Okumak farkına varmaktır, büyük kıtaplardan çarpıcı alıntılar

  • Kullanıcı Kuzey
  • Başlangıç tarihi Başlangıç tarihi
  • - Forum Meydanı
Konu sahibi son olarak 935 gün önce görüldü
HUZUR


Göğsümde karıncalanan eski düş
şimdinin korkusu muymuş?
Bir makas gibi duruyor içimde
açık unutulmuş.


Kıyıda bekleyen tekne,uzak ufuk,
pasında koyulmuş demir,
bir öğlen gölgesinde
hayatıma ayna tutan hatıra
sırlarından dökülmüş.


Bir kapıdan geçirilmiş,eski,
çok eski bir taş gibi,huzuru ömrümün
yerinden edilmiş.


Birhan Keskin
 
GİZ


Ey yâr; boynumun borcu
strateji ve taktikler burcu
anlat tabii
tek kişi çok kişidir
çöz gövdemin beyaz kimyasını
aklımın hizasını
kanat içimdeki uzayı,akşamın bahçelerini
söze söyle, yazıya dök beni


bir kucakla
bir imkansızlıkla
nasıl bilirsen onunla ilişkilendir
bir anlatana bir anlatılan gerekir.


Birhan Keskin
 
Niye ki bunca acı?
Dünya imtihan yeriydi belli,bu da bir sınav, amenna.
Bu kadar sert sınanmak için ortada çok büyük bir aşkın olması gerekti; Allah'ın kuluna aşkı. Ne kadar çok sevildiğini mi bilmek istiyordu?
Ve ki bunca sert bir sınavı da ancak kulun Allah'a duyduğu aşk katlanılır kılabilirdi.Dünya cennet değildi, evet; olsaydı cennetin ne anlamı kalırdı?
 
Niye ki bunca acı?
Dünya imtihan yeriydi belli,bu da bir sınav, amenna.
Bu kadar sert sınanmak için ortada çok büyük bir aşkın olması gerekti; Allah'ın kuluna aşkı. Ne kadar çok sevildiğini mi bilmek istiyordu?
Ve ki bunca sert bir sınavı da ancak kulun Allah'a duyduğu aşk katlanılır kılabilirdi.Dünya cennet değildi, evet; olsaydı cennetin ne anlamı kalırdı?
 
"Su cihan mülkünü Kaf'tan Kaf'a tuttun, bütün cihan malını bir zar ile üttün tut. Süleyman tahtina oturup, cinlere ve devlere hükmettin, Firavun'un ve Nusirevan´in zenginliklerine sahip oldun tut. Üstüne bir de karun´un hazinelerini ekledin, ağızda ciğnenmis bir lokma olan şu dünyayı dahi yuttun tut. Ömür bir ok, zaman bir yay, bir el o yayı germiş, sen o yayı attın tut. Aldığın her nefes, keseden akmakta olan bir kum tanesi, kese ortalanmış ve sen o kumu tükettin tut."
 
İnsanlar yaradılışları gereği madde ile mana dengesinde yaşamak isterlermiş. Madde tükenince geride bıraktığı boşluğu mana doldurur; yahut mana yükselince madde bedeni terk edip gidermiş.
 
Bazı şeyler unutulmaz. Yanınızdayken bile özlediğiniz, yanınızdayken bile hatırladığınız biri gibi... Ve bana öyle gelir ki, bütün o dağınıklığa, bütün o bölünmüşlüğe, bütün o hüzne, ayrılışlara, bekleyişlere, bütün o yalnızlıklara ve ne yaparsam yapayım anlatılması, tanımlanması mümkün olmayan özleme rağmen bu, dünyanın en güzel hikayesidir.
 
Küçük bir kız çocuğu olduğum günlerden beri bana hep aynı şeyi söylediler: "Gerçekleri gör!" Evet ama beni mutsuz eden gerçekleri görüp de ne yapayım? Siz ne isterseniz düşünün, ben yalanları severim. Hayalleri, düşleri, kimseye zararı olmayan yalanları...
 
Sanki dünya da bizim gibi büyümüş ve sihrini kaybetmiş. Çünkü oradan, çok uzaklardan, bambaşka bir yerden kendimize baktık ve sonsuzluğun içinde yalnızca bir toz tanesi olduğumuzu anladık. Sonsuz evrenin içinde bir toz tanesi... Anlayabildik mi gerçekten?
 
Hatırlamak güzeldir derler. Hayır, değildir. Anılar bir an için bizi gülümsetse bile hemen sonra elimizi uzatıp tutmaya çalıştığımızda silinip giderler ve ne yaparsak yapalım ancak acı verirler.
 
Gerçek, başkalarının bize uygulamaya çalıştığı tatsız bir ölçüdür.
 
"Davranış, herkesin kendi yüzünü gösterdiği bir aynadır."
-Goethe
 
Söylemeyen kalmadı. Orduya yapılan harcama, sağlık, eğitim, çevre koruması gibi alanlara yapılsa bir yeryüzü cenneti olabilirdi dünyamız. Nedir bu dünyanın askerden, savaştan çektiği? - İşgal ordularının girdikleri yerleri yağma, talan etmesi, kadınların ırzına geçilmesi, savaşlardan ve askeri manevralardan çevrenin tahribatı, ulusal değerlerin zedelenmesi, ibadet yerlerinin hakaret görmesi, istila karşısında insanların göçe zorlanması.
 
Türümüzün bir özelliği bu. Bir yandan beş para etmeyen şeylere dünyanın parasını verir, bir yandan da maddi değeri yok diye dünyanın en güzel şeylerinin bedava olduğunun farkına varmaz ya da küçümseriz.
 
O da çevresindeki doğayla birlikte yok olmak, uykulara dalmak, ölmek istiyor, gençliğinin buna karşı çıkmasından ve suskun bir dayatışla hayata sarılıp bırakmayışından üzüntü duyuyordu.
 
aşk artı gece eşittir hüzün
değil mi ki sevdiğin sensiz de sevişmiştir
 
gitmek istedim sokağına evinin
bakmak posta kutusuna sevgilinin
belki mektup kalmıştır benden
 
Gövdemde sakladığım
Soğuk yıldız
Senin için

Sesin rüzgar
Ellerin uyku
 
Geri