~..öłüмđüя чαşαиαи тeκ вαşıиα, αşκ ıκı κışıłıκтıя..*

Konu sahibi son olarak 1897 gün önce görüldü
İstesen de, yok desen de,
Kan misali dolar yüreğine,
İliklerine, damarlarına
Sen gibi sen onu bilmesen de..

İstesen de, yok desen de,
Düş misali bir an gözlerinde,
Islanır bir şey, yutkunursun
Sarılır boynuna hissetmesen de..

İstesen de, yok desen de,
Her suçun hesabı var yüreğinde,
İliklerinde, damarlarında
Sen gibi sen onu bilmesen de..

Sevmenin de, sevilmenin de,
Bir bedeli var aşar tenimizi,
Duygularına dur desen de,
Susturmak ne mümkün düşüncemizi...

İstesen de, yok desen de,
Mutsuzluğu böyle aşamazsın,
Besliyor sevgi varlığımızı,
Sevgiyi hafife alamazsın..

"Gel" demek bu kadar mı kolay?
"Git" demek bu kadar mı kolay?
Gün gelir istekler, ihtiraslar insanı boğar...


Sen döndün de.. Ben burda mıyım yine? Bıraktığın günkü gibi buldun mu beni yerimde?

Duygularda değil, düşüncelerde kaldın sen.. Yarım kalmışlarda, yaşanmamışlarda, acıtanlarda, sancıtanlarda...

Bugünümde yarınımda değil, geçmişimde kaldın.. Hatırladığım anlarda gülümseyebildiğim, bir anısın şimdi.

Gerçeklerimde değil, düşlerimde kaldın sadece... Görüp te dokunamadığım, dokunup ta tutamadığım.

Gitmek zamanıdır şimdi,
Sakın bana veda etme..
Sessizce ve usulca git,
Farkettirme...

Şimdi git.. Arkana bile bakma ne olur. Sensizlikte birşeyleri kaybettim ben. Bütün duygular eskidiler, incindiler sevdaya dair. Vazgeçtim tüm umutlardan..
Son bakışın kalmıştı, her damla gözyaşımla akıttım gözlerimden. Gidişinin ayak sesleri yankılandı kulaklarımda, işitmek istemedim, susturdum onları da..
Taşıyamadım yükünü yokluğunun, nerede olduğunu bilmediğim bir durakta indirdim omuzlarımdan.

Şimdi beni bana bırak.. Sen ve ben "biz" değiliz artık. Ayrı hikayelerde, ayrı başlangıçları, sonları oynayacağız. Ayrı mutluluklarla aydınlatıp ruhumuzu, ayrı hüzünlerle karanlıklara boğacağız.

Şimdi sus.. Ne geçmişe ne geleceğe dair tek bir kelime etme. Benim yaptığım gibi içinden konuş sen de. Sözlerin önemi kalmadı artık. Avuçlarımda üşüyor bütün kelimeler. Onlar kırık, yarım, onlar ertelenmiş...

Susmak zamanıdır şimdi,
Sakın hiç bir şey söyleme..
"Gidiyorum" demeden git,
Hissettirme..
 





Uçurum kenarlarından çiçek toplayan cesaretimi sen kırdın,
Sen tükettin umutlarımı..
Yüreğime kara çalı gibi sen soktun kuşkuları
ve şimdi kendinle gururlanabilirsin benim gibi birini yıktığın için…
Delifişek duygularımı yolda bıraktım.
Kökünden kestirdim saçlarımı, bir perukçuya sattım.
Anasını satacağım dünyanın yarından tezi yok.
Bütün duvarlara “Uğrunda ölünecek Aşk yoktur” diye yazıp, altına imzamı koyacağım.
Bir labirentim içinde yolunu arayan fareler gibiyim,
Evet yanlış anlamadın fareler gibiyim.
Ama zekiyim, hareketliyim ve gözlerim açıldı. Yolumu Bulacağım…
O yolun sonunda bana açılan kapıları bile görebiliyorum.
Varsın dökülen bir avuç deniz suyu olsun gözlerimden,
Varsın yıllarımın sana ait olan kısmı heba olsun.
Yeniden de sevebilir insan, hayat yeniden üretir güzellikleri.
Bende bu yürek varken biterken bile, herşeye yeniden başlayabilirim.
Ben mahşere kadar sevebileceğim birini arıyorum.
Annenden sonra en yakın dostun bendim. Dert ortağın, sevgilin, hayata açılan kapın…
Sen kendine yan.
Anıların duvarına yaslanırken, geç kalmış bir haykırışın sesini duy.
Çünkü biliyorum ki, bir süre sonra ben senin hıçkırıklarını duyacağım.
Çünkü biliyorum ki, yokluğum ağır ağır hissettirecek kendisini.
Çünkü sende biliyorsun ki, benim gibi kimseler sevemez seni!!
 
bitirelim dediğinde aslında ne kadar çok şeyi göze almıştın ama farkında değildin...beni bir daha görmemeyi,elimi tutmamayı,nefesimi hissetmemeyi,sesimi duymamayı...ama bütün bunları göze alabilen sendin.oysa ben hiç bir zaman göze alamamıştım sensizliği...şimdi anlıyordum ki seninle beraber ben de çoktan herşeyi göze almıştım...almak zorunda kalmıştım....


................

aşk diye birşeyin olmadığını söylüyordum hep,varsa da bitiyor diyordum...sonra gün gelmişti senin aşkının başka olduğunu hissetmeye başlamıştım ve gözlerine her baktığımda bir gün bitmemesi için yalvarmıştım tanrıya...işte sevgilim ben içimde bu duyguları yaşarken ve seni delicesine özlerken sen gelip de bitirelim dediğinde içimde aşka karşı kalan son umut parçası da kayboldu artık.aşka olan inancım ve güvencim bu sefer geri dönmemek üzere terk etmişti beni...ve seninle birlikte beni terk eden tek şey bu değildi üstelik...

ağlıyordum ve susturmaya çalışmıyordum kendimi zaten durduramazdım da gözyaşlarımı...her göz yaşımın ardından arkasından ağladığım son insan olacak diyordum.o yüzden doyasıya ağlıyordum.aşk için ağladığım son günler olmalıydı bunlar.gözyaşlarımla birlikte aşkımın her zerresi dışarı akmalıydı.olmadı...
dayanılmaz bi acıydı içimdeki.farkındaydım ama çekmeliyim diyordum.çünkü aşkın içinde acının da olacağını en başından beri biliyordum.


biliyor musun sevgilim aslında o an senin geri dönceğini biliyordum.biliyordum da bunu yapmamalıydı diyordum,yaptıysa da katlanmalı sonucuna.işte bu yüzden kendimi söz vermeye zorlamıştım çünkü o an seni affetmemek için söz vermesem bunu bir daha asla yapamayacağımı biliyordum...yoktu o yürek bende.ağladıkça söz verdim kendime ve söz verdikçe daha çok ağladım.seni cezalandırırken aslında en çok kendimi cezalandırmışım...anlıyorum...
şuan ayrılığın üstünden kaç gün geçti bilmiyorum.sanki yıllar geçti gibi...buğulu gözlerle bakıyorum artık etrafa ve sahte tebessümlerle.yolda başım önümde hüzünle yürürken kafamı kaldırıyorum belki seni görürüm umuduyla...belki karşıma çıkarsın aniden umuduyla...işte o zaman sana sımsıkı sarılmayı cesaret edebilirim umuduyla...ama yoksun sevgilim biliyorum aslında hiç olmayacaksın...
aşk diye birşey yok dediğimde yanılmışım belki ama bitecek dediğimde haklıymışım...
 
Seni tanımadan önce ben değildim ben..seni tanıdıktan sonra..Bendeki bensizliğin aslında sensizlik olduğunu anladım ..Şimdi ise bensizlik ve sensizlik ikilemimin iç çekişlerinde devleşiyorsun. Meçhul bir başlangıcın işaretiydi sana olan kaçamak yazılar. Gözümde büyüyen onca şeye rağmen varlığınla ilk defa küçük gelmişti yüreğime saldığım o korkunç tufan.Ben senin gelişinle yüreğimi de küçültmüştüm oysa; başka dostçuklar yer etmesin diye.İmtihanım dediğim sende gizliydi geride kalan yılların özlemi.Şayet yaşanacak bir ömür varsa senle olmalıydı ve sensiz kalmamalıydı varlığınla olgunlaşan ruhum.Gece gündüz demeden dost bellediğimi vurmalıydı tüm saatler, dost doğru dostu hatırlatmalıydı akrep ve yelkovanın her hareketi.Düşümde yıllardır boş duran baş köşeye dost oturmalıydı sonsuza dek.
Bir itiraf değildin içimde, olamazdın da. Gözlerimdeydi en büyük itirafım, gözlerine olan dost sevdam. Söylemiş miydim, gözlerim gözlerinde kalmıştı dostum ve varlığınla papatya tarlası gibi rengarenk oldu dünyam ıstırap geçidi dediğim o kapıdan her içeri girdiğimde de acılarım vardı geçmişe dair lakin varlığından sonra kapı da cennet oldu gözümde, sırf sana yol verdi diye. Bir de seni benden uzaklaştıran, beni sana yaklaştıran yollar vardı aramızda. Oysa bir kahredici lanetti yolların hakkı.Tarifi ateşten yakıcı, kavuşulamayan mola sancıları.....
Hüzünler kulübesi mi demeliydim bilmem ki, gecemi kuşatan o yalnızlık duvarımın içine veya seninde söylediğin gibi özlemlerime dair sessiz çığlıklarımıydı Yaşamımın sessiz senfonisi.. Yalnızlığa gebe olduğum her dakikada.Vurgun yemiş yüreğimde ne yalnızlıklar doğdu,ne yalnızlıklar büyüdü, ne yalnızlıklarla boğuştu yüreğimin göz bebekleri. Bazen sırdaşım oldu penceremden içeri giren karanlığa faydasız bir demet aydınlık. Söndü sokak lambaları,onlarda anlamadılar halimden.
Biliyorum..Gün gelecek, bir gün elveda diyeceksin, uğruna kelime tükettiğim dost, kelimelerimle kanayacaksın içime ne de kolay söyleyeceksin üç heceyi bir solukta. Ben ise Sadece el diyebileceğim, içimi kuşatan ellerini bir an olsun tutabilme özlemiyle.Veda yakışıksız kaçacak halimize.Hangi kavuşmanın vedasıdır? diyerek garip siyeceğim sözlerini. Ben sana hiç kavuşamamıştım oysa ey dost! Yakışıksız elveda ile gömeceksin güzelliğini yüreğime, Ölümlere alışkın olan yürek sancılarımı tetikleyeceksin ve ben limon kolonyası kokacağım ölü evi gibi. Gözlerimde demlenecek ıstırabım öksüzlüğüm, garipliğim.Gözlerime gömeceğim bedenimi gidişinde.
Elveda umudum, elveda varlık sebebim, elveda ; dostum bellediğim diyerek söyleneceğim arkandan veda halimize yakışıksız kaçsa da sessiz çığlıklar atacağım ve ben, bendeki bensizliğin aslında sensizlik olduğunun bir kez daha farkına varıp, sonsuza dek bensiz ,sensiz,sessiz kalacağım........
 


Aşk için yaşayıp da, aşkı bulamayan genç için en acı, en zor gündü sevgililer günü. Aşkın herkesten çok onu bulması gerektiğine inanıyordu. Çünkü o aşkı tüm beyazlığıyla yaşıyordu. Bir an düşündü ve bir umuttur, “belki hayatımın aşkı bugün karşıma çıkar” diyerekten yola koyuldu.. Kapıdan çıkar çıkmaz gözleri yaşla doldu. Hava da öyle bir aşk kokusu vardı ki, İçine her çektiğinde yüreği, gözleri aşkla dolup taşıyordu.. Yüreği duygularını yansıtıyordu gözlerine, buğulu gözlerle atıyordu adımlarını...

Nereye baksa iki mutlu çift.. Kimi öpüşüyor, kimi sımsıkı sarılarak yüreklerini kavuşturuyor, kimi ise sözlerle ruhunu okşuyordu sevdiğinin.. Aslında onların mutluluğu bile onu mutlu etmeye yetiyordu ama o yalnız, aşksızdı. Yüreği daha fazla dayanamadı ve o, en yakınında olan bir banka oturup ağlamaya başladı.. Yüreği ise öyle hızlı çarpıyordu ki, sanki “ağlama, önce beni dinle” dermiş gibi.. O da yüreğini dinledi her zamanki gibi.. ve öyle bir şeyin farkına vardı ki, o gün, tüm sevgililerden daha mutlu olmuş,, yalnızlıkla ilk defa gurur duymuştu...

“Aşk, dokunmak isteyip de dokunamamaktır..
Karşındakini bir bebekmiş gibi görüp, ona kıyamamaktır..
Öpmek isteyip de, öpememektir..
Dudakları, yüreği, birbirine değse,
Bakışları bir an için bile gözlerini terk etse,
Kalbi duracak gibi olmaktır..
Sözlerle aşkını anlatmak yerine,
Söyleyecek bir söz bulamamaktır..

Aşk, kelimelerin bittiği yerde başlar..
Söyleyemediğini anlatır yaşlar...
Hani Yüzünden süzülür ya duygular,,
Sanki onun eliymiş gibi okşar..

Aşk, ruhların ilişkisidir..
Beden ilişkisi değil..
Ona dokunabiliyorsan eğer,
Bu sende ki aşk değil…”

İçinde taşımış olduğu gerçek aşkın farkında olan kız, “yüreğim benim tek sevgilim” diyerek, aşkı hayallerinde yaşatmaya karar verdi.. Çünkü o, aşkına leke sürülmesini hiç bir zaman istemedi..
Ve o kişi; benim..

Eğer sizde içinizde gerçek aşkı bulundurduğunuza inanıyorsanız, o "bir" kişiyi iyi seçin, güvenmeyin her söze..
Unutmayın ki, yalan sadece sözlerdedir, uzak kalır gözlere..

Bir gün kalp gözünüz açılacak, bir melekle tanışacak ve en güzel duyguları tadacaksınız. Sizler şanslısınız, çünkü içinizde herkes de bulunmayan bir hazine var ve o hazine de, keşfedilmemiş en güzel duygular var.. Hazinenizin anahtarını kalbinizin derinliklerine gömün ve onu bir azimle bulmak isteyen kişiyi bekleyin..

Sevgililer gününe yalnız giriyorum diye üzülmeyin. Yalan aşklar içerisinde olmadığınız için şükredin. Sizin asıl sevgiliniz yüreğinizdir. O size aşk şarkılarında, aşk filmlerinde, aşkın geçtiği her yerde en güzel duyguları hissettirir, sizi hiç bir zaman yalnız bırakmaz ve sizi hiçbir zaman terk etmez! Gitmek gerekse bile beraber göç edersiniz bu dünyadan. Siz, dünyayı cennetle aldatırsınız. Ve ilk defa aldatmakla onur duyarsınız..

Bitanem dersiniz ya, işte sizin asıl bitaneniz yüreğinizdir. Hiç bir bedende, onun gibi bir tane daha yoktur.. Hayatım dersiniz ya, işte sizin asıl hayatınız yüreğinizdir. Sizi yaşatan, size hayat veren odur.. Siz aslında ona bir teşekkür borçlusunuz ve bu teşekkürü benim gibi ona bir söz vererek belirtebilirsiniz..
"Gün gelecek, seni bir melekle tanıştıracağım ve o, son olacak. Cenneti getirecek kapına. Büyük bir aşk sunacak, sonsuzluk koyacak adına.. Söz veriyorum.."

O gün için, yüreğinize iyi bakın. Kaderinizin insanı o anahtarı buluncaya kadar, içinizde ki aşk ile yaşayın..
Ve Zamanı geldiğinde, hazinenizi onunla paylaşın. Ardından kalp kapınıza kilit vurup, sonsuzluğu yaşayın...
 
Sen gittin.. Bir zifiri karanlık, bir zından yalnızlığı, ağır bir boşluk bıraktın geride.
Gittin ve dönmeyeceksin bir daha
Haklısın gidişinde, bu aşkı bitirmekte haklısın.
Tek söz söyleyemedim. Yüzüne bakamadım.
Karşında ağlamadım. Eridim, tükendim, bittim.
Sonsuzlukta bir insan nasıl olur.. sesi soluğu nasıl duyulur?
Elveda aşkım.. Elveda sevgilim.
Sen kendini hiç böyle gereksiz, böyle değersiz, böyle yapayalnız hissettin mi?
Ayrılık ölüm kadar acı ve soğuk.Aynalara bakıyorum.
Aynada gördüğüm ben değilim. Gözlerim cehennem ateşi..
dudaklarım mühürlenmiş. Ellerim titriyor.
Yüreğim kızgın demirlerle dağlandı.
Yokluğunun bedeli çok ağır sevgilim.
Sevinçlerim, hayallerim, umutlarım, renkli dünyam elveda..
Elveda yaşamak..
yaşamın anlamı elveda.
Kimse farkında değil yokluğunun.
Sensiz ne hallerde olduğumu kimse bilmiyor.
Anlamıyor yitip giden bir aşkın kederini.
Düne kadar en yücesini yaşadım mutluluğun,
ayaklarımın altından kayıp gidiyordu toprak,
denizlerin ovaların üstünde uçuyordum.
Güneş kadar yakındı bana aşk.
Güneş kadar sıcak ve parlak.
Bıraktın birdenbire, kanatlarım kesildi.
Hızla çakıldım yere, boşluğun içindeyim, şimdi hiçbir şeyim.
Oysa dünyanın en zenginiydim.
Bütün çiçekler bizim için açardı,
bizim için ballanırdı meyveler,
ekinler bizim için bereketli,
sular bizim için çağlardı.
Şimdi toz duman içinde kızgın bir çöldeyim.
Yönümü yolumu şaşırdım.
Sam rüzgarlarına bıraktım gövdemi, sürüklenmekteyim.
Sen bensiz nasılsın, bilmiyorum.
Rahat mısın, mutlu musun, bu kadar çabuk beni unutur musun?..
Nasıl birden mazi olursun?
Düne kadar gözlerinden aşkı içtiğim,
dudaklarında yüreğimi erittiğim,
uğruna bıçaklar çekip dünyaya meydan okuduğum ey sevgili nerdesin?
Kimlesin?.. kimlerlesin?.. Kimlerle oynaşır gönül eğlersin?
Ben burada, terk edip gittiğin yerdeyim.
Elveda aşkım.. Elveda birtanem.. Elveda sevgilim! Elveda sana
 
Bu senin son gidişin miydi sevgili..?
Bu senin son gidişin olsun sevgili, bıraktığın son acı olsun. Ve ben senin yaşayamadığın son sevda olayım...

Bu son gidişin miydi anlayamadım sevgili..Hani hep giderdin ve gelirdin ya geriye, bu da onlardan biri miydi..? Uzun zaman oldu bu sefer, söylemek ve sormak zor geliyor ama bu senin son gidişin miydi sevgili...? Küçük bir oyun oynuyor gibiyiz sanki. Ben ebe olmuşum sen saklanan...Nerelere saklandın da bulamıyorum seni. “Ah işte ordasın” dediğim yerlerden hep başkaları çıkıyor, herkes hep bir ağızdan, dalga geçer gibi, “çanak çömlek patladı” diyor,bense garip bir umutsuzlukla geri dönüyorum ağacıma, kaldığım yerden seni aramaya başlamak için...
Bu son gidişin miydi, anlayamadım sevgili..Göremeyeceğimi sandığım zamanlarda birden karşıma çıkıyor, içimde yeni yangınlar bırakarak geri dönüyorsun. Kimlerin yanına dönüyorsun da uzun sürüyor sessizliklerin? Gittiğin yerlerde bana benzeyen ve tanıdık bir şeyler var mı bari.? Gülmeyi unuttuğun zamanlar, kimleri çağırıyorsun yanına..? Hüzünlerini kovan yürekli biri var mı yani..? Hani bir anda gelip de o puslu havayı dağıtan, seni içmeden sarhoş eden ve güldüren, hüzünlerini bulamayacağın yerlere saklayan biri..Sen dayanamazsın yalnızlığa. Dokunmak ve karışmak istersin. Yalnız kalmak sana acılarını hatırlatır..bir kadının teninde istemeyerek bıraktığın acıları. Yalnız kalmak sana çocukluğunun masum düşlerini hatırlatır..ağlamak istersin ama ağlayamazsın. Yalnız kalmak sana tutunamadığın sevgileri hatırlatır; çaresizliğini, yıkılmışlığını...arkanda bıraktığın, dokunmaya korktuğun özlemleri. Yalnız kalmak sana göre değil sevgili..Sen yalnızlığında kendinle karşılaşır ve ürkersin yüreğinin saatlerce sana karşıt konuşmalarından. Bu yüzden merak ediyorum ya, başkalarına da ‘hüzün kovan kuşum’ diye sesleniyor musun acaba..?
Bu son gidişin miydi, anlayamadım sevgili..Hani birden için çocuklar gibi şımarmak istediğinde, parmakların telefona gider, arar ve kusardın ya, dizginleyemediğin coşkunu ve manyaklığını..hani bir tek ben anlardım ya, senin bu ani çıkışlarını, serseriliğini ve türk dil kurumunda bulunmayan hafif meşrep kelimelerini ve cümlelerini..hani kimseyle böyle konuşulmaz deyip de, sınırlarını aşardık ya gereksiz kibarlığın ve nazlanmaların..Uzun zaman oldu içimizdeki bu deliliği ve bastırılmışlığı dışa vurmayalı. Bu yüzden merak ettim, bu senin son gidişin miydi sevgili, anlayamadım...
Söylenmemiş ve çoğaltılabilecek bütün sözleri kendi adına söyledin ve gittin..Umuduma, çılgınlığıma ve kadınlığımın senin yanındayken güzelleştiğine inanırken, yokluğunu mutlu edemeyeceğime inandın ve gittin..Sana karışıp, yüreğine akmama izin verip, beni göklere çıkartırken; bir anda yere indirdin, midemi bulandırdın ve ayrılığı sıkıştırdın parmaklarımın arasına, gittin..Ne kadar değerli ve farklı olduğumu anlatmakta zorluk çeken sen; yalnızlığımın en ıssız, en karanlık ve en savunmasız zamanlarında beni dinlemedin, gelmedin ve gittin..Sevmek bu kadar basit, bu kadar kolay ve taşınabilir bir eşya gibi hafif değil; çıkartıp da bir başka yere koyabileceğin. Bu yüzdendir ki sen beni hiç sevmedin sevgili. O “seni çok seviyorum” diye haykırdığın nadir zamanlarda bile, bunu söyleyen sen değil, senin geçmiş bir sonbahar’da bıraktığın, sana benzeyen ama sana çok yabancı olan sesindi. Bu yüzden sen beni gerçekten sevmedin sevgili. Kendini daha ne kadar kandırabilirsin bilmiyorum ama sen acı çekmeyi seviyorsun...bense balonlar patlatmayı, uçurtmalar uçurmayı ve yaşamayı seviyorum her şeye rağmen. Sen korkularını seviyorsun..bense, korkularımın üzerine gitmeyi, savaşmayı ve hatta gülmeyi kaybederken bile...Artık biliyorum, bu senin son gidişindi sevgili ve benim son bekleyişim, son vazgeçişim sevdandan...
Artık gelsen de ne işe yarar ki..? Ben; sana olan kırgınlığımı, yokluğunu, özlemini, umutsuzluğunu sevmeye başladım. Ben senin giderken bende unuttuğun ve zaman zaman öksüzlüğüne ağlayan sevdanı sevmeye başladım. Ben senin artık beni unutan, merak etmeyen ve değer vermeyen yüreğini sevmeye başladım. Şimdi hangi tende üşüyorsun da titrediğini hissediyorum kilometreler ötesinden? Ben senin başka mevsimleri tanımak isteyen o heyecanlı ama tutunamayan bakışlarını sevmeye başladım. Artık gelsen de ne işe yarar ki..? Parçaladığın sevgimi toparlayabilecek ve çiçekler toplayıp yollarıma serebilecek kadar güçlü değilsin sen. Sen, ben değilsin. Hiç olmadın ve olamazsın..O sakladığın yüreğine hiç almadın beni, hiç özlemedin, gözlerin hiç uzaklara dalmadı, belki de şerefime hiç kadeh kaldırmadın. Bu yüzden bu senin son gidişin olsun sevgili, ayrılığın hakkını ver. Böyle bir sevgiyi terk edebilecek kadar yürekli oldun, beni unutacak kadar da korkusuz ol. Özleme, yolunu yolumdan geçirme, sesime düşme, salaş meyhane masalarında konuşmalarımı arama, rakının yanında anma adımı..ayrılığın hakkını ver. Çünkü bunu sen istedin..
Bu senin son gidişin olsun sevgili, bıraktığın son acı olsun. Ve ben senin yaşayamadığın son sevda olayım.....
 
Öyle çok reddedildim ki, öyle çok unutuldum ki senin tarafından, sensiz
kalmak yüreğimi ezen tek korku artık. Öyle ki hayatım yalnız bir korku
halinde ayakta duruyor şimdi... Korkumu gerçeğe büründürdüğün anda yıkılıp
gideceğim. Her şeyi tükettim. Hayata tutunmak adına ne varsa her şeyi yaktım
seni sevebilmek için... Tüm sabrımı, kendime ve insanlara güvenimi, sevginin
hayatın tek harcı olduğuna olan inancımı... Artık senden başkasına verecek
enerjim, sevgim ve hayatla hesaplaşacak bir benliğim kalmadı. Geriye dönüp
sığınacak bir kendim kalmadı...
Şimdi bana varlığımın sana acı vermediğini söylüyorsun. Gitmemi istiyorsun,
sonra yeniden gelmemi... Ve sonra yeniden gitmemi... Beni sensizliğin o
dipsiz çukuruna önce sarkıtıp, sonra yeniden gün ışığına çıkarıyorsun.
Sevgimi, yokluğumu hissettiğin yerde bulmak istiyorsun. Aşkımın benliğini ve
hayatını ele geçirmesinden duyduğun o sebepsiz korkuyu yenmek için, bana
seninleyken tekrarı olmayan bir şiiri hatırlatan zamanın, sana benimleyken
gösterdiği monoton ve tüketici yüzünü yok etmek için oynadığın bir oyun bu
belki de... Beni deliliğin sürgünlerine yollayıp, sonra yeniden kalbine
çağırıyorsun.
Korkuyu beklemenin telaşı korkunun kendisinden çok daha ürkütücü biliyor
musun? İşte bu yüzden sensizliğin karanlık kuyusuna kendi ellerimle
bırakıyorum kaderimi. Korkuyu beklemekten vazgeçiyorum, ama asla seni
sevmekten değil, sevgili... Sana veda etmeden kayboluşa karışmam da aslında
sadece bunun için...
Madem varlığım acı vermiyor sana, madem ki ancak yokluğumda sevgimi
hissedebiliyorsun, öyleyse yokluğumla kal sevgili... Madem ki yokluğumla
daha mutlusun, o halde yokluk benim bu aşk için büründüğüm son kimlik olsun.
 
Gitgide aLisiyorum sana: hic bir aLiskanLik bu kadar güzeL oLamaz. ELLerin eLLerimden uzakta nasiL gücsüzüm biLemezsin. Yanimda oLdugun zamanLar sigara dumani gibi cigerLerime doLuyor, aLkoL gibi damarLarima yayiLiyorsun. Durmadan basim dönüyor verdigin hazdaN...
ALiskanLikLar daima korkutur beni: düsün ki ben yasamaya biLe aLiskin degiLim... Kendimi kendime aListiramadim yiLLardir fakat simdi sana aLisiyorum...
AListikca özLemim artiyor, daha yogunLasiyor. YaLniz icimde garip bir korku var. Sana tüm aLismaktan degiL seni kendime aListirmaktan korkuyorum. Bir gün sana simdi verdikLerimden daha güzeLini daha degerLisini verememekten korkuyorum. Bir gün ansizin öLmekten ve seni bana oLan aLiskanLiginLa yapayaLniz birakmaktan korkuyorum. Oysa ki her zaman ve günün her saatinde yaninda oLmaLiyim senin. Bana aLismis oLmaktan pismanLik duyacagin bir dakikan bile oLmamaLi. Bütün zamanLarini zamanLarimLa karistirip emsaLsiz bir zaman biLesiminde yasatmaLiyim seni. UykuLarda biLe ayni rüyayi görmeLiyiz. Her seyin ve her zevkin yarisi senin oLmaLi, yarisi benim...
"Bana aLis," demeyecegim. NasiL oLsa aLisacaksin bir gün. Simdi cirkinLigimde güzeLLikLer buLan o gözLerin o zaman en güzeLi görecek bende! ALiskanLiginLa, sevginLe yepyeni bir "ben" yaratacaksin benden!
iLk defa seviLmenin ürpertiLeri icindeyim inan. SevgimLe mukayese edebiLecegim tek seyi beni sevmende buLdum... Ömrümde kimse bana sevmenin gerekLiLigini ögretmedi. Kimseden sevgisini istemedim, verdiLer aLmadim. BenciLdim bir zamanLar hic sevmemis oLdugumu kendi kendime biraz da utanarak itiraf ediyorum. AsiL büyük sevgiyi seni sevmekte buLdum ve sevgim senin sevginLe degerLeniyor, ayri bir anLam kazaniyor...
Sevgin oLmasaydi degersiz bir cam parcasiydim. Sevginle bir aynayim simdi. Bana bakanLar bastan basa seni görecekLer icimde...
Bir zincirin iki haLkasiyiz seninLe anLiyor musun? Ayni kadehte karismis iki ickiyiz. iki keLimeyiz seninLe birbirini tamamLayan. Her yerde iki oLdugumuz icin bir bütün haLine geLiyoruz durmadan.
ALiskanLigim devamLi sana cekiyor beni. Durup durup dudakLarini öpmek geLiyor icimden. SacLarini oksamak geLiyor, eLLerini tutmak geLiyor... Kokunun tenime sindigini hissediyorum geceLeri. Teninin dudakLarimda eridigini hissediyorum. Seni kimse benim kadar benimLe bir bütün oLduguna inandiramaz...
Gitgide bu aLiskanLigin icinde kayboLdugumu görüyorum. Beni yasadigim zamanin disina cikariyorsun. Bir gün tarih öncesinde yasiyoruz bir gün buLutLarin üstünde. AciLmis bütün kuyuLarin derinLigi icimde seni buLdugum yer kadar derin degiL...
ALiskanLik kozasini ören bir ipekböcegi gibi gitgide tamamLiyor bizi. Korkunc bir yangin basLadi yürekLerimizde. ÖzLem, kiskancLik, arzu, ne varsa icimizde hepsi birden bire tutustu. Hic bir su bu atesi söndüremez artik. Bu yangin biz birer kor haLine geLinceye kadar sürecek.
Önce bakisLarimiz aListi birbirine...
En mutLu oLdugumuz yerde en gücLü oLacagiz seninLe...
 
SENİNLE YAŞLANMAK İSTİYORUM
Seninle yaşlanmak istiyorum. Seneler geçsin, sen beni bil, ben seni bileyım istiyorum. Benim olduğu kadar dostlarının, dostlarının olduğu kadar benim ol istiyorum. Nice sıkıntı ve zorluk yaşayıp anlatalım

Yaşayalım kı, öğrenelim hayatı ve destek çıkmayı. Birbirimizin omuzlarında ağlamalıyız. Sen çok dertlenip, içip, arkadaşlarınla eve gelmelisin. Paylaşmalı ve beraber sıkılmalıyız. Öyle ki, yalnız sıkılmak sıkmalı bizi.
Yaşayalım ki, paramız olunca sevinelim. Güzel günlerimizi, evimizde, bır şişe şarap ve pijamalarımızla kutlamalıyız. Ya da bazen dostlarla ucuz biralar içerek... Böylece yaşamalıyız işte.
Sonra çocuğumuz olmalı, düşünsene, senin ve benim olan bir canlı. Geceleri ağladıkça sırayla susturmalıyız. Sen arada mızıkçılık yapmalısın. Ve ben söylenerek sıranı almalıyım. Yorgun olduğum için yemek yapmamalıyım, söylenerek yumurta kırmalısın. Hava soğukken birbirimize sıkıca sarılıp yatmalıyız.
Zaman su gibi akıp giderken, herşey yaşanmış bir hayatımız olmalı. Herşeye rağmen hiç bıkmamalıyız birbirimizden. Mutlu da olsa, kötü de olsa, yaşadığımız günler bizim günlerimiz olmalı. Saçlara düşünce aklar ya da gidince aklar, çocukları güvence altına alıp gitmeli bu şehırden.
Kavgasız, her sabah gürültüyle uyanılmayan, sessiz bir yere gitmeliyiz. Geceleri balkonda denizi seyredip, sandalyelerimizde sallanmalıyız. Eve gelip, benden kahve istemelisin. Çocuklar gelmeli zıyaretimize, geçmışteki hareketli günlerimizi anımsamalıyız...
Öyle sevmelisin ki beni, bu yazdıklarım korkutmamalı seni. Tebessümler açtırmalı yüzünde. Bir gün bu hayatı bırakıp giderken, sadece mutluluk olmalı yüzümüzde, birbirimizi sevmenin gururu olmalı "herşeyde"
 
Geri