Mephistophelés
Bronz Üye
-
- Katılım
- Eylül 10, 2012
-
- Mesajlar
- 3,744
-
- Tepkime puanı
- 2
-
- Puanları
- 293
-
- Yaş
- 48
Öfkenin nasıl bir duygu olduğunu ve neler yaptırabileceğini çoğu insan iyi bilir. Öfke, genel olarak normal ve sağlıklı bir tepki olsa da kontrolden çıktığında ve insanı yıkıcı davranışlara sürüklediğinde hayat kalitesini olumsuz etkiler. İnsan kendini önden görülmez, güçlü bir duygu tarafından teslim alınmış gibi hissedebilir. Öfkeyi anlamak, onu kontrol edebilmek için önemli bir adımdır.
Öfke hafif bir kıpırtıdan yoğun hiddete varabilen duygusal bir durumdur. Diğer duygularda olduğu gibi, öfke yaşarken belli fizyolojik ve biyolojik değişimler gerçekleşir: kalbin atış hızı ve kan basıncı artar, adrenalin ve noradrenalin seviyelerinde de artış görülür. Öfke duygusunun oluşumunda, insanın çevresinde olan bitenleri nasıl yorumladığı ve kişisel anlamlandırma süreci rol oynar. Belli bir durum herkesin içinde öfke doğurmadığı gibi, her öfkelenen aynı tepkileri vermez. Dolayısıyla öfke duygusunun ortaya çıkışı ve yaşanış biçimi kişisel bir durumdur.
Öfkeyi İfade etmek
Öfkeyi ifade etmenin en dürtüsel biçimi agresif davranışlardır. Öfke, evrimsel açıdan bakıldığında tehditlere verilen doğal bir tepki olduğundan, yoğun, agresif ve güçlü bir şekilde ifade edilerek kişinin savaşmasını veya kendini müdafasını kolaylaştırır. Dolayısıyla hayatta kalabilmek için gerekli olmuştur.
Diğer taraftan her öfke uyandıran insan veya duruma bu şekilde saldırılmaz. Kanunlar, sosyal normlar ve sağduyu öfkenin insanı götürebileceği noktalara sınır koyar.
İnsanlar, öfke yaşarken bilinçli ve bilinçdışı farklı süreçler yaşarlar. Agresifleşmeden kararlı bir şekilde ifade etmek, öfkenin genel olarak en bilinçli dışa vuruş biçimidir. Ancak bunun için kişinin duygusal ve düşünsel süreçlerini iyi tanıması, ihtiyaçlarının farkında olması, kendini sakinleştirebilmesi ve kişiler arası ilişkilerinde belli ölçülerde hassas olabilmesi gerekmektedir. Bu süreçte sadece dışarı yönelen kızgın davranış değil, içsel tepkiler de kontrol altına alınmaktadır. Kişi haksızlığa uğrayıp öfkelendiğinde kendini savunmanın, kendine ve başkalarına saygı duyan herkesin hakkı olduğunu bilir.
Öfke, yüzleşilmediğinde bilinçdışına itilerek yön değiştirebilir. Buradaki tehlike öfkenin dışarıda ifade bulamaması ve içe yönelmesidir. İnsanın kendine yönelen öfkesi aşırı tansiyon, çarpıntı veya depresyon gibi farklı rahatsızlıklarla ilişkili olabilir. İfade edilmeyen öfke farklı davranış sorunları da doğurabilir. Pasif-agresif davranış biçimi öfkenin patolojik ifadelerinden biridir. Öfkesini doğrudan iletmeyen bazı kişiler, insanları sorunun kökeniyle yüzleştirmek yerine dolaylı agresif davranışlarda bulunurlar. Başkalarını sürekli olarak eleştiren ve alaycı davranan insanlar öfkelerini yapıcı bir şekilde ifade etmeyi öğrenmemiş kişilerdir. Bu kişiler, olgun ve sağlıklı ilişkiler devam ettirmekte zorlanırlar.
Öfke hafif bir kıpırtıdan yoğun hiddete varabilen duygusal bir durumdur. Diğer duygularda olduğu gibi, öfke yaşarken belli fizyolojik ve biyolojik değişimler gerçekleşir: kalbin atış hızı ve kan basıncı artar, adrenalin ve noradrenalin seviyelerinde de artış görülür. Öfke duygusunun oluşumunda, insanın çevresinde olan bitenleri nasıl yorumladığı ve kişisel anlamlandırma süreci rol oynar. Belli bir durum herkesin içinde öfke doğurmadığı gibi, her öfkelenen aynı tepkileri vermez. Dolayısıyla öfke duygusunun ortaya çıkışı ve yaşanış biçimi kişisel bir durumdur.
Öfkeyi İfade etmek
Öfkeyi ifade etmenin en dürtüsel biçimi agresif davranışlardır. Öfke, evrimsel açıdan bakıldığında tehditlere verilen doğal bir tepki olduğundan, yoğun, agresif ve güçlü bir şekilde ifade edilerek kişinin savaşmasını veya kendini müdafasını kolaylaştırır. Dolayısıyla hayatta kalabilmek için gerekli olmuştur.
Diğer taraftan her öfke uyandıran insan veya duruma bu şekilde saldırılmaz. Kanunlar, sosyal normlar ve sağduyu öfkenin insanı götürebileceği noktalara sınır koyar.
İnsanlar, öfke yaşarken bilinçli ve bilinçdışı farklı süreçler yaşarlar. Agresifleşmeden kararlı bir şekilde ifade etmek, öfkenin genel olarak en bilinçli dışa vuruş biçimidir. Ancak bunun için kişinin duygusal ve düşünsel süreçlerini iyi tanıması, ihtiyaçlarının farkında olması, kendini sakinleştirebilmesi ve kişiler arası ilişkilerinde belli ölçülerde hassas olabilmesi gerekmektedir. Bu süreçte sadece dışarı yönelen kızgın davranış değil, içsel tepkiler de kontrol altına alınmaktadır. Kişi haksızlığa uğrayıp öfkelendiğinde kendini savunmanın, kendine ve başkalarına saygı duyan herkesin hakkı olduğunu bilir.
Öfke, yüzleşilmediğinde bilinçdışına itilerek yön değiştirebilir. Buradaki tehlike öfkenin dışarıda ifade bulamaması ve içe yönelmesidir. İnsanın kendine yönelen öfkesi aşırı tansiyon, çarpıntı veya depresyon gibi farklı rahatsızlıklarla ilişkili olabilir. İfade edilmeyen öfke farklı davranış sorunları da doğurabilir. Pasif-agresif davranış biçimi öfkenin patolojik ifadelerinden biridir. Öfkesini doğrudan iletmeyen bazı kişiler, insanları sorunun kökeniyle yüzleştirmek yerine dolaylı agresif davranışlarda bulunurlar. Başkalarını sürekli olarak eleştiren ve alaycı davranan insanlar öfkelerini yapıcı bir şekilde ifade etmeyi öğrenmemiş kişilerdir. Bu kişiler, olgun ve sağlıklı ilişkiler devam ettirmekte zorlanırlar.