibi gayet de bilim yayıyorlardı.
35 yaşını gören kendini şanslı sayıyordu!
Ortalama yaşam ömrünün kısa olduğunu söylemek yanlış olmaz. Ancak 35 yaş sadece bir ortalama, gayet uzun yaşayan insanlar da vardı.
Vikingler boynuzlu miğferler kullanırdı.
19. yüzyıl İskandinav sanatçılarının fantezisinden ibaret bir durum. Vikinglerin böyle miğferleri yoktu.
Prima Nocte!!
Yani “ilk gece”, Lordların, köylüler evlendiğinde, eşleriyle ilk geceyi birlikte geçirme hakkı. Tek bir satır kanıt yoktur bunun hakkında. Ya çok iyi imha ettiler ya da yalan!
Deli manyak işkence aletleri keşif dönemiydi Orta Çağ.
Akla bir çırpıda gelen o vahşi işkence aletlerinin çoğu Orta Çağ’dan sonra ortaya çıkmıştır. Ha işkence yok muydu? Elbette vardı, bugün yok mu?
İnsanlar su kirli olduğu için şarap ve bira içerdi.
Bilakis şarabı ve birayı sulandırmayı severlerdi.
Domatesin zehirli olduğuna inanırlardı.
Domates Avrupa’ya 16. yüzyıla kadar giriş yapmamıştır
İnsanlar elleriyle yemek yerdi.
Çoğunlukla doğru diyebiliriz ama genelleştirme yapmak olası değil. Çünkü o dönemden kalma birçok tahta çatal kaşık mevcuttur.
Her yerde meşaleler vardı.
Elektrik yoktu, meşale kullanıyorlardı ama sandığınız kadar yaygın değil. Zaten bir meşalenin ortalama yanma süresi 1 saatten daha uzun değildi.