Mephistophelés
Bronz Üye
-
- Katılım
- Eylül 10, 2012
-
- Mesajlar
- 3,744
-
- Tepkime puanı
- 2
-
- Puanları
- 293
-
- Yaş
- 48
Tekerlemelerin kendi içinde birtakım türleri vardır: Sayışmacalar, oyun tekerlemeleri, masal tekerlemeleri, bağımsız tekerlemeler gibi. Şimdi bunların her birini ayrı başlıklar halinde ele alalım.
Sayışmacalar ve Oyun Tekerlemeleri
Okulöncesi eğitim süreçleri, çocuklar arasında sıcak bir etkileşim ortamı yaratan oyun tekerlemeleri ve sayışmacalarla desteklenmelidir. Çocukların eğlenme, gülme gereksinmelerini karşılama ve dil gelişimlerine katkıda bulunma amacıyla, eğitim ortamları oyun tekerlemeleri ve sayışmacaların da kullanıldığı uygulamalarla çeşitlendirilmelidir. Aşağıda yalnızca birkaç örneği sunulan dilsel ürünlerin, çocukları diğer anlatıların (masal, öykü vb.) düşsel ve düşünsel iletilerine hazırlama gibi önemli bir işlevi yerine getireceği de bilinmelidir.
Çıtpıt
Nerden geldin
Oradan çık
Kız saçların kıvırcık
Sen bu oyundan çık
* * * * *
A, a asma
Bebeğime basma
S, s sümbül
Menekşe gül
* * * * *
Türkü mürkü
Ninemin eski kürkü
Bir çektim yırtıldı
Ninem dikmekten kurtuldu
* * * * *
Bir, iki, üç, dört, beş, altı, yedi,
Bunu sana kim dedi?
Diyen dedi
On yedi
O, o, o
îğne miğne
Ucu ince
Filfillice
Kuş dillice
Laka luka
Pirinç
Turunç
(Nail Tan, Çocuklarımıza Folklor Hazinemizden Seçmeler)
Leylek leylek havada,
Yumurtası tavada.
Çağırın gelsin, et yesin.
Et yemezse ot yesin
* * * * *
- Çan çan çikolata.
- Hani bana limonata?
- Limonata bitti.
- Hanım kızı gitti.
- Nereye gitti?
- İstanbul'a gitti.
- İstanbul'da ne yapacak?
- Terlik, pabuç alacak.
- Terlik, pabucu ne yapacak?
- Düğünlerde şıngır mıngır giyecek.
* * * * *
İğne iğne üç düğme
Filfilince
Kuş dilince
Horoz öttü
Tavuk tepti
Kadı kıza selâm etti
Alcık morcuk
Sana dedim: "Çık!"
* * * * *
Ebe, ebe!
Gel bize,
Uzaktan vur elimize.
Eğer vurmazsan, ebesin ebe!
Bir, iki, üç, dört, beş, altı, yedi
Bunu sana kim dedi?
Diyen dedi.
On yedi,
Yağlı böreği kim yedi?
(Fuat Baymur ve Kemal Demiray, Çocuk Edebiyatı Antolojisi)
Çeşitli etkinliklerde, tekerlemeler önce öğretmen tarafından vurgu ve tonlama gibi söyleyiş özellikleri de göz önünde bulundurularak seslendirilmelidir. Gerekirse, ilkelere uygun olarak sürdürülen tekerleme söyleme alıştırmalarına, öğrencilere söyleyiş rahatlığı ve alışkanlığı kazandırmaya yönelik uygulamalarla devam edilmelidir. Bu çalışmalarda temel amaç, öğrencileri eğlendirmeye ve güldürmeye yönelik doğal öğrenme ortamlarında, seslerin ve sözcüklerin doğru boğumlandı-rılmasını (telâffuzunu) kavratmak olmalıdır.
Masal Tekerlemeleri
Masalların başında yer alan giriş tekerlemeleri, çocuğu masal dinlemeye çağıran, masalın gövde ya da gelişme bölümündeki olağanüstü anlatılara hazırlayan bir işlev üstlenir. Çocukların dinleme becerisini canlı tutar. Bu nedenle, masal anlatıcısının giriş tekerlemelerini söylemedeki ustalığı, çocuğun düş gücünü masaldaki serüven dolu anlatılara hazırlamak ya da yönlendirmek için itici bir güç olur.
Bir Göze Bir Gül
Zaman zaman içinde, kalbur saman içinde; develer top oynarken eski harman içinde; babamın dokuz arısı vardı; dünyalar başına dardı. Sayar alırdı içeri, sayar ederdi dışarı. Ben de göz kulak olurdum az çok. Bir gün baktım ki biri yok! Gayri unuttum gazı, tuzu; çıkardım kümesten çil horozu; boynuna vurdum kıldan başlığı, ne kayalığı düşündüm, ne taşlığı; derelerden sel gibi, tepelerden yel gibi sürdüm dolu dizgin, ben ondan üzgünüm, o benden bezgin... Ne ise, yıldızları saya saya, ulaştık bir gün güneşe, aya! Bir de baktım ki, ne bakayım: Bizim arı! Neylemişler, etmişler, Sarı öküze eş etmişler; koşmuşlar çifte çubuğa, dayanır mı böyle bir boyunduruğa; boynu boğazı yaralar içinde kalmış, yüzü gözü al kanlar içinde kalmış. Açtım ağzımı, yumdum gözümü; söyledim adama son sözümü. İster maval deyin, ister masal.
Gelincik Günü
Evvel zaman içinde, kalbur saman içinde; cinler cirit oynarken, eski hamam içinde... Bir birim, gölgede kilim, kilimde bir kız, ağzında sakız; gözleri boncuk boncuk, gül dalında bir tomurcuk... Bu kıza Güllü derler, her tarafta ünlü derler... Oturttu beni yanına, canlar feda canına; tuttu beni okuttu, sırma saçlar dokuttu... Sonra da alladı, pulladi; İstanbul'a yolladı. İstanbul'un atları, dizim dizim dizilir; martıların kanatları, süzüm süzüm süzülür...
(Eflâtun Cem Güney, Masallar)
Örneklerde de görüleceği gibi ses tekrarları, uyaklı yapılar, ikilemeler ve sıfatlarla zenginleştirilen anlatım, çocukları masalların çekim alanına girmeye isteklen-dirir. Masal anlatıcısının yorumu; ses ve sözcükler arasındaki uyumla bütünleştirildiğinde, çocuk için renkli, eğlenceli ve devingen bir dünyanın kapıları da aralanmaya başlar.
Masalların giriş bölümündeki tekerlemeler, olağanüstü kurgu yapısıyla çocuğun görsel ve işitsel algısını ve imgesel dil becerisini geliştirmesi için bir uyaran görevi üstlenir.
"Bir Göze Bir Gül" ve "Gelincik Günü" adlı masalların giriş (döşeme) bölümü tekerlemelerine bakıldığında, Türkçemizin söz varlığım oluşturan ögelerle de karşılaşılır. Bu bölümde, deyimler, ikilemeler, söz kalıplarıyla nükteli, eğlenceli ve etkili bir anlatım yaratılmıştır.
Çocukların bir dilin söz varlığını tanıma ve kavramalarında, dinleme ve okuma etkinliklerinin önemli bir yeri vardır. Okulöncesi eğitim süreçlerinde, düzeylerine uygun olarak, çocuklarımıza dilimizin kavramlar dünyası da tanıtılmalıdır. Bu sorumluluğu yaşama geçirebilmek için kullanılacak araçlardan biri de tekerlemelerdir.
Çalışmaya örnek olarak alınan masal tekerlemeleri incelendiğinde, özgün anlatım örnekleriyle karşılaşılmaktadır: "Korunması gereken bir kişiyi gözetmek, görme ve işitme yoluyla bilgi edinmeye çalışmak" gibi anlamlarda kullandığımız, göz kulak olmak; "dizginini gevşetip atı son hızla koşturmak" anlamına gelen dolu dizgin; "kızarak çok ağır sözler söylemek" anlamım çağrıştıran açtım ağzımı yumdum gözümü; iki sözcükten oluşmasına karşın, "süslemek, kötü görünüşünü kapatmak için süslü şeylerle donatmak" anlamlarım içinde barındıran allayıp puflamak deyimleri masalı dinleme etkinliğinin başında, çocukların duyacakları onlarca deyimden yalnızca birkaçıdır. Tekerlemelerde, yel gibi sürmek betimlemesinden yararlanılarak oluşturulan benzetme ve yüzü gözü al kanlar içinde kalmak sözcükleriyle biçimlendirilen ilgi çekici dilsel yapılar, tekerlemelerin Türkçemizin anlam inceliklerini yansıtmadaki başarısını göstermektedir.
Tekerlemelerde, anlatıma güç ve renk katmak amacıyla ikilemelerden de yararlanılmıştır. Gözleri boncuk boncuk, dizim dizim dizilmek, süzüm süzüm süzülmek gibi ikilemeler, sesleri birbirini andıran sözcüklerin yan yana kullanılmasıyla oluşturulmuş olup benzetme ögeleriyle de anlatıma görsel bir boyut katmıştır (Geniş bilgi için bak. Doğan Aksan, Türkçenin Gücü, 1990, s. 175-181).
Masal tekerlemelerinde, yukarıdaki örneklerden de anlaşılacağı üzere, söz varlığımızın önemli bir değeri olan deyimler sıkça kullanılır. Deyimler, duygu ve düşünceleri kısa, ancak özgün ve etkili anlatan sözlerdir. Dilimizin anlatım gücünü, halkımızın ince zekâsını ve gözlem yeteneğini yansıtırlar. Aksan deyimlerin önemini şöyle anlatır: "Bir dili konuşan toplumun dünya görüşünü, yaşam biçimini, çevre koşullarını, gelenek, görenek ve inançlarını, önem verdiği varlık ve kavramları, kısacası, maddî ve manevî kültürünü yansıtan, o toplumun düşünme biçimini, hatta nükte ve buluşlarını ortaya koyan, dilbilim açısından olduğu kadar yazın ve halkbilim açısından da önemli olan sözlerdir. Ayrıca, bu öğeler her dilin iç yapısını, anlam özelliklerini de yansıtır. Bu nitelikleriyle deyimler, her dilin kendine özgü, başkalarından ayrılan bir yönünü oluşturur; bir dilin gerçekleri dile getirmedeki anlayış ve anlatış biçimini gösterir. Dilci ve halkbilimciler, yalnızca deyimlerine dayanarak bir toplumun bütün kültürünü inceleyebilir, önemli sonuçlar çıkarabilirler."
İyi planlanmış eğitim ortamlarında oyun, masal tekerlemeleri ve sayışmacalar-la, karşılaşma olanağı bulan çocuklar için, Türkçemizdeki sözcüksel birimlerin ço-kanlamlılığına ilişkin ilk yaşantıları edinme olanağı da yaratılmış olur. Ayrıca, bu süreç, çocukları ilköğretim çağındaki edebiyat-okur etkileşimine hazırlar. Bu amaca ulaşmak için de öğretmen masal okuma etkinliklerinden sonra, deyim ve ikilemelerin anlamları ve anlatıma kattıkları güzellikler hakkında kısa ve özlü açıklamalar yapabilir. Çocukların (varsa) konuyla ilgili duygu ve düşüncelerini aktarmalarım isteyebilir. Anılan tüm etkinliklerin oyun, oyunlaştırma çalışmalarıyla iç içe-lik göstermesi beklenir. Bu nedenle, giriş tekerlemelerinden sonra anlatılan-okunan masalların da dilimizin anlatım gücünü yansıtmasına ve çocuğun doğasına uygun olmasına özen gösterilmelidir.
Sayışmacalar ve Oyun Tekerlemeleri
Okulöncesi eğitim süreçleri, çocuklar arasında sıcak bir etkileşim ortamı yaratan oyun tekerlemeleri ve sayışmacalarla desteklenmelidir. Çocukların eğlenme, gülme gereksinmelerini karşılama ve dil gelişimlerine katkıda bulunma amacıyla, eğitim ortamları oyun tekerlemeleri ve sayışmacaların da kullanıldığı uygulamalarla çeşitlendirilmelidir. Aşağıda yalnızca birkaç örneği sunulan dilsel ürünlerin, çocukları diğer anlatıların (masal, öykü vb.) düşsel ve düşünsel iletilerine hazırlama gibi önemli bir işlevi yerine getireceği de bilinmelidir.
Çıtpıt
Nerden geldin
Oradan çık
Kız saçların kıvırcık
Sen bu oyundan çık
* * * * *
A, a asma
Bebeğime basma
S, s sümbül
Menekşe gül
* * * * *
Türkü mürkü
Ninemin eski kürkü
Bir çektim yırtıldı
Ninem dikmekten kurtuldu
* * * * *
Bir, iki, üç, dört, beş, altı, yedi,
Bunu sana kim dedi?
Diyen dedi
On yedi
O, o, o
îğne miğne
Ucu ince
Filfillice
Kuş dillice
Laka luka
Pirinç
Turunç
(Nail Tan, Çocuklarımıza Folklor Hazinemizden Seçmeler)
Leylek leylek havada,
Yumurtası tavada.
Çağırın gelsin, et yesin.
Et yemezse ot yesin
* * * * *
- Çan çan çikolata.
- Hani bana limonata?
- Limonata bitti.
- Hanım kızı gitti.
- Nereye gitti?
- İstanbul'a gitti.
- İstanbul'da ne yapacak?
- Terlik, pabuç alacak.
- Terlik, pabucu ne yapacak?
- Düğünlerde şıngır mıngır giyecek.
* * * * *
İğne iğne üç düğme
Filfilince
Kuş dilince
Horoz öttü
Tavuk tepti
Kadı kıza selâm etti
Alcık morcuk
Sana dedim: "Çık!"
* * * * *
Ebe, ebe!
Gel bize,
Uzaktan vur elimize.
Eğer vurmazsan, ebesin ebe!
Bir, iki, üç, dört, beş, altı, yedi
Bunu sana kim dedi?
Diyen dedi.
On yedi,
Yağlı böreği kim yedi?
(Fuat Baymur ve Kemal Demiray, Çocuk Edebiyatı Antolojisi)
Çeşitli etkinliklerde, tekerlemeler önce öğretmen tarafından vurgu ve tonlama gibi söyleyiş özellikleri de göz önünde bulundurularak seslendirilmelidir. Gerekirse, ilkelere uygun olarak sürdürülen tekerleme söyleme alıştırmalarına, öğrencilere söyleyiş rahatlığı ve alışkanlığı kazandırmaya yönelik uygulamalarla devam edilmelidir. Bu çalışmalarda temel amaç, öğrencileri eğlendirmeye ve güldürmeye yönelik doğal öğrenme ortamlarında, seslerin ve sözcüklerin doğru boğumlandı-rılmasını (telâffuzunu) kavratmak olmalıdır.
Masal Tekerlemeleri
Masalların başında yer alan giriş tekerlemeleri, çocuğu masal dinlemeye çağıran, masalın gövde ya da gelişme bölümündeki olağanüstü anlatılara hazırlayan bir işlev üstlenir. Çocukların dinleme becerisini canlı tutar. Bu nedenle, masal anlatıcısının giriş tekerlemelerini söylemedeki ustalığı, çocuğun düş gücünü masaldaki serüven dolu anlatılara hazırlamak ya da yönlendirmek için itici bir güç olur.
Bir Göze Bir Gül
Zaman zaman içinde, kalbur saman içinde; develer top oynarken eski harman içinde; babamın dokuz arısı vardı; dünyalar başına dardı. Sayar alırdı içeri, sayar ederdi dışarı. Ben de göz kulak olurdum az çok. Bir gün baktım ki biri yok! Gayri unuttum gazı, tuzu; çıkardım kümesten çil horozu; boynuna vurdum kıldan başlığı, ne kayalığı düşündüm, ne taşlığı; derelerden sel gibi, tepelerden yel gibi sürdüm dolu dizgin, ben ondan üzgünüm, o benden bezgin... Ne ise, yıldızları saya saya, ulaştık bir gün güneşe, aya! Bir de baktım ki, ne bakayım: Bizim arı! Neylemişler, etmişler, Sarı öküze eş etmişler; koşmuşlar çifte çubuğa, dayanır mı böyle bir boyunduruğa; boynu boğazı yaralar içinde kalmış, yüzü gözü al kanlar içinde kalmış. Açtım ağzımı, yumdum gözümü; söyledim adama son sözümü. İster maval deyin, ister masal.
Gelincik Günü
Evvel zaman içinde, kalbur saman içinde; cinler cirit oynarken, eski hamam içinde... Bir birim, gölgede kilim, kilimde bir kız, ağzında sakız; gözleri boncuk boncuk, gül dalında bir tomurcuk... Bu kıza Güllü derler, her tarafta ünlü derler... Oturttu beni yanına, canlar feda canına; tuttu beni okuttu, sırma saçlar dokuttu... Sonra da alladı, pulladi; İstanbul'a yolladı. İstanbul'un atları, dizim dizim dizilir; martıların kanatları, süzüm süzüm süzülür...
(Eflâtun Cem Güney, Masallar)
Örneklerde de görüleceği gibi ses tekrarları, uyaklı yapılar, ikilemeler ve sıfatlarla zenginleştirilen anlatım, çocukları masalların çekim alanına girmeye isteklen-dirir. Masal anlatıcısının yorumu; ses ve sözcükler arasındaki uyumla bütünleştirildiğinde, çocuk için renkli, eğlenceli ve devingen bir dünyanın kapıları da aralanmaya başlar.
Masalların giriş bölümündeki tekerlemeler, olağanüstü kurgu yapısıyla çocuğun görsel ve işitsel algısını ve imgesel dil becerisini geliştirmesi için bir uyaran görevi üstlenir.
"Bir Göze Bir Gül" ve "Gelincik Günü" adlı masalların giriş (döşeme) bölümü tekerlemelerine bakıldığında, Türkçemizin söz varlığım oluşturan ögelerle de karşılaşılır. Bu bölümde, deyimler, ikilemeler, söz kalıplarıyla nükteli, eğlenceli ve etkili bir anlatım yaratılmıştır.
Çocukların bir dilin söz varlığını tanıma ve kavramalarında, dinleme ve okuma etkinliklerinin önemli bir yeri vardır. Okulöncesi eğitim süreçlerinde, düzeylerine uygun olarak, çocuklarımıza dilimizin kavramlar dünyası da tanıtılmalıdır. Bu sorumluluğu yaşama geçirebilmek için kullanılacak araçlardan biri de tekerlemelerdir.
Çalışmaya örnek olarak alınan masal tekerlemeleri incelendiğinde, özgün anlatım örnekleriyle karşılaşılmaktadır: "Korunması gereken bir kişiyi gözetmek, görme ve işitme yoluyla bilgi edinmeye çalışmak" gibi anlamlarda kullandığımız, göz kulak olmak; "dizginini gevşetip atı son hızla koşturmak" anlamına gelen dolu dizgin; "kızarak çok ağır sözler söylemek" anlamım çağrıştıran açtım ağzımı yumdum gözümü; iki sözcükten oluşmasına karşın, "süslemek, kötü görünüşünü kapatmak için süslü şeylerle donatmak" anlamlarım içinde barındıran allayıp puflamak deyimleri masalı dinleme etkinliğinin başında, çocukların duyacakları onlarca deyimden yalnızca birkaçıdır. Tekerlemelerde, yel gibi sürmek betimlemesinden yararlanılarak oluşturulan benzetme ve yüzü gözü al kanlar içinde kalmak sözcükleriyle biçimlendirilen ilgi çekici dilsel yapılar, tekerlemelerin Türkçemizin anlam inceliklerini yansıtmadaki başarısını göstermektedir.
Tekerlemelerde, anlatıma güç ve renk katmak amacıyla ikilemelerden de yararlanılmıştır. Gözleri boncuk boncuk, dizim dizim dizilmek, süzüm süzüm süzülmek gibi ikilemeler, sesleri birbirini andıran sözcüklerin yan yana kullanılmasıyla oluşturulmuş olup benzetme ögeleriyle de anlatıma görsel bir boyut katmıştır (Geniş bilgi için bak. Doğan Aksan, Türkçenin Gücü, 1990, s. 175-181).
Masal tekerlemelerinde, yukarıdaki örneklerden de anlaşılacağı üzere, söz varlığımızın önemli bir değeri olan deyimler sıkça kullanılır. Deyimler, duygu ve düşünceleri kısa, ancak özgün ve etkili anlatan sözlerdir. Dilimizin anlatım gücünü, halkımızın ince zekâsını ve gözlem yeteneğini yansıtırlar. Aksan deyimlerin önemini şöyle anlatır: "Bir dili konuşan toplumun dünya görüşünü, yaşam biçimini, çevre koşullarını, gelenek, görenek ve inançlarını, önem verdiği varlık ve kavramları, kısacası, maddî ve manevî kültürünü yansıtan, o toplumun düşünme biçimini, hatta nükte ve buluşlarını ortaya koyan, dilbilim açısından olduğu kadar yazın ve halkbilim açısından da önemli olan sözlerdir. Ayrıca, bu öğeler her dilin iç yapısını, anlam özelliklerini de yansıtır. Bu nitelikleriyle deyimler, her dilin kendine özgü, başkalarından ayrılan bir yönünü oluşturur; bir dilin gerçekleri dile getirmedeki anlayış ve anlatış biçimini gösterir. Dilci ve halkbilimciler, yalnızca deyimlerine dayanarak bir toplumun bütün kültürünü inceleyebilir, önemli sonuçlar çıkarabilirler."
İyi planlanmış eğitim ortamlarında oyun, masal tekerlemeleri ve sayışmacalar-la, karşılaşma olanağı bulan çocuklar için, Türkçemizdeki sözcüksel birimlerin ço-kanlamlılığına ilişkin ilk yaşantıları edinme olanağı da yaratılmış olur. Ayrıca, bu süreç, çocukları ilköğretim çağındaki edebiyat-okur etkileşimine hazırlar. Bu amaca ulaşmak için de öğretmen masal okuma etkinliklerinden sonra, deyim ve ikilemelerin anlamları ve anlatıma kattıkları güzellikler hakkında kısa ve özlü açıklamalar yapabilir. Çocukların (varsa) konuyla ilgili duygu ve düşüncelerini aktarmalarım isteyebilir. Anılan tüm etkinliklerin oyun, oyunlaştırma çalışmalarıyla iç içe-lik göstermesi beklenir. Bu nedenle, giriş tekerlemelerinden sonra anlatılan-okunan masalların da dilimizin anlatım gücünü yansıtmasına ve çocuğun doğasına uygun olmasına özen gösterilmelidir.