Okumak farkına varmaktır, büyük kıtaplardan çarpıcı alıntılar

  • Kullanıcı Kuzey
  • Başlangıç tarihi Başlangıç tarihi
  • - Forum Meydanı
Konu sahibi son olarak 935 gün önce görüldü
Islak unutulmuş bir taş bezi gibi kalakaldım
Kendimin ucunda
Öyle ıslak,
Öyle kötü kokan,
Yırtık ve perişan.
 
Ne diyecektin, ne söyleyecektin
Şairlerin şahı olsan,
Bir AH'dan başka.
 
Senin üzerine haktır ki: Her söylediğin hak olsun. Fakat her hakkı söylemeğe senin hakkın yoktur. Her dediğin doğru olmalı. Fakat her doğruyu demek doğru değildir.
 
İç sıkıntımla çektirdiğim bu fotoğrafta
Aynı vampir gibi çıkacağız.
 
Gençlik ni'metine bir şükür olarak, o tatlı ni'meti, iffetle, istikamette sarfetmek lâzım ve elzemdir.
 
Yeniden doğmuş olurdum oysa,
Öldüğümü sandıklarında,
Yalnızca kâğıtlarda iyi koşan bir at olarak.
 
Zîn muma sesleniyor
Bazen mumu ederdi kendine muhattap
Ey sır ve dinginlik arkadaşım, baş yoldaşım
Gerçi yanmak yönünden de benim gibisin sen
Fakat sohbet yönünden benim gibi değilsin
Eğer sen de benim gibi konuşsaydın
Benim gönlüm de fazla yanmazdı.
 
Hayatın da kendini anlatmak için her zaman garip yöntemleri vardı ...
 
İçinde yaşadığımız an tarih değildir.Hadiselerin bizi nereye sürükleyeceğini,nasıl bir geleceğin bizi beklediğini önceden bilemeyiz.Tarihçiler şu an soluduğumuz iklimi gelecekte retrospektif görecekler,yani yaşadıklarımızın nelere sebep olduğunu da bilme imkanına kavuşacaklar.
 
“Hayatta en önemli şey nedir? Açlık çeken bir ülke birine bu soruyu sorarsak cevap “yemek” olacak. Donmakta olan birine aynı soruyu sorarsak cevap “sıcak” olacaktır. Kendini yalnız ve çaresiz hisseden birine soracak olursak cevap mutlaka “diğer insanlarla beraber olmak” olacaktır. Ama bütün bu ihtiyaçlar giderildikten sonra, bütün insanların ihtiyacı olan bir şey var mıdır hala ? Filozoflar buna evet diye cevap verirler. Onlara göre insan sadece ekmekle yaşayamazlar. Tabi ki bütün insanlar yemek yemelidir. Ayrıca sevilmeye ve ilgi görmeye ihtiyaçları vardır. Ama bütün insanların ihtiyacı olan bir şey daha vardır: Kim olduğumuzu ve neden yaşadığımızı bilmek.”

Jostein Gaarder - Sofie'nin Dünyası
 
Kalp midir insana sev diyen , yoksa yalnızlık mıdır körükleyen?
Sahi nedir sevmek ? Bir muma ateş olmak mı ,
Yoksa yanan ateşe dokunmak mı ?
 
Dünyamızda bir avuç insanın yarattığı teröre bakın. Bir başka bir avuç insanın amaçlarına aynı bağlılıkla huzur, sevgi ve haz yarattığını hayal edin.
 
Keşke geleneksel dinlerimiz her şeyi birazcık olsun farklı görebilse. Öyle çok şey değişirdi ki. Milyonlarca insan hayata, ölüme, Tanrı'ya böylesine korkuyla yaklaşmazdı. Dinler insanlara Tanrı'nın bizi cehenneme göndereceğini, Tanrı'nın ya bizi ödüllendireceğini ya da Yargı Gününde ebediyen lanetleyeceğini öğretmeyi bıraksalardı çok şey değişirdi.
Dinler, tüm bunları kendimizin kendimize yaptığını öğretseydi çok şey değişirdi.
 
"... Pek çok ortak yanımız var. Ve birbirimizi de çok iyi tanıyoruz. Aslında bu çok uzun süre önce başladı. Böyle olunca insan kendini güvende hissediyor. Öyle değil mi?"
Bay Sattertwaite, "Bu kesin." diye cevap verdi. "Ama deneyimlerimin sonucu insanın bir başkasını iyice tanımasının imkansız olduğunu da öğrendim."
 
Kış boyu baharı iple çekmişken...
... şimdi sonbaharı özlemem neden?
 
Balzac aksi, Stendhal konuşma özürlü, Baudelaire takıntılı olabilir; ama bu gerçekler, yaratıcılarının kişisel kusurlarından hiç iz taşımayan yapıtlara yaklaşımımızı niçin etkilesin?
 
Roman kahramanlarının yaşadıkları deneyimler, bize insan davranışlarına ilişkin çok geniş bir yelpaze sunuyor; yakın çevremizde dile getiremediğimiz duygu ya da düşüncelerimizin özde ne kadar normal olduğunu kanıtlıyor.
 
İnsanlar birbirinin maddi yardımlarına ve paralarına değil, sevgilerine ve alakalarına muhtaçtırlar. Bu olmadıktan sonra, aile sahibi olmanın hakiki ismi, "birtakım yabancılar beslemek"ti.
 
Geri