Öğrenci Affına ilişkin yasa teklifi, TBMM Genel Kurulu'nda 21 Haziran 2000 tarihinde kabul edildi. Yasa, 28 Haziran 2000 tarihli Resmi Gazete'de (sayı: 24093/mükerrer) yayınlanarak yürürlüğe girdi.
Yasayla 12 Eylül 1980�en 1999-2000 Öğretim yılı sonuna kadar, her ne sebeple olursa olsun, okulla ilişiği kesilen öğrencilere, iki sınav ve bütünleme hakkı verildi.
Yasa, lisans üstü öğrenim gören öğrencilere de yeni sınav hakkı tanıyor, değişiklikle doktor, yardımcı doçent ve doçentlerin kamu personeli dil sınavı yerine, uzmanlık alanına göre yabancı dil sınavını geçme şartı aranacak. Yasada türbanlı öğrencilerin okullara dönüşüne ilişkin olarak da, �ğrenciler yürürlükteki kanun ve kanunlara ilişkin mevzuata uymak zorundadır�hükmü getirildi. Ayrıca not barajları, doktora yeterlilik dil sınavında 50, doçentlik dil sınavında ise 65 olarak belirlendi.
Aftan yararlanmak için, Yasanın yayımı tarihinden itibaren 2 ay içinde ilgili yükseköğretim kurumuna başvurulması gerekiyor.
Milli Eğitim Bakanı Metin Bostancıoğlu, TBMM Genel Kurulu'nda yaptığı konuşmada, affın üniversite öğrencisi ve öğretim üyesi kalitesini olumsuz yönde etkileyeceğini belirterek, "Kaliteyi oya feda edersek nasıl AB�e entegrasyondan söz edebiliriz?", "Kanun, bilim ve kalite adına, Türk üniversitesine, dilerim ki zarar getirmez" dedi.
Öğrenci affı, Türkiye'nin gündemine 1983'de girdi. Bu tarihten sonra 1984, 1986, 1988, 1991, 1993, 1995 ve 1997 yıllarında tekrar öğrenci affına ilişkin yasal düzenlemeler yapıldı.
1991 yılına kadar çeşitli nedenlerle ilişkisi kesilen 185 bin öğrenciden 64 bin 500'ü geri dönmüş, bunların da 40 bin 207'si yeniden üniversiteden ayrılmış. (ANAP İstanbul Milletvekili Ahat Andican'ın konuşmasından)
TBMM'de kabul edilen 4584 sayılı, Öğrenci Affına ilişkin yasa şöyle:
YÜKSEK ÖĞRETİM KANUNUNUN BİR MADDESİNİN DEĞİŞTİRİLMESİ İLE BU KANUNA GEÇİCİ MADDELER EKLENMESİNE DAİR KANUN
Madde 1. - 4.11.1981 tarihli ve 2547 sayılı Yüksek Öğretim Kanununun 24 üncü maddesinin (b) bendinin üç nolu alt bendi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.
3.- Üniversitelerarası Kurulca merkezi sisteme hazırlanacak (sosyal, fen, sağlık gibi) kendi alanlarındaki bir yabancı dil imtihanını başarmış olmak.
MADDE 2. - 4.11.1981 tarihli ve 2547 sayılı Yükseköğretim Kanununa aşağıdaki geçici maddeler eklenmiştir :
GEÇİCİ MADDE 46. �/b> Yükseköğretim kurumlarında; hazırlık ve ara sınıflar dahil bütün sınıflarda ön lisans ve lisans düzeyinde öğrenim yapan öğrencilerden, 12 Eylül 1980 tarihinden 1999-2000 öğretim yılı sonuna kadar, her ne sebeple olursa olsun ilişkileri kesilmiş veya kesilme durumuna gelmiş öğrencilere ilişkilerinin kesilmesine sebep olan bütün dersler için devam, iki sınav ve bütünleme hakkı verilir (Öğrenciler, daha önce başarısız oldukları kaldırılan derslerin yerine kurumlarınca konulacak muadil başka derslerden sınava girerler.) Öğrencilerin bu sınavlarda başarılı olmaları halinde öğrenciliğe intibakları yapılır. Öğrenciler, öğrencilik haklarının devamı için yürürlükteki kanun ve kanunlara uygun ilgili mevzuata uymak zorundadır.
Birinci fıkradaki haklar saklı kalmak kaydıyla, uygulamalı eğitim-öğretim yapan okullardan ayrılan öğrencilere, devam edemedikleri dersler ve uygulamalar için ilgili yükseköğretim kurumunca devam imkânı sağlanır. Bu öğrenciler için yönetmeliklerindeki devam şartını tamamladıktan sonra Kanunun öngördüğü sınav süresi başlar.
Sınıf geçme sistemi uygulayan yükseköğretim kurumlarında en çok üç dersten başarısız olup bir üst sınıfa geçemeyen öğrencilere; üst sınıfa devam etme ve alt sınıfa başarısız oldukları dersler için iki sınav ve bir bütünleme hakkı verilir. Not ortalaması sebebiyle sınıf geçemeyen veya mezun olamayan öğrencilere, istedikleri üç dersten not yükseltmek için bir sınav hakkı tanınır.
2547 sayılı Kanunda öngörülen azamî öğrenim sürelerini doldurdukları için, kurumları ile ilişkileri kesilen öğrencilere; alamadıkları dersler için, bir defaya mahsus olmak üzere devam etme ve sınav hakkı tanınır. Bu öğrencilere normal öğrenim sürelerine ilave olarak iki yıl ek süre verilir. Öğrenimlerine devam eden öğrencilerden dönem veya yıl kaybetme durumunda olanlar da bu haktan yararlanırlar. Bu öğrencilere istemeleri halinde derslere devam hakkı tanınır. Bunlardan ara sınav şartı istenmez. Diğer öğrencilerle birlikte final ve bütünleme sınavlarına girerler.
Sınavlara girecek öğrencilerin hakları, hukuk dışı herhangi bir sebeple engellenemez. Belirtilen müracaat süreleri içerisinde askerlik süresi gelmiş olanlar, bu Kanun hükümlerine göre verilmiş hakları kullandıkları takdirde tecilli sayılırlar. Halen askerlik görevini yapmakta olanların terhislerinden sonraki iki ay içerisinde müracaat hakları saklıdır. Gözlem altında veya tutuklu bulunanlar, bu hallerinin sona ermesini takip eden iki ay içerisinde müracaat ettikleri takdirde, bu Kanun hükümleri çerçevesinde haklarını kullanabilirler.
Üniversitelerin çeşitli bölümlerinde ve konservatuvarlarda dışarıdan bitirme sınavlarına girerek öğrenimlerine devam eden ancak bu sınavların kaldırılması ile okullarını bitirememiş veya başarısız duruma düşmüş öğrenciler de bu Kanunda diğer öğrencilere tanınan sınav haklarından yararlanırlar.
1997-1998 eğitim-öğretim yılından başlamak üzere Gülhane Askerî Tıp Akademisinde okurken bu Kanunun yayımı tarihine kadar her ne sebeple olursa olsun ilişiği kesilmiş olanların (yargıya intikal etmiş ve disiplin suçu nedeniyle ilişiği kesilenler hariç) bu Kanunun yayımı tarihinden itibaren iki ay içerisinde başvurmaları halinde, Yüksek Öğretim Kurulunca, okuyacakları Tıp Fakülteleri belirlenir. Belirlenen Tıp Fakültelerince intibakları yapılan öğrenciler, 2547 sayılı Kanunun geçici 40 ıncı maddesinin ilgili hükümlerinden diğer öğrenciler gibi yararlanırlar.
Yukarıdaki haklardan yararlanmak isteyenlerin bu Kanunun yayımı tarihinden itibaren iki ay içerisinde ilgili yükseköğretim kurumuna başvurmaları şarttır.
GEÇİCİ MADDE 47. �/b> 1988-1989 öğretim yılından 2000 yılı sonuna kadar, lisansüstü öğrenimi görürken, her ne sebeple olursa olsun kurumları ile ilişiği kesilen öğrencilere başarısız olduğu dersler için iki sınav hakkı; yüksek lisans öğrencileri için bir yıl, doktora öğrencileri içinde iki yıl tez hazırlama süresi verilir. Ayrıca 1996-1997 öğretim yılı başlangıç tarihine kadar yabancı dil sınavına giremeyenler ve ilgili kanunun yürürlük tarihine kadar yabancı dil şartını yerine getiremeyerek kaydı silinen öğrenciler, yeniden kayıt yaptırabilirler. Doktora yeterlilik sınavına girebilmek için, yabancı dil sınavında başarısız olanlara üç sınav hakkı tanınır.
Yardımcı doçentlik kadrosunda görev yapan öğretim elemanlarının çalışma sürelerindeki sınırlama kaldırılmıştır.
1996 yılından itibaren yüksek lisans ve doktora yabancı dil sınavında 100 puan üzerinden 50 (elli) ve daha yukarı, doçentlik yabancı dil sınavında ise 65 (altmışbeş) ve daha yukarı puan veya Üniversitelerarası Kurul tarafından kabul edilen ve Yükseköğretim Kurulu tarafından uluslararası alanda geçerli sayılan diğer yabancı dil sınavlarından bunlara denk puan alanlar başarılı sayılırlar.
Lisansüstü öğrencilik sıfatını yeniden kazananlar, bu hakkı kazandıkları tarihten itibaren araştırma görevlisi olanlar, araştırma görevliliği kadrosuna yeniden atanırlar. Çalıştıkları üniversitenin bulunduğu şehir dışındaki başka bir üniversitede lisansüstü eğitim-öğretim programına kayıtlı iken, kayıt-kabul işlemlerinden sonra yürürlüğe, girmiş Yükseköğretim Kurulu karar ve talimatlarına göre kaydı silinenler, bu kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren iki ay içinde müracaat etmeleri halinde öğrenimlerine kaldıkları yerden devam ederler. Bu Kanundan yararlanmak üzere müracaat eden öğrencilerden askerlik erteleme süreleri sona erenlerin askerlikleri, bir defaya mahsus olmak üzere bir yıl daha ertelenir.
1988-1989 öğretim yılından 2000 yılı sonuna kadar; sanatta yeterlilik, Tıp Fakülteleri veya tıpta uzmanlık alanlarında başarısız olanlara, kendi isteği ile ayrılanlara veya eğitimini kesintiye uğratanlara, istemeleri halinde, başarısız oldukları derslerden laboratuvar ve uygulamalı derslere devam ve ayrıca eksik rotasyonlarını tamamlamaları şartı ile iki sınav hakkı tanınır.
Yurt dışına yüksek lisans ve doktora yapmak üzere gönderilen, yurt dışında yüksek lisans ve doktora için kalmaları gereken süre içerisinde her ne sebeple olursa olsun çalışmanın hangi aşamasında olursa olsun Türkiye�e dönmüş veya çağrılmış olanlar veya yurt dışında kalması gereken süre dolduğu için geri gelmek zorunda kalan ve Türkiye�e görevleri ile ilişkileri kesilen öğrencilere iki, doktora eğitimi için dört yarı yıl Yükseköğretim Kurulunun Türkiye�e belirleyeceği üniversitelerde öğrenimlerine devam hakkı tanınır.
Yukarıdaki haklardan yararlanmak isteyenlerin bu Kanunun yürürlük tarihinden itibaren kurumlarına iki ay içerisinde müracaatları şarttır.
GEÇİCİ MADDE 48. �/b> 1989-1990 eğitim-öğretim yılı başından, bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihe kadar, yükseköğretim kurumlarının hazırlık sınıfı, önlisans ve lisans eğitim-öğretim programları ile yüksekokulların herhangi bir sınıfında kayıtlı öğrencilerin, 2547 sayılı Yüksek Öğretim Kanunu ve bu Kanuna atıf yapan Yüksek Öğretim Kurumları Öğrenci Disiplin Yönetmeliği hükümlerine göre aldıkları disiplin cezaları, bütün sonuçları ile kaldırılmıştır. Bunların sicil dosyalarındaki cezaî kayıtlar, ilgililerin müracaatı aranmaksızın dosyalarından çıkarılır.
MADDE 3. �/b> Bu Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer.
MADDE 4. �/b> Bu Kanun hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür.
MİLLİ EĞİTİM BAKANI METİN BOSTANCIOĞLU'NUN KONUŞMASI:
Milli Eğitim Bakanı Bostancıoğlu, öğrenci affına ilişkin yasa önerisi üzerindeki eleştirileri cevaplandırırken, affın üniversite öğrencisi ve öğretim üyesi kalitesini olumsuz yönde etkileyeceğini vurgulayarak, �aliteyi oya feda edersek nasıl AB�e entegrasyondan söz edebiliriz?�dedi.
Bostancıoğlu'nun konuşması şöyle:
Sayın Başkan, kıymetli üyeler; bilindiği gibi, ülkemizde, ekonomik nedenlerle, yükseköğrenim görmeye yoğun bir talep vardır, ortaöğretim sistemindeki yapılanma da bu talebi körüklemektedir. Bugünkü hayat koşulları içerisinde, üniversiteye girmek hem zor hem de pahalıdır.
Ülkelerin en önemli kaynaklarının başında, kaliteli eğitim görmüş insanları gelmektedir. Tüm üretim, yatırım ve eylemin temelinde insan vardır. Kalkınmanın temeli de kaliteli eğitim almış işgücüdür.
Bilginin ve teknolojinin üretilmesinde, paylaşılmasında ve sürekliliğinde, akademik hareketliliğin önemi büyüktür. Yükseköğretimdeki uluslararası hareketlilikle de, ülkelerin, birbirinin eğitimlerini, diploma ve diğer belgelerinin denkliklerini tanımaları arasında çok yakın bir ilişki vardır. Diğer bir deyişle, ülkelerin, kaliteyi koruyarak, yükseköğrenim belgelerinin denkliklerini tanımaları, uluslararası akademik hareketliliğin hem gerçeği hem de gereği olabilmektedir.
Ülkeler arasında başlayan ve büyük bir hızla artacağına inanılan öğrenci değişimi programlarının eşdeğerliliği, eğitimin niteliği gibi konular, uluslararası akreditasyonu da gündeme getirmiştir. Bunların dışında, yükseköğretimde akreditasyonu zorlayan bir etken de, uluslararası ticarî, teknolojik entegrasyondur.
Büyük bir olasıkla, 2000'li yılların mühendis, avukat veya ekonomistleri, doktorları, çokuluslu şirketlerde, hastanelerde, yabancı meslektaşlarıyla bir arada veya yalnızca ulusal değil, uluslararası normlarla görev yapacaklardır. Bütün bu gerçeklerin yapılacak yasal düzenlemelerde göz önünde tutulması gerekir. Bütün bu gerçeklerin, bilhassa, bugün, bu görüştüğümüz kanun teklifi üzerinde, bir defa daha göz önünde tutulması gerekir.
Yükseköğrenimde 1983 yılından 2000 yılına kadar 9 defa değişiklik yapıldığını, hatta son yapılan bir değişiklikle de, devamlılık arz eden affın söz konusu olduğunu milletvekili arkadaşlarım anlattılar.
Yüksek düzeyde akademik başarıyı gerektiren lisansüstü eğitim, dünyanın hemen birçok ülkesinde paralı olmasına karşın, ülkemizde ücretsiz ve bu kademe için verilen süreler diğer ülkelerden daha uzundur. Bunun için, lisansüstü eğitimin aksatılmadan, düzenli, planlı bir şekilde yürütülmesi esastır. Üniversitelerimizde görev alacak adayların dünya standartlarında yetiştirilmesi gerekir.
Bilimsel bir yaklaşımla ele alındığında, ek sınav hakkı verilmesiyle ilgili uygulamalar, yükseköğretimde liyakat ve ehliyet ilkesiyle çelişmekte, eğitimin niteliğini düşürmekte, üniversite özerkliğini zedelemekte, yeni öğrenci kontenjanlarının kısıtlanmasına neden olmakta, üniversite ortamında olumsuz hava yaratmakta ve bütün bunların sonucu olarak ekonomik kayba neden olmaktadır.
Tekliflerle, öğretim üyelerine de bazı muafiyetler getirilmesinin istendiği görülmektedir. Akademik kariyer yapmak bir istek olup, bunun gereklerini yerine getirmek de talep sahiplerinin görevidir. Akademik personelin her yönüyle, diğer ülkelerin üniversitelerinde görev yapan meslektaşlarıyla iletişim içerisinde olmaları, dünya ölçeğinde, alanlarında meydana gelen gelişmeleri ve yayınları izlemeleri kaçınılmazdır. Bu çerçevede değerlendirildiğinde akademik kariyer yapacaklar için belirlenen kriterler, onların dünya ölçeğinde olmalarını hedeflemektedir. Kaliteyi belirleyecek bu kriterlerden vazgeçilmesi, ülkemiz adına kayıp olacaktır sayın milletvekilleri. Bu nedenle, özellikle kamu personeli dil sınavında belirtilen kriterlerin altına inilmesi mümkün görülmemekle birlikte; dil sınavının, yine merkezi sistemle, sağlık bilimleri, sosyal bilimler ve fen bilimleri arasında kategorik bir düzeye tabi tutulacağı düşünülebilir.
Sayın milletvekilleri, bu hafta başlarken, hükümetimizi, devletimizi temsilen, Avrupa Birliğinin Bükreş'te düzenlemiş olduğu Dördüncü Avrupa Birliği Eğitim Bakanları Toplantısına katıldım; pazartesi, salı günü bu toplantı çalışmalarını tamamladı. Avrupa Birliği Eğitim Bakanları Toplantısının konusu, sosyal uyum ve kaliteydi. Biz, üniversite öğrencilerimizin yetiştirilmesinde, Avrupa Birliği ve dünyayla sosyal uyum sağlayamazsak; biz, kaliteyi oya feda edersek, entegrasyondan nasıl söz edeceğiz?! Avrupa Birliği ve dünya standartlarını nasıl gözardı ediyoruz? İstikrar Paktı çerçevesinde, Güneydoğu Avrupa Eğitim Bakanları Toplantısında, ülkemiz, bundan sonra yapılacak Güneydoğu Avrupa Eğitim Bakanları Toplantısına evsahipliği yapmak dileğindedir; o toplantının konusu "kalite" olacaktır.
Şimdi, Türkiye Cumhuriyetinin Millî Eğitim Bakanı olarak, biz, üniversitede yetiştireceğimiz öğrencilerimizin, dünyadaki öğrencilerin kalite seviyesinin altına çekilmesini ve öğretim üyelerinin, dünyadaki öğretim üyelerinin kalitesinin altında olmasını nasıl kabul edebiliriz?
Bütün bunlara rağmen, anladığım ve gördüğüm kadarıyla, bu kanunun çıkması konusunda birkısım arkadaşlarım mutabıklardır; ancak, Millî Eğitim Bakanı olarak, bu görüşlerimi sizlere arz etmeyi görev bildim.
Bostancıoğlu, yasa ile ilgili görüşmelerin tamamlanmasından sonra yaptığı konuşmada da, "Kabul edilen Kanun, 2547 sayılı Yükseköğretim Kanununun bütünlüğünü bozacak unsurlar ihtiva etmiştir. Kabul edilen Kanun, bilim ve kalite adına, Türk üniversitesine, dilerim ki zarar getirmez. Bir tek, belki bir tek olumlu tarafı vardır: Bu kanundan yararlanıp, üniversitelere yeniden kaydedilen ve kazanacağımız gençlerin sayısı çok az da olsa, tek faydalı yanı belki o olacaktır" dedi.
Yasayla 12 Eylül 1980�en 1999-2000 Öğretim yılı sonuna kadar, her ne sebeple olursa olsun, okulla ilişiği kesilen öğrencilere, iki sınav ve bütünleme hakkı verildi.
Yasa, lisans üstü öğrenim gören öğrencilere de yeni sınav hakkı tanıyor, değişiklikle doktor, yardımcı doçent ve doçentlerin kamu personeli dil sınavı yerine, uzmanlık alanına göre yabancı dil sınavını geçme şartı aranacak. Yasada türbanlı öğrencilerin okullara dönüşüne ilişkin olarak da, �ğrenciler yürürlükteki kanun ve kanunlara ilişkin mevzuata uymak zorundadır�hükmü getirildi. Ayrıca not barajları, doktora yeterlilik dil sınavında 50, doçentlik dil sınavında ise 65 olarak belirlendi.
Aftan yararlanmak için, Yasanın yayımı tarihinden itibaren 2 ay içinde ilgili yükseköğretim kurumuna başvurulması gerekiyor.
Milli Eğitim Bakanı Metin Bostancıoğlu, TBMM Genel Kurulu'nda yaptığı konuşmada, affın üniversite öğrencisi ve öğretim üyesi kalitesini olumsuz yönde etkileyeceğini belirterek, "Kaliteyi oya feda edersek nasıl AB�e entegrasyondan söz edebiliriz?", "Kanun, bilim ve kalite adına, Türk üniversitesine, dilerim ki zarar getirmez" dedi.
Öğrenci affı, Türkiye'nin gündemine 1983'de girdi. Bu tarihten sonra 1984, 1986, 1988, 1991, 1993, 1995 ve 1997 yıllarında tekrar öğrenci affına ilişkin yasal düzenlemeler yapıldı.
1991 yılına kadar çeşitli nedenlerle ilişkisi kesilen 185 bin öğrenciden 64 bin 500'ü geri dönmüş, bunların da 40 bin 207'si yeniden üniversiteden ayrılmış. (ANAP İstanbul Milletvekili Ahat Andican'ın konuşmasından)
TBMM'de kabul edilen 4584 sayılı, Öğrenci Affına ilişkin yasa şöyle:
YÜKSEK ÖĞRETİM KANUNUNUN BİR MADDESİNİN DEĞİŞTİRİLMESİ İLE BU KANUNA GEÇİCİ MADDELER EKLENMESİNE DAİR KANUN
Madde 1. - 4.11.1981 tarihli ve 2547 sayılı Yüksek Öğretim Kanununun 24 üncü maddesinin (b) bendinin üç nolu alt bendi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.
3.- Üniversitelerarası Kurulca merkezi sisteme hazırlanacak (sosyal, fen, sağlık gibi) kendi alanlarındaki bir yabancı dil imtihanını başarmış olmak.
MADDE 2. - 4.11.1981 tarihli ve 2547 sayılı Yükseköğretim Kanununa aşağıdaki geçici maddeler eklenmiştir :
GEÇİCİ MADDE 46. �/b> Yükseköğretim kurumlarında; hazırlık ve ara sınıflar dahil bütün sınıflarda ön lisans ve lisans düzeyinde öğrenim yapan öğrencilerden, 12 Eylül 1980 tarihinden 1999-2000 öğretim yılı sonuna kadar, her ne sebeple olursa olsun ilişkileri kesilmiş veya kesilme durumuna gelmiş öğrencilere ilişkilerinin kesilmesine sebep olan bütün dersler için devam, iki sınav ve bütünleme hakkı verilir (Öğrenciler, daha önce başarısız oldukları kaldırılan derslerin yerine kurumlarınca konulacak muadil başka derslerden sınava girerler.) Öğrencilerin bu sınavlarda başarılı olmaları halinde öğrenciliğe intibakları yapılır. Öğrenciler, öğrencilik haklarının devamı için yürürlükteki kanun ve kanunlara uygun ilgili mevzuata uymak zorundadır.
Birinci fıkradaki haklar saklı kalmak kaydıyla, uygulamalı eğitim-öğretim yapan okullardan ayrılan öğrencilere, devam edemedikleri dersler ve uygulamalar için ilgili yükseköğretim kurumunca devam imkânı sağlanır. Bu öğrenciler için yönetmeliklerindeki devam şartını tamamladıktan sonra Kanunun öngördüğü sınav süresi başlar.
Sınıf geçme sistemi uygulayan yükseköğretim kurumlarında en çok üç dersten başarısız olup bir üst sınıfa geçemeyen öğrencilere; üst sınıfa devam etme ve alt sınıfa başarısız oldukları dersler için iki sınav ve bir bütünleme hakkı verilir. Not ortalaması sebebiyle sınıf geçemeyen veya mezun olamayan öğrencilere, istedikleri üç dersten not yükseltmek için bir sınav hakkı tanınır.
2547 sayılı Kanunda öngörülen azamî öğrenim sürelerini doldurdukları için, kurumları ile ilişkileri kesilen öğrencilere; alamadıkları dersler için, bir defaya mahsus olmak üzere devam etme ve sınav hakkı tanınır. Bu öğrencilere normal öğrenim sürelerine ilave olarak iki yıl ek süre verilir. Öğrenimlerine devam eden öğrencilerden dönem veya yıl kaybetme durumunda olanlar da bu haktan yararlanırlar. Bu öğrencilere istemeleri halinde derslere devam hakkı tanınır. Bunlardan ara sınav şartı istenmez. Diğer öğrencilerle birlikte final ve bütünleme sınavlarına girerler.
Sınavlara girecek öğrencilerin hakları, hukuk dışı herhangi bir sebeple engellenemez. Belirtilen müracaat süreleri içerisinde askerlik süresi gelmiş olanlar, bu Kanun hükümlerine göre verilmiş hakları kullandıkları takdirde tecilli sayılırlar. Halen askerlik görevini yapmakta olanların terhislerinden sonraki iki ay içerisinde müracaat hakları saklıdır. Gözlem altında veya tutuklu bulunanlar, bu hallerinin sona ermesini takip eden iki ay içerisinde müracaat ettikleri takdirde, bu Kanun hükümleri çerçevesinde haklarını kullanabilirler.
Üniversitelerin çeşitli bölümlerinde ve konservatuvarlarda dışarıdan bitirme sınavlarına girerek öğrenimlerine devam eden ancak bu sınavların kaldırılması ile okullarını bitirememiş veya başarısız duruma düşmüş öğrenciler de bu Kanunda diğer öğrencilere tanınan sınav haklarından yararlanırlar.
1997-1998 eğitim-öğretim yılından başlamak üzere Gülhane Askerî Tıp Akademisinde okurken bu Kanunun yayımı tarihine kadar her ne sebeple olursa olsun ilişiği kesilmiş olanların (yargıya intikal etmiş ve disiplin suçu nedeniyle ilişiği kesilenler hariç) bu Kanunun yayımı tarihinden itibaren iki ay içerisinde başvurmaları halinde, Yüksek Öğretim Kurulunca, okuyacakları Tıp Fakülteleri belirlenir. Belirlenen Tıp Fakültelerince intibakları yapılan öğrenciler, 2547 sayılı Kanunun geçici 40 ıncı maddesinin ilgili hükümlerinden diğer öğrenciler gibi yararlanırlar.
Yukarıdaki haklardan yararlanmak isteyenlerin bu Kanunun yayımı tarihinden itibaren iki ay içerisinde ilgili yükseköğretim kurumuna başvurmaları şarttır.
GEÇİCİ MADDE 47. �/b> 1988-1989 öğretim yılından 2000 yılı sonuna kadar, lisansüstü öğrenimi görürken, her ne sebeple olursa olsun kurumları ile ilişiği kesilen öğrencilere başarısız olduğu dersler için iki sınav hakkı; yüksek lisans öğrencileri için bir yıl, doktora öğrencileri içinde iki yıl tez hazırlama süresi verilir. Ayrıca 1996-1997 öğretim yılı başlangıç tarihine kadar yabancı dil sınavına giremeyenler ve ilgili kanunun yürürlük tarihine kadar yabancı dil şartını yerine getiremeyerek kaydı silinen öğrenciler, yeniden kayıt yaptırabilirler. Doktora yeterlilik sınavına girebilmek için, yabancı dil sınavında başarısız olanlara üç sınav hakkı tanınır.
Yardımcı doçentlik kadrosunda görev yapan öğretim elemanlarının çalışma sürelerindeki sınırlama kaldırılmıştır.
1996 yılından itibaren yüksek lisans ve doktora yabancı dil sınavında 100 puan üzerinden 50 (elli) ve daha yukarı, doçentlik yabancı dil sınavında ise 65 (altmışbeş) ve daha yukarı puan veya Üniversitelerarası Kurul tarafından kabul edilen ve Yükseköğretim Kurulu tarafından uluslararası alanda geçerli sayılan diğer yabancı dil sınavlarından bunlara denk puan alanlar başarılı sayılırlar.
Lisansüstü öğrencilik sıfatını yeniden kazananlar, bu hakkı kazandıkları tarihten itibaren araştırma görevlisi olanlar, araştırma görevliliği kadrosuna yeniden atanırlar. Çalıştıkları üniversitenin bulunduğu şehir dışındaki başka bir üniversitede lisansüstü eğitim-öğretim programına kayıtlı iken, kayıt-kabul işlemlerinden sonra yürürlüğe, girmiş Yükseköğretim Kurulu karar ve talimatlarına göre kaydı silinenler, bu kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren iki ay içinde müracaat etmeleri halinde öğrenimlerine kaldıkları yerden devam ederler. Bu Kanundan yararlanmak üzere müracaat eden öğrencilerden askerlik erteleme süreleri sona erenlerin askerlikleri, bir defaya mahsus olmak üzere bir yıl daha ertelenir.
1988-1989 öğretim yılından 2000 yılı sonuna kadar; sanatta yeterlilik, Tıp Fakülteleri veya tıpta uzmanlık alanlarında başarısız olanlara, kendi isteği ile ayrılanlara veya eğitimini kesintiye uğratanlara, istemeleri halinde, başarısız oldukları derslerden laboratuvar ve uygulamalı derslere devam ve ayrıca eksik rotasyonlarını tamamlamaları şartı ile iki sınav hakkı tanınır.
Yurt dışına yüksek lisans ve doktora yapmak üzere gönderilen, yurt dışında yüksek lisans ve doktora için kalmaları gereken süre içerisinde her ne sebeple olursa olsun çalışmanın hangi aşamasında olursa olsun Türkiye�e dönmüş veya çağrılmış olanlar veya yurt dışında kalması gereken süre dolduğu için geri gelmek zorunda kalan ve Türkiye�e görevleri ile ilişkileri kesilen öğrencilere iki, doktora eğitimi için dört yarı yıl Yükseköğretim Kurulunun Türkiye�e belirleyeceği üniversitelerde öğrenimlerine devam hakkı tanınır.
Yukarıdaki haklardan yararlanmak isteyenlerin bu Kanunun yürürlük tarihinden itibaren kurumlarına iki ay içerisinde müracaatları şarttır.
GEÇİCİ MADDE 48. �/b> 1989-1990 eğitim-öğretim yılı başından, bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihe kadar, yükseköğretim kurumlarının hazırlık sınıfı, önlisans ve lisans eğitim-öğretim programları ile yüksekokulların herhangi bir sınıfında kayıtlı öğrencilerin, 2547 sayılı Yüksek Öğretim Kanunu ve bu Kanuna atıf yapan Yüksek Öğretim Kurumları Öğrenci Disiplin Yönetmeliği hükümlerine göre aldıkları disiplin cezaları, bütün sonuçları ile kaldırılmıştır. Bunların sicil dosyalarındaki cezaî kayıtlar, ilgililerin müracaatı aranmaksızın dosyalarından çıkarılır.
MADDE 3. �/b> Bu Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer.
MADDE 4. �/b> Bu Kanun hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür.
MİLLİ EĞİTİM BAKANI METİN BOSTANCIOĞLU'NUN KONUŞMASI:
Milli Eğitim Bakanı Bostancıoğlu, öğrenci affına ilişkin yasa önerisi üzerindeki eleştirileri cevaplandırırken, affın üniversite öğrencisi ve öğretim üyesi kalitesini olumsuz yönde etkileyeceğini vurgulayarak, �aliteyi oya feda edersek nasıl AB�e entegrasyondan söz edebiliriz?�dedi.
Bostancıoğlu'nun konuşması şöyle:
Sayın Başkan, kıymetli üyeler; bilindiği gibi, ülkemizde, ekonomik nedenlerle, yükseköğrenim görmeye yoğun bir talep vardır, ortaöğretim sistemindeki yapılanma da bu talebi körüklemektedir. Bugünkü hayat koşulları içerisinde, üniversiteye girmek hem zor hem de pahalıdır.
Ülkelerin en önemli kaynaklarının başında, kaliteli eğitim görmüş insanları gelmektedir. Tüm üretim, yatırım ve eylemin temelinde insan vardır. Kalkınmanın temeli de kaliteli eğitim almış işgücüdür.
Bilginin ve teknolojinin üretilmesinde, paylaşılmasında ve sürekliliğinde, akademik hareketliliğin önemi büyüktür. Yükseköğretimdeki uluslararası hareketlilikle de, ülkelerin, birbirinin eğitimlerini, diploma ve diğer belgelerinin denkliklerini tanımaları arasında çok yakın bir ilişki vardır. Diğer bir deyişle, ülkelerin, kaliteyi koruyarak, yükseköğrenim belgelerinin denkliklerini tanımaları, uluslararası akademik hareketliliğin hem gerçeği hem de gereği olabilmektedir.
Ülkeler arasında başlayan ve büyük bir hızla artacağına inanılan öğrenci değişimi programlarının eşdeğerliliği, eğitimin niteliği gibi konular, uluslararası akreditasyonu da gündeme getirmiştir. Bunların dışında, yükseköğretimde akreditasyonu zorlayan bir etken de, uluslararası ticarî, teknolojik entegrasyondur.
Büyük bir olasıkla, 2000'li yılların mühendis, avukat veya ekonomistleri, doktorları, çokuluslu şirketlerde, hastanelerde, yabancı meslektaşlarıyla bir arada veya yalnızca ulusal değil, uluslararası normlarla görev yapacaklardır. Bütün bu gerçeklerin yapılacak yasal düzenlemelerde göz önünde tutulması gerekir. Bütün bu gerçeklerin, bilhassa, bugün, bu görüştüğümüz kanun teklifi üzerinde, bir defa daha göz önünde tutulması gerekir.
Yükseköğrenimde 1983 yılından 2000 yılına kadar 9 defa değişiklik yapıldığını, hatta son yapılan bir değişiklikle de, devamlılık arz eden affın söz konusu olduğunu milletvekili arkadaşlarım anlattılar.
Yüksek düzeyde akademik başarıyı gerektiren lisansüstü eğitim, dünyanın hemen birçok ülkesinde paralı olmasına karşın, ülkemizde ücretsiz ve bu kademe için verilen süreler diğer ülkelerden daha uzundur. Bunun için, lisansüstü eğitimin aksatılmadan, düzenli, planlı bir şekilde yürütülmesi esastır. Üniversitelerimizde görev alacak adayların dünya standartlarında yetiştirilmesi gerekir.
Bilimsel bir yaklaşımla ele alındığında, ek sınav hakkı verilmesiyle ilgili uygulamalar, yükseköğretimde liyakat ve ehliyet ilkesiyle çelişmekte, eğitimin niteliğini düşürmekte, üniversite özerkliğini zedelemekte, yeni öğrenci kontenjanlarının kısıtlanmasına neden olmakta, üniversite ortamında olumsuz hava yaratmakta ve bütün bunların sonucu olarak ekonomik kayba neden olmaktadır.
Tekliflerle, öğretim üyelerine de bazı muafiyetler getirilmesinin istendiği görülmektedir. Akademik kariyer yapmak bir istek olup, bunun gereklerini yerine getirmek de talep sahiplerinin görevidir. Akademik personelin her yönüyle, diğer ülkelerin üniversitelerinde görev yapan meslektaşlarıyla iletişim içerisinde olmaları, dünya ölçeğinde, alanlarında meydana gelen gelişmeleri ve yayınları izlemeleri kaçınılmazdır. Bu çerçevede değerlendirildiğinde akademik kariyer yapacaklar için belirlenen kriterler, onların dünya ölçeğinde olmalarını hedeflemektedir. Kaliteyi belirleyecek bu kriterlerden vazgeçilmesi, ülkemiz adına kayıp olacaktır sayın milletvekilleri. Bu nedenle, özellikle kamu personeli dil sınavında belirtilen kriterlerin altına inilmesi mümkün görülmemekle birlikte; dil sınavının, yine merkezi sistemle, sağlık bilimleri, sosyal bilimler ve fen bilimleri arasında kategorik bir düzeye tabi tutulacağı düşünülebilir.
Sayın milletvekilleri, bu hafta başlarken, hükümetimizi, devletimizi temsilen, Avrupa Birliğinin Bükreş'te düzenlemiş olduğu Dördüncü Avrupa Birliği Eğitim Bakanları Toplantısına katıldım; pazartesi, salı günü bu toplantı çalışmalarını tamamladı. Avrupa Birliği Eğitim Bakanları Toplantısının konusu, sosyal uyum ve kaliteydi. Biz, üniversite öğrencilerimizin yetiştirilmesinde, Avrupa Birliği ve dünyayla sosyal uyum sağlayamazsak; biz, kaliteyi oya feda edersek, entegrasyondan nasıl söz edeceğiz?! Avrupa Birliği ve dünya standartlarını nasıl gözardı ediyoruz? İstikrar Paktı çerçevesinde, Güneydoğu Avrupa Eğitim Bakanları Toplantısında, ülkemiz, bundan sonra yapılacak Güneydoğu Avrupa Eğitim Bakanları Toplantısına evsahipliği yapmak dileğindedir; o toplantının konusu "kalite" olacaktır.
Şimdi, Türkiye Cumhuriyetinin Millî Eğitim Bakanı olarak, biz, üniversitede yetiştireceğimiz öğrencilerimizin, dünyadaki öğrencilerin kalite seviyesinin altına çekilmesini ve öğretim üyelerinin, dünyadaki öğretim üyelerinin kalitesinin altında olmasını nasıl kabul edebiliriz?
Bütün bunlara rağmen, anladığım ve gördüğüm kadarıyla, bu kanunun çıkması konusunda birkısım arkadaşlarım mutabıklardır; ancak, Millî Eğitim Bakanı olarak, bu görüşlerimi sizlere arz etmeyi görev bildim.
Bostancıoğlu, yasa ile ilgili görüşmelerin tamamlanmasından sonra yaptığı konuşmada da, "Kabul edilen Kanun, 2547 sayılı Yükseköğretim Kanununun bütünlüğünü bozacak unsurlar ihtiva etmiştir. Kabul edilen Kanun, bilim ve kalite adına, Türk üniversitesine, dilerim ki zarar getirmez. Bir tek, belki bir tek olumlu tarafı vardır: Bu kanundan yararlanıp, üniversitelere yeniden kaydedilen ve kazanacağımız gençlerin sayısı çok az da olsa, tek faydalı yanı belki o olacaktır" dedi.