Ölümü Öldürde Gel
ölümü öldürde gel ; EVET ZOR. Kabul ediyorum. Kim dedi ki kolay diye. Bana “Sözler” kitabındaki bir örnek öyküyü hatırlattın. Sana kısaca anlatmalıyım.
Bir asker hayal et. Savaş meydanında. İki yanında iki derin yara var. Arkasında büyük bir aslan. Pençesini kaldırmış her an vurabilir. Önünde bir idam sehpası sevdiklerini asıp öldürüyorlar. Biliyor sıra kendisine de gelecek. Bir yandan da yolculuk etmek zorunda uzun bir yola gidiyor ister istemez. O çaresiz adam korku içinde beklerken bir nurani adam geliyor. Diyor:
“Ümidini kesme. Sana iki tılsım öğreteceğim güzelce kullanırsan arkandaki
aslan senin emrinde bir at olur biner gidersin. O idam sehpası da hoş bir salıncağa döner. Biner keyif edersin. Bir de sana iki ilaç vereceğim. Kullanırsan yaraların güzel kokulu güllere döner. Sana bir de bilet. Onunla bir yıllık yolu bir günde gidersin tıpkı uçar gibi. İnanmıyorsan bir dene anlarsın.” Asker bir parça denedi. Hak verdi o hayırlı adama.
Sonra sol tarafından başka biri çıkageldi. Şeytan gibi aldatıcı sinsi ayyaş bir adam. Yanında içkiler süslü suretler çekici görüntüler ayartıcı fanteziler. Ona dedi:
“Arkadaş! Bizimle gel. Yiyelim içelim şu hoş şarkıları dinleyelim çılgınca dans edelim. Gülelim eğlenelim kam alalım dünyadan.”
Baktı askerin dudakları kıpırdıyor.
“Ne okuyorsun?”
dedi.
“Bir tılsım” dedi asker.
“Bırak şu anlaşılmaz işi keyfimizi bozmayalım.”
“Elindeki ne?”
“Bir ilaç.”
“At gitsin. Neyin var. Eğlenme zamanıdır.”
“Elindeki kâğıt ne?”
“Bir bilet. Yolculuk sırasında yayan ve aç kalmamak için.”
“Yırt gitsin! Şu güzel günde yolculuk nemize gerek!”
Buna benzer aldatıcı sözlerle onu kandırmaya çalıştı. O da ona aldanıp gidecekti ki sağ tarafından gök gürültüsü gibi bir ses geldi:
“Sakın aldanma! O aldatan sersem herife de ki: Önce arkamdaki aslanı öldür. Önümdeki idam sehpasını
kaldır. Bana acı veren yaralarımı tedavi et. Zorunlu yolculuğumu bitir. O zaman de gel keyif sürelim. Yoksa sus! Ben o Hızır gibi hayırlı adamı dinlemek istiyorum.”
Nasıl güzel mi öykü. Bizim hayatımız aslında. O asker sensin. Yani insan. Aslan ise eceldir. Her an gelebilir. İdam sehpası ise ayrılıktır ölümdür. Geceler gündüzleri izlerken sevdiklerin de gider bir bir. Sıra sana da gelecek. İki yara ise sendeki acizlik ve fakirlik. Elin ermez gücün yetmez. Neyin varsa emanet senin hiçbir şeyin yok. Verilmiş alınacak. İstersin ama yaratamazsın. Yolculuk ise ruhlar âleminde başlar. Dünyadan çocukluktan ihtiyarlıktan geçer. Sonra kabir berzah haşir sırat ahiret. Zamanı durduramazsın. Gitmek zorundasın.
İki tılsım ise Allah’a iman ahirete iman.
İmanı olana ölüm güzel gelir. İnsanı cennete götüren sevdiklerine kavuşturan bir binek olur. Ölümün hakikatini bilenler ölümü sevmişler daha ölüm gelmeden ölmek istemişler. Zamanın geçmesi olgun mümini korkutmaz. Yalnız ayrılık görmez o. Sinema makinesi gibi dönen dünya yeni manzaralar gösterir ona. Güzellikler tazelenir. Keyif veren sahneler birbirini izler. Gidenler yok olmadılar bilir. Yerine gelen var. Çünkü yapan yaratan bakidir kalımlıdır yine yaratır.
Öbür ilaç ise. Biri sabır ile Allaha tevekkül etmek. Elinden geleni yaptıktan sonra sonsuz merhamet sahibine güvenmek dayanmak. Tıpkı annesine koşan bir bebek gibi Allahın rahmet kucağına sığınmak. İkinci ilaç verilen nimetlere şükürdür. Çalışmasının sonucuna kanaat ederek Allahtan istemek. Yalnız ona minnet duymak. Allaha karşı kendini sonsuz fakir
hissetmek.
Kaldı bilet. O bilet ise başta namazdır. Sonra öbür buyruklar. Bir de büyük günahlardan uzak durmak. Kuran’ın dediklerini yapmak ebediyete giden yolda bize lazım. Işıktır azıktır binektir onlar.
Şimdi düşün! Beş vakit namazı kılmak pek kolay. Yedi günahı terk etmek gayet hafif. Ya sonuçları. Neticesi meyvesi faydası. Sana sonsuza kadar lazım.
Birileri seni günaha davet ederse de onlara: “Benim sonsuza uzanan arzularım var sen tatmin edebilir misin? Manevi yaralarıma deva bulabilir misin? ÖLÜMÜ ÖLDÜREBİLİR MİSİN? Kabir kapısını kapatabilir misin? Uzun bir yola gitmek zorundayım durdurabilir misin? Elinde bir çare varsa söyle. Yoksa sus! Bak Kuran kâinatı okuyor. Ben onu dinlemek o nur ile nurlanmak bu dünyada huzur bulmak öbür dünyada kurtuluşa ermek istiyorum.”
- HİÇ KİMSE ÖLMEK İÇİN GENÇ DEĞİLDİR!!!
ölümü öldürde gel ; EVET ZOR. Kabul ediyorum. Kim dedi ki kolay diye. Bana “Sözler” kitabındaki bir örnek öyküyü hatırlattın. Sana kısaca anlatmalıyım.
Bir asker hayal et. Savaş meydanında. İki yanında iki derin yara var. Arkasında büyük bir aslan. Pençesini kaldırmış her an vurabilir. Önünde bir idam sehpası sevdiklerini asıp öldürüyorlar. Biliyor sıra kendisine de gelecek. Bir yandan da yolculuk etmek zorunda uzun bir yola gidiyor ister istemez. O çaresiz adam korku içinde beklerken bir nurani adam geliyor. Diyor:
“Ümidini kesme. Sana iki tılsım öğreteceğim güzelce kullanırsan arkandaki
aslan senin emrinde bir at olur biner gidersin. O idam sehpası da hoş bir salıncağa döner. Biner keyif edersin. Bir de sana iki ilaç vereceğim. Kullanırsan yaraların güzel kokulu güllere döner. Sana bir de bilet. Onunla bir yıllık yolu bir günde gidersin tıpkı uçar gibi. İnanmıyorsan bir dene anlarsın.” Asker bir parça denedi. Hak verdi o hayırlı adama.
Sonra sol tarafından başka biri çıkageldi. Şeytan gibi aldatıcı sinsi ayyaş bir adam. Yanında içkiler süslü suretler çekici görüntüler ayartıcı fanteziler. Ona dedi:
“Arkadaş! Bizimle gel. Yiyelim içelim şu hoş şarkıları dinleyelim çılgınca dans edelim. Gülelim eğlenelim kam alalım dünyadan.”
Baktı askerin dudakları kıpırdıyor.
“Ne okuyorsun?”
dedi.
“Bir tılsım” dedi asker.
“Bırak şu anlaşılmaz işi keyfimizi bozmayalım.”
“Elindeki ne?”
“Bir ilaç.”
“At gitsin. Neyin var. Eğlenme zamanıdır.”
“Elindeki kâğıt ne?”
“Bir bilet. Yolculuk sırasında yayan ve aç kalmamak için.”
“Yırt gitsin! Şu güzel günde yolculuk nemize gerek!”
Buna benzer aldatıcı sözlerle onu kandırmaya çalıştı. O da ona aldanıp gidecekti ki sağ tarafından gök gürültüsü gibi bir ses geldi:
“Sakın aldanma! O aldatan sersem herife de ki: Önce arkamdaki aslanı öldür. Önümdeki idam sehpasını
kaldır. Bana acı veren yaralarımı tedavi et. Zorunlu yolculuğumu bitir. O zaman de gel keyif sürelim. Yoksa sus! Ben o Hızır gibi hayırlı adamı dinlemek istiyorum.”
Nasıl güzel mi öykü. Bizim hayatımız aslında. O asker sensin. Yani insan. Aslan ise eceldir. Her an gelebilir. İdam sehpası ise ayrılıktır ölümdür. Geceler gündüzleri izlerken sevdiklerin de gider bir bir. Sıra sana da gelecek. İki yara ise sendeki acizlik ve fakirlik. Elin ermez gücün yetmez. Neyin varsa emanet senin hiçbir şeyin yok. Verilmiş alınacak. İstersin ama yaratamazsın. Yolculuk ise ruhlar âleminde başlar. Dünyadan çocukluktan ihtiyarlıktan geçer. Sonra kabir berzah haşir sırat ahiret. Zamanı durduramazsın. Gitmek zorundasın.
İki tılsım ise Allah’a iman ahirete iman.
İmanı olana ölüm güzel gelir. İnsanı cennete götüren sevdiklerine kavuşturan bir binek olur. Ölümün hakikatini bilenler ölümü sevmişler daha ölüm gelmeden ölmek istemişler. Zamanın geçmesi olgun mümini korkutmaz. Yalnız ayrılık görmez o. Sinema makinesi gibi dönen dünya yeni manzaralar gösterir ona. Güzellikler tazelenir. Keyif veren sahneler birbirini izler. Gidenler yok olmadılar bilir. Yerine gelen var. Çünkü yapan yaratan bakidir kalımlıdır yine yaratır.
Öbür ilaç ise. Biri sabır ile Allaha tevekkül etmek. Elinden geleni yaptıktan sonra sonsuz merhamet sahibine güvenmek dayanmak. Tıpkı annesine koşan bir bebek gibi Allahın rahmet kucağına sığınmak. İkinci ilaç verilen nimetlere şükürdür. Çalışmasının sonucuna kanaat ederek Allahtan istemek. Yalnız ona minnet duymak. Allaha karşı kendini sonsuz fakir
hissetmek.
Kaldı bilet. O bilet ise başta namazdır. Sonra öbür buyruklar. Bir de büyük günahlardan uzak durmak. Kuran’ın dediklerini yapmak ebediyete giden yolda bize lazım. Işıktır azıktır binektir onlar.
Şimdi düşün! Beş vakit namazı kılmak pek kolay. Yedi günahı terk etmek gayet hafif. Ya sonuçları. Neticesi meyvesi faydası. Sana sonsuza kadar lazım.
Birileri seni günaha davet ederse de onlara: “Benim sonsuza uzanan arzularım var sen tatmin edebilir misin? Manevi yaralarıma deva bulabilir misin? ÖLÜMÜ ÖLDÜREBİLİR MİSİN? Kabir kapısını kapatabilir misin? Uzun bir yola gitmek zorundayım durdurabilir misin? Elinde bir çare varsa söyle. Yoksa sus! Bak Kuran kâinatı okuyor. Ben onu dinlemek o nur ile nurlanmak bu dünyada huzur bulmak öbür dünyada kurtuluşa ermek istiyorum.”
- HİÇ KİMSE ÖLMEK İÇİN GENÇ DEĞİLDİR!!!