Ölüm Sonrasına Dair Bilimsel Teoriler ve ÖYD / NDEÖlüme Yakın Deneyimler
"Ölüm her zaman bizimleydi, her zamanda bizimle olacak. İnsan varlığının ayrılmaz bir parçasıdır o. İnsanoğlunun ortaya çıkışından beri; insan, ölümü zihninde tartmış ve onun gizemlerini bulmaya çalışmıştır. Çünkü, ölüm sorusunun anahtarı, yaşam kapısındaki kilidinde anahtarıdır." Prof. Dr. Eizabeth Kubler ROSS
"Çok büyük, etkileyici ve özel bir ses duydum. Tanrının sesi gibi hissettim ama o olup olmadığını bilmiyorum. O ses benle konuştu ve benim bir gün araştırmacı olacağımı, kitaplar yazacağımı söyledi." P.M.H. Atwater
3000 yıllık Vedalar'dan, çağdaş düşünürlere kadar, tüm dinlerin ve felsefi akımların vazgeçilmez konusu olmuş. İnisiyatik öğretilerde deneysel olarak yaşanmaya çalışılmış olan ölüm denen geçiş olayı ve bunun ötesiyle ilgili ayrıntıları daha sonraki bir yazımıza bırakarak, bu yazımızda ağırlıklı olarak*'Ölüme Yakın Deneyimler'den söz edeceğiz. Buna,*'yarı ölüm halleri''ölümün eşiğine kadar gidiş gelişler'*de denmektedir. Uyku, şuur kaybı, baygınlık, hatta astral seyahat gibi paranormal deneyimler, 'yarı ölüm' sayılabilecek hallerdir. Bunlar, çoğunlukla; öte alemin sınırına kadar gidip gelenlerin deneyimleridir.
Ölüme yakın deneyimlerin (ÖYD) en güzel örnekleri reanimasyon çalışmasıyla ortaya çıkarılmıştır. Başta Dr. Moody, B.J.Eadie, D. Cannon, Dr. M. Morse ve P.Perry'ninkiler olmak üzere, öteki araştırmacıların bu konudaki klinik çalışmalarını konunun akışı içinde sizlere sunacağız. Ayrıca astral seyahat / projeksiyon ve benzeri paranormal deneyimler de bir bakıma ÖYD sayılabileceğinden, bunlara da satırlarımız arasında yer vermek istiyoruz. Günümüz biliminin parapsikoloji adı altında yarım yüzyılı aşkın bir zamandan beri konuya eğiliyor olmasına karşın, geçmişinin ne kadar eski olduğunu göstermek bakımından; kutsal metinlerde, ilk çağ felsefesinde ve inisiyatik öğretilerde nasıl ele alındığını özetle sunmak istiyoruz. [1]
Ölüme Yakın Deneyimler (ÖYD ya da NDE - Near Death Experience), tıbbi anlamda kalbi durup daha sonra tekrar hayata dönen insanların geçirdiği tecrübelere verilen isimdir.
Ölüme yakın deneyimler, özellikle insanoğlunun*"ölümden sonraki hayat"konusuna karşı duyduğu merak sebebiyle ilgi çekici olaylar olmuştur. Gerçek deneyimlerle spekülasyon ve şehir efsaneleri çoğu yerde birbirine karışmış olmakla beraber, gelişen tıp ve teknolojinin de yardımı ile konu üzerinde bilimsel araştırmalar da yapılmaktadır. Dr. Raymond Moody ve Dr. Kenneth Ring, ölüme yakın deneyimler alanında çalışmış önemli isimler olarak görülür. Ayrıca International Association for Near-Death Studies (IANDS, Uluslararası yakın ölüm çalışmaları topluluğu) isimli bir örgüt, bu deneyimi yaşamış insanları bir araya getirmek ve bilimsel araştırmaları destekleyici güvenilir bilgiler bulmak gibi bir misyon ile gerçekleşmiş olaylar üzerinde araştırmalar yapmaktadır. [2]
Ölüm ölmek konusunda dünyanın en önde gelen araştırmacısı olan Dr. Külber Ross, bu konuyu bilimadamlarının araştırma alanına getirmeyi başarmış bir insandır. Bu konuyla ilgili klasik olmuş bir çok kitap yazmıştır.*"On Death and Dying"*adlı yapıtı, Amerikan liselerinde okunması gereken kitaplar listesindedir.Dr. Külber Ross,*"ölümün kıyısından dönme deneyimi"nin ölüm anında herkesin yaşayacaklarının bir parçası olduğunu söylüyor ve şöyle anlatıyor;
«Bir tünel köprü ya da dağ geçidini aşınca sonunda ulaşıp ışıkla kucaklaşıyoruz. Bu ışık son derece parlaktır. Eğer biri, ölümün kıyısında dönecekse bu ışığı kısacık bir süre görebilir. Bundan sonra yaşama geri dönmelidir. Ama gerçekten ölünce kozayla kelebeğin( yani bedenle ruhun) arasındaki bağ kopar. Tekrar dünyadaki bedene dönemezsiniz. Ama zaten de dönmek istemezsiniz. Çünkü bu ışığı gördükten sonra kimse geri dönmek istemez.Bu ışıkta belki de insanoğlunun nasıl olması gerektiğini hissedeceksiniz.»
"Ölüm halindeki hastalarla görüşmelere başlamazdan önce ölümden sonra bir yaşam olabileceğine dair hiçbir inancım yoktu. Fakat şimdi inanıyorum. Siz ister ruh deyin ister başka bir şey insan bedeninin ölümden sonra da varlığını sürdüren bir eşi var."
Dr. Külber, ölüm deneyimin tıpkı doğum gibi olduğunu ancak bu doğumun başka bir var oluş için gerçekleştiğini anlatıyor. Dr. Külber'in çalışmaları, ispatlanamaz çalışmalardı; fakat ölmekte olan insanlar veya kısa süreliğine ölmüş insanlar üzerinde yaptığı çalışmalar, Dr. Külber'i bu inanca götürmüştür. Bulduğu şeyler, insana yaşamı kucaklamayı ve ölüm korkusundan sıyrılmayı öğretiyordu.[3]