Kimse onun kadar ısıtmadı yüreğimi. Kimse onun gibi öyle içten bakmadı. Evet, evet bakmadı. Onu farklı kılan bu bence,Gözlerinden kim bilir hangi düşler, yağmurlar dökülüyor da bu kadar etkiliyor beni diye sorasım var.
Yani, ardından en çok özlediğim şey aslında gözlerin. Gözlerinin ısıtması yüreğimi. Derinliklerde bir şeyler araman!
Dönmelisin bence, bence değil hatta ve hatta katiyen dönmelisin acilen! Ne kadar işin varsa bırak, ne kadar zamanın varsa gel..
En kötü yönü de bu sanırım. Her gece yastığa başımı koyduğumda gelmeni beklemem.
Yastığın diğer ucundaki gözlerine bakmayı,
Bir bilse insanlar, her ev benim yastığımdan kokardı emin ol!
Seni bilseler şehirler gürültülerini yutarlardı, bulutlar kapatmazdı güneşini..
Gökkuşağı yağmurdan sonra değil, her gözyaşında gözlerinde belirirdi..
Seni bilselerdi kuşlar uçmayı unuturlardı emin ol!
Ama seni benden başkası bilmesin, istemiyorum. İstemiyorum hayatın senin peşinden koşmasını,
Sadece benim olmanı istiyorum. Sadece benim!
Bencillik gibi duruyor biraz ama; küçük bir çocuğun paslanmış ellerinde gösterdiği oyuncaklarına hitaben;
Sadece benim!
Ne kadar istesem de olmuyor biliyor musun? Saat gecenin 01.29'u. Eminim ki 01.30'da da bir şey değişmeyecek.
He pardon, değişecek tek şey, hasretim, özlemim, ve bu mısraların aynı orantıda artması olacak sanırım.
Camları sonuna dek açtım, yağmuru odamıza aldım biliyor musun? Üşüyorum biraz ama, olsun anasınısatayım.
Senin battaniye misali, her hücremi saran hayalin yetiyor da artıyor bile..
Balkona çıktım da, sensiz ıslanmanın pek tadı yokmuş. Hem orada gittiğin yol acıyarak bakıyor bana rahatsız oluyorum.
Sen yokken, yastığımıza, koltuğumuza, televizyonumuza, çay bardaklarımıza, hatta elbiselerimize bile yalan söyledim.
O melek oldu dedim, uçtu dedim. İnandılar, onlar da gözlerine en az benim kadar aşık sanırım.
Seni Tanrının yarattığı en güzel varlık olarak görüyor onlarda ben gibi. Seni ulaşılmaz bir elmas bir yakut görüyorlar galiba.
Aynı ben gibi.. Bu ev, bu oda, bu yatak hala seslerini taklit ediyor.
Ellerini ellerimden kopardığın gün cız etmişti yüreğim. Sen hissediyor musun bilmem ama hala aynı şekilde cız ediyor yüreğim.
Ben demiştim. Bak saat 01.36 oldu değişen, sadece özlem, hasret ve satır sayıları oldu. Neyse uzatmak istemiyorum ;
Eminim bir gün transparan ayrılıklar altında kalan, benim için ölmüş kalbin tekrar canlanır da, aslında ait olduğu yerin
benim kalbim olduğunu anlar. Kim bilir..
Kartalizm.
Yani, ardından en çok özlediğim şey aslında gözlerin. Gözlerinin ısıtması yüreğimi. Derinliklerde bir şeyler araman!
Dönmelisin bence, bence değil hatta ve hatta katiyen dönmelisin acilen! Ne kadar işin varsa bırak, ne kadar zamanın varsa gel..
En kötü yönü de bu sanırım. Her gece yastığa başımı koyduğumda gelmeni beklemem.
Yastığın diğer ucundaki gözlerine bakmayı,
Bir bilse insanlar, her ev benim yastığımdan kokardı emin ol!
Seni bilseler şehirler gürültülerini yutarlardı, bulutlar kapatmazdı güneşini..
Gökkuşağı yağmurdan sonra değil, her gözyaşında gözlerinde belirirdi..
Seni bilselerdi kuşlar uçmayı unuturlardı emin ol!
Ama seni benden başkası bilmesin, istemiyorum. İstemiyorum hayatın senin peşinden koşmasını,
Sadece benim olmanı istiyorum. Sadece benim!
Bencillik gibi duruyor biraz ama; küçük bir çocuğun paslanmış ellerinde gösterdiği oyuncaklarına hitaben;
Sadece benim!
Ne kadar istesem de olmuyor biliyor musun? Saat gecenin 01.29'u. Eminim ki 01.30'da da bir şey değişmeyecek.
He pardon, değişecek tek şey, hasretim, özlemim, ve bu mısraların aynı orantıda artması olacak sanırım.
Camları sonuna dek açtım, yağmuru odamıza aldım biliyor musun? Üşüyorum biraz ama, olsun anasınısatayım.
Senin battaniye misali, her hücremi saran hayalin yetiyor da artıyor bile..
Balkona çıktım da, sensiz ıslanmanın pek tadı yokmuş. Hem orada gittiğin yol acıyarak bakıyor bana rahatsız oluyorum.
Sen yokken, yastığımıza, koltuğumuza, televizyonumuza, çay bardaklarımıza, hatta elbiselerimize bile yalan söyledim.
O melek oldu dedim, uçtu dedim. İnandılar, onlar da gözlerine en az benim kadar aşık sanırım.
Seni Tanrının yarattığı en güzel varlık olarak görüyor onlarda ben gibi. Seni ulaşılmaz bir elmas bir yakut görüyorlar galiba.
Aynı ben gibi.. Bu ev, bu oda, bu yatak hala seslerini taklit ediyor.
Ellerini ellerimden kopardığın gün cız etmişti yüreğim. Sen hissediyor musun bilmem ama hala aynı şekilde cız ediyor yüreğim.
Ben demiştim. Bak saat 01.36 oldu değişen, sadece özlem, hasret ve satır sayıları oldu. Neyse uzatmak istemiyorum ;
Eminim bir gün transparan ayrılıklar altında kalan, benim için ölmüş kalbin tekrar canlanır da, aslında ait olduğu yerin
benim kalbim olduğunu anlar. Kim bilir..
Kartalizm.