imported_Kartal
Üye
-
- Katılım
- Şubat 12, 2014
-
- Mesajlar
- 955
-
- Tepkime puanı
- 2
-
- Puanları
- 268
-
- Yaş
- 36
Camila Vellejo'nun daha iyi ve ucuz bir eğitim için yaptığı çağrı ile başlayan öğrenci gösterileri, ülke çapında iki günlük bir genel greve dönüştü.
Latin Amerika, Zapatistalar’ın lideri Komutan Yardımcısı Marcos’tan beri hiçbir isyan önderinden bu denli etkilenmemişti. Bu defa karşımızda ne bir kar maskesi, ne pipo, ne de bir tüfek var; yalnızca bir hızma. Kimilerince Şili Kışı biçiminde nitelenen halk ayaklanmasının simgesi haline gelen öğrenci lideri Komutan Camila ile tanışın. Düzenlediği basın toplantıları bakanları koltuklarından ediyor. Önderlik ettiği yürüyüşler, başkentin mahallelerini felce uğratıyor. Hükümeti bile geri adım atmaya zorluyor, öyle ki aldığı ölüm tehditleri sebebiyle polis tarafından sıkı bir koruma altında.
Altı ay önceye kadar kimsenin tanımadığı 23 yaşındaki Camila Vallejo, halk ayaklanmasına önderlik etmekle kalmadı, milyarder işadamı Sebastián Piñera’nın devlet başkanlığı koltuğunu ve tüm Şili siyasetini kökünden sarstı. Kamuoyu araştırmaları, Piñera’ya olan halk desteğinin %26’ya, henüz görevden aldığı Concertación koalisyonununa verilen desteğin ise %16’lara kadar gerilediği belirtiyor.
Ulaşım işçilerinin ve kamu çalışanlarının da gelişmekte olan öğrenci hareketine destek verme kararıyla birlikte, çarşamba günü, ülke çapındaki iki günlük genel grevin başlangıcına sahne oldu. Geçtiğimiz günlerde verdiği bir röportajda, ülkedeki hoşnutsuzluğun inanılmaz bir seviyeye ulaştığını belirten Vallejo şöyle devam etti: “Her zaman ilk adımı atan gençliktir. Geçindirmek zorunda olduğumuz ailelerimiz yok ve bu bizi eylemlerimizde daha özgür kılıyor. İlk adımı biz attık fakat artık yalnız değiliz, bizden önceki kuşaklar da mücadeleye katılıyorlar.”
BOYKOT VE TALEPLER
105 yıllık Şili Üniversitesi tarihindeki ikinci kadın öğrenci birliği başkanı ve aynı zamanda Şili Komünist Partisi’nin de üyesi olan Vallejo, Augusto Pinochet yönetimindeki 80’li yıllardan bu yana görülen en geniş halk hareketinin simgesi haline geldi.
Yüzbinlerce üniversite ve lise öğrencisi Haziran ayı başından itibaren dersleri boykot etmiş, daha ucuz ve daha kaliteli bir eğitim sistemine gereksinim duyulduğu vurgusunu yaparak, az sayıda seçkin, zengin koleje karşın sürüyle yoksun bırakılmış devlet okulu yaratan iki kademeli eğitim sisteminin yürürlükten kalkması taleplerini kamuoyuna duyurmuşlardı. O sıralarda Vallejo, tencere ve tavalarla hükümetin protesto edildiği gösteriler düzenlemiş, bu gösterilerin bir kısmı ise şiddet olaylarına sahne olmuştu. Başkanlık sarayının önünde yaptığı açıklamada Vallejo şöyle konuşmuştu: “Şiddet istemiyoruz, ne kavgamız polise karşı, ne de amacımız dükkanlara zarar vermek. Eğitim hakkını geri kazanmak için mücadele ediyoruz. Bu konudaki kararlığımız kesindir.”
Eylemleri yatıştırmak için hükümet, ivedi bir biçimde, aralarında kaliteli eğitimin anayasal güvence altına alınması ve öğrenim kredileri için uygulanan faiz oranlarının %6,4’ten %2’ye çekilmesi gibi düzenlemeleri de içeren girişimlerde bulundu. Fakat eğitime fazladan 1,9 trilyon Şili Pesosu (yaklaşık 7 milyar Türk Lirası) aktarılacağı sözü ayaklanmaları dizginlemek için yeterli olmadı. Eylemlerde gittikçe artış gösteren polis varlığına karşın, eylemcilerin geri çekileceği yönünde görüş bildiren uzmanların sayısı bir elin parmaklarını geçmiyor.
BOMBALAR ARASINDA AÇIKLAMA
Vallejo konuşmasını yaparken, eylemlerini dağıtmak için polislerce kullanılan yüzlerce göz yaşartıcı bomba kovanını barış sembolü şeklinde düzenleyen arkadaşlarıyla çevriliydi.
Etrafını gösterek “İşte, burada 50 milyon Peso (185 bin Türk Lirası) değerinde göz yaşartıcı bomba bulunuyor” şeklinde konuşan Vallejo, sözlerine şöyle devam etti: “Bölgesel ve ulusal ölçekte kullanılan miktarları gözünüzün önüne getirin. Bu kabul edilemez, İç İşleri Bakanı’nı istifaya sürükleyen taleplerimizi yineliyoruz.”
Kültür Bakanlığı’nda çalışan hükümet mensubu Tatiana Acuña, Vallejo’nun öldürülmesinin gösterilere son vereceğini iddia edince görevinden alınmıştı. Bu gelişmeler üzerine Salı günü Şili yüksek mahkemesi öğrenci liderinin polisçe korunması gerektiğini kararlaştırdı.
KITANIN GERİ KALANINA İLHAM VERİYOR
Vallejo kısa sürede kült bir figüre dönüştü, YouTube’da hakkında yazılan şarkılar ve tahminler gösteriyor ki karizması sayesinde kendini bir anda siyasetin içinde bulabilir. Bolivya Başkan Yardımcısı Álvaro García Linera, Vallejo’ya olan sempatisini “Hepimiz ona aşığız” biçiminde belirtmişti. Geçtiğimiz günlerde Bolivya’nın gençlik önderleriyle biraraya gelen Linera, gençlere Güney Amerika’daki gençlik hareketlerini örnek almalarını öğütledi: “Arjantin, Brezilya ve Şili’deki gelişmeleri değerlendirmelisiniz. Şili’de genç ve güzel bir lider, gençliğe muazzam bir kalkışmada önderlik ediyor.”
Vallejo dış görünüşüyle ilgili söylenenlere şöyle cevap verdi: “Güzelliğin bir avantaj olduğunu kabul etmelisiniz. Bunu bir kompliman olarak değerlendiriyorum; ilkin dış görünüşüm yüzünden söylediklerime kulak kabartıyor olsalar da, sonrasında onlara fikirlerden bahsediyorum. Tarihsel kökenleri böylesine derin bir hareket, bu denli yapay tanımlarla betimlenemez.”
ÖĞRENCİLER NE İSTİYOR
“Varolan sistemi geliştirmeyi arzu etmiyoruz; talebimiz yapısal bir değişiklikten yana. Eğitimin bir meta olarak değerlendirilmesi yerine, devletçe garanti altına alınan bir hak olmasını istiyoruz.”
“Niçin eğitime ihtiyaç duyuyoruz? Kar elde etmek ya da bir iş tutmak için mi? Yoksa toplumsal entegrasyon ve insani gelişme yoluyla ülkeyi kalkındırmk için mi? Hükümetle anlaşamadığımız konular bunlar.”
Latin Amerika, Zapatistalar’ın lideri Komutan Yardımcısı Marcos’tan beri hiçbir isyan önderinden bu denli etkilenmemişti. Bu defa karşımızda ne bir kar maskesi, ne pipo, ne de bir tüfek var; yalnızca bir hızma. Kimilerince Şili Kışı biçiminde nitelenen halk ayaklanmasının simgesi haline gelen öğrenci lideri Komutan Camila ile tanışın. Düzenlediği basın toplantıları bakanları koltuklarından ediyor. Önderlik ettiği yürüyüşler, başkentin mahallelerini felce uğratıyor. Hükümeti bile geri adım atmaya zorluyor, öyle ki aldığı ölüm tehditleri sebebiyle polis tarafından sıkı bir koruma altında.
Altı ay önceye kadar kimsenin tanımadığı 23 yaşındaki Camila Vallejo, halk ayaklanmasına önderlik etmekle kalmadı, milyarder işadamı Sebastián Piñera’nın devlet başkanlığı koltuğunu ve tüm Şili siyasetini kökünden sarstı. Kamuoyu araştırmaları, Piñera’ya olan halk desteğinin %26’ya, henüz görevden aldığı Concertación koalisyonununa verilen desteğin ise %16’lara kadar gerilediği belirtiyor.
Ulaşım işçilerinin ve kamu çalışanlarının da gelişmekte olan öğrenci hareketine destek verme kararıyla birlikte, çarşamba günü, ülke çapındaki iki günlük genel grevin başlangıcına sahne oldu. Geçtiğimiz günlerde verdiği bir röportajda, ülkedeki hoşnutsuzluğun inanılmaz bir seviyeye ulaştığını belirten Vallejo şöyle devam etti: “Her zaman ilk adımı atan gençliktir. Geçindirmek zorunda olduğumuz ailelerimiz yok ve bu bizi eylemlerimizde daha özgür kılıyor. İlk adımı biz attık fakat artık yalnız değiliz, bizden önceki kuşaklar da mücadeleye katılıyorlar.”
BOYKOT VE TALEPLER
105 yıllık Şili Üniversitesi tarihindeki ikinci kadın öğrenci birliği başkanı ve aynı zamanda Şili Komünist Partisi’nin de üyesi olan Vallejo, Augusto Pinochet yönetimindeki 80’li yıllardan bu yana görülen en geniş halk hareketinin simgesi haline geldi.
Yüzbinlerce üniversite ve lise öğrencisi Haziran ayı başından itibaren dersleri boykot etmiş, daha ucuz ve daha kaliteli bir eğitim sistemine gereksinim duyulduğu vurgusunu yaparak, az sayıda seçkin, zengin koleje karşın sürüyle yoksun bırakılmış devlet okulu yaratan iki kademeli eğitim sisteminin yürürlükten kalkması taleplerini kamuoyuna duyurmuşlardı. O sıralarda Vallejo, tencere ve tavalarla hükümetin protesto edildiği gösteriler düzenlemiş, bu gösterilerin bir kısmı ise şiddet olaylarına sahne olmuştu. Başkanlık sarayının önünde yaptığı açıklamada Vallejo şöyle konuşmuştu: “Şiddet istemiyoruz, ne kavgamız polise karşı, ne de amacımız dükkanlara zarar vermek. Eğitim hakkını geri kazanmak için mücadele ediyoruz. Bu konudaki kararlığımız kesindir.”
Eylemleri yatıştırmak için hükümet, ivedi bir biçimde, aralarında kaliteli eğitimin anayasal güvence altına alınması ve öğrenim kredileri için uygulanan faiz oranlarının %6,4’ten %2’ye çekilmesi gibi düzenlemeleri de içeren girişimlerde bulundu. Fakat eğitime fazladan 1,9 trilyon Şili Pesosu (yaklaşık 7 milyar Türk Lirası) aktarılacağı sözü ayaklanmaları dizginlemek için yeterli olmadı. Eylemlerde gittikçe artış gösteren polis varlığına karşın, eylemcilerin geri çekileceği yönünde görüş bildiren uzmanların sayısı bir elin parmaklarını geçmiyor.
BOMBALAR ARASINDA AÇIKLAMA
Vallejo konuşmasını yaparken, eylemlerini dağıtmak için polislerce kullanılan yüzlerce göz yaşartıcı bomba kovanını barış sembolü şeklinde düzenleyen arkadaşlarıyla çevriliydi.
Etrafını gösterek “İşte, burada 50 milyon Peso (185 bin Türk Lirası) değerinde göz yaşartıcı bomba bulunuyor” şeklinde konuşan Vallejo, sözlerine şöyle devam etti: “Bölgesel ve ulusal ölçekte kullanılan miktarları gözünüzün önüne getirin. Bu kabul edilemez, İç İşleri Bakanı’nı istifaya sürükleyen taleplerimizi yineliyoruz.”
Kültür Bakanlığı’nda çalışan hükümet mensubu Tatiana Acuña, Vallejo’nun öldürülmesinin gösterilere son vereceğini iddia edince görevinden alınmıştı. Bu gelişmeler üzerine Salı günü Şili yüksek mahkemesi öğrenci liderinin polisçe korunması gerektiğini kararlaştırdı.
KITANIN GERİ KALANINA İLHAM VERİYOR
Vallejo kısa sürede kült bir figüre dönüştü, YouTube’da hakkında yazılan şarkılar ve tahminler gösteriyor ki karizması sayesinde kendini bir anda siyasetin içinde bulabilir. Bolivya Başkan Yardımcısı Álvaro García Linera, Vallejo’ya olan sempatisini “Hepimiz ona aşığız” biçiminde belirtmişti. Geçtiğimiz günlerde Bolivya’nın gençlik önderleriyle biraraya gelen Linera, gençlere Güney Amerika’daki gençlik hareketlerini örnek almalarını öğütledi: “Arjantin, Brezilya ve Şili’deki gelişmeleri değerlendirmelisiniz. Şili’de genç ve güzel bir lider, gençliğe muazzam bir kalkışmada önderlik ediyor.”
Vallejo dış görünüşüyle ilgili söylenenlere şöyle cevap verdi: “Güzelliğin bir avantaj olduğunu kabul etmelisiniz. Bunu bir kompliman olarak değerlendiriyorum; ilkin dış görünüşüm yüzünden söylediklerime kulak kabartıyor olsalar da, sonrasında onlara fikirlerden bahsediyorum. Tarihsel kökenleri böylesine derin bir hareket, bu denli yapay tanımlarla betimlenemez.”
ÖĞRENCİLER NE İSTİYOR
“Varolan sistemi geliştirmeyi arzu etmiyoruz; talebimiz yapısal bir değişiklikten yana. Eğitimin bir meta olarak değerlendirilmesi yerine, devletçe garanti altına alınan bir hak olmasını istiyoruz.”
“Niçin eğitime ihtiyaç duyuyoruz? Kar elde etmek ya da bir iş tutmak için mi? Yoksa toplumsal entegrasyon ve insani gelişme yoluyla ülkeyi kalkındırmk için mi? Hükümetle anlaşamadığımız konular bunlar.”