-
- Katılım
- Kasım 5, 2010
-
- Mesajlar
- 11,182
-
- Çözümleri
- 2
-
- Tepkime puanı
- 5,027
-
- Puanları
- 354
İki arkadaş, bir ormanda kurumuş ağaç dallarını kesiyorlardı.
Birincisi sabahları erkenden kalkıyor, ormana gidiyor,
durmadan dinlenmeden çalışıyor öğle yemeği için bile
kendine zaman ayırmıyordu.
Akşamları ise arkadaşı eve
döndükten sonra da çalışmasını sürdürüyor, ondan
birkaç saat sonra evine dönüyordu.
İkinci adam, yorulunca işine ara veriyor,
bir süre dinleniyordu. Akşam hava kararmaya
başladığında ise daha fazla çalışmaya gerek duymuyor,
gecenin karanlığı bastırmadan evine dönüyordu.
İkisi de çalışmalarını bir hafta bu şekilde
sürdürdükten sonra ne kadar kurumuş ağaç
kestiklerini saymaya başladılar.
Sonuç, ikinci adam için değil ama birinci adam için
çok şaşırtıcı çıktı.
Çünkü arkadaşı, kendisinden daha çok kurumuş,
ağaç kesmişti.
Birinci adam öfkelenerek:
"Nasıl olabilir bu böyle?" dedi.
"Ben senden daha çok çalıştım.
Senden daha erken başladım işe,
senden daha geç döndüm eve.
Üstelik, gün boyu sen durup durup
keyfine bakarken, ben soluk almaksızın
sürdürdüm çalışmamı.
Nasil oluyor da sen benden daha çok
kurumuş ağaç kesmiş olabiliyorsun?"
İkinci adam, öfkeli arkadaşını gülümsemeyle
cevapladı:
"Ortada anlaşılmayacak bir şey yok ki..." dedi.
"Sen durmaksızın çalışırken, ben arada bir dinleniyor,
bu arada da bir yandan baltamı biliyordum.
İnsanın baltası keskin olunca,
daha az çabayla kesebiliyor ağaçları."
Kişisel yaşantımızda
"baltamızı bilemek",
kendimizi geliştirmemizdir.
Dış dünyanın koşuşturmaları arasında kendimize
zaman ayırıp, kısa da olsa, hayatımızı gözden
geçirmemiz, bizi günün ilerleyen saatlerinde
daha güçlü ve daha etkin yapacaktır.
Çünkü bu süre içinde kendimizi daha iyi tanıyabilme
imkanına sahip olabileceğiz.
Eksik ya da zayıf bulduğumuz yanlarımızı tamamlayıp,
geliştirebileceğiz.Kendimize zaman ayırmak,
kişiliğimizin güçlenmesi için
" Olmazsa Olmaz."
Birincisi sabahları erkenden kalkıyor, ormana gidiyor,
durmadan dinlenmeden çalışıyor öğle yemeği için bile
kendine zaman ayırmıyordu.
Akşamları ise arkadaşı eve
döndükten sonra da çalışmasını sürdürüyor, ondan
birkaç saat sonra evine dönüyordu.
İkinci adam, yorulunca işine ara veriyor,
bir süre dinleniyordu. Akşam hava kararmaya
başladığında ise daha fazla çalışmaya gerek duymuyor,
gecenin karanlığı bastırmadan evine dönüyordu.
İkisi de çalışmalarını bir hafta bu şekilde
sürdürdükten sonra ne kadar kurumuş ağaç
kestiklerini saymaya başladılar.
Sonuç, ikinci adam için değil ama birinci adam için
çok şaşırtıcı çıktı.
Çünkü arkadaşı, kendisinden daha çok kurumuş,
ağaç kesmişti.
Birinci adam öfkelenerek:
"Nasıl olabilir bu böyle?" dedi.
"Ben senden daha çok çalıştım.
Senden daha erken başladım işe,
senden daha geç döndüm eve.
Üstelik, gün boyu sen durup durup
keyfine bakarken, ben soluk almaksızın
sürdürdüm çalışmamı.
Nasil oluyor da sen benden daha çok
kurumuş ağaç kesmiş olabiliyorsun?"
İkinci adam, öfkeli arkadaşını gülümsemeyle
cevapladı:
"Ortada anlaşılmayacak bir şey yok ki..." dedi.
"Sen durmaksızın çalışırken, ben arada bir dinleniyor,
bu arada da bir yandan baltamı biliyordum.
İnsanın baltası keskin olunca,
daha az çabayla kesebiliyor ağaçları."
Kişisel yaşantımızda
"baltamızı bilemek",
kendimizi geliştirmemizdir.
Dış dünyanın koşuşturmaları arasında kendimize
zaman ayırıp, kısa da olsa, hayatımızı gözden
geçirmemiz, bizi günün ilerleyen saatlerinde
daha güçlü ve daha etkin yapacaktır.
Çünkü bu süre içinde kendimizi daha iyi tanıyabilme
imkanına sahip olabileceğiz.
Eksik ya da zayıf bulduğumuz yanlarımızı tamamlayıp,
geliştirebileceğiz.Kendimize zaman ayırmak,
kişiliğimizin güçlenmesi için
" Olmazsa Olmaz."