Onlar

Konu sahibi son olarak 2615 gün önce görüldü
kahramanlık hikayeleri: Dünyanın en kültürlü ülkelerinden birinde ki yaşamların çoğuna dair olan bir hatırlatma da Onların yaşadıkları ve yaşattıkları basit bir olay olarak adlandıralamazdı.Birileri için bir şeyler yapmak değil de bir şey için en güzelini yapmak onların göreviydi.
kahramanlık hikayeleri: Her an içinde patlayacak bir bombasının olacağını zannedenlerin arasında dolaşmak insanın duygu dünyasında hasarlara sebep olabilirmiş. Aslında hep aynenciler le yaşayan ve her zaman olayları akışına bırakan bir kişiliğin bu kadar çabuk değişmesi normal olmayan anormalliklerin arasında sayılır.Devam eden hayatta ne kendi yerini sorguladı ne de etrafında ki dağılım hakkında felsefik bir yorum yaptı.Hiçbir zaman kısa gelen cevaplara uzun yanıtlar vermedi ve karanlıkta ki düşüncelerinde camdan bakıp da dalarak bir anlam yüklemek onun istediği çözüm yollarından biri olmadı.Aslında onu o yapan nedenler sadece yaşadıklarının yansımalarındandı.Etrafta dolaştıkça kendi değerini biçenlerin yanından uzaklaşıp kendi dünyası içerisinde basit öğeler üzerine yaşamını sürdüren bir insanın hikayesi ne kadar uzun olabilir ki? Liseyi bitirdikten sonra kendisine iş bulabilmek için sokaklar da gezmek onun istediği dünya ya ait bir unsur olmadığından dolayı evde oturarak üzerinde sorgulamayacağı işlerle uğraşmak ve bazen arkadaşlarıyla çarşıda tavla atmak onun bu hayattan zevk almasını sağlayacak büyük zevklerdendi.Kahve önünden geçen kızların giydiği modaya uygun giyecekler üzerine kafa yorarken arkadaşlarının bedenler üzerine yaptığı basit yorumlamaların değişmemesine dikkat edebilen onun hikayesine dönmek aslında onu tanımlayabilmek için insanlar üzerine değil de duygular üzerine konuşmak en mantıklı yollardandır.Hayatı basit bir oyun gibi algılamak aslında bir dehanın onun üzerinde düşünmesi için planlayacağı stratejisinin başlangıcı bakımından çok anlamlıdır.Bir düşünürün dilinden sözler kullanmanın modası hiçbir zaman geçmez ama onun verdiği tepkilerin yalnızca sansürlenmiş sessizlikler olduğu çok açıktı.Geriye dönmeyi sevmeyen belki de onun hakkında yazı yazan yazarının bile bilmediği o kadar fazla düşüncesi olabilir di ki bunu biz olarak bilmek çok zor.Belki de uzun maratonda boş koşan insanlardan birisi olmadığı için onun hakkında düşünüyor ve yorumlar yapıyoruz. Aslında kimse onu çok iyi tanımazdı ancak çok iyi bir dost olarak kimse hakkında kötü yorum yapmadığı için insanların msn listelerinde yer almasını istediği insanlardan birisi olmuştu Sosyal arkadaş platformlarında arkadaş bulabilecek kadar ne okuduğu okulun iyi bir adı vardı ne de resimler kısmında gösterebileceği baba parasıyla alınmış bir arabası. Evet sahte bir dünya vardı ve o göze batan bir kişilik değildi.Hayatın oyun bile oynamadığı bir insanın çevresinde olanlardan bahsetmek gerekirse çarşıda ki kahvenin önünde ki masalara gitmemiz gerekir.Her gün akşam saatlerinde arkadaşlarıyla oynadığı tavlanın farklı bir zevki vardır ve aslında olayların renklenmesi ondan değil masanın önünden akıp giden hayatlardı.Kendi sırasını beklerken arada sırada insanlara doğru çevirdiği bakışlarında hayata dair bir anlam yükleme olduğunu kesinlikle söyleyebilirim.Masa da her zaman ki ahengini koruyan kart akışı ve onun oturduğu sandalyenin aynılığı hayatında çok da fazla atraksiyon istemediğinin kanıtı olarak aklımda kalan en büyük sebeptir.Hayatında değiştirmediği komutsal hareketler onu insanlar önünde basit bir kişilik yapmıştı.Zaten lise yaşamı da ortalamaydı.Kalabalık sınıfında sinema seyircisinden farklı olmayan tavırları onu güvenilen cephe yapmıştı.Eğer sınıf doluysa ve bir kız oturmak için güvenli bir yer gözetiyorsa baktığı ilk cephe onun yanıydı.Film olarak gördüğü sınıfında olaylar karşısında kendi düşüncelerine göre alkış tutmak ya da ıslık çalmak onun verebileceği en büyük tepkiydi.Ne bir kıza aşk mektubu yazdı ne de sınıflar arası maç turnuvalarında takımı kurdu. Liseden sonra ortalama düz bir hayatın devam etmesi için açık öğretim şarttır.O da öyle yapmak için evraklarını hazırlamaya başlamalıydı.Çünkü askerlik yoklamaları artık posta kutusuna atılıyordu ve bu onun hayatında düşünmediği bir bölümün parçasıydı.Tecilini yaptırmak için gitmeyi düşündüğü askeriye de onu korkutmaktaydı.Ailesinin üzerinde baskı kurmaması ve normal şartlarda güzel bir hayat kurması onun basit yaşamında basit kararlar almasını sağlayan en büyük destekti.Kendi hayatına dair özgürlükleri kendi seçebilecek kadar şanslı olan o;şafağın sökmesiyle doğacak olan yeni günde tecil işlemlerini yaptıracaktı. Her şey tecil anına kadar yazarının onun hakkında düşündüğü gibi geçse de normal olmayışının ve hayata dair boş olmayaşının kanıtı olarak teciline giden bir yaşamın en zor zamanında askeriye de kendini komando olarak yazdırmasıydı.O anda belki de düşündüğü tek şey akşam yemeğin de ailesine anlatacağı kararıydı.Kendinden emin olarak yaptığı bu hareket bu zorlu günlerde ülkesinin yaşadığı zorluklarda askerlerin çok hoşuna gitmişti.Ve akşam olup da eve gittiğin de yine basit bir tema üzerine kurduğu hikayesini kısa bir biçimde anlattı.Ailesinin onun bu kararına saygısı beklenilen bir karardı.Devam eden gelen günler de yaşadıklarına geldiğimiz de ise acemiliği ile sınırlıydı.Dağıtım yaklaştıkça o basit hayatında seyrettiği televizyon programları ve hayata karşı bakış tarzında boşlukların olduğuna dair olan inancım sönmeye başlamıştı.Bir yaşam neden ki başrolünde dahi oynamadığı bir hayatta yüzlerce belanın gezdiği her ay onlarca şehidin düştüğü bölgeyi seçsin?Bunu anlamak için fazla düşünmemiz anlamsızdı.Komandonun gittiği yerde düşmanı için korku saçması onun ülkesinin kültürü olmuştu. Dağıtımdan önce yaşadıkları ve yaşattıkları ise çok duygusal olmuştu.Nasıl bir kahramanlıktır ki daha o güne kadar harita da gösteremeyeceği Şırnak ı kendi isteğiyle seçmişti?Annesinin ona verdiği en büyük tepkiyi telefon da gideceği yeri söylerken almıştı.Annesinin hüngür hüngür ağlaması ve onun göz yaşları o kahraman ocaklarının telefonla konuşulan bölgelerinde o kadar olağandı ki er ya da erbaş arkadaşları bu anları mükemmel bir tepkisizlikle karşılayarak ona karşı duyulan saygılarını belirttiler.Bu mükemmel hayatların olduğu o ülkede bazı yaşamlar da vardır ki elbiselerini almak için uzak diyarlarda ki ülkelere giderler.Onlar için yaşadıkları yer paralarını rahat harcayabilecekleri bir düzendir.Tabi ki bazıları için belki de hak etmedikleri paralarını düşünmeden harcayabilecekleri yerlerin özgürlüklerini korumak adına dağlar da eksili dereceler de kahramanlıklar yapılmalıydı.Zaten onun ülkesinde düzeni sağlayanlar kahramanlıklarına kadar normal insanlarmış.Bunu anlayan o Şırnak a gittiğinde gördü ki ülkesin de aslında yalnız değilmiş.Onun gibi düşünen arkadaşları bir karakolda ülkenin güvenliği için nöbettelermiş.Çıkılan her operasyon öncesinde anne ve baba dan helallik dilemek oralar da olağan bir gereklilikmiş. O ve onun arkadaşları operasyon gecesinde gözcülük yaparken 150 kişilik vicdansızların yaylım ateşine düştüklerinde pusunun da anlamını öğrenmişlerdi.12 kişi olmalarının yanında 3 yönden akan mermiler onları artık Kahraman yapmıştı.Ne için kim için öldüklerinin o kadar farkın dalardı ki üzerlerine yağan mermilere verdikleri karşılıklar cılızlaşmaya başladıkça daha da bir cesaretleniyorlardı.Şafağın sökmesine kadar dayanamayacakları o kadar belliydi ki artık vicdansızların ayak seslerini duymak onu heyecanlandırmıyordu.En sonunda kahramanların da yerde yattığını gördüğünde ve yalnız kaldığını anladığın da son el bombası belki de son kahramanlığıydı.Yaklaşan 3 vicdansızı etkisiz hale getirdi.Arkasından sıkılan o kahpe mermi onun yere düşmesine neden olsa da neler düşündüğünü okumamıza engel olmadı.Onun yere düşmesi annesinin yataktan fırlamasıydı.Onun yere düşüşü sıcak yataklarında yatan rahatlıklar içindi.Bu zorunluluktu.Aslında verdiği karşılıklar mermilerinin sonlamasıyla da bitmedi.Son gücüyle çevirdiği kafasın da arkadaşlarının yerde yatışı kadar kahramanca bir şey görmedi.Yine o ana kadar kendisinin başrolünde olmadığı bir oyunda en önemli karakter olduğunu anlayamadı.Mermi seslerinin kendisine yaklaştığını duyuyordu ancak tepki vermiyordu.Vicdansızların yerde yatan kahramanlara sıktıkları her kurşunla hayatı anlamlaştı.En sonunda bir ayak sesinde bir mermi duydu.Son olarak vücuduna saplanan kurşunla vicdansıza öyle bir gülümseme attı ki o cennetten bir gülümseme idi.O hayatını bir kahraman olarak noktalamıştı. Şafağın söktüğünü görerek o uçurum da arkadaşlarıyla güzel bir manzarada ağacın gölgesin de denizi seyrederek arkadan gelen helikopterleri gördüler.Yetişen timlerin askerleri yanlarından geçerken kahramanlıklarını selamlarcasına onlara yaşlı gözlerle bakıyor ve önlerinde arkalarına dahi bakmadan kaçan vicdansızları kovalıyorlardı.Yetişen doktorlar 12 askere de Şehit demişti.Vicdansızlar da arkalarına dahi bakmadan kaçarken diğer kahramanlar tarafından etkisiz hale getirilmişti. Onun bu yaşamındaki son hamlesi de evinin önünden binlerce kişiyle uğurlanmasıydı.Annesinin göz yaşları babasının hüznü onun kahramanlığı. Onun ülkesinde onun gibiler ayyıldızlı bir bayrakla Cennete yollanırmış.Ve aslında onlara Kahraman denilirmiş.
 
Geri