ÖPÜCÜK-ANTON ÇEHOV

Mayıs'ın yirmisinde, akşam saat sekiz'de, N - topçu birliğinin altı bataryası, geceyi geçirmek üzere Miystetçki köyünde kamp kurdular. Tam kargaşanın ortasında, kimi subaylar silahlarıyla meşgulken, kimisi kilisenin yanındaki meydanda toplanmış üstlerinin emirlerini dinlerken, tuhaf bir ata binmiş, sivil giysili bir adam, kilisenin yanına geldi. Kısa kuyruklu, sağlam boyunlu, boz renkli küçük at, sanki dans eder gibi yan yan adım atıyordu.
Adam subayların yanına gelince şapkasını çıkardı ve ,
- Ekselansları Korgeneral von Rabbek, sizleri çaya davet ediyor.
At döndü, yine dans ederek gitti, mesajı getiren şapkasını tekrar taktı ve tuhaf atıyla kilisenin ardında gözden kayboldu.
Bazı subaylar, bölülerine dağılırken,
- Bu kahrolası da ne diyor? diye homurdandılar. Von Rabbek ve çayı! Çayın ne anlama geldiğini biliyoruz. dediler.
Altı bataryanın subayları da önceki yıl olan bir olayı gayet net hatırladılar. Manevralar sırasında, bir alayın subaylarıyla birlikte, tıpkı bunun gibi, çevrede malikanesi olan bir Kont tarafından çaya davet edilmişlerdi. Misafirperver, gönlübol Kont, onları yedirmiş, içirmiş, köydeki bölüklerine dönmelerine izin vermemiş geceyi orada geçirmelerini istemişti, tabii tüm bunlar çok güzeldi, daha iyisi olamazdı fakat işin beteri, emekli subay genç subayların dostluğundan o kadar memnun olmuştu ki, gün ağırana kadar parlak askerlik geçmişinden anılar anlattı, evini gezdirdi, pahalı tabloları, eski oymaları, antika silahlarını gösterdi ve ünlü kişilerin yazılarını okudu, yorgun, bitkin düşün subaylar onu dinlediler, esnediler ve sonunda ev sahibi gitmelerine izin verince, artık uyumak için çok geç olmuştu!
Acaba bu Von Rabbek de böyle biri miyidi? Öyle birisi olsun veya olmasın, yapılacak bir şey yoktu, subaylar üniformalarını değiştirdiler, fırçaladılar, ve hep beraber beyefendinin evnii aramaya gittiler. Kilisenin meydanında ekselans'ın evine iki yoldan gidildiğini öğrendiler, küçük patikadan nehir boyunca gidip, bir bahçeye oradan da caddeye çıkınca eve gidiliyordu ya da yukarı yol kiliseden dosdoğru gidilip, köyden yarım mil uzakta ekselanslarının tahıl ambarlarına çıkıyordu.

Mayıs'ın yirmisinde, akşam saat sekiz'de, N - topçu birliğinin altı bataryası, geceyi geçirmek üzere Miystetçki köyünde kamp kurdular. Tam kargaşanın ortasında, kimi subaylar silahlarıyla meşgulken, kimisi kilisenin yanındaki meydanda toplanmış üstlerinin emirlerini dinlerken, tuhaf bir ata binmiş, sivil giysili bir adam, kilisenin yanına geldi. Kısa kuyruklu, sağlam boyunlu, boz renkli küçük at, sanki dans eder gibi yan yan adım atıyordu.
Adam subayların yanına gelince şapkasını çıkardı ve ,
- Ekselansları Korgeneral von Rabbek, sizleri çaya davet ediyor.
At döndü, yine dans ederek gitti, mesajı getiren şapkasını tekrar taktı ve tuhaf atıyla kilisenin ardında gözden kayboldu.
Bazı subaylar, bölülerine dağılırken,
- Bu kahrolası da ne diyor? diye homurdandılar. Von Rabbek ve çayı! Çayın ne anlama geldiğini biliyoruz. dediler.
Altı bataryanın subayları da önceki yıl olan bir olayı gayet net hatırladılar. Manevralar sırasında, bir alayın subaylarıyla birlikte, tıpkı bunun gibi, çevrede malikanesi olan bir Kont tarafından çaya davet edilmişlerdi. Misafirperver, gönlübol Kont, onları yedirmiş, içirmiş, köydeki bölüklerine dönmelerine izin vermemiş geceyi orada geçirmelerini istemişti, tabii tüm bunlar çok güzeldi, daha iyisi olamazdı fakat işin beteri, emekli subay genç subayların dostluğundan o kadar memnun olmuştu ki, gün ağırana kadar parlak askerlik geçmişinden anılar anlattı, evini gezdirdi, pahalı tabloları, eski oymaları, antika silahlarını gösterdi ve ünlü kişilerin yazılarını okudu, yorgun, bitkin düşün subaylar onu dinlediler, esnediler ve sonunda ev sahibi gitmelerine izin verince, artık uyumak için çok geç olmuştu!
Acaba bu Von Rabbek de böyle biri miyidi? Öyle birisi olsun veya olmasın, yapılacak bir şey yoktu, subaylar üniformalarını değiştirdiler, fırçaladılar, ve hep beraber beyefendinin evnii aramaya gittiler. Kilisenin meydanında ekselans'ın evine iki yoldan gidildiğini öğrendiler, küçük patikadan nehir boyunca gidip, bir bahçeye oradan da caddeye çıkınca eve gidiliyordu ya da yukarı yol kiliseden dosdoğru gidilip, köyden yarım mil uzakta ekselanslarının tahıl ambarlarına çıkıyordu.