Ömer bin Abdülazîz ( Rahmetullahi aleyh ) Buyurdu ki;

Konu sahibi son olarak 2796 gün önce görüldü
Ömer bin Abdülazîz ( Rahmetullahi aleyh ) Buyurdu ki;
Muhakkak biliniz ki; mahşer gününde emniyet ve korkusuzluk, bugünden o günü düşünüp de Allahtan korkan, küfür ve günahtan sakınan ve bu fânî âlemi bekâ âlemi olan âhırete üstün tutarak, şehvanî hislerinin esîri olmayanlar içindir.
NOT;...
Öyle bir zamanda yaşıyoruz ki; Küfrün ne olduğunu bilen kalmadı. Halbuki, bütün Osmanlı zamanı ilmihal kitaplarında; Mü'min, bir yanlış anlama, söz ve işle dinden çıkar kafir olur, nikahı düşer, o halde iken çocuğu veled-i zina olur, o güne kadarki sevapları yok olur diye yazıyor. Tabi zamanımızda o kitapları da bilen, okuyan kalmadı. Ama kime sorsanız İMANIM SAĞLAM diyor.
Evvel zaman içinde (1929) seyyid Abdülhakim efendi İmam-ı Birgivi ilmihalini eline alıp göstererek, bu zamanda, böyle bir ilmihal kitabını hergün okumayan imanını kaybeder de haberi bile olmaz buyurmuşlar.

Hakikat Kitabevinin Tam İlmihal, İslam Ahlakı, Namaz Kitabı gibi eskilerden tercüme kitaplarını da okuyanlar KÜFÜR BAHSİ'ni öğrenir, küfrden sakınır.emekli bir subaydan alıntılar
 
Hakkı batıldan ayırabilmek
Sohbet-i sâlihîn;
Cenab-ı Hakka hamd olsun. Hakkı batıldan ayırabilmek, cenab-ı Hakkın en büyük nimetidir. Çünki, batıla hak diye sarılanlar, ahirette çok pişman olacaklardır. Eyvah diyecekler; ama iş işten geçecektir. Dünyada en zor şey; bu iyi, bu kötü demektir. Bunu her insan diyemez. Eğer insan bunu diyebilseydi, Peygamberler gelmezdi. Peygamberlerin gelmesinin sebebi, iyi ile kötüyü ayırabilmek içindir. Çünki, her şeyi Allahü teala yarattı. Her... şey Onun; ama yarattığı şeylerin iyisi var, kötüsü var. Faydalısı var, zararlısı var. Dolayısıyla, insanoğlu bunu ayıramaz. Eğer ayırabilecek kadar aklı çok olsaydı, Peygamberlerin gelmesine lüzum kalmazdı. Allahü teala razı olduğu yolu, razı olduklarını, ancak çok sevdiği Peygamberleri vasıtasıyla kullarına bildirmiştir. Bu Peygamberlere inanalar ve Onlara tâbi olanlar, dünyada da, ahirette de seadete ererler. Ona inanmayanlar, Onu inkâr edenler, sonsuz felaketlere giderler. Allah muhafaza eylesin.

NOT;
Peygamber efendimizden sonra zaman geçerek küfür ve bid'at yayıldığı zamanlarda hak ile batılı Peygamber aleyhisselamın haber verdiği verese-tül-enbiya olan alimler ayırırlar. İmam-ı Rabbani hazretleri o alimlerin ulûm-i zahiriyyede (naklî ve aklî ilimlerde) ve ulum-i bâtıniyyede ârif olan mürşid-i kâmil-i mükemmil zatların olacağını bildiriyor. Günümüzde ailenin, arkadaşın, çevrenin etkisinde kalarak rastgele birini din önderi sanmak insanı felakete götürür. Din alimi olmak için Osmanlı medreselerinde okutulan zahiri ilimleri, zamanın fen ilimlerini okumak şarttır. Mürşid olmak için, bu ilimlerin yanı sıra bir mürşidin kalbinden akıp gelen batıni ilimlere de arif olmak gerekir.
Zamanımızda bunu anlamak zordur. Ancak Osmanlı zamanlarının İLMİHAL kitaplarını veya düzgün tercümelerini okuyanlar dinini doğru öğrenir, felaket ehlinden olmaz
 
Geri