Öğrendim. belki de bu yüzden değişti gözlerim. belki de bu yüzden gördüğüm hiçbir şey eskisi gibi değil.
Bir gece vakti esintisi gibi çarpar gözkapaklarıma hayat...
Benden giden, bende kalan ne varsa .
Sanmıyorum ki bu esen rüzgarla dağılıp gidecek sol yanımdaki hüzünler...
Küçük nefeslere sığdırabildiğim büyük acılar gibi
Kapılar çoktan kapanmış , yürek izini kaybetmiş
Ve Buydu hayatın verebilecekleri gittiğim yolun sonunda...
Ben işte ,Can sıkıcı kelimelerimle seslendiriyorum hüznümü
Eğri eğri yağan yağmuru yakalıyorum avuç içimde
öyleyse kim kurtarabilir ellerimden yalpalanmış hayatı
Yalanım ben , en başından tüm düşlerimden beri...
Öyle ya susturmalıyım gözlerimde ki karanlıkları
Bir kaç iltifat sonrası dokunmalı sözcükler kalbime
eskimeyen bir hüzünü sarap gibi yudumlarken üşüyen ruhuma,
içimde kül kokusu ve şimdi dışarıda bahar...
hayatın en pişmiş yerine ekmek banarken, gönlüm su istemez oldu.
özlediğim tek şey; hiçbir şey kadar kıymetsiz şimdi... tuhaf ki bu en zayıf anımda gücümü umursamayacak kadar güçlüyüm.
çözmekten vazgeçtiğim tüm duygularıma bir minik kibrit yetti.
içinden çıkamadığım anılara bir kaç cümle ve olmayacaklarıma ucuz takaslar yetti. böyle basitti işte. terk etmek böyle kolay...
Bana döndüğünde hayat, gitmemiş olsun bende ki gölgelerin
Belkide bu yüzden di hiç gidemeyecekken yetersiz sevinçlerim...
Ne yazar üç kuruşluk gönüllere verdiğim en büyük sevgilerim
Yüreğimin kredisi , Aşk yaktığı kadar aşkmış...
Kız kulesi kadar acımasız ,bir çay bir simit kadar ucuz işte...
Buda benden ,gecenin bir yarısı bir bardak çay eşliğinde olan karalamarım
Bir gece vakti esintisi gibi çarpar gözkapaklarıma hayat...
Benden giden, bende kalan ne varsa .
Sanmıyorum ki bu esen rüzgarla dağılıp gidecek sol yanımdaki hüzünler...
Küçük nefeslere sığdırabildiğim büyük acılar gibi
Kapılar çoktan kapanmış , yürek izini kaybetmiş
Ve Buydu hayatın verebilecekleri gittiğim yolun sonunda...
Ben işte ,Can sıkıcı kelimelerimle seslendiriyorum hüznümü
Eğri eğri yağan yağmuru yakalıyorum avuç içimde
öyleyse kim kurtarabilir ellerimden yalpalanmış hayatı
Yalanım ben , en başından tüm düşlerimden beri...
Öyle ya susturmalıyım gözlerimde ki karanlıkları
Bir kaç iltifat sonrası dokunmalı sözcükler kalbime
eskimeyen bir hüzünü sarap gibi yudumlarken üşüyen ruhuma,
içimde kül kokusu ve şimdi dışarıda bahar...
hayatın en pişmiş yerine ekmek banarken, gönlüm su istemez oldu.
özlediğim tek şey; hiçbir şey kadar kıymetsiz şimdi... tuhaf ki bu en zayıf anımda gücümü umursamayacak kadar güçlüyüm.
çözmekten vazgeçtiğim tüm duygularıma bir minik kibrit yetti.
içinden çıkamadığım anılara bir kaç cümle ve olmayacaklarıma ucuz takaslar yetti. böyle basitti işte. terk etmek böyle kolay...
Bana döndüğünde hayat, gitmemiş olsun bende ki gölgelerin
Belkide bu yüzden di hiç gidemeyecekken yetersiz sevinçlerim...
Ne yazar üç kuruşluk gönüllere verdiğim en büyük sevgilerim
Yüreğimin kredisi , Aşk yaktığı kadar aşkmış...
Kız kulesi kadar acımasız ,bir çay bir simit kadar ucuz işte...
Buda benden ,gecenin bir yarısı bir bardak çay eşliğinde olan karalamarım