E
Elif
Ziyaretçi
Ziyaretçi
Olumlu ya da olumsuz düşünme alışkanlığı bir zamanlar yaptığımız bir tercihtir. Günümüzde olumlu ya da pozitif düşünmek ifadesi "hayal kurmak", "hayata pembe gözlüklerle bakmak" ya da "Polyannacılık oynamak" ifadeleriyle aynı kefeye koyuluyor. Olumlu düşünmek; hayata ve insanlara katlanabilmek için yapmacık gülücüklerle ortalarda dolaşmak değildir. İnsanları kırmamak için her şeye "evet" demek, nereye çekersen oraya gitmek de değildir. Sanki insanları seviyormuş gibi rol yapıp tüm gün önüne gelene mavi boncuk dağıtmak ama akşam eve gelince kendinden nefret etmek hiç değildir. Olumlu düşünmek; önce kendini ve insanları gerçekten sevebilmek, kendinle barışık olmak, ne istediğini bilmek ve bu yönde hareket edebilmektir. Sözde iltifatlar değil, yapıcı mesajlar verebilmektir.
Olumlu ve olumsuz düşüncenin peşi sıra iyimserlik ve kötümserlik geliyor. Elbette, hemen her şeyde olduğu gibi burada da denge çok önemlidir. Nereye kadar olumlu düşünüp, nereye kadar iyimser olacağız? Uç noktada olumlu düşünen insan olmak, boğaz köprüsünden atlasam da bana hiçbir şey olmaz demek gibi bir şey olsa gerek. İyimserlik ve kötümserlik üzerine yapılan araştırmalar bir yana, dikkatle çevrenizi gözlemlerseniz, daha iyi ilişkiler kuran, sağlıklı, mutlu ve başarılı insanların iyimser özellikler taşıdığını siz de fark edersiniz.
Hayata olumlu bakan bir ebeveynin çocuğu, kötümser bir ebeveynin çocuğundan farklıdır. Çocuklarımız da tıpkı biz yetişkinler gibi başarıları fark edildiğinde, takdir edildiğinde bizi dinliyor ve yüksek performans gösteriyor. Öğrencilerinin yapamadıklarına odaklanan bir öğretmenin öğrencileriyle, yapabildiklerine odaklanan bir öğretmenin öğrencileri birbirinden farklıdır. İyimser bir satış temsilcisinin performansı, aynı eğitim düzeyine sahip kötümser bir satış temsilcisinin performansından farklıdır. İyimser bir doktorun hastası, kötümser bir doktorun hastasından farklıdır. Yüzde 99 felç olacağını bilen bir insan bile yüzde 1'lik umudu duymak ister. Bu, bazı insanlara boş bir umut gibi gelse bile... % 1 'lik umuda odaklanıp sağlığına kavuşmuş insanları sadece medyadan değil, çevremizden de duyarız. Her birinin söylediği söz, "İyileşeceğime inandım ve pozitif düşündüm" olmuyor mu?
Bazı insanlar pozitif düşünmenin gücüne ısrarla inanmazlar. Bir seminerde elini kaldıran bir bayan, "Ben pozitif düşüncenin gücüne inanmıyorum" demişti ki başka bir kişi ayağa kalkarak "İster inanın, ister inanmayın; ben inanıyorum" diyerek pozitif düşünmenin kendi hayatındaki etkisini şöyle anlatmıştı. "Kanser olduğumu öğrendiğim gün hayatım bir anda kararmıştı. Ama sonra bir anda izlediğim bir film aklıma geldi ve 'Ne olur ki ben de pozitif düşünsem, belki iyi olur, olmazsa zaten öleceğim ama ya işe yararsa...' diye düşündüm. Hasta olmadığıma önce kendim inandım. İçimden sürekli; 'Bu gelip geçici bir şey ve ben bunu atlatabilirim' diyordum. Hastanedeyken görevlilerin itirazlarına rağmen pijamalarımı sadece gece giyip, gündüz günlük kıyafetlerimi giyerdim; çünkü ben hasta bir adam değildim. Bu hastalığın bir gün beni terk edeceğine gönülden inandım. Kendimi sürekli iyileşip hastaneden çıkarken hayal ettim. Aylar sonra yapılan tüm testler sonucunda iyileştiğimi duyduğumda, bu benim için değil ama bana inanmayanlar için çok şaşırtıcı olmuştu. Ben iyileşeceğimi zaten biliyordum. Neye inanırsanız sizin gerçeğiniz o olur."
Siz genellikle nasıl düşünüyorsunuz? Olumlu mu olumsuz mu?