Oğuz Atay-Tutunamayanlar

M
  • Kullanıcı Maria puder
  • Başlangıç tarihi Başlangıç tarihi
  • - Kitap Kulübü
Genç Mühendis Turgut Özben yakın arkadaşı Selim Işık’ın kendini bir tabancayla vurduğunu gazetelerden öğrenir. Olayın çok etkisinde kalır. İntiharın sebeplerini merak eder. Bu amaçla araştırmalara girişir. İlkin Selim’in arkadaşlarından Metin ve Esat’la görüşür. Metin kendisine şunları anlatır: Metin’in Zeliha adlı bir kızla ilişkisi vardır. Selim, kızın ona uygun düşmediğini söyler. Fakat Metin kızı bırakınca, bu kez Selim ona tutulur. Metin bunun üzerine yeniden kıza yanaşır. Kız ise bir süre sonra onlardan ayrılır, başkasıyla evlenir.

Esat da Selim için şunları söyler: Selim’i lise öğrencisi iken tanır. İlginç, zeki, oyuncu bir çocuktur. Çok
kitap okur. Wilde’a hayrandır. Fakat Gorki’yi okuyunca onu sevmez olur. Esat’la oyunlar düzenlerler, birlikte eğlenirler.
Turgut Özben, Selim’in arkadaşlarından Kargı’yı bulur. Süleyman ona Selim’in yazdığı 600 dizelik bir şiir verir. Şiire göre, “Selim Işık tek ve Türk. Ve duygulu amansız/sabırsız ve olumsuz, yaşantısında cansız” sanılan bir kişidir.

Turgut Özben Selim’le ilişkisi olan Günseli adlı bir kızla tanışır. Günseli, Selim’e bir toplu gezintide rastlamıştır. Sıkıntılı ve asık suratlıdır. Onu avutmaya çalışır. Fakat Selim’in soru yağmuruna tutulur. O gün anlaşamazlar. Aradan bir ay geçer. Selim onu telefonla arar, buluşurlar. İlişkileri gitgide ilerler. Ne var ki, Selim evlenmeye yanaşmaz. Çok kuşkuludur, geleceğe güveni yoktur, inançsızdır, aile düzeninden de hoşlanmaz. Bağsızdır. Bir ara kendini içkiye verir. Çevreyle uyuşamaz. Sanki bir kafese kapatılmıştır. Hastalanır. “Kötü yaşarım korkusuyla hiç yaşamadığını düşünür. Günseli’ye bir mektup gönderir ve ardından intihar eder.

Selim, son günlerinde “Tutunamayanlar” üstüne bir ansiklopedi hazırlamaya girişir. Orada kendisine de bir madde ayırır. Bu maddede belirttiğine göre, Selim bir kasabada doğmuştur. Babası bir memurdur. Küçükken ağır bir hastalık geçirir. Altı yaşında ailesiyle büyük bir şehre göçer. Sabri adlı bir çocukla arkadaş olur. Okula gider. Uzun boylu olduğundan arka sıraya oturtulur. Sınıfta çok konuşur. Ortaokuldayken Pitigrilli’yi okur. Sonra kızlarla dolaşmaya başlar. O sırada Dünya Savaşı patlar. Askerliğini yaparken Kargı ile tanışır. Askerlik bitince açıkta kalır. Kimse ona sahip çıkmaz. Kendi kabuğuna çekilir.

Turgut Özben araştırmaları sırasında yavaş yavaş kendi benliğini tanır: O da tutunamayanlar biridir. Kendini o zamana değin birtakım törelerin, alışkanlıkların yönettiğini sezer. Gitgide bağsızlığa doğru kayar. Evinden ayrılır. Bir trene binip gider. Gözden kaybolur…


" hayatım hayatımın romanı olsun"


kendimi bulduğum paragraf;



" bana bir yığın kitap verdi okuyayım diye bana hemen okumalısın yetişmelisin diyordu bana bildiğim tanıdığım güzellikleri sen de öğrenmelisin diyordu ne olur benim gibi okuyun her dedikoduya kulak kabartmayın benim gibi okusaydınız kirli sokakları yosunlu duvarları çarpık taşlı binaları severdiniz tanışmadan severdiniz insanları onları birbirine benzemedikleri halde bir yanlarıyla derinde bir yerde aynı olduklarını görürdünüz beni dinleyemeyeceksiniz biliyorum beni unutucaksınız geriye kuru bir gürültü kalacak benden anlaşılmaz sesler çıkardı ortalığı toza boğdu gitti diyeceksiniz bir bahar temizliği yapacaksınız ortamdan üzerinize sinmiş etkilerimi havalandıracaksınız odaya dolan bunaltıcı havamı değiştirmek için pencereleri açacaksınız yoksa ne yapacaktınız nasıl olurdu nasıl nasıl başarılırdı benim gibi olacak benim gibi doğduğunuzdan beni üstünüze yığılan bütün bilgilerin size verilen bütün şeylerin sizi ezmesine dağılıp yok etmesine izin verecek değilsiniz ya......"

 
Ben cahil fakat kitaplari cok seven birisi olarak "Türk edebiyatına damga vurmus eser" diyorum baska da bir sey demiyorum. Ama ergenler facede, orda burda kullanarak, cok kirlettiler diye düsünüyorum. Kullanmaya kiyamiyorum. :cici:
 
Evet ne yazık ki popüler kültüre yenilen kitaplardan oldu..

ama bizim gibi 80 li yılların sonunda doğup 90 lar da yetişen bir nesil in edebiyat derslerinin vazgeçilmezidir Lise de okumuştum ilk sonra yine okudum..

30 lu yaşlarımın ortasında yine okuyacağım.

her okuyuşumda altını çizgdiğim satırlar daha da bir farklılaştı..
 
Sayfalarca süren bir cümlesi vardı. Noktasız, virgülsüz, hiçbir imla işareti olmaksızın süregiden.. Aklıma kazınmış... Çok da keyif aldığımı söyleyemem bu kitap için..
 
"Kendini çözemeyen kişi kendi dışında hiç bir sorunu çözemez."

"Şu anda sana güzel bir söz söyleyebilmek için onbin kitap okumuş olmayı isterdim" dedi

kesinlikle okunmalı
 
"Kendini çözemeyen kişi kendi dışında hiç bir sorunu çözemez."

"Şu anda sana güzel bir söz söyleyebilmek için onbin kitap okumuş olmayı isterdim" dedi

kesinlikle okunmalı

Evet, böyle güzel cümleler de vardı, itiraf ediyorum. Ama o kadar karamsar bir hava var ki kitapta.. Unutulup gidiyorlar..
 
E ben bu kitabı niye okumaya başlamıyorum artık :T:
Okuyan kişilerin bir kısmı çok övse de bir kısmı da çok söver.
Hepsine rağmen okuyacağım.
 
Hakan Günday- Az kitabında Derda'nın Oğuz Atay yaptıkları aklıma geliyor hep. Sürekli baştan başlamak zorunda kalıyorum, çok ağır bir kitap ve okunması gerekiyor.
 
Ne Çok Şey Biliyor Bu İnsanlar Olric?
Herkes İşine Geleni Biliyor Efendimiz.
 
"Nasıl yaşadım on yıl bu evde? Bir gün duvara bir resim asmak gelmedi mi içimden? Ben ne yaptım? Kimse de uyarmadı beni. İşte sonunda anlamsız biri oldum. İşte sonum geldi. Kötü bir resim asarım korkusuyla hiç resim asmadım; kötü yaşarım korkusuyla hiç yaşamadım."
 
Evet, sıktığı doğrudur kitabın. Belki uzunluğu, belki de çoğu kitapta ve filmde olduğu gibi, okuyucuyu/izleyiciyi kendisine ısındırana kadar sarfettiği cümlelerdir bu kadar sıkan. Ama Tutunamayanlar tutunmuştur, bu da bir gerçektir.:)
 
Ruhunuza ayna tutmak istiyorsanız, mutlaka okuyun onu. Tanıyın.
İnşaat mühendisi olan yazarın ölümü de oldukça trajiktir bana göre. Yazar, bir arkadaşının evindedir. Sohbet muhabbet ederlerken, bir ara onların yanından ayrılır ve lavaboya gider. Uzun zaman gelmeyince, kapısı tıklatılır. Cevap verir; daha ölmedim. Yine uzun zaman geçer aradan ve Oğuz Atay görünmez, tekrar bakılır ve o vefat etmiştir. Ruhuma dokunan güzel adım, nurlar içinde uyu.
 
Yillar evvel cokk isteyerek başladığım severek okuduğum istemeden yarisinda yollarimizin ayrildigi kitap. Yeterli gelmis olacak ki bir devamini getirmedim :)
 
Geri