teksas tombis
Bronz Üye
-
- Katılım
- Temmuz 25, 2015
-
- Mesajlar
- 4,356
-
- Tepkime puanı
- 4
-
- Puanları
- 293
-
- Yaş
- 42
Onların dergâhı şifahanedir
“Mürşid (yol gösterici, rehber) sana ilâcı, tedâvi olmak yolunu gösteren değil, tedâvi eden, ma’nevî olarak terbiye edip, yetiştiren zâttır. Onların dergâhı şifahanedir. Böyle olmıyana mürşid denmez.”
(Davud-i İskenderi)
NOT;
Günümüzde bir takım islam dışı kıyafetli kadınlar, müslüman olup olmadıklarını Allah bilir ''islamcı'' tabir edilen bazı diğerleri, turistler Mevlana hazretlerinin; (Gel ne olursan ol yine gel) sözünü sıkça kullanarak kendilerinin deyimi ile; ( Mevlana festivallerine, resitallerine) gidiyorlar. Orada sufi danslarını seyredip, müzikallerini huşu (!) içinde dinliyorlar. İnançlarına göre; (Tanrı ile iletişime geçip cennetlik oluyorlar).
Halbu ki tarihi mevlevihanelerin giriş kapısında ''EDEB YA HÛ'' kitabeleri yazılıdır.Yani, (Bu kapıdan içeri girince beni beğendiğin edeple edplendir ya Rabbi) demektir.
Mevlana hazretleri sağlığında ne dans etmiş, ne zurna çalmıştır. Çalgılı müzik islam dininde HARAMDIR. Eski islam alimlerinin kitaplarını okuyan görür. Mesnevi şarihleri ''ney'' sözünün şiir dilindeki bir mecaz olup asla zurna olmayıp ''insan-ı kâmil'' olduğunu yazıyorlar.
Mevlana hazretlerinin sözünün manası; (Hayata küsüp bedbin olma, Allahtan ümid kesilmez, bizim dergahımıza gel de tedavi ol. Her hastalığın bir ilacı vardır, buraya gelirsen cehennem yolundan kurtulur, cennet yoluna girersin) demektir.
Mevlana hazretlerinden çok sonraları mevlevi tekkeleri de diğer tarikatların çoğunda olduğu gibi mecraından çıkmış çeşitli günahların işlendiği yerlere dönüşmüştür.
“Mürşid (yol gösterici, rehber) sana ilâcı, tedâvi olmak yolunu gösteren değil, tedâvi eden, ma’nevî olarak terbiye edip, yetiştiren zâttır. Onların dergâhı şifahanedir. Böyle olmıyana mürşid denmez.”
(Davud-i İskenderi)
NOT;
Günümüzde bir takım islam dışı kıyafetli kadınlar, müslüman olup olmadıklarını Allah bilir ''islamcı'' tabir edilen bazı diğerleri, turistler Mevlana hazretlerinin; (Gel ne olursan ol yine gel) sözünü sıkça kullanarak kendilerinin deyimi ile; ( Mevlana festivallerine, resitallerine) gidiyorlar. Orada sufi danslarını seyredip, müzikallerini huşu (!) içinde dinliyorlar. İnançlarına göre; (Tanrı ile iletişime geçip cennetlik oluyorlar).
Halbu ki tarihi mevlevihanelerin giriş kapısında ''EDEB YA HÛ'' kitabeleri yazılıdır.Yani, (Bu kapıdan içeri girince beni beğendiğin edeple edplendir ya Rabbi) demektir.
Mevlana hazretleri sağlığında ne dans etmiş, ne zurna çalmıştır. Çalgılı müzik islam dininde HARAMDIR. Eski islam alimlerinin kitaplarını okuyan görür. Mesnevi şarihleri ''ney'' sözünün şiir dilindeki bir mecaz olup asla zurna olmayıp ''insan-ı kâmil'' olduğunu yazıyorlar.
Mevlana hazretlerinin sözünün manası; (Hayata küsüp bedbin olma, Allahtan ümid kesilmez, bizim dergahımıza gel de tedavi ol. Her hastalığın bir ilacı vardır, buraya gelirsen cehennem yolundan kurtulur, cennet yoluna girersin) demektir.
Mevlana hazretlerinden çok sonraları mevlevi tekkeleri de diğer tarikatların çoğunda olduğu gibi mecraından çıkmış çeşitli günahların işlendiği yerlere dönüşmüştür.