Follow along with the video below to see how to install our site as a web app on your home screen.
Not: This feature may not be available in some browsers.
Foruma hoş geldin 👋, Ziyaretçi
Forum içeriğine ve tüm hizmetlerimize erişim sağlamak için lütfen foruma kayıt olun veya giriş yapın. Üyelik tamamen ücretsizdir ve sadece birkaç dakikanızı alır.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz.. Tarayıcınızı güncellemeli veya alternatif bir tarayıcı kullanmalısınız.
Özlememeliyim seni/senli günleri
Senin olmadığın/seninle olmadığım
Bir ülke istiyorum artık
Hüzün çiçekleri açmamalı artık bahçelerimde
Bir çığ gibi düşmemeli üzerime ayrılıklar
Dört mevsim çiçek açmamalı iğdeler
Satılmamalıyım can pazarında bir avuç taş parçasına
Mermerlere değişilmemeli gözyaşlarım
Artı kahverengi bir çift mermi saplanmamalı
Bitmeyen gecelerin sabahlarında/yüreğime
Sevgilerin nihayetini anlat... Nasıl biter bir sevda? Yakıp yıkılan umutların külleri Nereye savrulur sonunda? Ben sustukça sen anlat... Hüzünlerine geldim Bir damladan derya yaptığım hasret Ve Dinmek bilmeyen bir sancıyla. Al kat acılarımı acılarına...
Hep vuslatı düşünürken savruldum Yüreğimin esir rüzgârlarıyla. Hayat körebe oyunuydu Sobelendim yaşanmamışlıklara.
Anlat merak ediyorum Her zaman ışık var mıdır tünellerin ucunda?
Merak etme okuldan çıktımda geldim.
Annelerde babalar gibi merak eder mi bilmiyorum ama
Ali 'Okula gitmezsem annem çok kızar merak eder' demişti de
Onun için söylüyorum.
Geçen hafta öğretmen
Sağ elimde sarımsak sol elimde soğan dedirte dedirte
Öğretti sağımı solumu.
Ben biliyorum artık Anne sağım neresi solum neresi.
Ağrıyan yanımın neresi olduğunu şimdi iyi biliyorum anne.
Hani geçen geldiğimde “şuram acıyor işte şuram” demiştim de
Bir türlü söyleyememiştim ya acıyan yanımı anne
Bak şimdi söylüyorum
Şuram işte
Sol yanım çok acıyor anne.
Hem de her gün acıyor anne her gün.
Dün sabah annesi Ayşe'nin saçlarını örmüştü.
Elinden tutup okula getirdi.
Yakası da danteldi.
Zil çalınca öptü “hadi yavrum sınıfa” dedi.
Bende ağladım
Ağladım hiç de utanmadım.
Öğretmen ne oldu dedi.
“Düştüm dizim çok acıyor” dedim. yalan söyledim anne.
Dizim acımıyordu ama sol yanım çok acıyordu anne.
Bugün bende saçım örülsün istedim.
Babam ördü ama onunki gibi olmadı.
Dantel yaka istedim.
Babam 'Ben bilmem ki kızım' dedi.
“Bari okula sen götür” dedim.
'kızım iş' dedi.
Bende “banane dedim ağladım.
'kızım ekmek' dedi babam.
Sustum ama okula giderken yine ağladım anne.
Ha bide sol yanım yine çok acıdı anne.
Herkesin çorapları bembeyaz benimkiler gri gibi.
Zeynep 'annem beyazlara renkli çamaşır katmadan
yıkıyormuş' dedi.
Babam hepsini birlikte yıkıyor.
Babam çamaşır yıkamasını bilmiyor mu anne?
Uff babam her gün domates peynir koyuyor beslenmeme.
Üzülmesin diye söylemiyorum ama
Arkadaşlarım her gün kurabiye börek pasta getiriyor.
Biliyorum babam pasta yapmasını bilmez anne.
Hava kararıyor ben gideyim anne.
Babam bilmiyor kaçıp kaçıp sana geldiğimi.
Duyarsa kızmaz ama çok üzülür biliyorum.
Kim bozuyor toprağını
Çiçeklerini kim koparıyor.
İzin verme anne ne olur toprağına el sürdürme.
Eve gidince aklıma geliyor bide bunun için ağlıyorum anne.
Bak kavanoz yanımda toprağından bir avuç daha alayım.
Biliyor musun anne her gelişimde aldığım topraklarını şu kavanozda biriktirdim.
Üzerine de resmini yapıştırıp başucuma koydum.
Her sabah onu öpüyor kokluyorum.
Kimseye söyleme ama anne.
Bazen de konuşuyorum onunla.
Ne yapayım seni çok özlüyorum anne.
Ha unutmadan
Öğretmen yarın anneyi anlatan bir yazı yazacaksınız dedi.
Ben babama yazdıracağım.
Öğretmen anlarsa çok kızar ama banane kızarsa kızsın.
Ben seni hiç görmedim ki neyi nasıl anlatacağım anne.
Senin adın geçince sol yanım acıyor anne.
Hiç bir şey yutamıyorum.
Bazen de dayanamayıp ağlıyorum.
Kağıda da böyle yazamam ya anne.
Ben gidiyorum anne
Toprağını öpeyim sende rüyama gel beni öp.
Mutlaka gel anne
Sen rüyama gelmeyince sol yanımın acısıyla uyanıyorum anne.
Susmak mı!
O geçmişteydi
Şimdi bir ölünün yalnızlığını kemiren
O isimsiz mahşerim
Yaşamı ve acıları tekrar tekrar sorgulayan tarihin
Etten ve kemikten tarifsiz çığlıklarını büyütüyorum
Damarlarımsa
Çoktan çürüyen bir ruhun yatağı
Artık neye dokunsam
Karşılığı bilinmeyen bir boşluğum
Ve nasıl konuşsam
Hiç olmayan bir adrese gidiyorum hep
Artık bura da olmak istemiyorum
Ölmek için nedenler ararken her an
Acı bir yaşamın suretini öperken dudaklarından
Bir adı olmalıysa her ihtilâlin
İnkâr ediyorum kendimi
Bağışlamıyorum geçmişimi
Bağışlamıyorum beni
Söz vermiyorum kendime
Sözler verilsin istemiyorum
Şimdi bir ölünün yalnızlığını kemiren
O puslu kimsesizliğim
Aşksa
İçimde büyüyen koyu bir karanlık nasılsa...
" Gülmek biryana yaşamaya dermanım kalmamış... "
" Sen ise soruyorsun hala... "
" Neden suratın asık ? "
" Kalbimin kırık parçaları dağılmış etrafa... "
" Bir umut hala senin gözlerin... "
Duyuyormusun Görüyormusun... "
" Ne haldeyim biliyormusun... "
Kelimeler düğümlenmiş boğazım kurumuş...
Gene boğulmuş günün sonu...
Gülmek biryana yaşamaya dermanım kalmamış...
Sen ise soruyorsun hala...
Neden suratın asık...
Hayatımın penceresi kırık buralar buz gibi soğuk...
Nasıl kendime gömülmüşüm...
Kalbimin kırık parçaları dağılmış etrafa...
Bir umut hala senin gözlerin...
Duyuyormusun Görüyormusun...
Ne haldeyim biliyormusun...