Follow along with the video below to see how to install our site as a web app on your home screen.
Not: This feature may not be available in some browsers.
Foruma hoş geldin 👋, Ziyaretçi
Forum içeriğine ve tüm hizmetlerimize erişim sağlamak için lütfen foruma kayıt olun veya giriş yapın. Üyelik tamamen ücretsizdir ve sadece birkaç dakikanızı alır.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz.. Tarayıcınızı güncellemeli veya alternatif bir tarayıcı kullanmalısınız.
Ö dülümsün sen benim bu samimi aşkta
M utluluk kaynağımsın hayatımın her anında
R üyalarımda bile bir başka güzelsin bana
Ü rkek bakışlarınla beni götürüyorsun uzaklara
M atem kalmadı sayende derbeder hayatımda
S evgi ne demekmiş, davranışlarınla anlattın etrafına
Ü mit ile yaşamak ne kadar güzelse karasevda da
N e kadar yaşanırsa aşk ömür boyunca sende çok yaşa
Özür dilerim senden..Yaşadığım,yaşattığım, üzdüğüm,ağlattığım herşey için.. Kırdığım kalbin, büktüğüm boynun için.. Özür dilerim herşey için! Düşüncelerim o kadar anlamsız ki..Her “ağlıyorum” deyişinde yüreğimden düşen yaşlar..Anlam veremediğim kalp çırpıntıları.. Her “seviyorum” deyişinde yüzümdeki tebessüm.. Ama o varamadığım mutluluk payı. . Ayıramadım sana zamanı . Ayıramadım hayatımı . Yanında olmak için verdiğim çaba da cabası . Ne yapmak istiyorum, nereye gitmek istiyorum, ne istiyorum inan bilmiyorum. İnan üzmek değil amacım.. Her yapma deyişimde üstüme üstüme gelmen..Her git deyişimde yine de gelmen! Kırsam da kalbini, ağlatsam da seni, yine de sevmen beni.. Yine,yeni,yeniden… Yepyeni kalp çırpıntıları . Haketmiyo bu kalp seni .Affet beni…Affet çok üzdüm seni . .. Hep bi maraton..Hep bi engelli koşu hayallerime.. Hep çizikler yeniden başlama ümitleri.. Senin çabaların, benim nankörlüğüm! Ve geride kalan mutluluk sahneleri..Bir veda belki de… Vedaya karşılık elveda cümleleri.. Ve getirilemeyen o nokta işareti ! Özür dilerim hak etmedim seni !!
Nerdesin hiç bilmedim ne teninde battı ne gözlerinde doğdu güneş. Oysa hep göğsünün sıcaklığı vardı yanağımda. Ellerimi hiç başı boş bırakmadın. Yalnızlığıma ortak oldun saatlerce bilmedin. Benim seni bilmediğim gibi! Kimdin? ? Sensiz ama sen dolu bir sabah daha yayılıyor şehirde. Adımlar dökülürken caddelere seni kovaladığım düşlerim çekiliyor ayak izlerinde. Hangi kıyıda sus pussun şimdi? Hangi balıkların izinde yıldızlarla kalaylarsın yakamozları? Deniz kenarından ne zaman geçsem dalar giderim sebepsizce. Kıvrımlarında derinleşir ya rengi yutar ya şehri tepe taklak... boğulur sanki yalnızlığım. Sen denizleri seversin ben küçük balıkları. Ne ben balık oldum oltanda ne sen deniz ayaklarımda.... yok yok yine de sen denizsin tenine kulaç attığım. Dün gece... söylemeden kimseye bir şey yaptım. Lacivert ipin ucunu çektim hilalden ve mavi atlası kurtardım misinandaki iğneden. Bu sabah ağına dolaşmışsa güneşin etekleri livarından çıkarsa birkaç yorgun martı şaşırma baş aşağı getirdim maviyi. Dün gece...dün gece sarhoştum ama ayık bir sevdaydı yüreğimde. Zik zaklar vardı saman yolunda yıldızlar da sarhoşmuş ben gibi. İzlerini sürdüm sana geldi balıkçı...ellerindeki pullar... bu pullar oltana takılan yıldızlardan mı? Ben de bekler dururum o zaman dilek yıldızlarımı. Bunun içinmiş umudumdaki kırmızı lekeler. Az saklamadım ki seni az yazmadım az çizmedim ki...azlarla azar azar çoğalttım seni şimdilerde sen çoğaldın ben azaldım bende. Sensiz ama sen dolu bir şehir nerdesin hiç bilmedim. Kalabalık ve şarap kokusu sonrasında adımlar dökülürdü caddelere ve deniz kenarında buldum kendimi. Kimseye söylemeden bir şey yaptım. Sarhoş ve tir tir titreyişlerimde sevdiğin bir renge buladım aşkı. Ne kırmızıydı ne beyaz. Aşk lacivertti sende. Bana gelmen için boşuna toplamadım akşamdan mavileri... Bu kez de benim için çık sulara balıkçı. Benim için çevir misinayı başın üstünde hayallerimi sana bıraktım nasılsa dönüştürürsün gerçeğe. Bir gün ama bir gün teninde uyandıracağım denizi. Haydi şimdi rast gele...
Kaç gönül varsa şu dünyada o kadar yıldız olmalı gökyüzünde.. Yoksa bunca parıltı neyi simgeler? Her yıldız bir kalbin işareti olmalı… O çok uzakta duran hatta gözle görülmeyenler kalbine sevmeyi öğretmemiş olanların yıldızlarıdır. Parlamazlar eskimişlerdir… Başımızı gökyüzüne kaldırdığımızda ne kadar çok yıldız görüyorsak o kadar çok sevinmeliyiz. Bir yerlerde hala sevgiye inananların varlığını dile getirmeli onlar. Bazen elimizi uzatsak tutup alacakmış gibi yakın duran yıldızlar var ya işte onlar aşka yeni düşenler olmalı! Işıl ışıl umut dolu… Yıldızlar yüreklerimizi yansıtmalı onlar gibi parlamayı öğrenmeliyiz. Aşkın tam ortasında da dursak henüz içinden geçmiş de olsak hep ışık saçmalıyız. Bizler; yani kalbine sevmeyi öğretmiş olanlar mutlaka diğerlerinin arasında durmalıyız. Ne kadar geçmiş olursa olsun sevdanın üstünden aşka inanmaya devam edebiliyorsak; onca yıldızın arasında yerimizi almalıyız. Ben kalbimi sonsuzlukta bir yıldıza koydum. Uzaktan ışıltısını seyrediyorum. Sonra kimleri sevmişsem ömrüm boyunca hepsi için gönlüme de birer yıldız koydum. Şimdi yok olmalarına aldırmadım çünkü ben sevmeyi onlarla öğrendim. Ne zaman sevdadan yana kaygıya düşseniz kaldırıp kafanızı yukarı bakın. Oralarda bir yerde hala aşka inan ve parlayan yürekler olmalı! Az önce yüreğimden bir yıldız kaydı.. Sevdiklerimden biri aşktan vazgeçmiş olmalı…… Ne acı! Candan Ünal
Senden önceki hiçbir mutluluk senin gözlerin kadar anlamlı değilmiş meğer...”
Sende yaşıyorum... Hayatta yüreğim. Önümde gözlerin, arkamda benliğim..Biletsiz bindiğim yolculuğun son durağındayım....Sana gelirken aynı gökyüzünün altında sensiz tüm kaldırımları ateşe verdim..Sonra da sensiz tüm kelimeleri söktüm dudaklarımdan..Bir sen kaldın avuçlarımda bir de geceye serdiğimiz yıldızlar..
Ah adını gökyüzüne sığdıramadığım, Ah gözlerine sığındığım, Ah bir gözyaşında ölümü şakağı dayadığım. Sol yanımdasın / yaşamaktasın dua dua.. Hayatımdasın... Sen susuz dudaklarıma sunulan ab- ı hayat... Sen çöllerimin serabı, Sen yüreğimin tek sevabı...
Boşluklarımı doldurduğum kelime, karanlığın üzerine örttüğüm gecemsin sen..Sen yaşama sebebimsin..Sen benim ellerimle sıkıca tuttuğum düşlerimsin..Sen uçurum kenarında sadece ölümü düşünen birine hayata dair bir şey öğretensin.Şimdi ucurum kenarlarında cicekler toplamaktayım sana...Kalabalıkların arasında yanıbaşımda sen varsın beraber yürüdüğümüz..Ateşe verilmiş dikenlerin arasında iki ciceğiz biz hayata delice gülümsediğimiz..
Sen zamansızlığımsın..Sen kendime anlatmaya kalkıp anlatmakta aciz kaldığım bensin...Sende kendimi arayıp bir türlü bulamadığım bensin sen aslında..Gökyüzüne her baktığımda bulut bulut hayatı gördüğüm ansın sen...Sen benim yaşamaya kıyamadığım cümlemsin....Öznesi sen, yüklemi ben.Aydınlığımsın karanlığımdan ayıkladığım.. Mutluluğumsun acıların uykularında dua dua adını saydıkladığım..Sen hava, sen hayat sen nefes aldığımsın...Nefesinden mahrum etme beni...Sesini esirgeme ne olur..Gülüşlerini savur yüzüme..Göğsümün buzdan sarkıtlarına sür sıcak sözlerini..Üşümüşlüğüme düşür gözlerindeki baharları..Bırakma beni yalnızlığın ayak dibine..Üşürüm avuçlarında...Ölürüm ayakuçlarında.....Kalakalırım yüreğimin yıkım çalışmalarında..Gitme, kal öylece.
Uzaklığını unut..Ellerini uzat sadece...Zamansızlığını bırak..Kal bende..Gitme...Tut ellerimi..Topal olsa da yürüdüğümüz yollar yanımda kal..Gölgelerin yeter bana..Yüzü kirli, yüreği yaralı cocuğum ben.Şefkatine al beni..İçine çek beni..Sonra da hiç bırakma..Kanatlarımı salma uçurumlara....Bırakma beni “ bana “ ..Hep sende kalayım... Bir fincan huzur, Bir dirhem mutluluk yolla iç ceplerinde demlediğin... Beni “ sende “ sakla... Ben seninim...Nefesimdir yüreğim.... Beni “ bende “ sildim Sende varolmak için... Hasretini ektim dudaklarıma Sende tamamlanmak için....
Suyum ol, Soframda azık... Yüzümde tebessüm... Yüreğimde nefes... Ben ol.... Ya ben sen olayım...
Özet görüntüler kıtlığı içinde nasıl
yılgın ve onursuz bir yalnızlık, şekil;
tüm tariflerde morg var dudaklar
can çekişirken fiil ve özne ikliminde;
şehir, biraz yana çekil:
önce oynasınlar sonra öldürülecek çocuklar
kanlı zebralar göğe yükseldiğinde.
Belki ben
bir penguen severim irkildiğimde:
Eriyen buzulların unuttukları
hep yasak, hep aykırı ergenliğinde.
Rastlantıdır, bedenim çalınmıştır o gün
Hafızam bir tanrının günlüğüdür
ya da sana gelirim birkaç şişe ucuz şarapla
pamuğa dökersin şarabı lıkır lıkır
yaralarını temizleriz birlikte,
evindek kedileri besler
çiçekleri sularız kendimizi çok çok kaybedince,
olur mu olur
şiirde yazarım sana
hem de hırpani bir şiir
üstümüzden yılar geçiverince
Sen yine de yırtma takvim yapraklarını sakın
Onlar bir ihtimal yaşadığımızdır
Ne kadar sevişebildiysek sahici, sapasağlam
O, ayrılıktan tek anladığımızdır..