Okumak farkına varmaktır, büyük kıtaplardan çarpıcı alıntılar

  • Kullanıcı Kuzey
  • Başlangıç tarihi Başlangıç tarihi
  • - Forum Meydanı
Konu sahibi son olarak 935 gün önce görüldü
"Hep aklında olsun, Belki yıllar sonra bir sokakta birbirimizin yanından umarsızca geçerken, ikimiz de diyeceğiz ki; Bu yabancı ne kadar da çok benziyor hatıralarıma!"

R. Movafaghiyat
 
Yolculuk uzun sürmez hiçbir zaman. Seni çok uzun düşünüyorum.
 
En yakın arkadaşım beni kırabileceğini söyledi. Kırılabilirim. Ama önce mektubumu bitirmeliyim.
 
Aynı saatte kalk, aynı saatte kahvaltı yap, aynı saatte evden çık, aynı saatte ulaşım taşıtına bin, aynı saatte işe gel, aynı işleri yap, aynı saatte işten çık, eve gel, yemek ye, tv izle, yat, kalk ve aynısını yeniden yap.

Sonsuza kadar gidemez.
 
Ailen, sana, senin için en iyi olacağını düşündükleri şeyi söyler, arkadaşların, sana, senin en çok duymak isteyeceğin şeyi söyler, iş arkadaşların, sana, o an söyleneceklerin en uygunu ne ise onu söyler, ben sana gerçeği söylüyorum: "Başka türlüsü olabilir."
 
Beni sevmeye çalış! Benden sınıf geç! Benden kurtul mezun ol!
Mezun ol ama
Beni lütfen anlama!
 
tutulamayacak yeminsin, yemin ederim,
her insana gerçek aşkı özletecek bir külfetin var
ve.
 
KAĞITTAN EV

Kağıttan evler gibiydi aşklar
Çok kolay yıkılıp
Çok zor inşa ediliyordu

Gizem Canver/ Gizem'in İçinden
 
HAYAL OLANIM

Gerçekleri bir kenara bıraktım
Hayallerimin peşindeyim
Çünkü seninle
Hayal olmamız gereken şeyler var
 
UMUT VE UNUT

Öyle bir umuttu ki
Unuttum gitti
Dedim ya bazen umut bittiği yerde
Unut başlarmış
Ne güzel demiş şair değil mi?
 
"Nedametiniz kurtuluşunuzdur... Biri sağır, biri dilsiz, bir diğeri sevgisiz üç adam, sevgi çiçeklerini açtırabilir mi? Ya siz? Belki de bunun için bir kafese kapatılmanız gerekmektedir. Evet, hem de bu devirde. Bir bozkırın ortasında, uzak diyarlarda değil; evinizin sokağını dönen ilk yokuştan hemen sonra; sessizlikle, sevgisizlikle örülmüştür o bozkır. Bozkırda çiçekler açmaz mı? Bir daha düşünün. Neden olmasın, sadece isteyin. Sizi bu kitapta anlattığımız bir rüyayı görmeye çağırıyoruz. Duymak, sevmek, kurtulmak da size kalmış..." (NEDAMET KAFESİ-ARİFZADE)
 
İlk çarşamba geldi. Derin nefes. Aylar süren bekleyişim bitiyor. Harekete geçiyorum. Kristalin içine hapsolan sular azad oluyor. Ciğerlerim oksijenle doluyor. Isınıyorum. Topladığım gücüm yayılıyor damarlarımdan tüm vücuduma. Bekliyorum. Bekledikçe daha çok ısınıyorum. Özüm kora dönüyor, yanıyorum en derinlerime kadar. Temizleniyorum. Mina vadisindeki İbrahim, Akabe'de atıyor ilk yedi adet taşı. Zümrüdüanka gibi titrek ışıklar saçarak arzın bağrına
açtığım yoldan göğe yükseliyorum. Aşkla yanıyor, yeniden doğuyorum. Develer için yakılan ocak sönüyor. Kimse göremiyor beni. Sadece biri bir şey yazıyor hakkımda biri de cevreciye okuyor meraktan, o kadar. Oysa yeryüzüne, evlere, ciğerlere doluyorum.
 
Bir uğultusun şimdi beynimde, geçmişten gelen. Ara sıra yoklayıp beni, ardına bakmadan kaçan. Göğsüme vurur dalgaların, an be an. Her dalgan bir şey alır götürür benden. Sevgi, aşk ne varsa. Eksildikçe, eksilirim. Sayende, ruhsuzlaşır deli gönlüm. Katılaşır en sertinden.
Hayali suretinle avutsam da kendimi, içine düştüğüm durum eskisinden beter. Pespaye duygular peşinde az koşmadım senin için. Bir gülmen için kaç kilometre katetti ayaklarım. Bir söz işitmek için senden, kaç kapı gıcırtısı dinledi kulaklarım. Bir yüzünü görmek için, kaç yüze değdi gözlerim. Kalbini hissetmek için kaç kalp kırdı, dilim!
Kulelerine her gün, ilmek ilmek ip attım. Tırmandım, tırmandım surlarına. Ellerim, içim kanadı. Dağıldım. Yine de ulaşamadım sana.
 
''Düşüncelerin damlasıdır duygu;
denizinde sevgi suları ve o
sularla yıkanır aşklar sevda derelerinde.
İşte o dereler ki; şiirin kendisidir..! ''

Yaralı şair
Sen beni severdin
Benim için
Olacak iki can bir beden
Yabancı kal.
 
Ne içersin
Ne okursun
Sabah kahvaltısında
Söyle bana
Bileyim ben de
Kim olduğunu
 
Yapmayı bilenler yapıyorlar, yapmayı bilmeyenler öğretiyorlar, öğretmeyi bilmeyenler öğretmenlere öğretiyorlar ve öğretmenlere öğretmeyi bilmeyenler politika yapıyor.
 
cdb516ea00f92165720158d3cf5d1f93.jpg


Dunya nefrete meyletti.
 
Dört kişi dört yüz metrekarede yaşarken, yığınla insanın, hatta belki de aralarında lanetli şairlerin de bulunduğu insanların doğru dürüst bir konutlarının bile olmamasını ve on beşinin birden yirmi metrekareye sıkışmasını normal buluyor musunuz?
 
Geri