Olympos Devleti´nin Mitolojik Hikayesi

Konu sahibi son olarak 4505 gün önce görüldü
Pandora´nın Kutusu;
Waterhouse
Her yüksek dağ
Olympos mu?




İlk devir, Hesiodos´a göre "Altın Çağ"dır, o çağda geçim derdi
yoktu, doğa her şeyi kendiliğinden veriyordu; hastalık ve
ihtiyarlık yoktu, hep genç kalınıyor, ölüm gelince insanlar hiç
acı duymadan uyuyarak ölüyorlardı. Sonra "Gümüş Çağ"ı
geldi, bu çağın insanları daha zayıftılar, çocuk gibi kalarak
çok uzun yaşarlardı, ilk gençlik yaşlarında ise ölürlerdi.
Ardından "Tunç Çağ"ı geldi, işte Prometheus ateşi bu
zamanda çalıp insanlara verdi ve insanlar savaşmayı,
öldürmeyi öğrendiler. Şimdi ise "Demir Çağ"ındayız, insanlar
büyük işler başarıp tanrıları inkâr ettiler, çok ilerlediler ama
hayvanlaştılar.
Bu arada unutmayalım, hangi çağ olduğunu bilmiyoruz, ama
insanlara çok kızan Zeus, Hephaistos´u çağırarak kadını
yaratmasını emretti. Usta tanrı su ve topraktan yoğurduğu
çamurla kadını yarattı, model olarat karısı Aphrodit´i
kullanmıştı, içine ruh yerine bir kıvılcım koydu, tüm tanrı ve
tanrıçalar onu süsledi, adını Pandora koydular. Zeus ona bir
kutu vererek, içini açmamasını tembih etti, ama kadının
merakı üstün gelince kutuyu açtı ve içinden insanın başına
gelebilecek tüm felaketler çıkıp uçtular. Kutuda sadece biraz
"ümit" kaldı. Zeus öcünü almıştı, ama kızgınlığı geçmemişti,
tüm insanları suların altında boğmaya karar verdi. Ama yine
Prometheus, tufanı gizlice duyurdu. Oğlu, karısı ve Pandora
bir gemi yaparak içine saklandılar. Tufan başladı ve tüm
dünya sular altında kalınca kimse sağ kalmadı. Sular indikten
sonra, sağ kalan üç kişi Delphi´ye gidip Themis´e akıl
danıştılar. Themis onlara başlarını örtüp, atalarının
kemiklerini omuzlarının üstünden arkaya atmalarını öğretti ve
öyle yaptılar. Böylece insanlar yeniden türedi, ama bu kez
taştan yaratılmışlardı ve daha dayanıklıydılar.
Olympos devleti´nde yaşam
12 Havari, 12 Sahabe veya 12 bilgeler örneklerinde olduğu
gibi, klasik Yunan Mitolojisi´nin 12 büyük tanrısı Olympos Dağı
´nda yaşardı. Acaba Olympos neresidir ve nasıl bir yerdi?
Eski Yunanlılar´a göre Olympos, şimdiki Makedonya´da Tesalya
Bölgesi´ndedir. Aslında gerek Antik Yunan´da, gerekse de
Ionia´da (Ege´de) birçok Olympos Dağı vardır; örneğin Uludağ
´a Olympos denirdi. Ayrıca Aladağ ve Hisardağı da Olympos
olarak adlandırılırdı. Yani tüm yüksek dağların Olympos
olduğuna inanılıyordu. Mitolojiye göre Olympos´da yaz ve kış
vardı, ama kışın soğuğu, rüzgârları, yazın güneşi Olympos´un
zirvesine ulaşamazdı. Zirveyi örten bulutların üzerinde
Tanrıların sarayları ve bahçeleri vardı, burada iklimler yoktu
ve daima ilkbahar vardı. Olympos saraylarının en görkemlisi
Baş Tanrı Zeus´a aitti. Tüm tanrılar her sabah gün doğarken
onun sarayında toplanırlardı. Olympos Bahçeleri´nde Kharites
denen bakire periler dans ederler, Musalar (İlham Perileri)
şarkılar söylerlerdi. Tanrılar Hebe´nin sunduğu "Nektar" veya
"Ambrosia" adlı ebedi gençlik ve güç veren bir içkiyi içerlerdi.
Tüm günleri insanların kaderlerini yönlendirmek için Zeus´un
sarayında geçer, gece olunca da her biri kendi saraylarına
çekilirler ve uykuya dalarlardı. Sadece tanrıça Hestia uyanık
kalır ve dünyaya ışık veren ateşin sönmemesine dikkat ederdi.
Tanrıların saraylarında hizmetliler bulunurdu. Olympos´un
kapılarına bakire "Horalar" yani "Saatler" bekçilik ederlerdi.
onların anası olan Themis "Ebedi Adalet" gün boyu Zeus´un
yanıbaşında oturur ve ona adalet ve hikmet telkinleri yapardı.
Alınan kararlar gökkuşağı renklerinde kanatları olan Iris ile
gönderilirdi. Ayrıca, Olympos´da insanların kaderlerini
saraylarının duvarlarına yazan Themis´in diğer üç kızı olan
Parklar´da yaşardı, onların yazdıkları asla değişmez ve
silinmezdi. Parklar´ın en genci olan Klotho yaşam ipliğini
büker, Lakhesis, her insanın talihini gereği kadar sarar,
Atropos ise, yaşayacağı zaman bitince yaşam ipliğini keserdi.
Parklar, iyi günler için beyaz, kötü günler için siyah yün iplik
kullanırlardı. Olympos´da yaşayan 12 tanrının altısı erkek,
altısı dişiydi. Onların dışında kalan Zeus ve Poseidon´un
kardeşi olan Hades yeraltında yaşardı. Şarap tanrısı Dionysos
Olympos´a sonradan katılarak 13. tanrı oldu ve Olympos´un
sonu bundan sonra geldi.
Olimpos´un sahibi olan tanrılardan söz ettik. Ama Olimpos´la
ilişkisi olan tanrısallar da vardı; Örneğin Zeus ve Alkimene´nin
oğlu güç ve kudretin simgesi Herkül; Atina Kralı Aigeus ile
Trezene Kralının kızı Aithra´nın oğlu Thesus; Zeus´un
sevgililerinden Europa´nın kardeşi Fenikeli Kadmos; Thebai
Kralı Oidipus; insanların en kurnazı Sisipus; onun oğlu at
uzmanı Glaukos; Argos kralı Akrisios´un oğlu olan ve Medusa´yı
öldüren Perseus; Argonatların lideri talihsiz Jason; kendi
kendine yürüyen heykelleri yapan, insanlara yelken kullanmayı
öğreten, cetveli, sarkacı, vidayı ve baltayı bulan, canavar
Minotor´un hapsedildiği içinden çıkılmaz Girit labirentini inşa
eden ve yaptğı kanatlarla göklere uçan Daidalos; Apollon´un
oğlu müzik ve aşk çılgını ilahi sesli Orfeus; şafak tanrıçası Eos
ve diğerleri... Bunların tümü birer olayı ve kavramı
simgelerler. Mitolojik tanrılar insan gibidirler ama daha güzel,
güçlü ve büyük; istedikleri şekle girerler, evrende istedikleri
yere bir anda gidebilirler, yaşlanmaz ve ölmezler. Bu
özelliklerini Ambrosia adlı içkilerine borçludurlar. Ama
kusurludurlar; şehvet düşkünü olanlar vardır içlerinde, yalan
söylerler, korkarlar, kıskanırlar, acı çekerler ve ağlarlar, öç
alırlar, cinayet bile işlerler. Aslında Olimpos bir cumhuriyettir;
tanrısal bir cumhuriyet ve Zeus, Olimpos Devleti´nin
başkanıdır. Öyleyse gelin bakanlar kuruluna bir göz atalım;
Hera: Başkan yardımcısı ve kadın haklarından sorumlu.
Athena: Eğitim Bakanı.
Apollon: Enerji ve Kültür Bakanı.
Artemis: Çevrecilik Bakanı.
Hermes: İletişim Bakanı.
Hefaistos: Sanayi ve Teknoloji Bakanı.
Hestia: Aile Bakanı.
Mars: Milli Savunma Bakanı.
Afrodit: Güzel Sanatlar Bakanı.
Demeter: Doğal Kaynaklar Bakanı
Poseidon: Denizcilik Bakanı.
Dionysos: Turizm Bakanı.
Asklepion: Sağlık Bakanı.
Hades: Din İşleri Bakanı.
Olimpos Devleti´ni yönetenler, her tür entrikaya başvurarak
iktidarlarını korurlar, aynen şimdiki politikacıların yaptıkları
gibi. Belki de, Olimpos Devleti, bin yıllar öncesinde insan
denen yaratığın özellikleri düşünülerek düşlendi. Tanrı veya
tanrısal, ya da İnsanoğlu; her neyse, galiba Pindaros´un
dediği gibi, tümü aynı aileden gelme ve aynı huyları
taşıyorlar...
Olympos bakanlar kurulu
Bir uzay operası-inanılmaz bir hikaye-Mutlaka okuyun!
Sonsuz evrenin derinliklerinde bir yerde, bilinmeyen ve zaman
dışı bir zamanda galaksiler arasında dolaşabilen olağanüstü
canlılar yaşıyordu. Akıl ötesi bir uygarlığa sahip olan bu
canlılar, fiziksel yapılarını yenileyebiliyor, kendilerine benzer
androidler üretiyor, şimşek benzeri ışınlarla istediklerini yok
ediyorlardı. Ölümsüz sayılırlardı, moleküler transformasyonla
bir anda her yerde olabiliyorlar; hologramlarla istedikleri
şekilde görünüyorlardı. Zaman zaman rasladıkları yıldızların
gezegenlerinde yaşayan canlılar varsa, onları yönlendiriyor
veya özgün nedenlerle yok ediyorlardı. Kendi aralarındaki
iktidar kavgası süregelen bir olaydı; liderleri Gaia ve Uranus
´dü, 12 kişilik Titanlar adlı bir meclisle beraber yönetimi
ellerinde tutuyorlardı.
Zaman içinde, iki liderin arası açılmaya başlamıştı, Uranüs
gittikçe güçleniyor, dengeyi bozuyordu, amacı yönetimi tek
başına sürdürmekti. Gaia´nın çevresindeki herkesi tutukluyor,
karanlık ve çok uzak yıldızlara hapsediyordu ve sonra Titanlar
Meclisi´nin tüm üyelerini de tutuklayarak hapsetti. Bunun
üzerine Gaia, silahsız ve güçsüz Titanları kurtarıp Uranüs´ü
devirmeyi planladı, onlara gizlice ulaşarak silah ve araç verdi,
meclisin başına Kronos adlı üye geçti. Hapsedildikleri yerden
kurtulan Titanlar ve taraftarları Gaia´nın da politik desteği
ile harekete geçtiler; müthiş bir yıldızlar savaşı yaşandı,
Kiklopslar ve Centimaneler adlı iki politik güç de onu
destekliyordu ve sonunda Kronos kazandı ve Uranüs yok
edildi. Gaia ve Titan Meclisi onu lider seçtiler, artık gittikçe
büyüyorlar ve sayısız yıldızlara ulaşıyorlardı ve Kronos, siyasi
destekçisi Rea´idi, Rea altı üyeden oluşan politik bir grubun
lideriydi. Ama Kronos geçmişi unutmuyor ve iktidar korkusuyla,
çevresinde oluşan güç odaklarını istemiyor, onları birer birer
uzak yıldızlara yolladı. Rea yalnız kalınca kendi taraftarı olan
askeri liderlerden Zeus´un robot bir kopyasını yaptırarak,
robotu uzağa yolladı ve Zeus´u özel bir gezegene sakladı.
Orada iktidara karşı gruplarla örgütlenme çalışmalarını
geliştiren Zeus, yeterince güçlenince Kronos´a karşı olan siyasi
ve askeri güçleri toplayarak hükümeti devirdi ve başa geçti.
Kronos, sonsuz uzaklıkta bir yıldıza sonsuza kadar hapsedildi.
Ama iş bununla bitmiyordu, Titanlar Meclisi hala güçlüydü,
toplanarak tüm güçleriyle bu yeni diktatöre saldırdılar.
Korkunç bir savaş daha başladı, yok edici dev ışınlar dağları
eritti, denizleri buharlaştırdı. Savaş çok uzun sürdü ama
sonunda Zeus´un orduları savaşı kazandılar. Titanlar birer
birer tutuklanarak Tartaros adlı gezegene hapsedildiler. Bu
gezegenden çıkmak hemen hemen imkansızdı.
Zeus, kalan tüm Kronos taraftarlarını da yok ederek, tüm
gücü eline geçirdi ve Titan Meclisi´nin yerine Olimpos Meclisi´ni
kurdu. Uzun zaman sonra, Titan Meclisi üyelerinden birinin
oğlu olan ve yeni iktidara bağlılığını bildirerek zarar görmeyen
ve hatta Olimpos´un danışmanlığına getirilen mühendis
Prometheus, babasının öcünü almak niyetindeydi. Zeus´un
başına dert açmak için yeni bir canlı türü yarattı ama bunlar
yeterince güçlü değildiler, asi Prometheus bu kez sadece
Olimpos´un kontrolunda olan gücü çalarak, bu yeni canlılara
verdi. Artık kendilerine insan diyen bu canlılar, gelişiyor ve
yayılıyorlardı ve üstelik Prometheus´un ve eski Titan
düşüncelerinin etkisinde kalarak Zeus ve Olimpos Meclisi´ne
karşı çıkmaya başlamışlardı. Yönetim durumu farkederek,
Prometheus´u tutukladı ve cezalandırdı. Ama insanlar gittikçe
çoğalıyordu ve ciddi sorunlara neden olmaya başlamışlardı,
düzen bozuluyor, doğa tüketiliyor, yönetimin kararları
çiğneniyordu. Zeus, meclisi topladı ve alınan kararla insanların
yaşadıkları yerlerin iklimleri değiştirilerek yokedildiler. Ama
kurtulanlar vardı, Prometheus taraftarları ve casusları
meclisin kararını öğrenerek bir çok insanı kaçırıp kurtardılar
ve insanlar yine çoğalmaya başladılar, bu arada Zeus ve
Olimpos Meclisi yönettikleri tüm yerlerden insanları yok
ettikleri için sert tepkiler alıyorlardı ve artık yapacakları
başka şey yoktu. İnsanlar yine çoğalarak her yere yayıldılar
ve Olimpos bir kez daha toplanarak, insanları galaksinin dış
kıyısında bulunan küçük bir güneşin, üçüncü gezegenine
toplama kararını aldı.
Şimdi insanlar, orada yaşıyorlar, tüm geçmişlerini geçen onbin
yıllar sonrasında unuttular, kuşaktan kuşağa geçen anılar,
efsanelere dönüştü. Gezegene ilk gelenlerin geçmişi
hatırlayarak yaptıkları anıtlar ve anlatılar masallarla
bütünleşerek, tüm insan ırklarında farklı değişimlere uğradı.
Bugün artık kimse, Zeus´u, Olimpos Meclisi´ni ve dev yıldız
savaşlarını hatırlamıyor, akıl ötesi bir teknoloji bir mucize
olarak hatırlanıyor. Ya onlar ne yapıyorlar? Kimbilir, belki de
Olimpos Meclisi veya bir görevli insanları izliyor ve yaptıklarını
değerlendirip, Meclis´e raporlar sunuyor. Şimdilik Olimpos için
bir tehlike yok ama ya gelecekte? Kendilerini ve yaşadıkları
biricik yeri yok etmekte uzmanlaşan insanlar, dünya dışını da
tehdit etmeye başlarsa Olimpos Meclisi yine toplanarak, kendi
yarattıkları bu kusurlu canlıları bir kez daha durduracaklar
mı? Çünkü, çok uzakta da olsa Prometheus´un veya insanların
taktığı isimle ışığı yani enerjiyi getiren Lucifer´in etkileri hala
sürüyor ve hatta gittikçe artıyor...




ALINTI
 
Beyaz ve kahverengi olmak üzere ikiye ayrılmıştır. Beyaz olan Los Amigos karşısındadır. Diğeri ise Köfteci İsmail karşısında olmasıyla şanssızlığını belli etmektedir.

7 gün 24 saat vatandaş ilgisiyle gurur duyan bir bar cumhuriyetidir.
 
Paylaşım için teşekkürler :)
 
Geri